1. Blog
  2. Bipolar Bozukluk Nedir?

Bipolar Bozukluk Nedir?

  • Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
  • Mani Dönem Belirtileri
  • Depresif Dönem Belirtileri
  • Bipolar Rahatsızlık Nedenleri Nelerdir?
  • Genetik Faktörler
  • Biyolojik Faktörler
  • Çevresel Faktörler
  • Bipolar Bozuklukta Mani Dönem
  • Bipolar Bozuklukta Depresif Dönem
  • Bipolar Bozukluk Yaşayan Kişilerin Günlük Hayatları Nasıldır?
  • Bipolar Bozukluğa Sahip Olan Bireyler Destek Almalı Mıdır?
  • Bipolar Bozukluk
  • Bipolar Nedir?
  • Bipolar Bozukluk Kimlerde Görülebilir?
  • Bipolar Bozukluğun İki Ucu
  • Bipolar Bozukluk Nedenleri Nelerdir?
  • Bipolar Bozukluk ile Beraber Gözlemlenebilen Hastalıklar
  • Cinsel İşlev Bozukluklarında Bipolar Bozukluk Nasıl Etki Gösterir?
  • Uyku Bozuklukları Bipolar Bozukluğa Bağlı Olarak Görülür Mü?
  • Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?
  • Günlük Hayatta Bipolar Bozukluk
  • Evlilikte Bipolar Bozukluk
  • Bipolar Bozukluk ve Evliliğin Bireysel Yönü
  • İş ve Okul Hayatında Bipolar Bozukluk
  • Arkadaş İlişkilerinde Bipolar Bozukluk
  • Bipolar Bozukluğun Tanı Yöntemleri Nelerdir?
  • Bipolar Bozukluğun Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
  • Bipolar Bozukluğun Ataklarının Başlangıcına Dair İpuçları
  • Çocuklarda Bipolar Bozukluk Mümkün mü?
  • Bipolar Bozukluğun Ergenlik ve Genç Yetişkinlik Dönemindeki Etkileri
  • Bipolar Bozukluğa Sahip Hastalar İçin Öneriler
  • Bipolar Bozuklukta Gözlemlenen Dönemler:
  • Bipolar Bozukluk Belirtileri:
  • Bipolar Bozukluğun Nedenleri:
  • Bipolar Bozukluğun Sonuçları
  • Bipolar Bozukluğunda Kullanılan Tedavi Yöntemleri
  • Sıkça Sorulan Sorular
  • Bipolar Bozukluk Tedavi Edilebilir mi?


Bipolar bozukluk genellikle uçlarda yaşanan ani ruh hali değişimleri ile tanımlanır ve teşhis edilebilir. Gözlem yoluyla kişilerin ruh hallerinin ve duygu durumlarının nasıl olduğu ya da değiştiği izlenebilir. Tanı konulacağı zaman psikologların en çok dikkat ettiği şeylerden biri ani ruh hali değişimleri ve bu ruh hali değişimlerinin nasıl yaşandığıdır.


Uçlarda yaşanan duygu değişimleri kişilerin hayatlarını ciddi şekilde etkileyebilir. Okul ve iş ortamlarında bipolar bozukluk kişilerin çalışma durumlarını da etkileyebilir. Ayrıca bireylerin arkadaşlık gibi bireysel ilişkileri de bipolar bozukluk nedeniyle olumsuz şekilde etkilenebilir. Bu rahatsızlığa sahip olan bireyler ayrıca romantik ilişkilerini de sağlıklı şekilde ilerletmekte oldukça büyük zorluk yaşarlar. Bunun en büyük sebebi ise bipolar bozukluk nedeniyle ruh durumlarının ani değişiklikler içinde olmasıdır. İkili romantik ilişkilerin ise bu şekilde sağlıklı yürümesi genellikle pek mümkün olmamaktadır.


Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Bipolar bozukluğun iki dönemi vardır. Biri mani, biri de depresif dönemdir. Mani dönemi kişinin uç şekilde mutlu olduğu ve aktif şekilde hareket ettiği dönemdir. Depresif dönemde ise bireyler aşırı keyifsizlik içindedir ve herhangi bir şeyi yapmaya isteksizdir.


Mani Dönem Belirtileri

  • Aşırı neşeli ruh hali
  • Hiperaktivite
  • Daha az uyku isteği
  • Cinsel dürtülerde artış
  • Aşırı özgüven
  • Halüsinasyon görme
  • Hızlı konuşma
  • Yaratıcılık
  • Sabırsız hareketlerde bulunma
  • Çok ve sürekli para harcama


Depresif Dönem Belirtileri

  • Yorgunluk hissetme
  • Aşırı keyifsizlik
  • Huzursuzluk
  • Umutsuzluk
  • İştahsızlık
  • Azalan cinsel istek
  • İntihar düşünceleri
  • Aktivitede bulunmada isteksizlik
  • Sanrılar görme
  • Suçluluk hissetme
  • Olaylara ve durumlara odaklanmada zorluk çekme


Bu durumların tamamı ve daha fazlası bir bipolar rahatsızlığa sahip bireyde görülebilir. Bireyler bu duygu durumlarına en uç şekilde yaşar. Örneğin, gün içerisinde her birey umutsuz ya da keyifsiz olabilir ve ardından neşeli bir eylemde bulunabilir. Bunlar normal durumlardır ancak kişi intihara eğilim gösterecek derecede keyifsiz, huzursuz ve mutsuz ise aniden uç şekilde neşeli eylemlerde bulunuyorsa bu durum duygu durum değişikliklerinde normale uygun olmayan bir görünüştür.


Kişiler genellikle aniden değişen ruh hallerinin farkına varmazlar. Bu onlara çok normal gelir ve bir anda uç şekilde üzüntü içindeyken hemen ardından uç şekilde neşeli hale gelebilirler. Bu durum ise rahatsızlığı yaşayan kişiye hiç garip gelmez. Bu durumu ancak bipolar rahatsızlığa sahip olan kişilerin çevresindekiler fark edebilir. Böyle bir durum göze çarptığı zaman da kişiler psikoloğa yönlendirilmelidir ve destek almaları sağlanmalıdır.


Bipolar Rahatsızlık Nedenleri Nelerdir?

Bipolar rahatsızlık pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir ya da tetiklenebilir. En önemli etken ise biyolojik etkenlerdir. Genetik faktörleri, çevresel faktörler de biyolojik faktörler bipolar bozukluğun gelişmesinde ve ilerlemesinde oldukça büyük öneme sahiptir.


Genetik Faktörler

Eğer birinci dereceden akrabalarda bipolar bozukluk rahatsızlığı var ise kişilerde olma olasılığı da yüksektir çünkü genler ile taşınan bir rahatsızlıktır. Ayrıca bu durum çeşitli tetikleyiciler ile de tetiklenirse bipolar bozukluk durumunun çok daha etkili şekilde görülmesi mümkündür.


Biyolojik Faktörler

Nörotransmiterlerdeki dengesizliğe bağlı olarak bipolar bozukluk durumunun meydana gelmesi mümkündür. Beyinde oluşacak olan kimyasal dengesizlik sonucunda bipolar bozukluğun meydana gelmesi ve gelişim göstermesi mümkündür. Bu durum da kişinin kendi biyolojik durumu da bipolar bozuklukta oldukça etkili bir faktördür.


Çevresel Faktörler

Bipolar bozukluk, pek çok farklı çevresel faktöre bağlı şekilde tetiklenebilir ve ortaya da çıkabilir. Bu çevresel faktörler şunlar olabilir:

  • Fiziksel, cinsel ya da duygusal istismarlar
  • Sevilen birinin kaybı
  • Bir ilişinin bitmesi
  • Aile içi şiddet
  • Beyin travmaları
  • Okul ya da iş ortamında yaşanan şiddetli gerginlikler ya da olumsuz durumlar
  • Çeşitli yaşam değiştirici olaylar


Bu faktörlerden tamamı bipolar bozukluğun gelişmesinde ve ortaya çıkmasında oldukça etkili şekilde rol alır. Özellikle de yaşanan travmatik olaylar bipolar bozuklukların ortaya çıkmasında büyük bir etkiye sahiptir. Aile içinde yaşanan olumsuz durumlar ve şiddet gibi olaylar bipolar bozukluk için küçük yaştan itibaren bir tetikleyici rolü alır. Ayrıca farklı çevresel faktörler de bipolar bozukluğun tetiklenmesine neden olmaktadır.


Bipolar Bozuklukta Mani Dönem

Bipolar bozukluk yaşayan bireyler mani dönemde çok neşeli ve enerji dolu olmaları ile bilinir. Bu dönem oldukça aktif geçen bir dönemdir ve bireyler gerçek anlamda neşe dolu hareket ederler. Normal bir insandan çok daha hareketli ve neşeli şekilde geçirilen bu dönem herhangi bir probleme neden olmayacak gibi görülse de kişilerin ani kararlar almasında neden olabilecek bir dönemdir. Bireyler maddi ve manevi anlamda çok ani kararlar ile belki de hayatlarını değiştirebilirler. Bu mani durumunda para harcamaktan ve yeni planlar yapmaktan, hatta o planları hayata geçirmek için uğraşmaya başlayan bipolar rahatsızlığına sahip bireyler genellikle oldukça normal görünür.


Bipolar Bozuklukta Depresif Dönem

Bipolar bozuklukta yaşanan depresif dönem, hemen hemen herkesin yaşadığı depresif dönemlere benzemez. Bipolar bozukluğa sahip olan kişilerin yaşadığı depresif dönem genel anlamda çok daha şiddetli bir dönemdir. Bu dönemlerde bipolar rahatsızlığına sahip olan kişiler halüsinasyonlar görebilir, intihar düşüncesi üzerine yoğunlaşabilir ya da çeşitli şekillerde bazı düşüncelere karşı aşırı takıntılı olabilir. Her şeye karşı aşırı keyifsiz şekilde hareket edebilen bireyler bu dönemde günlük faaliyetlerini bile yapmakta zorlanır çünkü aşırı keyifsiz bir ruh haline girebilirler.


Bipolar Bozukluk Yaşayan Kişilerin Günlük Hayatları Nasıldır?

Bipolar bozukluğa sahip olan kişiler her gün mani ya da depresif dönemde olmak zorunda değildir. Bazen çok normal geçen uzun günlerin ardından aniden depresif döneme girilebilir. Bazen de mani dönem gelebilir. Bu dönemler genellikle belli tetikleyiciler ile tetiklenir. Günlük hayatta yaşanan sıkıntılar bu durumların en önemli tetikleyicileridir.


Günlük hayatta özellikle de iş ve okul ortamlarında işlere ya da derslere odaklanmakta zorlanan bipolar bozukluğa sahip bireyler okuldan ya da işten ayrılma kararı alabilir. Kişiler özellikle de depresif dönemde daha az sosyal hale gelirler, fevri kararlar vererek hayatlarında büyük değişiklikler yapabilirler ya da intihar düşüncelerini gerçekleştirmek için harekete geçebilirler. Kişilerin hayat kaliteleri de bu rahatsızlığa bağlı olarak bu şekilde büyük ölçüde düşmektedir.


Bipolar Bozukluğa Sahip Olan Bireyler Destek Almalı Mıdır?

