1. Uzmanlar
  2. Buse AZLAĞ
Psikolojik Danışman Buse AZLAĞ Profil Fotoğrafı

Buse AZLAĞ

Psikolojik Danışman

Bağlanma Sorunları
Değersizlik / Boşluk Hissi
Kişilerarası İletişim Problemleri
Kendine Yabancılaşma
Yeme Bozuklukları
Yalnızlık
Tükenmişlik / Burnout
Sosyal Fobi
Depresyon ve Mutsuzluk
Öfke Kontrolü
Ölüm/Kriz ve Yas Süreci

Hakkında

Merhaba ben Buse. 2023 yılında Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümündeki lisans eğitimimi tamamladım. Lisans eğitimim boyunca çeşitli danışmanlık merkezlerinde ve sivil toplum kuruluşlarında mesleki becerilerimi geliştirdim. Şu an hala lisans dönemim boyunca gönüllüsü olduğum YÖRET Vakfı’nda aktif gönüllülük faaliyetlerimi sürdürmekteyim. Vakıftan aldığım eğitimle Barışçıl İletişim ve Vurma Konuş Kutu Oyunu uygulayıcısıyım. Aynı zamanda 2024-2025 dönemi Vurma Konuş Oyun koordinatörlüğü göreviyle vakıfta aktif sorumluluk almaktayım. Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik bölümünde tezli yüksek lisans eğitimime devam etmekteyim. Prof. Dr. Murad Atmaca’dan aldığım Bilişsel Davranışçı Terapi ekolüyle psikolojik danışma hizmeti veriyorum.
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir

Danışmanlık/Terapi Süreci Hakkında

Danışmanlık sürecinde güvenli, yargılayıcı olmayan ve gizliliğin esas alındığı bir ortam sunmayı önemserim. Süpervizyon kapsamında Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) yaklaşımıyla çalışmaktayım. Süreç, danışanın ihtiyaçlarını anlamaya yönelik değerlendirme görüşmeleriyle başlar; hedefler birlikte belirlenir ve seanslar bu hedefler doğrultusunda yapılandırılır.

Danışmanlık sürecinde duygu, düşünce ve davranışlar arasındaki ilişkiyi fark etmeye, işlevsel baş etme becerileri geliştirmeye odaklanırım.

Çalışma Grupları

Yetişkin (18-65) Ergen (12-18)

Terapi Yaklaşımları

Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) Kısa Süreli Çözüm Odaklı Terapi (SFBT)

Eğitimler

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi - Lisans - Psikolojik Danışmanlık ve Rehberlik

Sertifikalar

Bilişsel Davranışçı Terapi - Prof. Dr. Murat Atmaca - 27.2.2025

Son Blog Yazıları

Psikolojik Danışmanla Konuşmak Neden Arkadaşla Sohbet Etmekten Farklıdır?

