1. Blog
  2. Psikolojik Kaşınma (Sinirsel Kaşıntı) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

Psikolojik Kaşınma (Sinirsel Kaşıntı) Nedir? Belirtileri ve Tedavisi

  • Psikolojik Kaşınma (Sinirsel Kaşıntı) Nedir?
  • Psikolojik Kaşınma Nedenleri Nelerdir?
  • Psikolojik Kaşınma Belirtileri Nelerdir?
  • Psikolojik Kaşınma Tanı Yöntemleri Nelerdir?
  • Psikolojik Kaşınma Tedavi Yöntemleri Nelerdir?
  • Sinirsel Kaşıntı ile Psikolojik Bozukluklar Arasındaki İlişki

Psikolojik Kaşınma (Sinirsel Kaşıntı) Nedir?

İnsan vücudunda birçok farklı sebebe bağlı olarak kaşınma güdüsü ortaya çıkabilir. Ortaya çıkan bu kaşıntılar, genellikle deri hastalıklarıyla ya da kişinin derisine rahatsız olacağı bir etki yapılmasıyla alakalıdır. Psikojenik pruritus veya sinirsel kaşıntı olarak da adlandırılan psikolojik kaşınma hastalığını yaşayan kişilerde ise bu durum farklıdır. Zira kişinin sahip olduğu kaşınma hissinin herhangi bir deri hastalığıyla alakası yoktur.


Kişi çeşitli ruhsal problemlerden ötürü sürekli kaşınma ihtiyacı duyar. Söz konusu sinirsel kaşıntının temelinde, sinir sisteminde bulunan nöronal ve glial sinir hücrelerindeki bozukluklar yatar. Kişinin sahip olduğu kaşınma hissi tedavi edilmediği sürece zamanla kronikleşebilir ve kişinin günlük hayatını oldukça olumsuz bir yönde etkileyebilir. Psikolojik kaşıntı ile fiziksel kaşıntı kimi zaman bir arada da olabilmektedir. Bu durum, kaşıntının asıl sebebini tespit etmeyi zorlaştırır ve kişi yanlış tedavi metotlarıyla önemli bir vakit kaybedebilir.


Psikolojik Kaşınma Nedenleri Nelerdir?

Birçok hastalık kendisini uzun süre belli etmeyen ya da çok hafif şekilde ortaya çıktığı için kendisini önemsiz gösteren semptomlara sahiptir. Fakat, kaşıntı hissi insana ilk andan itibaren kendisini bariz bir şekilde belli eder. Kaşıntı bu kadar yaygın ve bariz bir durum olmasına rağmen, tıp dünyasının kaşıntı ile ilgili sahip olduğu bilgiler sınırlıdır. Hasta vücudunda geçmek bilmeyen bir kaşıntı hissettiğinde genellikle ilk olarak bir dermatoloğa başvurur. Zira toplumdaki genel kanı kaşıntının sadece fiziksel bir süreç olduğu yönündedir.


Ancak günümüzde yapılan araştırmalar neticesinde, fiziksel faktörlerin yanı sıra psikolojik faktörlerin de kaşıntıya sebep olabileceği bilinmektedir. Hatta kimi zaman hem fiziksel hem de psikolojik sebeplerden dolayı kaşıntı ortaya çıkabilir. Psikolojik kaşınma nedenleri arasında en başta gelen durum "stres" olarak göze çarpar. Kişinin hayatını ciddi manada etkileyip sürekli endişeli bir şekilde düşünmesine sebep olan olaylar da bu hastalığın bir diğer sebebidir.


Stres ile birlikte, sosyal hayatlarında kendisini istediği gibi ifade edemeyen kişilerde (aleksitimi) kronik kaşıntı görülmesi yaygın bir durumdur. Aleksitimisi olan hastalar özellikle kızgınlık, isteksizlik, sevme ya da sevilme isteği gibi duygularını dışarıya ifade etmekte büyük zorluk yaşarlar. Bu durumun sonucu olarak da refleksif olarak vücudunun çeşitli yerlerini kaşınma yoluna başvurabilirler. Zamanla bu durum tek başına içinden çıkılması oldukça güç olan bir takıntı halini alır.


Sinirsel kaşıntı nedenleri arasında yer alan bu iki durumun ortak noktası, insanı endişeli bir şekilde düşünme haline sevk etmeleridir. Belirtilen bu psikolojik durumlara ek olarak, diyabetik nöropati hastalığına sahip olan kişilerde de sinirsel kaşıntı görülmesi yaygın bir durumdur. Diyabetik nöropati yaşayan kişilerin sinir sisteminde bulunan nöronlar bozulmaya uğrar ve bunun sonucunda kişide psikolojik kaşınma ortaya çıkabilir.