Bipolar bozukluğa sahip olan bireylerin destek alması gerekmektedir çünkü bu rahatsızlık ilerledikçe çok daha şiddetli şekilde mani ve depresif dönemler yaşanmaktadır. Bu dönemlerin de şiddetli şekilde geçirilmesi demek bireylerin günlük hayatlarının ve ilişkilerinin bu durumdan ciddi şekilde etkilenmesi anlamına gelir. Böyle olduğu zaman ilişkiler bozulabilir, birey yalnız kalabilir, okul ve iş hayatından olabilir ve hayatında daha pek çok şey farklı yönde ilerleyebilir. Bu dönemlerin uçlarda yaşanması pek çok şekilde bireyin kendisini de etkiler, yıpratır.


Bireyler bu uç şekilde gelişen ruh hali değişimlerinin farkına varmayabilir ancak çevrelerindeki kişiler onlara destek olarak ve onları yönlendirerek psikolojik destek almalarını sağlayabilir. Yapılan çeşitli terapiler yardımıyla bireylerin ani duygu değişikliklerinin sıklığı azaltılabilir ya da tamamen ortadan kaldırılabilir. Bu dönemlerin gelmemesi amaçlanır ve mani döneme de depresif döneme de engel olmak asıl amaçtır. Gerekirse bireylerde ilaç tedavisi de uygulanabilir. 


Duygulanım bozuklukları çok eski çağlardan bugünlere dek bilinmektedir. Oldukça eski zamanlara yönelik araştırmalarda kişilerde ortaya çıkan yoğun depresyon ve taşkınlık belirtilerinin ifade edildiği görülmektedir. Melankoliyi ya da duygulanım bozukluğunu ilk olarak Hipokrat kullanmış ve bunun sebebini “kara safra”ya bağlamıştır. Eski Yunanlılarda da duygudurum bozukluğuyla ilgili tanımlar mevcuttur. Süregelen zamanda ise 1980 yılında DSM Tanı El Kitabına “bipolar bozukluk” eklenmiştir.


Bipolar kişilik bozukluğu genellikle uçlarda yaşanan ani ruh hali değişimleri ile tanımlanır ve teşhis edilebilir. Kişide meydana gelen kaygı, bunaltı, korku, stres, kin, öfke, üzüntü neşe gibi duygulanım tepkiler oluşmaktadır. Normal süreçte kişilerdeki bu duygulanım değişimi normal olarak kabul edilir. Ancak bu duyguların uzun sürmesi, aşırıya kaçması ve uygun olmayan davranışlar şeklinde kendini göstermesi bu konuda dikkat edilmesi gereken özellikler arasında yer almaktadır. Gözlem yolu ile kişilerin ruh hallerinin ve duygu durumlarının nasıl olduğu ya da değiştiği iyi şekilde izlenebilir. Tanı kısmında psikiyatristlerin en çok dikkat ettiği konuların başında duygu değişimlerinin nasıl ortaya çıktığı ve sıklıkla gerçekleştiğidir.


Uçlarda yaşanan duygu değişimleri kişilerin hayatlarını ciddi şekilde etkileyebilir. Okul ve iş ortamlarında bipolar bozukluk kişilerin çalışma durumlarını da etkileyebilir. Ayrıca bireylerin arkadaşlık, romantik ilişkiler, ebeveynlik ilişkileri gibi bireysel ilişkileri de bipolar bozukluk nedeniyle olumsuz şekilde etkilenebilir. Bu rahatsızlığa sahip olan bireyler ayrıca romantik ilişkilerini de sağlıklı şekilde ilerletmekte oldukça büyük zorluk yaşarlar. Bunun en büyük sebebi ise bipolar bozukluk nedeniyle ruh durumlarının ani değişiklikler içinde olmasıdır. İkili romantik ilişkilerin ise bu şekilde sağlıklı yürümesi genellikle pek mümkün olmamaktadır.


Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluk durumunu iki uçlu duygudurum bozukluğu olarak ifade ederiz. Bipolar bozukluk depresif ve manik ya da hipomanik dönemlerle ortaya çıkar. Bazı zamanlarda ise kişi bu dönemler arasında tamamen normal duygular da gösterir.


Ancak şunu unutmayalım ki kontrol altına alınmadığında bipolar bozukluk kişinin yaşamında işlev kaybına neden olur. Bu işlev bozuklukları önemli kayıplara neden olur. Kişinin bu tür duygu değişimleriyle nasıl baş ettiği tamamen bireysel bir durumdur. Bazı tanı almış kişilerde belirtiler çok yoğun ve ağır olarak ortaya çıkar.


Bazı durumlarda ise alınan psikolojik destek ve ilaçlı tedaviye bağlı olarak çok daha hafif şekilde ortaya çıkar. Özetleyecek olursak; bipolar bozukluk belli bir düzen olmaksızın kendini yenileyen ve kişini hayatında bozulmaya neden olan duygudurum bozukluğudur.


Bipolar Nedir?

Duygulara yönelik yapılan gözlemler eski çağlardan beri devam eder. Melankoli tanımı melasl ve kole sözcüklerinden gelir. Melals ; siyah , kole ise safra anlamına gelir. Eski çağlarda vücuttaki sarı safranın artması sonucu kişilerin coşkulu davrandığı ortaya çıkmıştır.


Bu durum ise “mani” dönemi olarak ifade edilmiştir. Bipolar 1800’lü yıllardan 1900’lü yıllara kadar farklı farklı ele alınmıştır. Ancak 1976 yılında Dunner hastalığı Bipolar 1 ve Bipolar 2 olarak iki alt tipe ayırmıştır. Böylece Bipolar tanımı net olarak ele alınmaya başlanmıştır.


Bipolar Bozukluk Kimlerde Görülebilir?

Ülkemizdeki araştırmalarda bipolar bozukluğun başlangıç yaşı 23 ile 28 arasında değişmektedir. Avrupa’da yapılan çalışmalarda ise başlangıç yaşı %33 olarak 15 yaş altı,, %27 olarak 15-19 yaş arası, %39 olarak ise 20 yaş ve üstü olarak ifade edilmiştir. Bu noktadaki değişiklikler yapılan araştırmalar ve kullanılan örneklemlere göre değişim göstermektedir. Ancak bu konularda daha fazla araştırma yapılmasına ihtiyaç vardır. Yapılan son çalışmalar bipolar bozukluğun başlangıç yaşını 20 olarak kabul etmektedir. Bu konudaki en önemli bulgu ise ailede bipolar bozukluk tanısı olan kişilerin bipolar bozuklukla ilgili belirtiler gösterdiğinde tanı sürecinin 10 yıl daha erken olabilmesidir. Yani ailesinde bipolar kişilik bozukluğu olan biri varsa, başka birinde bu belirtilerin görülmesi daha kolay tespit edilmektedir. Çünkü aile hastalığa yönelik bir bakış açısı kazanmıştır.


Bipolar bozukluk tanısı almış kişilerin genelde daha önce farklı ve yanlış tanılar alarak tedavilerine başlandığı ifade edilmektedir. Bu kişiler genellikle depresyon, anksiyete bozukluğu, kişilik bozukluğu ya da alkol ve madde kullanım bozukluğuyla ilgili tedavi görmektedirler.


Bipolar bozukluğun cinsiyetler arasında dağılımında anlamlı bir fark mevcut değildir. Ancak tedavi sürecinde ortaya çıkan durumlar netleştirildiğinde bazı farklılıklar da ortaya çıkmaktadır. Erkeklerde manik kaymanın, ek tıbbi problemlerin, alkol ve madde kullanımının erkeklerde daha fazla olduğu , kadınlarda ise psikotik özelliklerin daha fazla ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Hatta kadınlarda yaş ilerledikçe depresif dönemlerin sıklığı da artmaktadır. Bazı çalışmalarda depresif dönem geçirmeden manik dönem geçiren erkeklerin oranı %39 olarak ifade edilirken bu oran kadınlar ise sadece %4 olarak ifade edilmiştir. Kadınlarda depresyonda geçirilen sürenin daha fazla olduğu ifade edilmektedir.


Erkeklerde kadınlara göre hastalığın 4-5 yaş daha erken başladığı ve tespit edildiği ifade edilmektedir. Yapılan çalışmalarda bipolar bozukluğun ırksal anlamda bir farklılık göstermediği de ifade edilmiştir. Hastalığın genetik tarafı burada en dikkat edilmesi gereken konu olarak dikkatimizi çekmektedir.


Hastalığın mevsimsel bir tarafı da mevcuttur. Manilerin genelde yaz aylarında, depresif belirtilerin ise genelde bahar aylarında ortaya çıktığı da ifade edilmektedir. Yapılan çalışmalarda bipolar kişilik bozukluğuna sahip bireylerin %25-50’sinin yaşamlarında en az bir kere özkıyım girişimi gösterdikleri ifade edilmiştir.


Bipolar Bozukluğun İki Ucu

Bipolar bozukluğun iki farklı ucundan söz etmek mümkündür. Bu iki uç birbirinden büyük ölçüde farklıdır ve genellikle birbirlerinin çıkmasında bile tetikleyici olduklarını söylemek mümkündür. Bu nedenle de aslında iki dönemin de gösterdiği belirtilerin bir diğer dönemin görülme durumu üzerinde önemli derecede etkili olduğu söylenebilir. Mani dönem ve depresif dönem temelde bipolar bozukluğun iki farklı ucudur ve biri diğerine göre daha neşeli ve hareketli şekilde gerçekleşirken diğerinin ciddi anlamda depresyona yakın bir dönem olduğunu söylemek mümkündür. Bu iki ucun hangi aralıklarda ve ne zaman görülebileceği bilinmediği için de bipolar bozukluk içinde olan kişinin herhangi bir duygu durumunu yaşaması mümkündür.


Bipolar Bozukluklarda Mani Dönem

Bipolar bozukluğun iki farklı dönemi vardır ve bunlar mani dönem ile depresif dönem olarak adlandırılır. Mani dönemin genel anlamda olumlu bir duruşu vardır. Birey çok enerjik, mutlu ve neşeli olabilir. Farklı konularda istekli ve enerji dolu görünmesi mümkündür. Bu dönemde kişi çok para harcama eğilimi gösterebilir. Genellikle umursamaz şekilde hareket etmesi gözlemlenir. Mani dönem kişinin çok konuşkan, hareketli olduğu bir dönemi ifade eder. Aynı zamanda çevresi ile olan ilişkilerinin de daha canlı olduğunu söylemek mümkündür. Bu dönemde kişilerin az uyku uyuması, çok enerjik olması, dikkatlerinde dağınıklık ve azalmanın ortaya çıkması, cinsel davranışlarda riskli davranılması, özgüvenlerinde artış gibi tipik belirtiler ortaya çıkmaktadır.


Mani dönemde kişilerin yalnızca çok para harcaması ya da çok enerjik olması söz konusu değildir. Bireyler bu dönemde ani kararlar alırlar ve uygulamak için de hızlı şekilde hareket ederler. Örneğin müzikle ilgisi olmayan biri bir anda gitar çalmayı öğrenmek için gidip pahalı bir gitar satın alabilir. Ya da gitar kursuna gitmek için kayıt yaptırabilir. Sonrasında ise depresif dönemde para harcadığı için ya da ani kararlar aldığı için kendini suçlaması olasıdır. Bu noktada mani dönemin sonraki dönemde depresyonun önünü açtığını söylemek mümkündür. Bu evrede bazen ticari girişimlere aşırı para harcamak gibi belirtiler de ortaya çıkmaktadır.