Zor bir gün geçirdiğimizde, içimiz sıkıştığında ya da bir konuda kararsız kaldığımızda ilk refleksimiz çoğu zaman bir arkadaşımızı aramak olur. “Bir kahve içelim, anlatayım” demek tanıdıktır, güvenlidir ve iyi hissettirir. Peki o zaman şu soru ortaya çıkar: Psikolojik danışmanla konuşmanın farkı ne? Arkadaşıma anlatsam yetmez mi?Bu soru çok yaygındır ve son derece anlaşılırdır. Çünkü her iki durumda da konuşuruz, anlatırız, paylaşırız. Ancak yüzeyde benzer görünen bu iki deneyim, aslında amaç, yapı, rol ve etki açısından birbirinden oldukça farklıdır.1. Amaç Farkı: Rahatlamak mı, Dönüşmek mi?Arkadaşla yapılan sohbetin temel amacı çoğu zaman rahatlamaktır. İç dökmek, anlaşılmak, yalnız olmadığını hissetmek… Bunların hepsi çok kıymetlidir. Arkadaşınız sizi teselli edebilir, güldürebilir, “haklısın” diyebilir.Psikolojik danışmada ise amaç yalnızca rahatlamak değildir. Asıl hedef fark etmek, anlamlandırmak ve değişim yaratmaktır.Danışman, anlattıklarınızı sadece dinlemez; tekrar eden kalıpları, düşünce biçimlerini, duygusal tepkileri ve bunların kökenlerini birlikte keşfetmenize yardımcı olur. Yani terapi, “iyi hissettiren bir konuşma”dan ziyade, bazen zorlayıcı ama uzun vadede dönüştürücü bir süreçtir.2. Tarafsızlık ve Güvenli AlanArkadaşlar bizi sever. Ama aynı zamanda bizi kendi bakış açılarıyla dinlerler. Sizi korumak isterler, bazen taraf tutarlar, bazen de kendi yaşantılarını sizin hikâyenizin içine katarlar:“Ben olsam asla katlanmazdım.” “Bence sen çok iyi niyetlisin ama insanlar kötü.” “Bana da aynısı olmuştu…”Bu cümleler çoğu zaman iyi niyetlidir ama tarafsız değildir.Psikolojik danışman ise yargılamadan, taraf tutmadan ve kişisel gündem katmadan dinler. Sizin hikâyeniz, sizin duygularınız ve sizin anlam dünyanız merkezde kalır. Danışman, “kim haklı?” sorusuna değil, “bu durum sende neye dokunuyor?” sorusuna odaklanır.Bu da danışma odasını, duyguların sansürlenmeden var olabildiği güvenli bir alan hâline getirir.3. Sorumluluk ve Rol SınırlarıArkadaşlık ilişkisinde roller karşılıklıdır. Bugün siz anlatırsınız, yarın o anlatır. Denge vardır. Ancak bu karşılıklılık bazen şu sonucu doğurur: Anlatırken “onu da yormayayım”, “zaten benim yüzümden üzülmesin” diye kendimizi tutabiliriz.Psikolojik danışmada ise ilişki tamamen sizin ihtiyaçlarınıza göre yapılandırılmıştır. Danışman sizi “yük” olarak görmez. Tam tersine, o odadaki tek gündem sizsiniz.Ayrıca danışman:Sizi kurtarmaya çalışmazSizin adınıza karar vermezSize ne yapmanız gerektiğini dikte etmezBunun yerine, sorumluluğu size ait olan bir farkındalık sürecine eşlik eder. Bu, ilk bakışta daha zor ama çok daha güçlendirici bir yaklaşımdır.4. Tavsiye Vermek Yerine Anlamayı DerinleştirmekArkadaş sohbetlerinde tavsiye çok yaygındır:“Boş ver, takma kafana.” “Ayrıl gitsin.” “Biraz daha sabret.”Oysa psikolojik danışmada amaç tavsiye vermek değil, danışanın kendi cevaplarını bulmasını sağlamaktır. Çünkü bir başkasının hayatında işe yarayan bir çözüm, sizin hayatınızda aynı sonucu vermeyebilir.Danışman, sorularla, yansıtmayla ve bilimsel yaklaşımlarla şunu hedefler: Kişinin kendi iç sesini duyması ve seçimlerinin sorumluluğunu alabilmesi.5. Bilimsel ve Etik Bir