1. Uzman
  2. Ayşe Beyza ARIK
  3. Blog Yazıları
  4. Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Ratatuy Filminin Kuramsal Açıklaması

Maslow'un İhtiyaçlar Hiyerarşisi ve Ratatuy Filminin Kuramsal Açıklaması

maslowun-ihtiyaclar-hiyerarsisi-ve-ratatuy-filminin-kuramsal-aciklamasi

Kuramın Kavramsal Çerçevesi


Abraham Maslow Hümanistlik Psikoloji’nin diğer adıyla Üçüncü Güç’ün babası olarak anılır (Schultz ve Schultz,) (Burger, 2016). Kendinden önceki ve çağdaşı meslektaşlarının yaptığı araştırmaları kabul etmiş ancak onların aksine insanların eksiklikleri yerine insanların daha fazla nasıl mutlu ve sağlıklı olabileceği üzerine araştırmalar yapmıştır (Burger, 2016). Bunu tetikleyen şey hayatına giren Max Wertheimer ve Ruth Benedic’tir. Bu iki insanı ‘tanıdığım en etkileyici insanlar’ olarak tanımlamış ve o kişileri araştırmaya başlamıştır ( Maslow, akt. Burger, 2016). Bu kişilere ek olarak Thomas Jefferson, Albert Einstein, Eleanor Roosevelt ve Albert Schweitzer gibi hayatta olmayan kişileri de kendileri ile ilgili olan tarihi belgelerinden incelemiştir. Bu insanlara ‘Kendini Gerçekleştirmiş İnsanlar’ demiştir. Bu insanların bir takım ortak özelliklerini listelemiş ve bu davranışları gerçekleştiren insanları Gereksinimler Hiyerarşisi’nin en üst basamağını tamamlamış kişiler olarak tanımlamıştır. Tüm insanların çok küçük bir kısmının Kendini Gerçekleştirmiş İnsanlar olduğunu söylemiştir (Burger, 2016).

Maslow iki tür güdü olduğunu söylemiştir:

  1. Yetersizlik Güdüsü; eksik olan bir şeyin eksikliğinin giderilmesine duyulan ihtiyaçtır. Açlık ve susuzluk gibi vücudun temel ihtiyaçları buna örnek gösterilebilir. Buradaki ihtiyaç giderildiğinde yetersizlik güdüsü doyuma ulaşır. Burada ki ihtiyacın giderilmesinin sınırı gerginliğin olmadığı bir konumda olmaktır (Burger, 2016).  
  2. Büyüme Gereksinimi; Burger’ın ( 2016) tanımıyla ‘karşılık beklemeden sevmek ve kişinin kendini gerçekleştirmesidir’. Bu ihtiyaç yetersizlik güdüsünden farklı olarak eksik olan şey bulunduğunda doyuma ulaşmaz bilakis ne kadar ihtiyaç giderilse o kadar gereksinimin artmasına sebep olur. 

Maslow yetersilik ve büyüme gereksinimlerini Gereksinimler Hiyerarşisi adıyla beş ana sınıfa ayırmıştır. Bu gereksinimler öncelik sırasına göre alt basmaktan bir üst basamağa doğru bir sıralama şeklindedir. Alttaki gereksinimler belirli bir aşamada doyurulmadan üst basmağa çıkış yapılamamaktadır (Ilgar ve Ilgar, 2014). Bir üst basmağa geçmek için yüzde yüz bir doyuma ulaşmaya gerek yoktur, kısmı bir doyum sağlama bizim bir üst gereksinime ihtiyaç duymamıza sebep olabilir (Burger, 2016) (Yelkikalan, Dalboy, Doğan ve Oflaz, 2020). Bu beş basamak alttan üste doğru:

1- Fizyolojik Gereksinimler; Hayatta kalmak ve yaşamak için gerekli olan fizyolojik ihtiyaçlarımızdır. Açlık, susuzluk, idrara çıkmak, cinsellik ve uyumak örnek gösterilebilir (Yelkikalan, Dalboy, Doğan ve Oflaz, 2020).

2- Güven Gereksinimi; Fizyolojik gereksinimlerimiz belli bir oranda karşılandığında artık bizim için doyurulması gerek en ana tema güvenlik ihtiyaçlarımızdır. Bu gereksinim korunma, emniyet, istikrar, düzen gereksinimleridir. Buna korku ve endişeden kaçınma da diyebiliriz (Yelkikalan, Dalboy, Doğan ve Oflaz, 2020).

3- Ait Olma ve Sevgi Gereksinimi; Fizyolojik ve güvenlik gereksinimlerimiz doyuma ulaştığında insanlar bir süre sonra arkadaş, sevgili ve çocuk ihtiyacı hissederler. Maslow iki tür sevgi olgunu söylemiştir. Birincisi eksiklik üzerine kurulan Yetersizlik Sevgisi’dir. Amaç orada doyuma ulaşmaktır. Bu bencilse sevgidir. İkincisi ise büyümeye dayanan, sahiplenici olan ve bencil olmayan Varlık Sevgisi’dir (Burger, 2016). 

4- Saygı Gereksinimi; Ait olma ve sevgi gereksini karşılandığında kişide saygı gereksinimi ortaya çıkar. Maslow saygı gereksinimini ‘kendini yeterli ve başarılı algılama gereksinimi’ ve 'beğenilme ve saygı duyulma’ gereksinimi olarak ikiye ayırmıştır (Burger, 2016).

5-Kendini Gerçekleştirme Gereksinimi; saygı gereksinimi de karşılandığında kişi artık kedine tam olarak bundan sonra ne yapmak istiyorum, neyi başarmak istiyorum, hayatında neyi yapsam anlam katmış olurum gibi sorulara cevap vererek bunlara yönlenmesi ve bunları yaparken de ‘Zirve Deneyimi’ni yaşıyor olmasıdır (Özer ve Topaloğlu, 2008) ( Tekke, 2019). 

(Maslow’un Gereksinimler Hiyerarşisi)

Kendini Gerçekleştirme Gereksinimi; saygı gereksinimi de karşılandığında kişi artık kedine tam olarak bundan sonra ne yapmak istiyorum, neyi başarmak istiyorum, hayatında neyi yapsam anlam katmış olurum gibi sorulara cevap vererek bunlara yönlenmesi ve bunları yaparken de ‘Zirve Deneyimi’ni yaşıyor olmasıdır (Özer ve Topaloğlu, 2008) ( Tekke, 2019). 

Kendini gerçekleştirmiş insanların bir takım ortak özellikleri vardır. Bu kişiler aşağıya yazacağım tüm kriterleri karşılamasa da bir çok özelliği karşılarlar. Maslow’dan (1970 ) aktaran Özer ve Topaloğlu (2008) kendini gerçekleştiren bireylerin temel olarak şu özellikleri sergilediklerini söylemişlerdir.

1. Gerçeği daha iyi ve yalın şekilde algılar ve gerçekle daha rahat ilişkiler kurarlar.


2. Kendilerini, başkalarını ve doğayı olduğu gibi kabul ederler.


3. Davranışlarında kendiliğindenlik, sadelik ve doğallık gösterirler.


4. Sorunların kendisine odaklanırlar.


5. Çevreden ayrıktırlar, yalnızlığa gereksinim duyarlar.


6. Özerklik arzularlar, kültürden ve toplumdan bağımsızlık arzusu ve eylemi içindedirler.


7. Yaşamı sürekli şekilde yeniden yaşarlar, hayata yönelik minnettarlık


8. Kendilerini zirveye çıkaran mistik ve doruk deneyimler


9. İnsanlığa yönelik özdeşim, yakınlık ve ilgi duyarlar.