Öz güvende, cinsel istekte, hareketlilikte, iyimser düşünmede artış meydana gelir. Bireylerin mani dönem içinde çok fazla konuşması ve anlık olarak konu değiştirerek konuşma sırasında farklı konulara aynı anda değinmesi mümkündür. Bu durumda zorluk çekmezler ve farklı konularla ilgili aynı anda konuşabilirler. Bu kişiler iş başarılarında düşüş yaşarlar. Yukarıda belirtilen sebeplerden ötürü ise sosyal ilişkilerinde de sık sık problemlerle karşılaşabilirler.


DSM Tanı El Kitabına göre: büyüklük hissi, kişinin kendine olan güveninde olağandışı artış, uygu gereksiniminde gözle görülür azalma, çok konuşma, fikirlerin kontrol edilememesi bir nevi düşüncelerin uçuşması, belli bir amaca yönelik etkinliklerdeki olağandışı artış, zevk eren uğraşların aşırı dikkat çekmesi tanı kriterleri arasında yer almaktadır.


Bipolar Bozukluklarda Depresif Dönem

Depresif dönem bireylerin mani dönemin tamamen zıttı şekilde hareket etmesine neden olur. Kişiler depresif dönemdeyken kimseyle konuşmak istemeyebilirler. Aynı zamanda sosyal faaliyetlere karılma isteklerinde de azalma gözlemlenir. Bunların etkisi ile bireyler işlerine ya da okula gitmekten de kaçınabilirler. Bu durumlar bireylerin mani dönemde yaşadıklarının tam tersi bir durumu ortaya koyar. Kişiler depresif dönemdeyken tıpkı depresyonda olduğu gibi belirti gösterirler. Bu nedenle de mani dönemden depresif döneme geçiş bireyleri büyük ölçüde zorlar.


Bireyler depresif dönemdeyken mutsuz, içe kapanık, durgun bir ruh hali içinde olurlar. Cinsel istekte azalma gözlemlenir ve odaklanmakta zorlanma meydana gelir. Mani dönemdeki çok konuşma hali, yerini durgunluğa bırakır. Bireyler sabit bir konu hakkında konuşurken dahi odaklanmakta zorlanırlar ve konuşma konusunda zorluk çekebilirler. Ayrıca kişilerin depresif dönemde daha bakımsız olmaları, kişisel temizlik ve bakımdan kaçınmaları mümkündür.


DSM Tanı El Kitabına Göre kişilerde depresif yönde meydana gelen artış, önceden ilgi duydukları ve ilgilenmek istedikleri konularda azalma- geri çekilme, iştah azalması, uykuda artış, ajitasyon ya da psikomotor reterdasyon, yorgunluk, suçluluk, değersizlik hissi, odaklanmakta ve devam etmekte zorluk, intihar düşünceleri ya da girişimi tanı kriterleri arasında yer almaktadır.


Bipolar Bozukluk Nedenleri Nelerdir?

Bipolar rahatsızlık pek çok farklı nedene bağlı olarak ortaya çıkabilir ya da tetiklenebilir. En önemli etken ise biyolojik etkenlerdir. Genetik faktörleri, çevresel faktörler de biyolojik faktörler bipolar bozukluğun gelişmesinde ve ilerlemesinde oldukça büyük öneme sahiptir. Bu nedenle de aslında genetik faktörlere bağlı şekilde gelişen bir bipolar bozukluktan söz edilmiyorsa biyolojik ve çevresel faktörlerin bipolar bozuklukta bir arada etken olabilmesi durumu da söz konusudur. Bireylerde kimi zaman genetik olarak mevcut olan bipolar bozukluk görülmese de çeşitli etkenler ile tetiklendiği zaman ortaya çıkabilmektedir. Bu sebeple de aslında çevresel faktörlerin de belli düzeyde etkisi olduğu ifade edilmektedir.


Bipolar Bozukluk Etkeni Olan Genetik Faktörler

Giriş kısmında da ifade edildiği gibi duygu durumuna yönelik değişimler çok eski çağlardan beri dikkat çekmektedir. Bipolar bozukluğun genetik faktörlerine yönelik ikiz, evlat edinme ve ailelere yönelik pek çok çalışma da mevcuttur. Genetik faktörlerin bipolar kişilik bozukluğunda %60-80 arasında bir etkisinin olduğu ifade edilmektedir. Eğer ki ailede bir üyede bipolar kişilik bozukluğu var ise diğer aile üyelerinde bipolar kişilik bozukluğunun ortaya çıkma ihtimali %3-8 arasında değişmektedir. Bu durum hastalık riskini tek başına 4-8 kat kadar arttırabilmektedir. Eğer ki ebeveynlerden her ikisi de bipolar kişilik bozukluğu tanısı aldıysa bu risk %75’ten daha fazla olarak değerlendirilmektedir.


Eğer birinci dereceden akrabalarda bipolar bozukluk rahatsızlığı var ise kişilerde de bipolar bozukluk olma olasılığı yüksektir çünkü bu, genler ile taşınabilen bir rahatsızlıktır. Ayrıca bu durum çeşitli etkenlerile de tetiklenirse bipolar bozukluk durumunun çok daha etkili şekilde görülmesi mümkündür. Bu nedenle de genetik faktörlerin yanı sıra biyolojik ve çevresel faktörlerin etkisini de önemsemek gerekir.


Anne, baba ya da kardeşlerde görülen bipolar bozukluk durumunda bireylerde bipolar bozukluğun genetik şekilde meydana gelebileceği unutulmamalıdır. Bu durumda tek bir gen bipolar bozukluk için etken değildir. Bireylerde mevcut olan genetik bipolar faktörün biyolojik ve çevresel faktörler ile tetiklenmesi durumunda


Bipolar Bozukluğun Nedeni Olabilecek Biyokimyasal Faktörler

Yapılan araştırmalara rağmen biyokimyasal açıdan fazla bir bilgi söz konusu değildir. Serotonin, noradrenalin, dopamin gibi hormonal süreçlere odaklanılmıştır. Özellikle mani döneminde ortaya çıkan belirtilerin “Noradrenerjij-Kolinerjik” sistemler arasında meydana gelen uyumsuzluktan kaynaklandığı ifade edilmektedir. Serotonin hormonunun uyku-uykusuzluk, iştah, cinsellik isteği gibi konularda etkisi olduğu bilinmektedir. Diğer bir etken nörotransmitter olarak ise GABA ve glutamat ele alınmaktadır.


Nörotransmiterlerdeki dengesizliğe bağlı olarak bipolar bozukluk durumunun meydana gelmesi mümkündür. Beyinde oluşacak olan kimyasal dengesizlik sonucunda bipolar bozukluğun meydana gelmesi ve gelişim göstermesi mümkündür. Bu durum da kişinin kendi biyolojik durumu da bipolar bozuklukta oldukça etkili bir faktördür.


Biyolojik faktörlere bağlı şekilde gelişen bipolar bozukluk genellikle bir tetikleyiciye ihtiyaç duymaz. Ancak yine de farklı şekillerde tetiklenen biyolojik faktöre bağlı bipolar bozukluğun görülme olasılığı daha yüksek orandadır. Bireyde biyolojik faktöre bağlı bipolar bozukluk görülme olasılığı varsa özellikle de çevresel faktörlerin etkisi ile açığa çıkması daha yüksek ihtimale sahiptir.


Bipolar Bozukluk ve Çevresel Faktörler

Hastalığa eğilimi arttıran genetik etkenlerin olmadığı bir ortamda bile bazı yaşam standartları, madde kullanımı, kullanılan ilaçlar ve psikososyal çevre de bipolar bozukluğun ortaya çıkmasına neden olabilmektedir. Bipolar bozukluk, pek çok farklı çevresel faktöre bağlı şekilde tetiklenebilir ve ortaya da çıkabilir. Bu çevresel faktörler şunlar olabilir:


• Fiziksel, cinsel ya da duygusal istismarlar

• Sevilen birinin kaybı

• Bir ilişinin bitmesi

• Aile içi şiddet

• Beyin travmaları

• Okul ya da iş ortamında yaşanan şiddetli gerginlikler ya da olumsuz durumlar

• Çeşitli yaşam değiştirici olaylar

• Yoğun stres

• Baskılanma


Bu faktörlerden tamamı bipolar bozukluğun gelişmesinde ve ortaya çıkmasında oldukça etkili şekilde rol alır. Özellikle de yaşanan travmatik olaylar bipolar bozuklukların ortaya çıkmasında büyük bir etkiye sahiptir. Aile içinde yaşanan olumsuz durumlar ve şiddet gibi durumlar bipolar bozukluk için küçük yaştan itibaren bir tetikleyici rolü alır. Ayrıca farklı çevresel faktörler de bipolar bozukluğun tetiklenmesine neden olmaktadır.


Bireylerde biyolojik faktörlere ya da genetik faktörlere bağlı bipolar bozukluk mevcut olabilir. Bunlar etkisini göstermeyebilir ve çevresel faktörler ile tetiklenebilir. Bu durumda çevresel faktörlerin ne kadar önemli olduğu gözlemlenmektedir. Çevresel faktörlerin bipolar bozukluk durumunda önemli risk faktörleri olduğunu söylemek mümkündür. Bu durumlar yalnızca bipolar bozukluk için değil farklı psikolojik rahatsızlıklar için de bir tetikleyici ve risk faktörü rolü üstlenir. Depresyonun, panik atak ve kaygı bozukluklarının ya da farklı psikolojik rahatsızlıkların meydana gelmesinde çevresel etkenlerin rolü yadsınamayacak kadar önemlidir.


Bipolar Belirtileri

Bipolar Bozukluk belirtilerini mani, hipomani ve depresyon belirtileri olarak üç kategoride değerlendiririz. Depresif dönemde ortaya çıkan belirtiler;


• İntihar düşünceler

• Uykusuzluk

• Uykuya dalmada güçlük

• Kendini suçlu hissetme

• Dikkati toplamada güçlük

• Enerji eksikliği ya da azlığı

• Üzgün, ümitsiz hissetme

• Yorgunluk hali

• Olumsuz ve kötümser düşünce tarzı

• Var olan günlük aktivitelere karşı ilgisizlik

• Değersizlik


Manik Evre Belirtileri

• Yüksek mutluluk

• Yoğun bir sevinç durumu

• Konuşurken kontrol edememe ve hızlı konuşma

• Çok az miktarda uyku ve iştah ile tempolu bir yaşam

• Yeni fikirler ortaya atma

• Yeni planlar yapma ve uygulama

• Dikkat dağınıklığı

• Riskli davranışlarda artış

• Riskli cinsel ilişki

• Yoğun para harcama

• Yoğun alışveriş yapma gibi


Bipolar Bozukluk ile Beraber Gözlemlenebilen Hastalıklar

Bipolar bozukluğun farklı rahatsızlıklar için de bir tetikleyici rolü olabildiğini söylemek mümkündür. Bireylerin içinde bulunduğu depresyon hali ve sosyal ilişkilerinde yaşadıkları çekingen hal, farklı psikolojik rahatsızlıkların da bir tetikleyicisi ve aynı zamanda belirtisi olabilir. Bu durumda bipolar bozukluk ile beraber farklı rahatsızlıkların görülebileceğini söylemek de mümkün olur.