Diyabetik nöropati, uzun zaman boyunca yüksek değerlere ulaşan kan şekerinden kaynaklanabilir. Kan şekerinin yükselmesiyle sinir hücreleri zarar görür. En büyük zarar el ve ayak bölgelerinde meydana gelir. Bu durumun sonucu olarak kişinin elinde ya da ayaklarında (kimi zaman her ikisinde de) ciddi bir ağrı ya da kaşıntı hissi ortaya çıkar.


Diyabet hastalığına ek olarak, kişinin geçirdiği travmalar, ağır enfeksiyonlar, metabolizmada ortaya çıkan problemler ve bazı ciddi nörolojik hastalıklar da psikolojik kaşınmaya sebep olur. Kaşıntının ortaya çıkmasına etki edebilecek bir diğer durum ise genetik faktörlerdir.


Anne babasında ya da yakın akrabalarında şeker hastalığı bulunan kişiler bu hastalığa genetik aktarımla sahip olabilirler ve bunun sonucunda psikolojik kaşıntı problemini yaşama ihtimalleri artar. Dolayısıyla, ailesinde şeker hastalığı öyküsü bulunan kişilerin düzenli olarak doktor muayenesine başvurmaları ve kendilerinde diyabet olup olmadığına dair test yaptırmaları hem sinirsel kaşıntı hem de yaşayabilecekleri diğer sağlık sorunları açısından en doğru karar olacaktır.


Psikolojik Kaşınma Belirtileri Nelerdir?

Kaşıntı, birçok farklı hastalığın belirtisi olabilir. Bu belirtilerin tam olarak hangi sebepten kaynaklandığını hastanın tek başına anlayabilmesi pek mümkün değildir. Ancak yine de çeşitli indikatörler mevcuttur. Örneğin, eğer kişinin sahip olduğu kaşıntı hissi geceleri artıyorsa ve bununla birlikte sarılık, mide bulantısı ve karın ağrısı gibi belirtiler varsa kişinin karaciğerinde bir problem olduğu söylenebilir.


Bununla birlikte, eğer kaşıntı asıl olarak tek bir bölge üzerine yoğunlaşmış ise, bu genellikle cilt hastalıklarını işaret eder. Bu tür durumlara egzama, dermatit, döküntü ve cilt iltihaplanması gibi cilt hastalıkları örnek olarak verilebilir.


Psikolojik kaşınma belirtileri asıl olarak sırt, el, kol, ayak, bacak ve gövdede görülür. Deri hastalığı sebepli kaşıntılardan farklı olarak daha geniş bir bölgeyi kapsarlar. Fakat yine de sinirsel kaşıntının ortaya çıkardığı belirtiler deri hastalıklarında ortaya çıkan kaşınma belirtileriyle aynı doğrultuda olabilir. Kişide döküntü, kızarıklık ve deri iltihaplanması gibi durumlar görülebilir.


Kişinin sahip olduğu sürekli kaşınma hissi zamanla ağrılı bir hal alabilir. Bunun sonucunda kişinin hayat kalitesi olumsuz şekilde etkilenebilir. Sinirsel kaşıntı belirtilerini uzun süre boyunca hissetmesine rağmen doktora geç başvuran kişilerde ise hastalık kronik bir hal alabilir ve böylelikle tedavi edilmesi de güç bir hal alır.


Psikolojik Kaşınma Tanı Yöntemleri Nelerdir?

Psikolojik kaşıntı çoğu zaman erken teşhis edilen bir durum değildir. Zira birçok kişi sahip olduğu kaşıntı hissinin zamanla geçmesini bekler ve doktora başvurmaz. Kaşıntı hissi dayanılamayacak raddeye geldiğinde ise hasta bir sağlık kuruluşuna başvurur. Bu aşamada doktor hastanın tıbbi öyküsünü teferruatlı bir şekilde inceler. Kişinin kendisinin ve yakın akrabalarının ne tür hastalıklara sahip olduğu konusunda detaylı bilgi alınır.


Bunun ardından kişiye nörolojik tetkikler ve fiziksel muayene yapılır. Fiziksel muayene esnasında en önemli unsur; kişinin el, bacak, ayak ve gövde gibi bölgelerinde bölgesel olmayan geniş çaplı kaşıntıların varlığıdır. Kişide nöropati olduğu durumlarda kimi zaman bu uzuvlarda uyuşma ve güçsüzlük hissi gibi belirtiler de mevcut olabilir.


Nörolojik muayene aşamasında ise genel olarak kişinin cilt yapısı ve cildin dış etkenlere karşı verdiği tepkiler incelenir. Daha isabetli sonuçlara varmak amacıyla kişiden EMG istenebilir. Bu testin amacı ise kişinin vücudunda bulunan nörolojik hasarları tespit etmektir. Kişiye yapılan nörolojik ve fiziksel tetkikler ile hastanın sahip olduğu belirtiler birleştirilir ve kişiye psikojenik pruritus tanısı konur.


Psikolojik Kaşınma Tedavi Yöntemleri Nelerdir?