10. Kişilerarası derin ve gerçek ilişkilere önem verirler.


11. Demokratik kişilik yapısına sahiptirler.


12. Amaçlarla araçları ayırabilme ve de ayrıca iyi ve kötü arasındaki ahlaki ayrımı tanımlama becerileri vardır.


13. Şakayı kaldırırlar ve buna yönelik olumlu bir tutum sergilerler.


14. Yaratıcıdırlar.


15. Kültürel çerçevelemeye direnç gösterirler.

Ratatuy Animasyon Filmindeki Ramy Karakterinin Olgusu

Filmde ele alacağımız karakter Ramy’dir. Ramy bir faredir. Ramy diğer kemirgen ailesi ve arkadaşlarına nazaran çok gelişmiş koku ve tat alma duyularına sahiptir, yemek yapmaktan, yaptığı yemekleri tatmaktan çok zevk almaktadır ve koku duyusu ile yemeklerin içinde nelerin kullanıldığını anlamaktadır. Yemek yemek onun için karın doyurmak değil adeta bir sanattır. Ayrıca yemek yerken yürüdüğü yerlerin tadı ön ayaklarına geldiği için yemek yediği iki ön ayaklarının üstünde yürümez, sadece arkadaki iki ayağının üstünde yürür. Ailesinin tüm istemeyişi ve bir fare olarak yapılması imkansız olmasına rağmen, büyük bir Fransız aşçı olma hayalleri kurar. Ramy’nin başkalarından sakladığı bir hayatı daha vardır ve bunu sadece kardeşi Enio biliyordur. Bu sırrı yemek pişirmesidir. 

Yaşadıkları çatı katının sahibi olan yaşlı kadının mutfağına sıklıkla girer ve orada Auguste Gusteau ( Fransanın en iyi şefidir, beş yıldız sahibi bir restoranı vardır, en genç beş yıldız alan şeftir, ‘Herkes Yemek Yapabilir' kitabını yazmıştır , bu kitap en çok satanlar listesinin başındadır ve restoranda yemek için beş ay öncesinden rezervasyon alınır.) adındaki şefin ‘Herkes Yemek Yapabilir' kitabını okur ve yaşlı kadının açtığı Gusteau’nun yaptığı yemek programını izler.

Ramy, babası, erkek kardeşi Enio ve akrabaları ile beraber köyde yaşlı bir kadının yaşadığı evin çatısında kalmaktadırlar. Ramy ‘nin hayatı biraz zor geçiyordur. Tüm fareler ve Ramy günlerinin bir çoğunu hayatta kalmak için çöplükte yiyecek bulmakla harcarlar. Bu yemeklere diğer fareler hayatta kalmak için gerekli olan yakıt gözüyle bakarken Ramy hem yiyeceklerin verdiği tat ve kokusuna dikkat etmektedir hem bu çöplükten alınan yiyeceklerin çalıntı olduğunu düşünmektedir. Ramy diğerlerinde farklı bir bakış açısına sahiptir.

Ramy’nin Kardeşi Enio kolay etkilenen bir faredir.Enio, Ramy’nin çok yetenekli olduğunu düşünür. Enio, Ramy’i anlamaz ama Ramy, Enio’yu görünce kendi farklılığını anlar. Ramy’nin babası ise ailenin başıdır ve asla bu zamana kadar Ramy’nin yaptılarından etkilenmez ve Ramy’i işe yaramaz biri olarak görür. Ramy bir gün koku duyusu sayesinde fare zehri olan elmayı babasının elinden alır ve elmanın zehirli olduğunu babasına kanıtlar. Bu olayla babasının Ramy’e karşı bakışı değişir ve babası ona yiyeceklerin zehirli-zehirsiz olması ile ilgili olan Zehir Kontrolculuğu görevini verir ve baba oğluyla gururlanır. 

Babası Ramy’e insanlardan nefret etmesini ve mutfaktan uzak durmasını her zaman hatırlatır. Fakat Ramy insanlardan nefret etse de onlarda farklı bir şeyin onu çektiğini söyler. İnsanlar sadece yaşamak için yaşamazlar. Onlar keşfediyorlar, üretiyorlar ve yemekle yapabildiklere şeylere bir bakın.

Ramy fırtınalı bir gün bahçede bulduğu mantarı, kardeşinin çöpte bulduğu özel bir peynir ile bahçede bulduğu biberiye ve kekik eşliğinde nasıl güzel bir yemek olacağını düşünür ve evin bacasında mantarı tütsülemeye çalışırken Kardeşi Enio ile şimşek tarafından çarpılırlar. Çarpılan ve yere düşen Ramy’nin ilk yaptığı şey direk elindeki mantarın tadına bakması ve müthiş lezzetli olan bu mantardaki eksik şeyi bulmaya çalışması olmuştur. Mantara safranın harika gideceğini düşünen Ramy, Enio’nun tüm mutfağa girme çabalarına rağmen mutfaktan safran almaya gider. Mutfakta safranı ararken açık olan televizyondan Gusteau’ın Anton Ego adındaki Fransa’nın en saygın yemek eleştirmenin Gusteau’un ‘herkes yemek yapabilir’ sözüne karşı yaptığı yorum sebebiyle beş yıldızdan dört yıldıza düşen restoranını ve buna dayanamayan Gusteau’nın vefat haberini alır. Tam bu sırada ev sahibi uyanır. Ev sahibi Ramy’i ve kardeşi Enio’yu görür. Yaşlı kadın onları silahla vurmaya çalışırken tavan çöker ve tüm fareler gün yüzüne çıkar. 

Farelerin hepsi önceden hazırlanmış kaçma aletlerine doğru hareket ederler. Bu sırada Ramy Gusteau‘ın Herkes Yemek Yapabilir kitabını da yanına almak ister. Diğer farelere yetişemez ve tek başına bir kanalizasyonda bulur kendini. Ramy acıkır ve tüm ailesini kaybetmesinin acısıyla bir süre bir şey yapmadan bekler. Daha sonra kitabı açarken Gusteau’ın hayali onunla konuşur ve bir şeyler yapması gerektiğini söyler. Ramy motive olur, hemen kanalizasyondan dışarı çıkar ve kendisinin Pariste olduğunun farkına varır. Karnını doyurmak için bir mekanda bulduğu ekmeği yerken birden Gusteau’nun hayali bu ekmek parçasını çaldığını Ramy ‘e hatırlatır. Ramy dışarı çıkar ve gördüğü şey Auguste Gusteau’nın ünlenmiş olan restoranıdır.

Dışarıdan Restoranı izlerken işe alınan yeni çöpçü çocuk olan, yeteneksiz ve çekingen genç Linguini’nin çorbayı döktükten sonra yaptığı şeyleri görür ve Fransız restoranının mutfağındaki hoşlanılmayan ve hatta kesinlikle istenmeyen bir misafir olmanın getirdiği tehlikelere rağmen Ramy dayanamaz ve içeri girer. Ramy çorbayı daha lezzetli hale getirmeye çalışırken Linguini’ye yakalanır. Linguini olanları şaşkınlık içerisinde izlerken mutfaktan ve restorandan sorumlu olan Şef Skinner gelir çorbayı mahveden Linguini’i işten kovar. Bu sırada yemek restorana gelen yemek eleştirmenine gider ve çorba çok beğenilir. Linguini gelecekte kendisinde sorumlu olacak kadın şef olan Colette yardımıyla işe geri alınır. Ramy mutfakta fark edilir ve Linguini tarafından dışarıda öldürülmesi emredilir. Linguini tam Ramy öldürecekken, Ramy’nin kendisini anladığını fark eder ve Ramy ve Linguini aralarında bir anlaşma yaparlar.