TemelPsikolojik danışma, yalnızca “iyi dinlemek” değildir. Bu süreç; psikoloji bilimine, kuramsal çerçevelere ve etik ilkelere dayanır.Danışman:Gizlilik ilkesine bağlıdırMesleki sınırlar içinde çalışırKendi duygularını sürecin önüne koymazSürekli eğitim ve süpervizyon alırArkadaş sohbetinde ise böyle bir yapı yoktur. Arkadaşınız iyi niyetli olabilir ama duygusal olarak sürecin içine fazlasıyla dahil olabilir. Bu da bazen çözümden çok karmaşa yaratır.6. “Anlatmak” ile “Çalışmak” Arasındaki FarkArkadaşla konuşmak çoğu zaman anlatmak üzerinedir. Psikolojik danışmada ise bir konuyu çalışmayı içerir.Yani:Aynı olayın neden tekrar tekrar yaşandığına bakılırDuyguların bedensel ve zihinsel yansımaları fark edilirGeçmiş deneyimlerin bugünkü tepkilerle ilişkisi kurulurBu nedenle bazı danışanlar şunu söyler: “Arkadaşlarıma yıllardır anlattığım şeyi burada bir seansta bambaşka yerden fark ettim.”Terapide Zorlanmak da Sürecin Bir ParçasıdırPsikolojik danışman sürecinin arkadaş sohbetinden bir diğer önemli farkı da şudur: Terapi her zaman “iyi hissettirmez”. Bazen bir seanstan sonra danışan kendini daha düşünceli, daha yorgun ya da duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bu durum çoğu kişi için şaşırtıcıdır çünkü konuşmanın her zaman rahatlatması gerektiği düşünülür. Oysa terapide amaç, sadece anlık rahatlama değil, uzun vadeli bir içsel düzenleme sağlamaktır.Arkadaş sohbetinde zor konular genellikle hızlıca geçiştirilir ya da dağıtılır. Terapi odasında ise kaçınılan duygulara, ertelenen meselelerine ve kişinin kendisiyle ilgili görmekte zorlandığı alanlara nazik ama dürüst bir şekilde bakılır. Bu da zaman zaman rahatsız edici olabilir. Ancak bu rahatsızlık, kişinin sınırlarını, ihtiyaçlarını ve gerçek duygularını fark etmesi için önemli bir eşiktir.Bu nedenle psikolojik danışman, “her seans iyi geçmeli” beklentisiyle değil; “her seans beni biraz daha kendime yaklaştırıyor mu?” sorusuyla değerlendirilir. Ve çoğu zaman asıl değişim, tam da zorlanılan o anlarda başlar.Bu konuları yalnızca okumak ya da düşünmek bazen yetmeyebilir. Ben, seanslarda danışanla birlikte bu farkları konuşmakla kalmayıp çalışmayı önemsiyorum. Aynı olayın neden tekrar ettiğini, bir duygunun neden bu kadar yoğun yaşandığını ya da neden bazı adımları atmanın zorlaştığını birlikte, yargısızca ele alıyoruz. Terapi, hazır cevaplar sunmak değil; senin kendi cevaplarına ulaşabileceğin güvenli bir alan yaratmaktır. Eğer arkadaş sohbetlerinin artık yetmediğini, aynı döngülerin içinde kaldığını hissediyorsan, bu süreci birlikte çalışmak için seansa gelmeni öneririm. Değişim, konuşmaya cesaret ettiğin yerde başlar. Sonuç: İkisi Rakip Değil, Ama Yerleri FarklıArkadaş sohbeti değersiz değildir. Aksine, sosyal destek ruh sağlığının önemli bir parçasıdır. Ancak psikolojik danışman, arkadaş sohbetinin yerine geçen bir şey değil; başka bir ihtiyaca cevap veren profesyonel bir süreçtir.Arkadaşlar:Teselli ederYalnız olmadığını hissettirirPsikolojik danışma ise:Fark ettirirDerinleştirirDeğişim için alan açarBazen bir kahve sohbeti iyi gelir. Bazen ise bir danışma odasında durup gerçekten kendinle yüzleşmeye ihtiyaç duyarsın.Ve bu ikisi aynı şey değildir.