Bipolar bozukluğun depresif döneminde görülen farklı belirtilerinin bireylerin bağışıklık sistemini zayıflatması mümkündür ve buna bağlı olarak farklı hastalıklar da ortaya çıkabilmektedir. Ayrıca stres ve benzeri faktörler doğrultusunda çeşitli psikolojik rahatsızlıkların da bipolar bozukluğa ek olarak görülmesinden söz edilebilir. Cilt rahatsızlıklarından kalp hastalıklarına kadar onlarca farklı hastalık bipolar bozukluk ile birlikte kendini ortaya koyabilir.


Bipolar Bozukluk Nedeniyle Görülen Kalp Rahatsızlıkları

Bireylerin depresif dönemde az yemeleri, düzensiz beslenmeleri ya da sağlıklı şekilde besin tüketmemeleri söz konusudur. Buna ek olarak sigara, alkol ve madde kullanımı da depresif dönemde ön plana çıkar. Tüm bunların etkisi ile beraber kalp rahatsızlıklarının tetiklenmesi mümkündür. Bireylerin bipolar bozukluk nedeniyle kalp rahatsızlığı yaşaması olasıdır.


Kalp rahatsızlıkları özellikle de beslenmenin sağlıklı olmamasına bağlı olabilir. Ayrıca madde kullanımı gibi etkenler de kalp sorunlarının baş tetikleyicileri arasında yer alır. Bu nedenle de bireylerin depresif dönemdeki belirtileri ve tavırları kalp rahatsızlıkları için önemli birer tetikleyici olmaktadır. Kişilerin bipolar bozukluğa ek olarak kalp rahatsızlıkları göstermesi de mümkündür. Bunlar kalp krizi ile dahi kendini gösterebilir.


Panik Atak ve Bipolar Bozukluk

Yapılan araştırmalarda panik atak belirtilerinin bipolar kişilik bozukluğuna sahip bireylerde daha fazla oranda ortaya çıktığı ifade edilmektedir. Panik bozukluğu belirtileri olan kişilerin %13-23 arasında bipolar kişilik bozukluğunun da olduğu ifade edilmektedir.


Kişiler depresif dönemde içinde bulundukları stres ve gerginlik durumuna bağlı olarak kaygı içinde olabilirler. Bu kaygılar ve mutsuz ruh hali panik atak nedenidir. Bireylerde gözlemlenen panik atak durumunun bipolar ile tetiklenmesinden söz edilebilir. Bu nedenle de depresif dönemin panik atak üzerinde önemli bir etkisi olduğu söylenebilir.


Panik atak genellikle aşırı stres durumlarında kendini göstermektedir ve kaygı içeriğinin yüksek olduğu ya da stresin yoğun hissedildiği zaman panik atak gerçekleşmesi mümkündür. Bu durumda panik atak kısa sürede meydana gelebilir ve farklı belirtiler ile kendini ortaya koyabilir.


Cilt Problemlerinin Bipolar Bozukluk İle İlişkisi

Bireylerin içinde bulundukları duruma bağlı şekilde cilt problemlerinin meydana gelmesi olasıdır. Özellikle de yeme bozukluklarının görülmesi durumunda bağışıklık sistemi zayıflayabilir. Buna bağlı şekilde bağışıklık sistemi zayıf kaldığında çeşitli virüslerin ve cilt hastalığına neden olan bakterilerin de ciltte çeşitli hastalıklara neden olması olasılığı artar. Bu ihtimaller göz önünde bulundurulduğu zaman açıkça görülmektedir ki bipolar bozukluk ile cilt problemleri arasında da büyük bir ilişki olması söz konusudur. Özellikle de beslenme ve uyku düzenlerinde meydana gelen farklılıklar bireylerin yalnızca cilt hastalıkları değil çeşitli rahatsızlıkları geliştirmelerine de öncü olmaktadır.


Bireylerin ciltlerinde strese bağlı şekilde onlarca farklı cilt hastalığının meydana gelebildiği saptanmıştır. Bu nedenle de aslında bireylerin ciltlerinde oluşan cilt problemlerinin her birinin strese ve özellikle de depresif döneme bağlı olabileceği söylenebilir. Depresif dönemde kişilerin farklı pek çok şekilde stres altında ve baskı içinde olması mümkündür.


Bipolar Bozukluk Etkisi İle Görülen Yeme Bozuklukları

Bireylerde özellikle de depresif dönemin bir etkisi olarak yeme bozukluklarının oluşması söz konusudur. Bu yeme bozukluklarının en temel nedeni ise kişinin kendini genel anlamda sosyal ve duygusal her alandan kısıtladığı gibi yaşamsal faaliyet alanından da kısıtlamasıdır. Birey depresif dönemde yalnızca sosyal anlamda ilişkilerini kısıtlamakla kalmaz aynı zamanda farklı şekillerde bozukluklar da geliştirirler. Bu durum da kendilerini günlük yaşam rutinlerinden uzaklaştırmalarına neden olabilir. Özellikle de yeme bozukluklarının depresif dönemde gözlemlenmesi olasıdır. Bipolar bozukluğa sahip olan bireylerin mani dönemde dahi yeme bozukluklarına sahip olması mümkündür.


Mani dönemde bireyler çok yeme ya da sık gibi davranışlar gösterebilirler. Bu durum genellikle fazla enerjik ve neşe dolu olmalarına bağlanabilir. Buna ek olarak depresif dönemde de az yeme ya da hiç yememe gibi davranışlar göstermeleri olasıdır. Çok yemek de az yemek de birer yeme bozukluğunu ortaya koymaktadır. Bu durumda yeme düzeninin en iyi şekilde sağlanması büyük öneme sahiptir. Yeme bozukluklarının olması kalp rahatsızlıklarından cilt rahatsızlıklarına kadar pek çok hastalık için bir tetikleyici olabilir.


Bağımlılıklarda Bipolar Bozukluk Etkisi

Bireylerin bipolar bozukluğun bir etkisi olarak bağımlılıklar göstermeleri mümkündür. Bu kimi zaman mani döneminde kimi zaman da depresif dönemde kendini ortaya koyabilmektedir. Bireylerin özellikle de alkol ve madde kullanımına yönelmesi söz konusudur. Bunlara ek olarak tütün ürünlerinin tüketimi de görülebilmektedir. Örneğin birey yalnızca mani dönemde çok keyifli olduğu için puro içmek isteyebilir. Ya da yalnızca depresif dönemdeyken sorunlarından uzaklaşmak amacı ile çeşitli psikoaktif maddelere yönelebilir. Bu durumda bireyin bir dönemde gösterdiği davranışı diğer dönemde göstermemesinden söz edilebilir.


Bireylerin özellikle de mani dönemde psikoaktif madde kullanımına daha çok yöneldiği gözlemlenmiştir. Bunun en temel nedeni ise çeşitli psikoaktif maddeler neşe verici ve enerji verici etki göstermesidir. Bireyler bu neşe dolu dönemi daha da keyifli şekilde yaşamak için psikoaktif madde kullanımına yönelebilmektedirler.


Tütün ürünlerinin ya da alkolün kullanımı ise genellikle depresif dönemde gözlemlenmektedir. Bireyler özellikle de alkol tüketimini arttırarak sorunlarından uzaklaşmak isterler ancak bu durumun depresif dönemi büyük ölçüde tetikleyeceğini bilmezler. Alkol kullanımı depresyonu tetikler ve mevcut depresif ruh halini de bir nevi körükler. Bu durumda kişinin kendini rahatlatmak için alkol ve benzeri madde kullanımına yönlendirmesi sıklıkla görülür.


Bireylerin keyifli ruh halini devam ettirmek ya da sorunlarından uzaklaşıp kafa dağıtmak için başvurduğu maddelerin kullanımı kimi zaman depresyonu tetikler içeriğe sahipken kimi zaman da bağımlılıkların önünü açmaktadır. Bireyler içinde bulundukları mani ya da depresif dönemden dolayı bu maddeleri kullandığı zaman bağımlılık geliştirebilir ve zamanla yalnızca tek bir dönemde değil mani dönemde de depresif dönemde de madde kullanımına yönelebilirler.


Madde kullanımı yalnızca bireylerin sağlığını ciddi ölçüde olumsuz şekilde etkilemekle kalmaz. Madde kullanımı bireylerin maddi anlamda da ciddi sorunlar yaşamasına neden olabilir. Özellikle de mani dönemde kullanılan maddeler depresif dönemde bir başka problem olarak bireylerin sorunlarına eklenmektedir. Bu sebeple de sağlık problemlerinin yanı sıra maddi anlamda getirdiği sorunlarla beraber düşünüldüğü zaman madde kullanımı yalnızca zarara neden olmaktadır.


Cinsel İşlev Bozukluklarında Bipolar Bozukluk Nasıl Etki Gösterir?

Bireylerin özellikle de sürekli olarak değişken ruh halinde olması, cinsel isteklerinde de gözle görülür bir değişime neden olmaktadır. Bireylerin mani dönemdeyken cinsel isteklerinde artış gözlemlenirken depresif dönemlerinde cinsellikten tamamen uzaklaşmaları mümkündür. Ayrıca mani dönemin cinsel isteği arttırmasının yanı sıra cinsellikte daha açık hale gelmeye de neden olabileceğini söylemek mümkündür. Cinsel sınırlar bu dönemde daha kapsamlı hale gelebilir ve normalde cinsellikte istenmeyecek olan farklı durumların mani dönemde uygulanması görülebilir. Bu dönemde kişi riskli cinsel ilişki davranışından dolayı hastalanmaya daha açık hale gelmektedir.


Depresif dönemde ise bireyler genellikle cinsel istek içinde olmazlar ve partnerleri ile ilişkiye girmekten kaçınırlar. Depresyon halinde olduğu gibi cinsel istekte ve performansta azalmanın meydana gelmesi aslında temelde kişinin istekli olmamasına bağlıdır. Birey pek çok şeyi yapmak istemediği gibi depresif dönemdeyken ilişkiye girmek istemeyebilir.


Uyku Bozuklukları Bipolar Bozukluğa Bağlı Olarak Görülür Mü?

Bipolar bozukluk nedeniyle uyku bozukluklarının yaşanması da olasıdır. Bireyler özellikle de depresif dönemde içinde bulundukları stres ve kaygı durumu nedeniyle ve mani dönemde de enerjilerinden kaynaklı şekilde uyku sorunları yaşayabilirler. Yine de kaygı ve stres sahibi olan depresif dönemdeki bireyler düşüncelerinden uzak kalmak için fazla uyumayı da tercih edebilir. Bunun yanı sıra düşünmekten uyku uyuyamayabilir de.