Ramy artık Linguini aracılığıyla bir aşçı olmuştur. Ramy, Linguini’nin şef şapkasının altında durarak ve Linguini’nin saçlarını çekerek Linguini’nin vücudunu hareket ettirir ve beraber lezzetli yemekler yapmaya başlarlar. 

Ramy yemek yapmayı çok sever, ayrıca yemek yaparken de kendinden geçer. Tam o sırada yaptığı yemeğin kokusuna ve tadına bakarak kendi eksik bulduğu şeyleri yaptığı yemeğin içine katmaktan çekinmez. Bu yaptığı yeni yemekler de bir çok kişi tarafından beğenilir.

Gusteau’nun aldığı eleştiri ve ölümü ile ün kaybeden restaurant Ramy’nin yaptığı çorba ve yemek eleştirmeninin çorbaya yaptığı yorumla artık yeniden dikkat çekmeye başlamıştır. Linguini Ramy’nin yardımıyla artık restoranda bir şef statüsü kazanır. Linguini’den nefret eden Şef Skinner, Linguini’e bir sürü zorlu görevler vermeye başlamıştır. İlki çorbayı yeniden yapmasıdır. Şef Skinner’ın emri ile Linguini’yi işten atılmaktan kurtaran ve restaurantın tek kadın şefi Colette artık Linguini’den sorumlu olmuştur. 

Bir gün müşteriler yeni yemek ister ve Şef Skinner, Linguini’yi işten atmak için Gusteau’nun çok zor ve unutulmuş bir tarifi olan Uykuluk Alagusto yapmasını ister. Ramy aracılı ile Linguini ve Linguini’den sorumlu şef Colette yemeği yapmaya başlarlar. Ramy tariflerden esinlenerek kendine göre yeni tatlar yaratmayı seven Ramy bu yemektede bunu yapar ve son anda tarife uymaz. Balık sosu yerine kendi yaptığı sosu yemeğin üstüne döker. Müşteriye giden tabak çok beğenilir ve tüm müşteriler bu yemekten sipariş eder. O gece şef Skinner, Linguini’nin ağzından fare ile ilgili bilgi almak için Linguini’i şarap içmeye davet eder. O sırada Ramy kardeşi Enio’yu görür ve mutfaktan ona bir şeyler verir. Geceyi ailesi ile birlikte geçirir. Babası tekrar ona insanlara güvenmemesi gerektiğini söyler fakat Ramy Linguini’e güvenmektedir ve onunla çok güzel şeyler başardığını düşünür. Ramy mutfağa ve Linguini’e geri döner.

Sabah Ramy Linguini’i bulduğunda Linguini şarabın etkisinden hala çıkamamıştır. Colette gelir ve Ramy’nin himayesinde olan Linguini’ye alınır ve ona vurur. Tam bu sırada Linguini ayılır ve Colette’ye her şeyi anlatmak isterken yine Ramy’nin yönlendirmesi ile Colette’yi öper ve Linguini ve Colette yakınlaşır. Linguini, Colette ile daha fazla vakit geçirir ve Ramy’i bir şekilde unutur. Ramy Linguini’nin onu unutmasına çok üzülür. Ramy her şeyin ne kadar kırılgan olduğunu dünyanın onu nasıl gördüğünü hatırlar. Bu sırada Enio sık sık Ramy’nin yanına gelir ve kendisi ve arkadaşları için yemek ister. Ramy Enio ve arkadaşları için mutfaktan yemek çalarken Linguini’nin Gusteau’un oğlu olduğunu öğrenir ve Ramy bu bilgiyi Linguini’e söyler. Restoranın yeni sahibi artık Linguini olur. Şef Skinner bu bilgiyi sakladığı için işten atılır ve Linguini ve Ramy konusunda daha da hassas davranıp onların açığını kollamaya başlar. Bunun üzerine Linguini bir basın açıklaması yapar ve tüm övgüyü üstüne alır bu durum Ramy‘yi üzer Ramy Linguini’nin saçını çeker ve Linguini bundan rahatsız olur. Tam bu sırada ünlü yemek eleştirmeni Anton Ego gelir ve yarın Linguini‘nin yemeklerinin tadına bakacağını söyler. Linguini saçının çekilmesinden rahatsız olduğu izin direk restoranın arkasına çıkarRamy’e bağırı ve biraz ara vermesini söyler.

Linguini‘nin tüm övgüyü alması. Ramy’ e ara ver demesi ve artık eskisi kadar Ramy ile ilgilenmemesi Ramy sinirlendir ve tüm fare dostlarına buz dolabının yerini gösterir. Tam bu sırada Linguini Ramy’den özür dilemek için geri gelir ve gördüğü manzarayla Ramy’ye olan güveni sarsılır ve Ramy’i oradan kovar. 

Dışarı çıkan Ramy, eski Şef Skinner tarafından yakalanır. Bu sırada ünlü yemek eleştirmeni Anton Ego restauranta gelmiştir. Ramy olmadan Linguini hiç bir şey yapamaz. Babası ve kardeşi Enio tarafından kurtulan Ramy Linguini’nin yanına gelir. Çünkü o bir aşçıdır ve o olmadan bir şey yapamazlar. 

Linguini Ramy’i görünce çok sevinir ve tüm çalışanlara gerçeği anlatır, onlara fare ile yemek yapmaya devam edeceğini söyler. Tüm bu olanları izleyen Ramy’nin babası artık Ramy’ e ve Linguini’i hakkında yanıldığını söyler ve onlara saygı duyar. Çalışanların hepsi gider ve Ramy’nin babası tüm fareleri Linguini’e  ve Ramy’e yardıma çağırır. Ramy ve arkadaşları yemek yaparken Linguini servis yapmaya başlar. Bu sırada hem Linguini’den sorumlu olan hem de Linguini’nin sevgilisi olan Colette geri döner ve mutfağı yöneten Ramy’e yardım eder. 

Ramy ünlü eleştirmen için Ratatouille adında Fransızların geleneksel bir yemeğini yapar. Eleştirmen Anton Ego Ratatouilleden bir parça ağzına atar ve birden küçükken annesinin ona yaptığı Ratatouille’i yediği ana ışınlanır. Anton Ego, Linguini’e daha önce hiç böyle bir aşçı tanımadığı söyler. Hem mükemmel yemek yapıp hem de servis yapıyor olmasını ilginç bulur. Linguini şefin kendisi olmadığını ve herkes gidene kadar beklerse şefin onunla tanışacağını söyler. Anton Ego herkesin gitmesini bekler ve Ramy ile tanışır. Linguini sakladıkları sırrı Anton Ego anlatır. Anton Ego yemek için teşekkür eder ve gider. 

Anton Ego, Ramy’nin Fransa’nın en iyi şefi olduğunu, Ramy’nin yemeğinin yediği en lezzetli yemek olduğunu ve restoran hakındaki beğenilerini içeren bir eleştiri yazısı yayınlar. Bu ayrıca Gusteau’nun ‘herkes yemek yapabilir’ lafının ne anlama geldiğini anladığını içeren ‘herkes büyük bir sanatçı olamaz ama her yerden büyük bir sanatçı çıkabilir cümlesini ifade eder. Restoran eski büyük ilgisini geri toplar fakat yemek yapan fareleri gören müfettiş restoranı kapattırır. 

Ramy, Linguini ve Colette ile beraber yeni bir restoran açar ve kovulan Anton Ego onların yemeklerinin müdavimi haline gelir.

Ramy tüm bu olumsuzluklara rağmen artık bir aşçıdır ve hayallerine ulaşmıştır. 