Terapiye Ne Zaman Başlanmalı?

Terapiye başlamak için hayatın mutlaka altüst olması, büyük bir kriz yaşanması ya da kişinin kendini “artık dayanamıyorum” noktasında hissetmesi gerekmez; çoğu zaman terapi, yalnızca işler tamamen kontrolden çıktığında başvurulan bir destek yolu gibi düşünülse de aslında terapiye başlamak, kişi henüz işlevselliğini büyük ölçüde kaybetmeden, kendine dönme cesareti gösterebildiğinde de son derece anlamlı ve dönüştürücü bir adımdır. Günlük yaşamda aynı sorunların tekrar ettiğini fark etmek, benzer ilişkilerde benzer hayal kırıklıkları yaşamak, sürekli ertelemek, kendini tükenmiş hissetmek, duygularını bastırarak idare etmeye çalışmak ya da “her şey yolunda gibi ama ben iyi hissetmiyorum” düşüncesinin zihinde sıkça yer etmesi çoğu zaman kişinin kendine dair verdiği sessiz ama önemli sinyallerdir. Bu sinyaller yalnızca düşünce düzeyinde kalmaz; beden de çoğu zaman bu yükü taşır ve açıklanamayan yorgunluklar, sık tekrarlayan baş ağrıları, mide ve bağırsak sorunları, kas gerginlikleri ya da uyku düzensizlikleri aracılığıyla kişinin duygusal olarak zorlandığını haber vermeye çalışır. Terapi, bu belirtileri bastırmayı ya da hızla ortadan kaldırmayı hedeflemekten ziyade, onların neye işaret ettiğini anlamaya, kişinin iç dünyasında neler olup bittiğine birlikte bakmaya davet eden güvenli bir alan sunar. Pek çok kişi terapiye başlamak konusunda tereddüt yaşar; “başkalarının sorunları daha büyük”, “ben bunu kendi kendime çözmeliyim”, “şu an o kadar da kötü değilim” ya da “zamanla geçer” gibi düşüncelerle yardım istemeyi erteler. Oysa yardım istemek bir zayıflık göstergesi değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişkiye verdiği değerin, kendi ruhsal sağlığını ciddiye aldığının ve sorumluluk alabildiğinin bir işaretidir. Terapi, kişinin uzun zamandır tek başına taşıdığı yükleri paylaşabildiği, düşüncelerini ve duygularını yargılanmadan ifade edebildiği, çoğu zaman ilk kez gerçekten duyulmuş ve anlaşılmış hissettiği bir süreçtir. Terapiye başlamak için herkesin anlayabileceği net, somut ve büyük bir problem tanımı yapmak da şart değildir; bazen yalnızca tarif edilemeyen bir huzursuzluk hissi, bir boşluk duygusu, yönünü kaybetmiş olma hali ya da “hayatımda bir şeyler eksik ama adını koyamıyorum” düşüncesi terapiye başlamak için yeterlidir. Terapi süreci bu belirsizliği hızla ortadan kaldırmaya çalışmaz; aksine belirsizliğe birlikte bakabilmeyi, kişinin kendi iç dünyasında olup bitenleri acele etmeden keşfetmesini ve sorularla temas edebilmesini mümkün kılar. Bu süreçte kişi, ne hissettiğini, hangi duygularla zorlandığını, neye ihtiyaç duyduğunu ve yaşamında hangi örüntülerin tekrar eden bir döngü haline geldiğini yavaş yavaş fark etmeye başlar. Terapi aynı zamanda kişinin geçmiş yaşantılarının bugünkü duygu, düşünce ve ilişki biçimlerini nasıl şekillendirdiğini anlamasına alan açar; çocuklukta öğrenilen baş etme yolları, aile içinde kurulan ilişkisel roller, erken dönem deneyimlerin bıraktığı izler ve kişinin kendisiyle konuşma biçimi çoğu zaman farkında olunmadan bugünkü yaşamı yönlendirir. Terapi, bu otomatikleşmiş ve çoğu zaman sorgulanmadan sürdürülen kalıpları görünür kılarak kişiye daha esnek, daha işlevsel ve kendisine iyi gelen alternatifler geliştirme imkânı sunar; böylece kişi yalnızca geçmişini anlamakla kalmaz, bugünü dönüştürme ve geleceğini daha bilinçli bir yerden inşa etme gücünü de elde eder. Bazı dönemlerde kişi hayatını “idare ediyorum” modunda sürdürür; duygular ertelenir, ihtiyaçlar geri plana atılır, sınırlar ihmal edilir ve yaşam giderek yalnızca yapılması gerekenlerden ibaret bir hâl alır. Terapi, tam da bu noktada kişiye durma, yavaşlama ve kendini yeniden hatırlama fırsatı sunar; “Ben bu hayatın neresindeyim?”, “Beni ne besliyor, ne tüketiyor?”, “Gerçekten neye ihtiyacım var?” gibi sorular terapi sürecinde daha net, daha dürüst ve daha şefkatli bir şekilde ele alınır. Terapiye başlama ihtiyacı bazen bir kayıp, bir ayrılık, bir taşınma, bir iş değişikliği, ebeveyn olma, mezuniyet ya da yaşamın doğal geçiş dönemleriyle daha görünür hâle gelir; bu tür dönemlerde kişi kendini eskisi gibi hissedemediğini, dengesini kaybettiğini ya da yönünü şaşırdığını düşünebilir. Terapi, bu deneyimleri yalnızca “atlatılması gereken krizler” olarak değil, kişinin yaşam öyküsünün bir parçası olan ve anlamlandırılmayı hak eden süreçler olarak ele alır.İlişkiler de çoğu zaman terapiye başlama ihtiyacının güçlü göstergelerindendir; sürekli aynı tür ilişkilere çekilmek, sınır koymakta zorlanmak, onay arayışıyla hareket etmek, yakınlık kurmaktan kaçınmak ya da ilişkilerde kendini tekrar tekrar kaybolmuş hissetmek, kişinin farkında olmadığı içsel dinamiklere işaret edebilir. Terapi, ilişkilerde yaşananları yalnızca “diğerleriyle ilgili sorunlar” olarak değil, kişinin kendisiyle kurduğu ilişki üzerinden de ele alarak daha derin ve dönüştürücü bir farkındalık sağlar. Bu süreçte çoğu zaman sadece zorlanmalar değil, kişinin güçlü yanları, dayanıklılığı, baş etme becerileri ve bugüne kadar hayatta kalmasını sağlayan içsel kaynakları da görünür hâle gelir; bu fark ediş, kişinin kendine bakışını yumuşatır, suçlayıcı dili azaltır ve öz-şefkat geliştirmesine katkı sağlar. Sonuç olarak terapi, yalnızca psikolojik belirtileri azaltmaya ya da sorunları çözmeye yönelik bir müdahale değil, kişinin kendisiyle daha dürüst, daha şefkatli ve daha gerçek bir ilişki kurmasını destekleyen bir yolculuktur; hayat tamamen kontrolden çıktığında değil, kendinizle ilgili bir merak hissettiğinizde, duygularınızı anlamak istediğinizde, tekrar eden zorlanmalarınızı fark ettiğinizde ve yaşamda daha doyumlu, daha anlamlı bir yerden durmayı arzuladığınızda terapiye başlamak için zaten yeterince iyi bir zamandasınız, çünkü terapiye başlamak çoğu zaman kişinin kendisine attığı en cesur, en sorumlu ve en iyileştirici adımlardan biridir. Bu satırlar sizde bir karşılık bulduysa, kendiniz için bir adım atabilirsiniz. Danışma süreci, yaşadıklarınızı anlamlandırabileceğiniz güvenli bir alan sunar. Uygun bir zamanda benimle iletişime geçerek danışma randevusu oluşturabilir, bu yolculuğa birlikte başlayabiliriz ve ihtiyaçlarınıza uygun hedefler belirleyip ilerlemeyi birlikte takip edebiliriz. Gizlilik, saygı ve profesyonel sınırlar içinde destek sunarım.