Uyku bozuklukları bireylerde farklı pek çok sağlık sorununa neden olabilir. Özellikle de bağışıklık sisteminin güç kaybetmesine neden olabilen bu durum, ciddiye alınmazsa bireyleri psikolojik anlamda da olumsuz şekilde etkileyebilmektedir. Kişilerin çok uzun saatler boyunca uyuması da uzun zaman boyunca uyumaması da ciddi sağlık problemlerine yol açabilen bir durum olduğu için dikkat edilmesi gereken durumlardandır.


Bipolar Bozukluk Belirtileri Nelerdir?

Bipolar bozukluğun iki ucunda da farklı belirtiler görülmesi mümkündür. Bu belirtilerin farklı dönemlerde birbirinden hemen sonra geliyor olması ise aslında bipolar bozukluk olabileceğinin en net belirtisidir. Yani aslında görülen belirtilerden çok belirtilerin arka arkaya yakın dönemde görülüyor olması bipolar bozukluğun en önemli belirtisi olarak kabul edilebilir.


Bipolar bozukluğun mani döneminde şu belirtiler görülebilir;

• Neşeli olma hali,

• Çok para harcama,

• Enerjik davranma,

• Farklı hobiler edinme ya da farklı uğraşlar edinme isteği,

• Cinsel istekte artış,

• Psikoaktif madde kullanımına yönelimin artışı,

• Öz güvende artış,

• Çok konuşma ve alakasız konuları bir arada konuşurken zorluk çekmeme,

• Odaklanmada problem yaşamadan pek çok işi gerçekleştirme,

• Uyku problemleri,

• Yeme problemleri,

• İyimser düşüncede artış,

• Yaratıclık,

• Sabırsız hareketlerde bulunma,

• Halüsinasyon görme,

• Hiperaktivite


Görüldüğü üzere mani dönemde bireylerin neşeli ve enerjik şekilde hareket etmesi mümkündür.


Bunun tam tersi olan depresif dönemde ise şu belirtiler görülebilir:

• Alkol ve madde bağımlılığına yönelim,

• Sosyal ilişkilerde zayıflama,

• Uyku problemleri,

• Yeme problemleri,

• Cinsel istekte azalma,

• Mutsuz bir ruh hali,

• İştahsızlık,

• Yorgun hissetme,

• Suçluluk hissetme,

• Sanrılar görme,

• Konuşmalar sırasında tek bir konuya dahi odaklanamama,

• İş yaparken odaklanma problemi yaşama,

• Günlük hayattaki işlere karşı isteksizlik,

• Kişisel temizlik ve bakımdan kaçınma,

• İntihar ve kendine zarar verme düşüncelerinin artması,

• İletişimin yerini durgunluğa bırakması


Bu belirtiler ele alındığı zaman bireylerin mani dönemde içinde bulunduğu neşeli ruh halinin yerini tamamen durgun bir ruh haline bırakması mümkündür. Bu ani duygu değişimleri ve günlük rutinde görülen değişimleri bireyleri hem ruhsal hem de fiziksel anlamda ciddi şekilde yormaktadır. Tüm bu durumlara ek olarak farklı rahatsızlıkların da aslında bipolar bozukluk belirtisi olarak kabul edilmesi mümkündür.


Kişiler genellikle aniden değişen ruh hallerinin farkına varmazlar. Bu onlara çok normal gelir ve bir anda uç şekilde üzüntü içindeyken hemen ardından uç şekilde neşeli hale gelebilirler. Bu durum ise rahatsızlığı yaşayan kişiye hiç garip gelmez. Bu durumu ancak bipolar rahatsızlığa sahip olan kişilerin çevresindekiler fark edebilir. Böyle bir durum göze çarptığı zaman da kişiler öncelikle psikiyatriste yönlendirilmelidir ve destek almaları sağlanmalıdır.


Günlük Hayatta Bipolar Bozukluk

Bipolar bozukluğa sahip olan kişiler her gün mani ya da depresif dönemde olmak zorunda değildir. Bazen çok normal geçen uzun günlerin ardından aniden depresif döneme girilebilir. Bazen de mani dönem gelebilir. Bu dönemler genellikle belli tetikleyiciler ile tetiklenir. Günlük hayatta yaşanan sıkıntılar bu durumların en önemli tetikleyicileridir.


Günlük hayatta özellikle de iş ve okul ortamlarında işlere ya da derslere odaklanmakta zorlanan bipolar bozukluğa sahip bireyler okuldan ya da işten ayrılma kararı alabilir. Kişiler özellikle de depresif dönemde daha az sosyal hale gelirler, fevri kararlar vererek hayatlarında büyük değişiklikler yapabilirler ya da intihar düşüncelerini gerçekleştirmek için harekete geçebilirler. Kişilerin hayat kaliteleri de bu rahatsızlığa bağlı olarak bu şekilde büyük ölçüde düşmektedir.


Bipolar bozukluk partner ile olan ilişkiyi, arkadaşlar ile olan ilişkileri, okul ve iş yaşamını, günlük aktiviteleri derinden etkileyebilir. Farklı durumlar içinde etkilerinin de farklı şekillerde görülmesi mümkündür. Örneğin bipolar bozukluk arkadaşlık ilişkilerinde yalnızca sosyalleşmenin azalmasına neden olabileceği gibi bir evliliğin sonlanmasına dahi neden olabilmektedir.


Evlilikte Bipolar Bozukluk

Evliliklerde büyük ölçüde olumsuz etkiye sahip olan bipolar bozukluk; eşlerin sürekli olarak kavga etmesine, buna bağlı olarak paylaşımın azalmasına, evdeki çocukların durumdan etkilenmesine ve ayrıca bireyin anlık değişen mani ve depresif hali nedeniyle çalışma hayatının da olumsuz şekilde ilerlemesine neden olur. Bu durumların tamamına bakıldığı zaman bipolar eşe sahip olan bireylerin evliliklerinin olumsuz şekilde ilerlemesinin de an meselesi olduğunu söylemek mümkündür.


Bipolar Bir Eş

Eşler mani döneminde olan bipolar bireyler ile çok iyi anlaşabilir, onunla güzel aktiviteler yapabilir, paylaşım içinde olabilir ancak bu durumun da eksi yönleri olduğunu söylemek mümkündür. Örneğin maddi anlamda yeterli olunamayacak tatiller istenebilir, farklı aktiviteler maddi nedenlere bağlı olarak ya da işle ilgili sorunlara bağlı olarak gerçekleştirilemiyor olabilir. Bu tür farklı durumların görülmesi, mani döneminin de sıkıntılı şekilde geçmesinin nedenlerindendir.


Bireyler depresif dönemde eşleri ile herhangi bir paylaşım içinde olmak istemeyebilir, çocukları ile ilgilenmeyebilir, ev işlerine katkı sağlayamayabilir, çalışıyorsa işe gitmek istemeyebilir ve bu nedenle de işinden olabilir. Bu durumlarda da evdeki tüm bireylerin olumsuz şekilde etkilenmesi, gelirin düşmesi gibi farklı olumsuzlukları gözlemlemek mümkündür. Ev hanımı olan bir bireyde depresif dönem gözlemleniyorsa çocukların okula gitmesi, gelmesi, evdeki işlerin aksaması gibi farklı durumlar görülmesi olasıdır. Bu durumlar da evde yetişmekte olan çocukların olumsuz şekilde etkilenmesine sebebiyet verebilmektedir.


Evlilikte yalnızca kadının değil elbette ki erkeklerin de bipolar bozukluğa sahip olması mümkündür. Erkekte görülen bipolar bozukluk da aynı şekilde paylaşımın etkilenmesine neden olsa da farklı şekillerde etkisinin görülmesi de mümkündür.

Örneğin evlilikte evin geçim kaynağı erkek tarafından sağlanıyorsa depresif dönemde bireyin işten ayrılması ya da işe gitmediği için kovulması ve bu nedele de evin geçiminin sağlanamaması mümkündür. Yaşanan alkol ve madde kullanımı gibi durumlar da aslında şiddete bir tetikleyici olabilmektedir. Bireyler madde kullanımı ve alkolün de yarattığı saldırganlık dürtüsü ile eşlerine ya da çocuklarına şiddet uygulamaya meyilli hale gelebilmektedirler.


Özellikle de bipolar ebeveyn intihar girişimlerinde bulunuyorsa ya da kendine zarar verme eğilimi içindeyse çocuklar bu durumları hayatları boyunca unutamayabilir. Bu durumlar çocuklar için travmatik olaylar olduğu için onlarca farklı psikolojik rahatsızlık çocuklarda erken dönemde ortaya çıkabilir. Bu durum ayrıca bağlanma ve ilişki kurma problemlerini de beraberinde getirir.


Bipolar Bir Anne

Bipolar bir anne, yeni doğum yaptıktan sonra depresif dönem içindeyse çocuğu ile ilgilenmeyebilir, çocuğunu emzirmek istemeyebilir, ağladığı zaman onu duymazdan gelebilir ve bunun gibi pek çok ilgisiz davranış gösterebilir. Bunların yanı sıra mani dönemde de bireylerin çocukları ile çok sık ilgilenmesi mümkündür. Bu ikilem arasında büyüyen çocuklar da aslında olumsuz koşullara sahip olacaklardır ve gelişme döneminde psikolojik rahatsızlıklara sahip olabileceklerdir.


Bipolar bir annenin çocuğu ile yeteri kadar ilgilenmiyor oluşu, çocuğun pek çok rahatsızlığa sahip olmasını da beraberinde getirir. Özellikle de beslenme düzeni yeterli ve dengeli olmayan çocukların büyüme ve gelişmelerinin engellenmesi mümkündür. Bunun yanı sıra depresif ruh hali bebeklerin ilk aylarda kolik sancılar çekme olasılığını da büyük ölçüde arttırmaktadır.


Bipolar annelerin hamilelikte alkol ve madde kullanımına yönelmesi mümkündür. Bu durumda hamilelikte tüketilen alkol, bebek doğduğu zaman yoksunluk belirtileri ile doğmasına neden olacaktır. Bebekler adeta bir alkol bağımlısı gibi yoksunluk belirtileri gösterecek ve ağlayacaktır. Bunun yanı sıra hamilelikte kullanılan tütün ürünlerinin, maddelerin ve alkolün de bebeğin gelişimi, büyümesi ve sağlığı için zararlı olduğunu söylemek mümkündür.


Eşler de ayrıca bu durumdan büyük ölçüde etkilenebilir. Örneğin belli bir dönem tamamen ilgisiz, içine kapanık olan eşlerinin bir zaman sonra neşe dolu ve enerjik olması, eşlerin de kafa karışıklığı yaşamasına neden olacaktır. Bu dönemde evde işlere katkısı olmayan, işine gitmeyen, eşi ile iletişim kurmaktan çekinen bipolar bireyler, evliliklerinin büyük ölçüde olumsuz şekilde ilerlediğinin farkına varamazlar. Görülen durumların tamamı da aslında evde yaşayan tüm bireylerin hem psikolojik hem de sosyal anlamda etkilenmelerine neden olmaktadır.