Kişilik Özeliklerinin Kurama Göre Tartışılması


Ramy filmin başında istekleri ile çelişse de tüm gününü hayatta kalmak için çöplerden yemek toplayarak geçirir, Ramy ‘nin bakış açısıyla bu artık yemekleri Ramy çalarak elde etmektedir. Ramy Hayatta kalmak için gerekli olan enerjiye sahiptir. Yemek, uyku ve susuzluk gibi ihtiyaçlarının tam anlamıyla doyuramasa da bir üst gereksinime geçebilecek kadar fizyolojik ihtiyaçları doyuma ulaşmıştır. 

Fizyolojik ihtiyaçlarının bir kısmını doyuran Ramy bir üst basamak olan Güvenlik İhtiyaçları’nın da bir kısmını karşılar. Tam karşılayamamasının sebebi kendisine ait tamamen güvende oturacağı bir evinin olmamasıdır. Ramy, ailesi ve tüm sülalesi ile beraber yaşlı kadının çatısında kalmaktadır ve herhangi bir aksilikte orayı terk etmek zorunda kalacaklarının bilincindedirler. Kendilerini tam olarak güvende hissetmeyen fareler kaçmak için nehirde bir takım ulaşım araçları yapmışlardır. Ayrıca kendilerini güvende hissedememelerinin diğer sebepleri ise yaşlı kadına görünmeden yaşama, yaşlı kadının evin çevresine ve yemek artıklarına bulaştırdığı fare zehri ve olumsuz doğa koşullarıdır. 

Fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarının bir kısmını karşılayan ve üst basamağa çıkmaya çalışan bir Ramy vardır karşımızda. Ait Olma ve Sevgi Gereksinimi’ni Ramy kardeşi Enio ile bir kısmını doyurur. Enio, Ramy hakkında iyi şeyler söyler ve ona sürekli hayran kalır. Ramy arkadaşlık ihtiyacının bir kısmını böyle doyurur. Diğer boşluk olan ve eksikliğini hisseden kısım ise Yetersizlik Sevgisi’dir. Ramy babasının onu sevmesini, onaylamasını ve ona destek olmasını ister. Ramy de İkinci saygı türü olan Varlık Sevgisi de mevcuttur. Bu sevgi Ramy’nin sebzelere, meyvelere, baharatlara, otalara ve ünlü şef Gusteau’a olan sevgisidir.


Fizyolojik, güvenlik ve ait olma ve sevgi gereksinimlerinin bir kısmını tamamlayan Ramy’nin bir sonraki ihtiyacı Saygı İhtiyacı’dır. Ramy diğer farelerden farklıdır ve bu sebeple Ramy sadece kardeşi Enio ile iletişime geçer. Çünkü Ramy’e saygı duyan tek fare Enio’dur. Bir gün Ramy babasının elinden zehirli elmayı alması ve onda olan zehri kanıtlaması üzerine babasının gururu olur ve onun saygısını da kazanır. Babasının saygısını kazanan Ramy’ye yeni bir görev verilir. Zehir kontrolcülüğü. Bu görev ile Ramy tüm farelerinde saygısını kazanmıştır. Ramy burada Maslow’un ‘beğenilme ve saygı duyulma’ aşamasını yaşar fakat bu Ramy’nin istediği bir saygı ihtiyacı değildir. Ramy ‘kendini yeterli ve başarılı algılama gereksinimi’ olan saygı ihtiyacının eksikliğini hisseder.. 


Fizyolojik, güvenlik, ait olma ve sevgi ve saygı ihtiyaçların bir kısmını doyuran Ramy’nin en büyük hayali bir şef olmaktır. Ramy sebzeleri, otları, baharatları görünce kendinden geçmektedir. Tatma ve koku duyusunu çok güzel kullanmaktadır ve bun duyuların yemek yaparken kullanırken yemeği mükemmel hale getirmektedir. Fakat bu aşamada Ramy bunların hepsini saklanarak ve çevresinde bulduğu artık malzemelerden yapmak zorundadır. Buna örnek olarak baca da mantar tüsüleme ve kaçak bir şekilde mutfaktan safran alma örnek gösterilebilir. Ramy’nin bu aşama ile ilgili hayalleri vardır fakat ne babası ve diğer fareler onu destekler ne de bunları yapmak için imkanı vardır. Ramy hala dördüncü aşamadadır beşinci aşamaya geçememiştir.

Dördüncü aşamadayken Ramy başına gelen talihsiz olay sebebi ile kanalizasyon çukuruna düşer. Ve şu anki tek önemli olan şey karnını doyurmaktır. Ramy dördüncü aşamadan olumsuz bir olay neticesinde birinci aşamaya yani fizyolojik ihtiyaçlarını giderme aşamasına iner. Karnını doyurmak için etrafta dolanan Ramy. Bir restorandan ekmek çalarken bunun doğru olmadığı düşünür ve tekrardan yemek aramaya fizyolojik ihtiyaçlarını gidermeye çıkar.


Ramy fizyolojik ihtiyacı karşılamak için arayışta bulunurken çok sevdiği ve az önce hayalini gördüğü ünlü aşçı Gusteau’nun restoranını görür ve fizyolojik ihtiyacını unutur. Restoranı izlerken temizlik yapan çocuğun çorbayı mahvetmesine dayanamaz ve içeri girer. Fakat o anda Ramy mutfakta bir çok tehlike ile karşılaşır ve güvenlik ihtiyacını hissederek buradan çıkmak için çorbanın yanındaki açık pencere ulaşmaya çalışır. Pencereye ulaşan Ramy çorbanın kötü kokusu ve onu güzelleştime iç güdüsü ile güvenlik ihtiyaçlarını da hiçe sayar. Çorbaya ulaşan Ramy fiziksel, güvenlik, ait ola ve sevilme ve saygı ihtiyaçlarını es geçerek kendini gerçekleştirme aşamasına geçmiştir. Maslow’un hiyerarşisinde basamakların bir miktar doyurulup öyle geçilmesi gerekmektedir şartı doğru olsa da Maslow hayatımızda bazı istisnaların olabileceğini söyler. Ramy o an bu istisnalardan birini yaşar. Çorbayı daha lezzetli hale getirmeye çalışır bunu yaparken kendini gerçekleştirmiş insanların bazı özelliklerini gösterir. Bunlar;

-Davranışlarında kendiliğindenlik, sadelik ve doğallık gösterirler.

-Sorunların kendisine odaklanırlar.

-Yaratıcıdırlar. 

-Kendilerini zirveye çıkaran mistik ve doruk deneyimler. 

Linguini tarafından yakalanan ve ölüme götürülen Ramy en diptedir. Hala aç olmasına rağmen ölümle burun buran gelmesi güvenlik ihtiyaçlarının yoğun şekilde gündemde olduğunu gösterir.

Linguini Ramy’nin onu anladığını anladığında Ramy’i serbest bırakır ve onu evine götürür. Ramy artık güvendedir. Film de o an yemekle ilgili bir şey göstermese de o an Ramy’nin Linguini’nin evinde fizyolojik ve güvenlik ihtiyaçlarını doyurduğunu hissederiz.

Ramy ve Linguini arasında güven ilişkisi oluşmuştur. Birbirlerini tanımaya ve eksikliklerini gidermeye başlamıştırlar. Ramy, Linguini’i yemek yapmak için bir araç olarak görse de aralarında bir sevgi bağı oluşmuştur. Bu sevgi bağı başta eksikliği gideren Yetersizlik sevgisinden, sadece bir şeyi var olduğu için seven Varlık sevgisine dönüşecektir. 