Sinirsel kaşıntı tedavisi için birden fazla tedavi yönteminin kullanılması gerekir. Bununla birlikte, hasta duşta uzun süre kalmamalı ve sıcak suyla duş almamalıdır. Bunun yerine önerilen ise daha az sıklıkta yapılan, kısa süreli ve ılık suyla alınan duşlardır. Bununla birlikte, hastalara sık sık duş sonrası cilt nemlendiricisi kullanmaları da önerilmektedir. Zira nemlendiriciler cildin kurumasını yavaşlatır ve bu şekilde dolaylı olarak kaşıntının önüne geçer. Hasta mümkün olduğunca pamuklu, ipek ya da esnek kıyafetler giyilmelidir. En önemlisi ise kişi strese sebep olabilecek faktörleri hayatından çıkarmaya çalışmalıdır.


Diğer yandan stres ve aleksitimi, psikolojik kaşıntıya yol açan en önemli sebepler arasında yer alır. Bununla birlikte, kimi hastalarda psikolojik kaşınma ile beraber ilerleyen obsesif kompulsif bozukluk da görülebilir. Bu durum da sinirsel kaşıntının ortaya çıkardığı belirtilerin şiddetini artıracaktır. Bu gibi hastayı rahatlatmak amacıyla "psikoterapi" yaygın şekilde kullanılan bir tedavi biçimidir. Ancak psikoterapi tek başına yeterli değildir ve hastalığın tedavisinde genellikle psikoterapi ve ilaç tedavisi eş zamanlı olarak kullanılır.


Sinirsel Kaşıntı İçin İlaç Tedavisi

Psikolojik kaşınma tedavisi için en sık başvurulan yöntem ilaçla tedavidir. Ancak hastalığın kalıcı olarak tedavisini mümkün kılan bir ilaç henüz mevcut değildir. Bu sebeple kişinin kaşıntı ve ağrı hissine iyi gelecek ilaç deneme yanılma yöntemiyle bulunur. Söz konusu ilaç grupları arasında duloksetin, gabapentin ve alfa lipoik asit gibi kaşıntı azaltıcı etkisi olan ilaçlar en yaygınlarıdır.


Bunlara ek olarak, kişiye duruma göre antihistaminik, antidepresan, anksiyolitik, antipsikotik ya da antiepileptik ilaç gruplarından ilaçlar da reçete edilebilmektedir. Bunlarla birlikte, eğer hastada şeker hastalığına bağlı olarak gelişen bir kaşıntı hissi varsa, öncelikle hastanın kan şekeri düzenlenmelidir. Bu doğrultuda hastanın düzenli bir şekilde insülin tedavisini uygulaması ve beslenme programına dikkat etmesi gerekmektedir.


Sinirsel Kaşıntı ile Psikolojik Bozukluklar Arasındaki İlişki

Psikolojik kaşıntı sık sık depresyon, stres, obsesif kompulsif bozukluk ve anksiyete gibi psikolojik bozukluklarla birlikte ilerler. Kişi yaşadığı olumsuz duygular neticesinde istemsiz şekilde deri yolma ya da bir bölgeyi sürekli kaşıma gibi davranışlar sergileyebilir. Bununla birlikte, depresyon gibi psikolojik hastalıklara sahip olan kişilerde serotonin ile dopamin seviyeleri genellikle ideal seviyelerde değildir.

Yapılan çalışmalar neticesinde, bu durumun kaşınma hissini tetikleyebileceği ortaya konulmuştur. Kişinin sahip olduğu kaşınma isteği, o anki meşguliyeti ile de ilişkilidir. Örneğin aktif bir konuşma içerisinde olan ya da o an önemli bir işle uğraşan kişilerin istekleri daha az olurken, aktif olarak bir şeyle uğraşmayan ya da dinlenmekte olan kişilerin kaşınma istekleri büyük bir artış gösterir. 


Psikolojik kaşıntı sık sık yapısal olarak streslenmeye meyilli, eleştiriye karşı hassas, kendisine güveni eksik, detaycı, mükemmeliyetçi, toplum önünde hata yapmaktan korkan ve çekingen karaktere sahip olan kişilerde görülür. Psikolojik kaşıntı yaşayan hastalarda çoğu zaman kaşıntı hissine ek olarak dudak ısırma, tırnak yeme, parmak çıtlatma, diş gıcırdatma ya da yanak çiğneme gibi takıntı temelli davranışlar eşlik eder. Bu sebeple psikolojik kaşıntı, deri hastalıklarından dolayı ortaya çıkan kaşıntılardan ayrılır. Zira kişinin sadece medikal tedaviye değil, aynı zamanda psikolojik bir tedaviye de ihtiyacı vardır.



Desteğe ihtiyaç duyduğunuz her an uzmanlarımızla ücretsiz soru sorarak iletişime geçebilir ya da online terapi ile destek alabilirsiniz.

Uzman PsikologNurdan YAZICI UNAL-25.04.2022
Psikolog Merkezi