Bipolar Bozukluk ve Evliliğin Bireysel Yönü

Bipolar bireyler depresif dönemdeyken eşleri ile paylaşımda bulunmadıkları gibi intihar, kendilerine zarar verme, yaşamlarını önemsememe gibi durumlar içinde de olabilirler. Bu dönemler aslında büyük tehlike içerir çünkü bireylerin intihar gibi düşüncelere sahip olması, evdeki diğer tüm bireyleri de olumsuz şekilde etkiler. İntihar gerçekleşmese bile bireyler kendilerine zarar verebilir ve bu durumda çocukların büyük ölçüde olumsuz şekilde etkilenerek daha küçük yaştan itibaren psikolojik sorunlara sahip olmaları da mümkün hale gelir. Ayrıca eşler de bipolar bireylerin yaşadığı bu durumdan büyük endişe duyabilir ve zamanla kaygı bozukluğu, depresyon ve benzeri pek çok farklı rahatsızlık içinde olabilirler.


Bireyler görülen ani ruhsal değişimlere bağlı olarak bireylerin eşleri ile devamlı tartışması da olasıdır. Bu tartışmalar da aslında evliliğin olumsuz gidişatının en büyük göstergesidir. Bipolar bireyler yaşadıkları sorunlardan dolayı yaşanan her olayı fazla önemli görebilir ve kavgaların da daha şiddetli şekilde hissedilmesinin bir nedeni de bu olabilir.


İş ve Okul Hayatında Bipolar Bozukluk

İş ve okul hayatında gözlemlenen bipolar bozukluk genel bir isteksizlik halinin arkasından gelen hevesli girişimler ile nitelendirilebilir. Bireyler okula gitmek, okulda çalışmalar yapmak için çok hevesli olabilir. Mani dönem içinde çok istekli davranan ve öz güven sahibi olan bireyler depresif dönemde bunları hiç yapmak istememiş gibi davranacaklardır. Depresif dönemde iş ve okul yaşamından kendini tam anlamıyla soyutlayan bireylerin mani dönemde okula ve iş yaşamına kaldığı yerden deva etmek istemesi mümkündür. Bu durum da elbette ki her zaman mümkün olmayacaktır.


Örneğin bipolar bozukluğa sahip olan bir üniversite öğrencisi mani dönemde öğrenci kulüplerine kayıt olur, kulüplere katılım ve destek sağlar. Bunların yanı sıra ders çalışıp kendine hedefler belirler ve derslere düzenli şekilde katılım sağlar. Ardından depresif dönem geldiği zaman ise bireylerin okula gitmek istememesi, kulüpler ile bağını kesmesi, derslerinde devamsızlıktan kalması mümkündür. Bu durumlar bireylerin okul yaşamını sağlıklı şekilde devam ettirmesinde büyük bir engeldir.


İş yaşamında da benzer durumlar mevcuttur. Örneğin kişiler mani dönemde verilen görevleri iş yerinde sorunsuz ve istekli şekilde ortaya koyarlar. Mani dönemin verdiği öz güven ile farklı çalışmalarda yer almak isterler ve çeşitli projelerde ön planda yer alırlar.


Depresif dönemde ise kişilerin hiçbir çalışmayı doğru şekilde yapmak istememesi, yapılan çalışmalara katılım göstermemesi, kendi görevlerini bile yapmakta zorlanması mümkündür. Bunların yanı sıra bireyler işe dahi gitmek istemeyebilir ve bu duruma patronlar ya da yöneticiler bir süreliğine müsaade etse de bir noktadan sonra kişinin işten kovulması mümkündür. Ayrıca birey içinde bulunduğu umutsuz duygu durumu nedeniyle işten ayrılmayı kendi de seçebilir.


Görüldüğü üzere iş yaşamında da okul yaşamında da bipolar bozukluğun etkilerini önemli ölçüde görmek mümkündür. Bu durumlarda bireylerin maddi gelir sağlaması, akademik anlamda başarı elde etmesi ise pek mümkün olmaz. Kişiler kendi istekleri ile mani dönemdeki içinde oldukları heyecan ve öz güvene bağlı şekilde istifa edebilir ya da okuldan ayrılabilir. Aynı durumla depresif dönemde de karşılaşmak mümkündür. Bu noktada ise kişiler mutsuz ve umutsuz duygu durumlarına bağlı şekilde işten ya da okuldan ayrılma isteği içinde olabilirler.


Arkadaş İlişkilerinde Bipolar Bozukluk

Arkadaş ilişkilerinde de etkisini açık şekilde gösteren bipolar bozukluk, genellikle iki dönemin de farklı şekilde etki etmesi ile arkadaş çevresinde büyük bir kafa karışıklığına neden olabilmektedir. Bu kafa karışıklığının temel nedeni aslında bireylerin mani dönemde sosyal çevreleri ile aktif şekilde görüşmeleri, onlar ile çok iyi ilişkiler kurmaları ve sonrasında depresif dönemde tamamen farklı şekilde hareket etmeleridir. Bu nedenle de depresif döneme geçildiği zaman bireyler arkadaşları ile daha az görüşmeye başlarlar. Çevreleri ile olan bağlarını azaltan bireyler, sosyal etkinliklere katılmaktan uzak dururlar.


Arkadaşlar ile olan ilişkilerde görülen bu dalgalı duygu durumu, arkadaş çevresinde bir kafa karışıklığı yaratır. Kimi zaman bireylerin çok uzak, kimi zaman da çok yakın ve samimi olması bireylerin bipolar bireyden uzaklaşmasına neden olabilir. Kişiler çevrelerinde onlara karşı sürekli olarak farklı şekillerde davranan birini görmekten pek memnun olmazlar. Bu durumda da arkadaşlar ile olan ilişkilerin bozulması mümkün hale gelir.


Bireyler mani dönemde her ne kadar neşeli ve aktif olsalar da depresif dönem için aynısını söylemek mümkün değildir. Kişiler depresif dönemde arkadaşları ile görüşmek istememenin yanı sıra onları tersleyebilir, onları hayatlarından çıkarabilir.


Yaşadıkları umutsuz, kaygı dolu ve depresif duygu durumu nedeniyle bireylerin arkadaşları ile iletişim kurmak istememeleri durumu gözlenebilir. Mani dönem geldiğinde ise arkadaşlar ile yine aynı samimiyeti kurmak isterler ancak ne yazık ki arkadaşlar genellikle bu konuda pek istekli olmaz.


Bipolar Bozukluğun Tanı Yöntemleri Nelerdir?

İki uçlu bozukluk ya da manik depresif bozukluk olarak da bilinen bipolar bozukluğun tanısında arklı kriterler göz önünde bulundurulur. Bu kriterler genel anlamda değişken duygu durumlarının gözlemlenmesi ve tanımlanması üzerine kuruludur.


Tanı konulacağı zaman öncelikli olarak bu değişken duygu durumlarını saptamak için şunlara bakılabilir:


• Depresif dönem ile mani dönemin hangi aralıklarla görüldüğü,

• Mani dönemde görülen belirtilerin ne şiddette olduğu,

• Depresif dönemde görülen belirtilerin ne şiddette olduğu,

• İki uçlu bozukluğun hangi alanlarda etki ettiği,

• Görülen mani ve depresif dönemlerin etkileri, bireyde yarattığı değişimler,

• Kaygı ya da enerji dolu dönemlerin yanında gözlemlenen ek belirtilerin neler olduğu.


Belirtilen bu farklı durumlar göz önünde bulundurulduğu zaman bireylerde gözlemlenen bipolar bozukluğun hangi aşamada olduğunun, nasıl etkileri olduğunun ve dönemlerin bireyi nasıl etkilediğinin anlaşılması mümkündür. Ayrıca kişiye özel olarak uygulanan birbirinden farklı testler, gözlem ve benzeri teknikler sayesinde de bireylerin bipolar bozukluğa sahip olup olmadıklarının tespit edilmesi olasıdır.


Bipolar Bozukluğun Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Bipolar bozukluğun ilaçlarla ve psikoterapi yöntemleri ile etkili şekilde tedavi edilmesi mümkündür. Bu tedavi yöntemleri uzman psikiyatristler tarafından uygulandığı zaman oldukça kısa sürede etkili sonuç elde etmek mümkün olacaktır. Yine de tedavi sürecinde bipolar bozukluğa sahip olan bireyin bu rahatsızlığı kabullenmesi ve hekim ile işbirliği içinde olması da büyük önem taşır.


Kimi zaman bipolar bozukluğa sahip olan bireyler kısa bir dönem tedavi aldıktan sonra artık tedaviye ihtiyaç duymadıklarını düşünerek ilaçları ve psikoterapi seanslarını bırakabilir. Bu durumda da iyileşmenin mümkün olmadığı söylenebilir. Hatta bu tür durumlarda bireylerin iyileşmenin aksine bipolar bozukluk belirtilerini daha açık ve net şekilde göstermesi, rahatsızlığın ilerlemesine sebebiyet vermesi de mümkün olacaktır.


Tedavi sırasında bireylerin duygu – durumlarının düzene girmesi için antidepresanların kullanılması mümkündür. Bu ilaçlar elbette ki hekimin önereceği ve reçete ile vereceği ilaçlar olduğu için bireylerin kendi istekleri doğrultusunda kullanması mümkün değildir. Ayrıca psikotik belirtilerin gözlemlendiği durumlarda antipsikotik ilaçlardan destek alınması mümkün olur. Bu ilaçlar düzenli şekilde ve belirtilen dozda kullanıldığı zaman duygu – durum düzenlenmesinde istenilen sonuçların kısa sürede elde edilmesi mümkün olabilir. Bireyler kullanılan ilaçlar sayesinde sürekli olarak değişen duygu – durumlarının daha az görüldüğünün farkına varabilirler.


Bireyler ilaç tedavisi süresince günlük yaşamlarına devam edebilirler. İlaç kullanımı bireylerin günlük yaşamlarına engel olmaz. Bu nedenle de aslında tedavinin günlük hayatı kolaylaştırdığını söylemek de mümkündür. Ayrıca tedavi sürecinin genel amacı ataklar meydana geldiği zaman etkilerini azaltmak değildir. Tedavi süreci genel anlamda atakların oluşmasını önlemek niyetindedir. Bu sebeple de aslında atakların gözlemlenme olasılığını en aza indirmek temel hedeftir.


Bipolar Bozukluk Durumunda Tedavinin Sonlandırılması

Kişiler çoğu zaman kendilerini iyi hissettiklerini ve tedavinin bitmesi gerektiğini düşünerek ilaçları ya da psikoterapi seanslarını bırakma eğilimi gösterirler. Bu durum meydana geldiği zaman hekime başvurmak gerekir. Tedavinin sonlanması gerekip gerekmediğini en iyi bilecek kişi hekiminiz olacaktır. Bu tür durumlarda ilaçların ya da terapilerin bırakılmaması için yakın çevre, arkadaşlar ve aile bireyleri iyi birer destekleyici olmalıdır.


Bu sayede duygu – durum düzenlenmesi, atakların meydana gelmesinin engellenmesi ve bipolar bozukluğun ortadan kaldırılması daha kısa sürede etkili şekilde mümkün olacaktır. Bipolar bozukluğun tamamen iyileşmesi için tedavinin hekim kontrolünde devam etmesi gerekir. Bu şekilde tedavi sağlandığı zaman tamamen iyileşme oranı bipolar bireylerde %15, yaşam boyu bazı durumlarda atakların yaşanma oranı ise %45’tir. Bu nedenle aslında etkili şekilde sağlanan ilaç ve psikoterapi seanslarının bir daha hiç görülmeyecek şekilde iyi bir tedavi sunması mümkündür.