Ramy dördüncü aşama olan saygı aşamasında mutfakta başkaları tarafından yaptığı yemeklerin beğenilme ve saygı duyulma’ gereksinimi hissederken yemek yapmaya başladığında kendini yeterli ve başarılı algılama gereksinimi ortaya çıkar. Ramy’nin yaptığı yemekler restoranda en dikkat çeken ve beğenilen yemekler olduğu için beğenilme ve saygı duyulma’ gereksinimi doyuma ulaşır. Yaptığı yemeklerdeki kendi yeteceğini gören ve bunu gördükçe o arzusu daha da artan Ramy kendini yeterli ve başarılı algılama gereksinimi gün geçtikçe artmaya devam eder.

Ramy, artık fizyolojik, güvenlik, ait olma ve sevgi, saygı ihtiyaçlarını karşılamış ve en üst basmağa ulaşmıştır. Ramy Linguini ile birlikte mutfakta Kendini gerçekleştirme aşamasını yaşıyordur. Hayatının amacını bulmuş ve her anını yemek yaparak ve yeni tadlar keşfederek sürmesini ister.

Ramy şu an kendini gerçekleştirme aşamasında olsa da mutfakta güvenlik ihtiyaçları şef Skinner tarafından ara sıra riskli hale gelmektedir. Bu da basamaklar arası ilerleyişe basamakların tam doyuma ulaşmasına gerek olmadığına bir örnektir.

Ramy, kardeşi Enio ile karşılaşır ve ailesini ziyarete gider. Babası geri dönmesini kutlar fakat Ramy hayatından memnun olduğu ve hayalini kurduğu şeyi yaptığı için mutfağa geri döner. Bu dönüş Ramy’de ait olma ve sevilme, saygı ve kendini gerçekleştirme aşamalarının doyuma ulaştırmasına bir örnek gösterilebilir.

Linguini’nin yaptığı açıklama, Ramy’e ara ver demesi ve Linguini’nin tüm övgüyü alması, Colette ile yakınlaşıp Ramy’i unutması Ramy’nin ait olma ve sevilme gereksiniminde doyurulması gereken büyük bir boşluk oluşturur ve Ramy’nin artık saygı ve kendini gerçekleştirme aşamasından çok odağı ait olma ve sevilme aşamasının doyurulması olur. 

Ramy’nin tüm fare dostlarını mutfağa getirmesi ve Linguini’nin onu mutfaktan kovmasıyla Ramy’nin ihtiyaçlar hiyerarşisinde üçüncü aşamada büyük bir doyurulması gereken yer oluşmuştur. 

Anton Ego’nun restorana geleceği akşam Ramy şef Skinner tarafından yakalanır ve Ramy hiyerarşide ikinci aşama olan güvenlik aşamasına düşer. Babası ve kardeşi Enio tarafından kurtarılan Ramy direk arkadaşı Linguini’e yardıma gider. Çünkü o bir aşçıdır. 

Linguini Ramy’i görünce çok sevinir. Tüm şeflere Ramy ile tanıştırı ve Ramy’nin bundan sonra ekibin bir parçası olacağını söylemesi tekrardan Ramy’i üçüncü aşamaya yükseltir. Ramy babasının ona güvenmesi ile dördüncü aşamaya ulaşır ve diğer fareleri mutfakta yönetmesi, ve Anton Ego’nun yemekleri ve kendisi hakkındaki yorumları ile tekrardan beşinci aşamaya ulaşır. 

Ramy yeni açılan restoranla kendini gerçekleştirme aşamasındadır. Artık Ramy Fransa’nın en iyi şefidir, hayallerine ulaşmıştır ve Anton Ego gibi yemek yemeyi ve tad almak bilen kişiler için yemekler yapmaktadır. 

Ramy Maslow’un tanımıyla kendini gerçekleştirmiş bir bireydir.

Bu olguda da görüldüğü üzere hayatımızda bu beş basamak arasında inişler ve çıkışlar olabileceğini görmekteyiz. 


Kaynakça 

Schultz D. P. ve Schultz S. E. Modern psikoloji tarihi. (Y. Aslay). İstanbul: Kaknüs Yayınları.

Burger, Jery M. ( 2016). Kişilik. (Erguvan Sarıoğlu, İ. D). İstanbul: Kaktüs Yayınları.

Özer, P. S. ve Topaloğlu, T. (2008). " Motivasyonda kapsam kuramları." Liderlik ve motivasyon.


Yelkikalan, N. , Dalboy, Z. , Doğan, S. & Oflaz, A. (2020). Covid-19'un Maslow’un İhtiyaçlar Hiyerarşisi Kuramına Etkisi: Durumsallık Yaklaşımı Bağlamında Bir Araştırma . Girişimcilik ve Kalkınma Dergisi , 15 (2) , 139-165.

Ilgar, M. Z., & Ilgar, S. C. (2014). Empatinin psikolojik danışma sürecinde motivasyonel bir güç olarak kullanılması: kuramsal bir bakış.

Tekke, M. (2019). Maslow’un ihtiyaçlar hiyerarşisinin en son düzeyleri: Kendini gerçekleştirme ve kendini aşmışlık. Eğitimde Nitel Araştırmalar Dergisi. 7(4), 1704-1712.

Lewis, B. (Yapımcı), & Bird, B. (Yönetmen). (2007). Ratatouille [Animasyon Filmi]Amerika: Pixar Animasyon Stüdyoları

Yayınlanma: 16.01.2022 16:05

Son Güncelleme: 16.01.2022 16:05

Ayşe Beyza ARIK
Ayşe Beyza ARIK
Psikolog(*)(*)(*)(*)(*)
Uzmanlıklar: Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları, Depresyon ve Mutsuzluk, Ergenlik Dönemi Sorunları
Merhaba, Şu an İstanbul Arel Üniv Devamını oku
Online Terapi
süre 50 dk
ücret 300
Yüz Yüze Terapi
süre 50 dk
ücret 250
Bunları da sevebilirsiniz...