Tedavi Sürecinde Çevre Desteğinin Önemi

Bipolar bozukluğa sahip olan kişilerin sosyal anlamda desteklenmesi, tedavi için teşvik edilmesi oldukça önemlidir. Bu sayede bireyler etkili şekilde tedavi olabilirler ve gördükleri destek ile de rahatsızlığın görülme oranını azaltabilirler. İlgi, sevgi ve stresten uzak bir yaşam içinde olan bireylerde genel anlamda bipolar bozukluğun daha az rastlanılan bir durum olduğunu söylemek mümkündür. Bu ortamın sağlanması ile de bireylerin bipolar bozukluktan uzak kalabileceği söylenebilir.


Arkadaş çevresi tarafından destek görmek oldukça önemlidir. Bu nedenle de bireyin arkadaşlarının durumdan haberdar olması, sorunları anlaması ve üstesinden gelmek için kişiye yardımcı olması gereklidir. Tedavi için destek vermek, teşvik etmek oldukça büyük öneme sahiptir.


Aile içi destek alınması bireylerin bipolar bozukluk karşısında daha iyi gelişme göstermesine katkı sağlar. Bireyler tedavi için destek alabilir, ailelerinin onları desteklediğini gördükçe de tedaviyi devam ettirme isteği içinde olabilirler. Bu nedenle de ailenin bireye destek olması gerekir. Stres ortamında uzak şekilde, tetikleyicilerin olmadığı bir ortamda bireylerin tedaviye devam etmesi, kısa sürede etkili sonuçlar görülmesi için iyi bir zemin hazırlar. Bu nedenle de aile içinde her türlü sinir ve stres etmenlerinin ortadan kaldırılması gereklidir.


Bipolar Bozukluk Tedavi Edilmezse Ne Olur?

Bipolar bozukluk tedavi edilmezse ilerleyen dönemde bireylerin intihar düşüncelerine sahip olması, bunları gerçekleştirmek için intihara yönelik hareketlerde bulunması, kendilerini tam anlamıyla sosyal ortamlardan izole etmeleri ve yaşamlarında sorun yaşamaları mümkündür.


Bireyler düzensiz yaşamları nedeniyle bir işte uzun süre kalamadıkları için maddi anlamda büyük zorluklar yaşayabilirler. Ayrıca okul ve benzeri alanlarda da devamlılık gösteremedikleri için eğitim hayatlarının olumlu şekilde ilerlemesi mümkün olmaz. Bu nedenle de tedavi sağlanmadığı tekdirde intihar düşünceleri olmasa dahi düzenli ve sağlıklı bir yaşam tarzının benimsenmesi pek mümkün olmayacaktır. Tedavinin sağlanması ve devamlılığının olması oldukça önemlidir.


Bipolar Bozukluk Durumunu Önlemek

Bipolar bozukluğu önlemek için bireylerin temelde stres faktörlerinden uzak olması şarttır. Bu nedenle de iş ortamında, aile yaşantısında, arkadaş ilişkilerinde, evlilik ve benzeri farklı durumlarda gözlemlenebilen stres etmenlerinden uzak olmak gereklidir. Stres temelde pek çok psikolojik rahatsızlığın ortaya çıkmasında etkili olabileceği için aslında yalnızca bipolar bozukluk için değil pek çok farklı durum için bir tetikleyicidir.


Hemen hemen her psikolojik rahatsızlığın temelinde çocukluk yaşantısının etkili olabileceği bilinmektedir. Bireylerin çocukluk döneminde yaşadıkları travmatik olaylar, önemli tetikleyiciler ve pek çok durum aslında psikolojik rahatsızlıklar için önemli etkenlerdir. Bu nedenle de çocukluk yaşantısında önemli olumsuz gelişmeler yaşamayan bireylerin bipolar rahatsızlığa sahip olma riski de daha azdır.


Bipolar bozukluğun önüne geçmek için yapılması gereken temel şey aslında bireylerin depresyona ya da çeşitli psikolojik rahatsızlıklara neden olabilecek her türlü faktörden uzak olması önemlidir. Bunlar kimi zaman ayrılıklar, ölümler ya da farklı önemli olaylar olabilir. Kimi zaman da cinsel istismar, tecavüz, tehdit edilme gibi önemli hayati durumlar etken olabilmektedir. Bu durumların tamamından uzak kalmak da ayrıca bipolar rahatsızlıktan uzak kalmak için yeterli birer neden olacaktır.


Bireyler ayrıca duygu durumlarında değişim gözlemlediği zaman psikolojik destek almalı, her türlü psikolojik rahatsızlık durumuna karşı kendilerini korumalıdır. Olası psikolojik rahatsızlıklar bu şekilde tespit edilebilir. Alınan psikolojik destek sayesinde bireylerin duygu durum değişimlerinin nedeni de saptanabilir. Bu sayede depresyon ve benzeri pek çok durum kısa sürede tedavi edilebilmektedir.


Bipolar Bozukluğun Ataklarının Başlangıcına Dair İpuçları

Bipolar bozuklukta atakların başlangıcı ilk dönemde kendisini kısa sürede belli eder. Bireylerin duygu durumlarında ani değişimler gözlemlenmeye başlar, kendilerini mani dönemde bulduklarında bir anda mani dönem belirtilerini göstermeye ve depresif dönemde olduklarında da depresif dönem belirtilerini göstermeye başlarlar. İlk dönemlerde bireylerin çevresinin bu tür duygu durum değişimlerini gözlemlemesi mümkündür.


Bipolar dönem başlangıcında bireyler kendilerini fazla depresif hissettikleri zaman aslında bu rahatsızlığın başladığını anlamak mümkündür çünkü kimi zaman mani dönem oldukça normal şekilde karşılanır. Ancak depresif dönem ilk başlarda gözlemlendiğinde bireyler kendilerinde bir sorun olduğunu kolay şekilde anlayabilmektedirler.


Kişiler duygu durumlarında önemli değişimler fark ettikleri zaman önlem almalı, psikolojik destek alarak bu dönemlerin erken safhada tespit edilmesini sağlamalıdır. Bu sayede bireylerin kısa zamanda gelişme göstererek tedavi olmaları mümkündür. Bipolar bozukluğun erken dönemde tespit edilmesi sayesinde kısa sürede tedavi etkili şekilde kendini gösterebilir.


Çocuklarda Bipolar Bozukluk Mümkün mü?

Bipolar bozukluğun çocuklarda görülmesi olasıdır. Tıpkı yetişkinlerde olduğu gibi çocuklarda da mani dönemin ve depresif dönemin etkileri aynı şekilde gözlemlenebilmektedir. Çocuklar bu dönemlerde madde kullanımı ya da kendine zarar verme davranışlarını genellikle göstermezler ancak yine de yaşı elverişli olan çocuklarda bu davranışların da görülebilmesi mümkündür.


Çocuklarda görülen bipolar bozukluk; şiddetli ruh hali değişimlerine, sosyal anlamda uygunsuz davranışlara, harcamalara dikkat etmemeye, gençlik döneminde farklı partnerler ile sık sık cinsel ilişki yaşanmasına, uykusuzluğa ya da aşırı uyumaya, madde kullanımına, gençlerde intihar düşüncelerine ve eğilimlere neden olabilir.


Bipolar Bozukluğun Ergenlik ve Genç Yetişkinlik Dönemindeki Etkileri

Özellikle de ergenlik ve genç yetişkinlik çağında olan bireyler için çok tehlikeli olabilen bipolar bozukluk, bireylerin kimlik arayışı içinde oldukları ergenlik döneminin daha da şiddetli şekilde geçirilmesine neden olur. Bireyler okullarına odaklanamaz, arkadaş çevreleri ile doğru şekilde iletişim sağlayamaz, aile üyeleri ile ters düşerler. Bunların yanı sıra madde ve alkol kullanımında görülen artış küçük yaşta bünyelerine zarar verir.


Çocuklarda görülen bipolar bozukluğun özellikle de sosyal anlamda engelleyici etkiye sahip olması mümkündür. Bireyler sosyal aktivitelere katılmaktan çekinirler, dürtüsel şekilde hareket ederler, çevreleri tarafından pek çok davranışlarından dolayı da dışlanabilirler. Bu durumda çocukluk döneminde görülen bipolar bozukluğun etkileri yetişkinliğe gidildikçe giderek artan bir etki gösterebilmektedir. Çocuklarda görülen bipolar bozukluğun tespit edilmesi için ise etken olan kişiler, ebeveynlerdir. Ebeveynlerin farkındalık sahibi, anlayışlı ve destekleyici olması çok önemlidir. Bu dönemde psikolojik tedavinin başlaması ile bipolar bozukluğun önüne geçmek mümkün olacaktır.


Bipolar Bozukluğa Sahip Hastalar İçin Öneriler

Bipolar bozukluğa sahip olan bireylerin yapması gereken en önemli şey, hekim tavsiyesine uymaktır. Bireylerin hekim tavsiyesi ile verilen ilaçları düzenli şekilde alması oldukça büyük öneme sahiptir. Bu ilaçlar bipolar bozuklukta görülen duygu durum değişimlerini düzene sokmakla kolaylık sağlar ve tedavinin işleyişini kolaylaştırır. Ayrıca bireylerin düzenli olarak psikolojik destek almaları da önemlidir.


Bipolar bozukluğa sahip olan bireylerin rahatsızlıklarının farkında olması gerekir. Bu farkındalık tedavi sürecine katkı sağlar ve duygu durum değişimlerinin de düzene girmesine yardımcı olur. Bireyler rahatsızlıklarının farkında oldukları zaman bu dönemlerin de farkına varabilirler ve meydana gelebileceği durumlarda kendilerini yatıştırma davranışı da gösterebilirler. Yine de bu dönemde farkındalık sahibi olarak destek almak ve hekim tavsiyesine uygun şekilde tedavinin devamlılığını sağlamak büyük öneme sahiptir.


Bipolar bozukluk, kişinin duygu durumu - mani ve depresyon kutupları arasında değişkenlik göstermesine sebep olmaktadır. Bundan dolayı da, bipolar bozukluk rahatsızlığına sahip olan kişilerde sabit ya da dengeli bir ruh hali gözlemlenememektedir. 


Bipolar Bozuklukta Gözlemlenen Dönemler:

Bipolar bozukluk hastaları, depresyon dönemi ve mani dönemi olmak üzere yılda iki farklı dönem yaşamaktadırlar. Bipolar bozukluk hastaları depresyon döneminde, genelde mutsuz-üzüntülü- isteksiz ve motivasyonsuz bir psikolojiye sahip olmaktadır. Bipolar bozukluk hastaları, manik dönem olarak adlandırılan evrede ise, coşkulu bir duygudurum- aktiviteler ve enerjide artma (çok konuşma, çok gezme, cinsel istekte artış, risk alıcı davranışlarda artış vb.) gibi durumları yaşamaktadır.


Bipolar bozukluk genelde ergenlik döneminde ya da yetişkinlik döneminde kendisini göstermektedir. Fakat, bipolar bozukluk her yaş ve her cinsiyet grubunda gözlemlenebilmektedir.

Ayrıca, bipolar bozukluğun, yaşam boyunca etkisini gösterme oranı %1’dir. Buna istinaden ise, bipolar bozukluğun oluşumunda kalıtımsal (genetikten genetiğe aktarım) etkenler büyük rol almaktadır.


Bipolar Bozukluk Belirtileri:

Bipolar bozukluk, temel olarak mani ve depresif ve hipomani semptomları içerisinde değerlendirilmektedir. Bipolar bozukluğa bağlı olan depresif dönem, en az iki hafta boyunca devam etme eğiliminde olmaktadır. Manik atak dönemi ise, birkaç gün ile birkaç hafta arasında sürmektedir. Ayrıca, bu ataklar (mani ve depresif) bazı kişilerde bir yıl içinde ard arda gelmektedir.


Mani atak döneminde bulunan kişiler ise aşırı duygusal bir dönem geçirmektedir. Bipolar bozukluk rahatsızlığına sahip olan kişiler, mani dönemde heyecanlı, eforik, aşırı enerjili ve dürtüsel hissedebilmektedir. Ayrıca, bu kişiler yine mani atak döneminde korunmasız ilişki, madde kullanımı ve gece hayatı gibi riskli davranışlara da yatkın olmaya başlamaktadır. Mani ve depresyon atakları, birbirlerini genelde takip etmektedir. Ayrıca, mani ve depresyon ataklarının arasında normal dönemlerin geçirilebileceği gibi, bu iki dönem arasında sürekli bir döngü de oluşabilmektedir.


Bipolar Bozukluk Depresif Dönem Belirtileri:

  • Enerji eksikliği
  • Değersizlik duygusu
  • Suçluluk ve umutsuzluk
  • İntihar düşünceleri
  • Konsantrasyon ve hatırlama zorluğu
  • Değersizlik duygusu
  • Kendinden kuşku duyma
  • Halüsinasyonlar
  • Mantıksız düşünceler
  • Kötümserlik


Bipolar Bozukluk Mani Atak Dönemi Belirtileri:

  • Aşırı enerjik hissetmek
  • Çok fazla konuşmak
  • Çok hızlı konuşmak
  • Çok mutlu ve sevinçli hissetmek
  • Yeni fikirler ve planları aşırı bir şekilde düşünmek
  • Uykuyu tam alamamak (az uyumak)
  • Az beslenmek
  • Riskli ve zararlı olan şeyleri yapmak
  • Yapılan faaliyetlerde aşırıcılığa kaçmak
  • Kolayca dikkat dağılması
  • Kendini önemli hissetmek


Kadınlarda ve Erkeklerde Bipolar Bozukluk Belirtileri:

Kadınlarda ve erkeklerde bipolar bozukluk atağı sırasında belirtiler farklı bir şekilde meydana gelebilmektedir. Ayrıca, kadınlar bipolar bozukluk depresif atak dönemine erkeklere nazaran daha yakındırlar ve depresif dönemi daha fazla tekrar etme eğilimindedirler. Bunun en büyük sebebi ise, kadınların vücudunda bulunan özel kadınlık hormonları olmaktadır. Kadınlık hormonları kendilerini özellikle menstruasyon (adet) dönemi , gebelik dönemi veyahut menopoz dönemlerinde göstermektedir.


Bu bilgilere istinaden, erkek bireylerdeki bipolar bozukluk rahatsızlığı; kadın bireylere nazaran daha erken yaşta başlamaktadır. Ayrıca, erkeklerde manik ataklar daha şiddetli olmaktadır ve madde- alkol gibi zararlı alışkanlıklara bu dönemlerde yatkınlık çok fazladır. Bundan hariç ise, erkeklerdeki intihal girişimi kadınlara nazaran daha fazla olmaktadır.


Bipolar Bozukluğun Nedenleri:

Bipolar bozukluğun tek bir nedeni bulunmamaktadır. Yani, birçok neden bipolar bozukluğun oluşumuna kaynak olmaktadır. Ayrıca, bipolar bozukluk birçok faktörün birleşiminden doğmaktadır.

Bipolar bozukluk, genelde genden gene aktarım ile geçmekte olan bir hastalıktır. Bundan dolayı da, bipolar bozukluğa sahip olan kişilerin birinci derece yakın olduğu kişilerde de bipolar bozukluk görülmesinin ihtimali oldukça yüksektir. 


Ayrıca, diğer hastalıklarda genelde tek bir genden hastalık nesilden nesile aktarılmaktadır. Bipolar bozukluk rahatsızlığı da genlerle aktarılsa bile çevrenin de etkisi büyük olmaktadır.

Bu kanıyı, tek yumurta ikizleri üzerinde yapılmış olan araştırmalar doğrulamaktadır. Tek yumurta ikizlerinin ikisinde de bipolar bozukluğun görülme ihtimalinin oranı %70’tir. (Tek yumurta ikizlerinde genler tamamen aynıdır) Bu araştırmadan yola çıkılacak olursa, bipolar bozukluğun oluşumunda çevrenin de etkisi görülmektedir.


Bipolar Bozukluğun Sonuçları

Bipolar bozukluğun kısa ve uzun vadede birçok olumsuz sonucu vardır. Örnek verilecek olursa, bipolar bozukluk rahatsızlığına sahip olan çocuklar evde ve arkadaşları ile birçok problem yaşamaktadır. Bipolar bozukluk rahatsızlığına olan yetişkin kişilerde ise, boşanma- finansal zorluklar- iş yerinde anlaşmazlıklar ve plansızlık hamilelik gibi problemlerin yaşanma ihtimali epey fazladır.


Kadın bipolar bozukluk hastalarının %60’ı hastalıklarının herhangi bir evresinde madde ve alkol kullanmaktadır. Ayrıca, yapılan bir araştırmaya göre bipolar hastalığına sahip olan kişilerde şeker, kalp, migren ve hepatiroid gibi rahatsızlıkların görülme ihtimali daha yüksek olmaktadır. 10 bipolar bozukluğu hastasından birisinin intihar ederek hayatını kaybetmesi, diğer bir bilgidir. Bütün bunlara rağmen, yukarıdaki bilgiler sizi korkutmasın. Etkili ve düzgün bir psikolog desteği ile, bipolar bozukluk rahatsızlığındaki etkiler çok azaltılabilmektedir. Eğer ki, bipolar bozukluğu için psikolog desteği almak istiyorsanız; Psikolog Merkezi ile görüşebilirsiniz.


Psikolog Merkezi, alanında uzman olan psikolog kadrosu ile; ağır ya da hafif olan psikolojik rahatsızlıklarda sizlere destek vermektedir. Ayrıca, bu destek hem çevrimiçi hem de yüz-yüze verilebilmektedir. Psikolog Merkezi'nden, randevu almak ve psikologlarla görüşmek için direk buraya tıklayabilirsiniz.


Bipolar Bozukluğunda Kullanılan Tedavi Yöntemleri

Günümüzde bipolar bozukluğunu tamamen ortadan kaldırabilecek bir tedavi ne yazık ki bulunmamaktadır. Fakat, psikolog desteği ve ilaç desteği ile bipolar bozukluğu en az seviyeye kadar indirilebilmektedir. Özellikle psikolog desteği, bipolar bozukluğuna sahip olan kişinin hayatını daha iyi idare edebilmesi için çok önemlidir.


Alanında uzman psikologlarımızdan randevu almak için direk yazıya basabilirsiniz.


İlaç tedavisi, bipolar bozukluğun belirtilerini hem azaltmaktadır. İlaç tedavisinin yanında uygulanan psikolog desteğinde de, hem aileye hem de rahatsız olan bireye verilen eğitimler; bu hastalık ile en iyi mücadelenin yolunu açmaktadır. Yapılan araştırmalara göre, hem ilaç hem de psikolog desteği ile tedavi olan bipolar bozukluk hastalığına sahip olan kişilerin; sadece ilaç ile tedavi gören kişilere nazaran daha iyi bir tedavi dönemi geçirmektedir. Ayrıca, birçok doktor da ilaç ile tedavinin yanında psikolog desteğini önermektedir ve bunun bir ihtiyaç olduğunu söylemektedir.


Sıkça Sorulan Sorular

Bu başlığın altında, bipolar bozukluk hakkında sıkça sorulan sorular üzerinde durduk. Bipolar bozukluğa dair her şey, bu başlığın altında bulunabilmektedir.


Bipolar Bozukluk Nadir Görülen Bir Hastalık mı?

Bipolar bozukluğa, duygudurum bozukluğu da diyebilmekteyiz. Duygudurum bozukluğunu, birçok insan yaşamaktadır. Ayrıca, Türkiye’de yaklaşık üç milyon bipolar bozukluk tanısını alan insan vardır. Bunun yanı sıra, birçok kişide bipolar bozukluk olduğu halde bunu fark edemediği ve tedaviye gidemediği için de bipolar bozukluk vardır. Sonuç olarak, bipolar bozukluk nadir görülen bir hastalık değildir.


Bipolar Bozukluk Kişisel Zayıflıklardan Dolayı mı Kaynaklanır?

Bipolar bozukluk, genlerden kaynaklanan ve çevrenin de etkisi ile kendisini tam anlamı ile gösteren bir rahatsızlıktır. Yani, bipolar bozukluğu kalp, diyabet, astım ve diğer genetik varyasyonlar ile aktarılan hastalıklar gibi düşünebiliriz. Sonuç olarak, bipolar bozukluk kişisel zayıflıklardan dolayı kaynaklanmamaktadır.


Bipolar Bozukluk Tedavi Edilebilir mi?

Bipolar bozukluk hastalığı tedavi edilebilmektedir. Hatta, bipolar bozukluk hastalarının %15’lik kısmı bir daha problem yaşamayacak şekilde iyileşmektedir. Bipolar bozukluk hastalarının %45’lik kısmı ise, kişisel hayatında ve sosyal çevresinde sıkıntı yaşamayacak şekilde ya da aşırı az sıkıntı yaşayacak şekilde iyileşmektedir. İyileşme süreci, birçok faktöre bağlıdır. Sonuç olarak, iyileşme sürecini iyi bir şekilde geçiren bipolar bozukluk hastalarının tamamen tedavi olma ihtimali vardır. Ayrıca, iyi geçirilen bir iyileşme sürecinde bipolar bozukluk hastalarının kişisel ve sosyal hayatında problem yaşamayacak hale kadar iyileşmesi çok yüksek bir ihtimaldir.


İyileşme sürecinde, destek alınan psikolog ve psikiyatristin de etkisi büyük olmaktadır. İyi bir iyileşme süreci geçirmek isteyen bipolar bozukluk hastaları; Psikolog Merkezi'nde alanında uzman olan psikologlardan tarafından destek alabilmektedir. Psikologlarımıza ücretsiz bir şekilde soru sorabilirsiniz. Ayrıca isteğinize göre yüz-yüze ya da çevrimiçi olacak şekilde randevu da alabilirsiniz.

Tıkla ve Psikolog Merkezi'ne git.


Uzman PsikologNurdan YAZICI UNAL-25.01.2022
Psikolog Merkezi