Herkese merhaba..Bugün hepimiz için çok önemli bir konunun üzerinde durmak istedim. Hangi yaşta olursa olsun insanın hayatında çok etkilidir değer kavramı.. Doğamız gereği değerli hissetmek isteriz. Değerli hissetmediğimiz zaman da çok üzülebiliriz. Bize değer verilip verilmediğini gözlemleyerek ilişkilerimize devam ederiz. Bu durum arkadaşlık için de romantik ilişki için de geçerlidir. Bazı insanlar değer görmediklerini anladıkları zaman ilişkiyi keserler. Bir ilişkide kolayca arkalarını dönüp gidebilirler. Bu kişiler kendileriyle barışık, kendilerini seven kişilerdir. Kendilerine diğerlerinden daha fazla değer verirler.Kendi değerlerinin farkındadırlar. Hayattan keyif alırlar. Özgüvenleri de yüksektir. Bu kişilerin psikolojik sağlamlığı fazladır. Bir de kendiyle barışık olmayan, kendini sevmeyen, mutsuz insanlar vardır ki..İşte bu insanlar kendine değer vermek ve değerli hissetmekle ilgili sorunlar yaşarlar. Onu üzen, inciten toksik bir ilişkiyi kolayca bitiremezler.Karşısındaki insan ona ne yaparsa yapsın , onu ne kadar incitirse incitsin ilişkiyi bırakamazlar. Kendilerini değersiz gördükleri için bu davranışlara layık olduklarını düşünürler. Çünkü kendi değerinin farkında değildir bu kişiler. Diğerlerine kendisinden daha fazla değer vermektedirler. Başkalarından da ısrarla aynı değeri görmeyi beklerler. Göremedikleri zaman öfke ve hayal kırıklığı yaşarlar. Başkalarından beklentileri yüksektir. Örneğin ; kişi birine çok fazla değer verir, aynı oranda da değer görmeyi bekler. Kendisinin verdiği değer gibi değer göreceğinden çok emindir. Ama karşıdaki kişi kendisine daha çok değer vermektedir. Bu durumda birey kişiye karşı büyük bir öfke duyar ve ilişkiyi bitirebilir. Daha sonra belki başka birinde bunu denemek ister. Yine aynı şeyler yaşanır. Bu kısırdöngü böyle devam edip gider... Kendini değersiz hisseden bireyler bu duyguyu o kadar yoğun yaşarlar ki değer görseler bile bu onlara yetmez. Çünkü içlerinde değer eksikliği taşırlar. Bu sebeple sürekli değer görmediklerinden , değersiz hissettiklerinden bahsedip dururlar. Tabi bu yanlış bir algıdır. Aslında değer de görüyorlardır , seviliyorlardır da. Ama kendilerinin dolduramadığı eksikliği başkalarının doldurmasını istedikleri için verilen değerden doyum sağlayamazlar. Değersiz olduklarına ve değer görmediklerine dair inançları yüksektir. Bu kişilerin kendiyle alakalı bilişsel çarpıtmaları olduğunu söyleyebiliriz.Çocuklukta yaşadıkları bazı olumsuz durumlar, anne ve babanın sevgisiz, ilgisiz tutumları değersizlik duygusuna neden olmuş olabilir.Hatta çocuk bu duyguyu içselleştirmiş olabilir. Anne babanın eleştirel söz ve davranışları yetişkinlikte iç ses olarak ortaya çıkar. Yani değersizim düşüncesi ebeveyn tutumlarından dolayı oluşan bir iç sestir aslında.Aynı zamanda çocuğa kendine değer vermesi öğretilmemiş olabilir, çocuk bu duyguyu hiç keşfetmemiş olabilir.( Çünkü duygular çocuklukta öğrenilmiş şeylerdir). Bu sebeplerden dolayı değersizlik duygusu yaşanabilir. Kişi bu duyguyu çok derinden hisseder. O kadar içsel bir duygudur ki en ufak bir olayda bu duygu tetiklenir, öfke ve üzüntü olarak ortaya çıkar. Bazen başa çıkması çok güç olabilir. Kişi bunu ister istemez başkasına yansıtabilir. Bu da çok büyük problemlere yol açar.Değersizlik Duygusundan Nasıl Kurtulabiliriz? Öncelikle bireye gerçekten değerli hissettiği bir anının olup olmadığı sorgulatılmalı ve gerçek dışı düşüncelerinin olduğu fark ettirilmelidir. Kişinin değerli olduğuna dair kanıtları ona göstermemiz gerekir . Bu da psikoterapi ile mümkündür. Değersiz hissetmekle alakalı iç sesten bahsetmiştim. Bu iç sesi susturmamız gerekir. Bunu da iç sesin hangi zamanlarda, nasıl tetiklendiğini bularak yapabiliriz. İç sesi ortaya çıkartan duygu veya düşünceyi fark edebilirsek ben değersizim düşüncesinin aslında sadece bir düşünceden ibaret oluğunu anlarız ve kendimizi bu düşünceden ayrıştırabiliriz. Böylece iç sesi kontrol altına alırız. Değer kavramının her insanda farklı olduğunu bilmek de bize fayda sağlayabilir. Herkesin değer algısı farklıdır. Kimi az , kimi çok değer gösterir. Herkesin değer gösterme biçimi farklıdır. Bunları iyi ayırt etmek gerekir. Bu konuyla alakalı da bir psikoeğitim alınabilir. Değersizlikten kurtulmanın en önemli yolu ise kendine değer vermektir. Kendimize değer verdiğimiz zaman diğerlerinden değer görmeye ihtiyacımız kalmaz. İçimizdeki yoksunluk kendimize verdiğimiz değerle ortadan kalkar çünkü. Böylece başkalarına karşı bir beklentiye girmeyiz, başkalarının mutlu etmesini beklemeyiz. Çünkü kendi kendimize mutluyuzdur. Burada fark etmemiz gereken en önemli nokta kendimize değer verirsek zaten diğerleri için de değerliyizdir. Yani kendi değerimizin farkına varıp kendimizi seversek başkaları da bizim değerimizi bilir. Bu nedenle önce neden kendimizi sevmediğimizi keşfetmeli, sonra bununla yüzleşmeli ve kendimizi affetmeliyiz. Kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeliyiz. Eğer anne- babadan kaynaklı sorunlar varsa onlarla yüzleşmeli ve onları affetmeliyiz. Bunu terapide terapistle yapabilir, ebeveynle yüzleşebiliriz. Yine terapide ne kadar değerli olduğumuzu onlara söyleyerek rahatlayabiliriz.Bu yöntemlerle değersizlik duygusundan kurtulabiliriz. Şunu unutmayalım biz kendimizi değerli hissedip seversek başkaları da bizi sever. Kendini sevmeyen birini kimse sevmez değil mi? Önce kendimizi sevelim, kendimize saygı duyalım,kendimize değer verelim.. Hiç kimse için olmasa bile kendimiz için bunu yapalım. Çünkü her insan kendine has ve özeldir. Kendi değerinin farkında olmak çok değerlidir. Çünkü siz değerinizi bilmezseniz kimse bilmez. İnsanın sadece insan olduğu için bile değerli olduğunu unutmayalım. Değersizim diye düşünenlerin bile mutlaka değerli hissettiği bir anı olmuştur. Bunun aksini iddia etmek yanlış olur. Her ne kadar kusurlu da olsak değerli olduğumuzu her zaman hatırlamamız gerekir. Çünkü değersizlik duygusunu yenememek bizi depresyona sürükleyebilir. Bu nedenle kendimizi hatalarımızla, kusurlarımızla kabul etmemiz gerekir. Kendimize değer vermek kendimizi olduğumuz gibi kabul etmeye bağlıdır. Hayatta ayrılıklar , vazgeçişler olabilir. Bunlar çok normaldir. Hayatınızdan gidenler olabilir. Kim giderse gitsin gitmeyen tek bir kişi var o da kendiniz.. Kendinize çok iyi bakın. Değerinizin farkında olmanız dileğiyle... Yazıyı Oku

Uzman: Sultan AYTEKIN

Yayınlanma: 23.09.2022

Kişiliğin oluşmasında en önemli faktörler aile ve ebeveyn tutumlarıdır. Aile tutumları bir çocuğu ileride ruhsal anlamda sağlıklı, mutlu başarılı özgüvenli bir yetişkin haline de dönüştürebilir, ya da çocuğun mutsuz , özgüveni düşük, kendisini değersiz hisseden bir birey haline gelmesine de sebep olabilir. Çocukluktaki yanlış tutumlar ileride birçok psikolojik sorunların zeminini hazırlar. Yetişkinlik dönemindeyse birey artık fark edilmemesi imkansız , hayatını alt üst eden dağ gibi problemlerle başbaşadır. Bu nedenle ebeveynler onların yetişkinlikte mutlu bir hayat geçirmeleri için çocuklarına destek olmalıdır. Sağlıklı ve dengeli bir tutum sergilemelidir. Peki nedir aile tutumu? Sağlıklı ve dengeli tutum nasıldır? Öncelikle aile tutumunun tanımından kısaca bahsetmek istiyorum.Aile tutumu anne ve babanın inançlarını barındıran, onların doğru ve yanlışlarını yansıtan ve bazen de bilinçdışındaki karşılanmamış ihtiyaçlarından oluşan eğilimlere denir. Anne-babalar genelde kendi aile yaşantısı, yetiştirilme tarzı ,inançları, beklentileri ve anne babasını rol model alarak öğrendiği davranışlar nedeniyle çocuğuna katı veya yumuşak yaklaşım gösterirler.Aşırı ilgi ve sevgi gösteren aileler Bu aileler çocuklarının her istediğini yapan ailelerdir. Koruyucu ve kollayıcı aileler bu gruba girer. Çocuğun kendi başına birşey yapmasına müsaade etmezler. Bu nedenle bu ailelerin çocukları sorun çözmede yetersizdirler. Bazen de bu bireylerde çocuksu- bebeksi kalma eğilimi görülebilir. Aileden gördükleri aşırı sevgi ve ilgiyi diğerlerinden de beklerler. Aynı derecede sevgi göremedikleri zaman ise o kişiye karşı fazlaca tepkili olabilirler.Yetersiz ilgi ve sevgi gösteren ailelerBu ailelerde çocuğa gösterilen sevgi ve ilgi oldukça yetersizdir veya hiç sevgi gösterilmez. Çocuğa sürekli karşı çıkılır, çocuk sürekli eleştirilir, yaptıkları olumlu da olsa onaylanmaz. Bu çocuklar ileride özgüveni düşük, pasif, kendini değersiz hisseden bir kişilik oluşturabilirler.Aşırı disiplin gösteren aileler Bu aileler çocuklarına karşı çok sert bir tutum içerisinde olabilirler. Bağırma, şiddet uygulama , psikolojik olarak incitme, ağır yöntemlerle cezalandırma (karanlık bir odaya kapatma ) gibi davranışlar görülür. Bu aileler çocuğa hem yetersiz sevgi ve ilgi gösterip hem de aşırı disipliner bir tutum sergilerse bu çocuklar suç işlemeye yatkın ve intihara eğilimli , bilerek yasalara karşı gelen, kuralları çiğneyen, diğerlerinin haklarına saygı duymayan bireyler olarak karşımıza çıkarlar.Yetersiz disiplin gösteren aileKimi aileler hem sevgi ve ilgiyi hem de disiplini dengeleyemez ve uç davranışlar gösterirler. Aşırı sevgi ve ilgi gösterip aynı zamanda aşırı disiplinli olan ailelerin çocuklarında nevrotik kişiliğin ortaya çıkabileceği saptanmıştır. Aynı zamanda nevrotik bozukluklar da görülebilir. Çocuklar ailenin bu uç tutarsız davranışlarını kestiremeyip güvensiz , kaygılı birey haline gelebilirler. Ayrıca çocuklukta aşırı sevgi ve ilgili tutum, ergenlikte de aşırı baskıcı ve disipliner tutum sergilenmesi nevrotik bozukluğa yol açabilir. Ebeveyn Tutumu Nasıl Olmalıdır?Yukarıda aile ve tutumlarından bahsettim. Çocuğa aşırı sevgi ve ilgi vermek de, aşırı baskıcı ve disiplinli şekilde yetiştirmek ve yetersiz disiplin göstermek de yanlış tutumlardır. Sağlıklı ebeveyn tutumu ilgi, sevgi ve disiplini dozunda verebilmekten geçer. Ebeveynin yapması gereken sevgi, ilgi ve disiplin uyumunu dengeli bir şekilde sağlamaktır. Yeri geldiğinde sevgi ve ilgi göstermek, çocuğunun yaptığı olumlu bir davranışı onaylamak, ona gülümsemek, onu ödüllendirmek çocuğun hem bu davranışı pekiştirmesini sağlar , hem de anne-babasının desteğini hissettiği için çocukta özgüven duygusu gelişir. Bazı anne ve babalar çocuğun olumlu davranışını görmezden gelirler. Zaten bu davranışın çocuk tarafından yapılması gerektiğini , bunun için ödüllendirilmeye gerek olmadığını düşünüp çocuğu takdir etmezler. Çocuğa geribildirim vermezler. Bu durum da çok sakıncalıdır. Çocuk ebeveyninden geribildirim ( küçük bir ödül, gülümseme, onaylanma,takdir) alamadığı zaman kendisini yetersiz, değersiz hissedebilir. Ne kadar çabalarsa çabalasın takdir görmeyen , onay alamayan çocuklar ebeveynlerine karşı öfke duyabilirler. Bu öfke zamanla daha da şiddetli hale gelebilir, ileride ebeveynden uzaklaşılabilir. Bazen de ebeveynden kopuşlar yaşanır. Bu nedenle çocuğa değer verildiği gösterilmeli, çocuğun başını okşamak,sevgi dolu bir bakış , sıcak bir gülümseme gibi yollarla çocuğa sevildiği hissettirilmelidir. En ufak birşey bile yapmış olsa takdir gösterilmelidir. Bununla birlikte yeri geldiğinde de disiplinli olmak gerekir. Çünkü disiplinsiz şekilde büyüyen çocuklarda ileride ebeveyne ve diğer insanlara karşı saygısızlık, sınırlarını bilememe, başkalarının haklarına saygı duymama davranışları görülür. Saygısız, küstah ,bencil, inatçı kişilik özellikleri gösterebilirler. Bu yüzden çocuk disiplinli şekilde büyümelidir. Fakat disiplinin dozunu kaçırmamak gerekir. Disiplinli tutum çocuğu sert bir şekilde cezalandırmak, psikolojik anlamda incitmek, fiziksel şiddet uygulamak olarak değil, o davranışının doğru olmadığını çocuğa yumuşak bir dille anlatmak, yanlış bir davranışta bulundaysa anne- babanın onu onaylamaması şeklinde olmalıdır. Hafif ceza yöntemi (yaptığı hatadan dolayı çocuğun oyuna ara vermesi istenmesi veya oyun süresinin kısaltılması ) vb. bu davranışı bırakmasını sağlar.Ebeveyn tutumundaki en önemli nokta ise çocuğa karşı kesinlikle tutarsız davranışlarda bulunulmamalıdır. Tutarsız davranan ailelerin çocukları bir davranışı yaparken anne veya babasının ne zaman ne tepki vereceğini bilemez. Sürekli kaygı hissederler. Kaygılı, güven duymayan , özgüvensiz bir yetişkin veya herşeye karşı gelen, agresif , ruhsal dengesi olmayan, topluma uymakta zorlanan yetişkinlere dönüşürler.Bu yetişkinlerde birçok psikopatolojik ve davranış problemleri görülebilir.Bu nedenle çocuğa karşı aileler sevgi, ilgi ve disiplini dengeli şekilde sağlamalıdır. Üçünün dozunu iyi ayarlamalıdır. Çocuğa tutarlı davranmalıdır ve net olmalıdır. Mutlaka çocuğa açıklama yapmalı ve incitici davranış ve sözlerde bulunmamalıdır .Ebeveynler bu tutumları sağlamakta zorluk çekiyorsa mutlaka bir uzmandan yardım almalılar ve aile ve çocuk ilişkisini dengelemelidirler. Çünkü sağlıklı bir toplum sağlıklı bir çocuğun yetişmesine bağlıdır... Yazıyı Oku

Uzman: Sultan AYTEKIN

Yayınlanma: 20.09.2022

aile-dizimidizilimi-ne-degildir-ve-nedir

Son zamanlarda oldukça popüler olan aile dizilimi tekniğinin tüm yaralara merhem olacak bir ilaç gibi kamuoyuna servis edilişine şahit oluyoruz. Herhangi bir kavramın veya tekniğin ne olduğu ve ne işe yaradığı kadar ne olmadığı ve ne işe yaramadığı da önemlidir. Bu yazıda öncelikle bu kavramın ne olmadığına yer vermek istememin nedeni, bir ruh sağlığı alanı uzmanı olarak danışanlar için büyük riskler görüyor olmamdır. Öyleyse inceleyelim, aile dizilimi ne değildir ve nedir? Aile Dizimi Ne Değildir? Aile dizimi, her derde deva bir ilaç, başlı başına bir terapi ekolü, uzmanların elinde bulunan bir sihirli değnek değildir. Bunun yanında aile diziminin mantığı ''travmalarımın tüm kaynağı soy ağacım, bunu değiştirmek için elimden hiçbir şey gelmez.'' gibi bir düşünce değildir. Bu tarz bir düşünme biçimi bireyin / danışanın problemlerin çözümü konusunda kendini pasif hissetmesine ve kendini gerçekleştirme potansiyelini açığa çıkaramamasına neden olabilmektedir. Travmayı veya zorlantı durumunu kabullenmek, bu durumun danışanın şimdiki sosyal yaşantısında oluşturduğu sorunları görmezden gelmek, sorunlara yönelik müdahale planları oluşturmamak veya buna yönelik sorumluluk almamak değildir. Popüler kültür tarafından altı bilimsel olarak doldurulmadan fazlasıyla şişirilerek servis edilen ve konu hakkında yeterince bilgisi olmayan insanlarda büyük bir beklenti oluşturan birçok yöntem gibi aile dizimi de son zamanların gözde şifa tekniğidir. Tekniğin işe yarar ve fayda sağlanabilecek tarafları ve sınırlılıkları göz ardı edilerek, metafizik inançlarla içi doldurulmaya çalışılarak adeta ticari bir yöntem olarak kamuoyuna sunulmaktadır. Bir süredir devam ettirdiğim gözlemlerim sonucunda bu tekniğin uygulanmasının (!) astroloji uzmanları tarafından yapıldığını görmekteyim. Danışanın ruhsal sağlığı açısından son derece riskli bulduğum bu uygulama şekli üzerine bir uyarı niteliğinde yazımda bu kısma yer vermeye karar verdim. Psikolojik sağlığınızla ilgili alacağınız her yardım mutlaka işin uzmanları yani ruh sağlığı uzmanları tarafından verilmelidir. Bu uzmanlar ise psikolojik danışmanlar, psikiyatristler ve psikologlardır. Sevgili danışanlar; nasıl ki fiziksel bir rahatsızlık hissettiğinizde o alanın uzmanı olan doktorlardan yardım alıyorsanız ruhsal yaralarınız ve rahatsızlıklarınızla ilgili de mutlaka bu alanın uzmanlarından yardım almalısınız. Aksi durumda üzülerek söylüyorum ki ruhsal sağlığınızda ve psikolojik durumunuzda daha derin yaralar oluşabileceği gibi bunun yanında hem zamanınızı hem paranızı kaybetmiş olacaksınız.Aile Dizimi Nedir? Aile dizimi (family constellation) terimi ilk olarak Alfred Adler'in (1927) ortaya attığı, aile sistemindeki her bireyin rolünü tanımlamaya yarayan bir yapı olarak kullanılmıştır. Adler, aile sisteminin ebeveynlerden, çocuklardan ve geniş aile üyelerinden oluştuğunu belirtmiştir. Almanca “Familien Aufstellung” adıyla 90’larda Almanya’da ortaya çıkmış olan “Aile Dizimi Terapisi (Family Constellation Therapy)” ise, ailenin nesiller boyunca, birbirlerine görünmez bir bağ ile bağlı olduğu anlayışına dayanmaktadır. Aile bir bütün olarak bir ruha sahiptir (Stone, 2008). Bireyi, içine doğduğu ailenin şekillendirdiğini benimseyen bu anlayış, ailenin bir sistem oluşturduğunu ileri sürmektedir.Aile dizimiAlman Psikoterapist Bert Hellinger tarafından ortaya atılmış; kısaca bireyi tek başına değil aile sistemi içerisindeki rolleri ile birlikte değerlendirmeyi amaçlayan bir psikoterapi tekniğidir. Toplumu oluşturan temel yapıtaşının aile olduğu görüşünden hareketle, bireyin sosyal yaşantısında kullandığı iletişim yöntemleri, sorunlarla baş etme stili, yaşadığı psikopatolojik veya zorlantılı durumlara karşı tutumları gibi temel davranışları aile sistemi içerisinde öğrendiğini ve sosyal yaşamda yaşanan sorunların da kökeninin aile sistemindeki yanlış öğrenmelerin olduğunu belirtir. Bunlara ek olarak, bireyin kişilik gelişimi ve davranışları üzerinde yalnızca içinde bulunduğu çekirdek aile değil, diğer köken akrabaları, kendisinden birkaç nesil önceki akrabalarının da (hiç tanışmamış olsalar dahi) etkili olduğu varsayımına dayanmaktadır. Hellinger, psikolojik rahatsızlıkların büyük –belki de çoğu - bir kısmına, köken ailede yaşanmış sorunların neden olduğunu söylemektedir.Aile Dizimi Ne İşe Yarar? Bireyin ve ailenin yaşamış olduğu travmaların çözümünde bir çeşit yüzleşme yöntemi olarak kullanılan aile dizimi tekniği, bireyin duyguları ve zorlantılarıyla yüzleşmesi, anlamlandırması, kabullenme sürecine girmesi gibi konularda yardımcı olmaktadır. Bu bir anlamda bireyin geçmişten getirdiği travmalarını kabullenmesi demektir. Travmanın etkilerinin çözümünde amaç travmayı değiştirmek değil; travmayı kabullenmektir. Travmanın kendisi değiştirelemez ancak bireyin travmayı yorumlama şekli ve travmaya bakış açısı değiştirilebilir. Bireyin ailenin diğer üyeleriyle barışık hale gelmesi, bozulan aile bağlarını düzeltmeye adım atması gibi davranışlar hedeflenmektedir. Aile dizimi tekniğini kullanmanın başlıca avantajları, bireyin içinde yaşadığı sistemin yapısal bağlantıları ve çalışmanın getirdiği büyük etki hakkında kısa sürede net bir resim elde etmesidir. Duygular ve davranış ifadesine odaklanarak danışana farkındalık kazandırılır. Dolayısıyla belirli aralıklarla hislerine dair geri dönüşler alınmış olur. Seçilen kişilerle danışanın arasında ki muhasebat ve fiziksel ilişkiler gözlemlenir, dikkate alınır.Bu şekilde dizim yavaş yavaş sonuca ulaşabilir.Söz konusu bu teknik bireysel psikolojik danışma / psikoterapi sürecinde uygulanabileceği gibi grupla psikolojik danışma / psikoterapi sürecinde de uygulanabilmektedir. KAYNAKÇAAyaz, B., & Kılıçarslan, F. (2010). Aile Terapisi.İstanbul: İstanbul Üniversitesi.Duman, N . (2020). Bert Hellinger ve Aile Dizimi Terapisi . Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi , 2 (2) , 114-119.Ersöz, İ. (2019).Metropollerde popülerleşen" Terapi" Pratikleri Ve Kentli insanın Metafizik arayışı: İstanbul örneği(Doctoral dissertation, Marmara Universitesi (Turkey)).Hellinger, B. (2001). Love’s own truths. Bonding and balancing in close relationships. Phoenix,AZ:Zeig, Tucker and Theisen.Hellinger, B., & Hövel, G. (1999). Acknowledging what is: Conversations with Bert Hellinger.Phoenix, AZ: Zeig, Tucker and Co., Inc.Ölmez, D. (2016).Aile içi etkili iletişimde drama teknikleri ve nlp uygulamaları(Doctoral dissertation, İstanbul Kültür Üniversitesi/Sosyal Bilimler Enstitüsü/İletişim Sanatları Anabilim Dalı/İletişim Sanatları Bilim Dalı).R. Franz, Travma, Bağlanma ve Aile Konstelasyoları, 2011, İstanbul. Yazıyı Oku

Uzman: Berika ASLAN

Yayınlanma: 15.09.2022