Adresi

Kuştepe, Mecidiyeköy Yolu Cd., Şişli/İstanbul, Türkiye

Uzmanın Adresi

Danışan Yorumları

yaptıktan sonra uzman hakkında yorum bildirebilirsiniz.
Henüz yorum bildirilmemiş.

Soru - Cevap

yaptıktan sonra uzmana ücretsiz soru sorabilirsiniz.

karakter

KullanıcıBuse - 14 gün önce
Merhaba, ben hayatta hicbirseyi takmiyorum umursamiyorum ama bunun sicakkanli veya sogukkanlilikla alakasi var midir yani genelde insanlar tanimadiklarimiz falan “ umursamaz” mi der yoksa “ ne kadar sogukkanlisin “ der ☺️

İletişimi koparma sürdürmeme

KullanıcıSalihesra - 40 gün önce
Aynı kurumsal şirkette çalıştığım ve ne yapmaya çalıştığını çözemediğim biri var. Bu ben işe girdim aradan herhalde birkaç hafta geçti yani Ocak 2024 te yalnızken geldi nasılsın? Nasıl gidiyor? Alışabildin mi diye sordu. Ben normal cevapladım ama hani canayakın sıcakkanlı biri değilim mesafeli biriyim ama bu herkese karşı böyle ona da sıcak davranmadım sonra ben ekip arkadaşlarımla otururken bu geldi Emre diye bir arkadaşımın omzuna elini koydu yeni arkadaşınız gelmiş diyerek beni kast etti. Ben yine bir şey demedim soğuk kaldım,bu kendini hemen geri çekti. Beş ay aynı kattaydık ama bu iki denemeden sonra bir daha hiç yaklaşmadı,hiç selamlaşma olmadı. Bir daha da yaklaşmadı yanıma.Ben müdürlük değiştirdim 9 ay hiç denk gelmedik çünkü şirkete ayda sadece 5 gün gidiyorduk. Şirkete gidişler 8 güne çıktı ilk denk gelişte yani Mart 2025 te asansörde hafif tebessüm ediyordu kafası öne eğikti kafayı kaldırdı beni gördü ciddileşti 3 saniye yani asansör kapısı kapanana kadar bakakaldı. Ben bakınca bakmaya devam ediyor,bakışlarını kaçırmıyor. İkinci denk geliş şehir dışı etkinliği uçakta 2-3 kere kafayı çevirdi arkasına baktı ben arkadaydım ama ben kendisine bakmamayı tercih ettim. Sonra otobüse binecekken karşımda yine yoklar tarzı bakışlar atıyordu. Ben yine bakmadım sonra ben tek başıma oturmuş etkinlik anında sahneyi izlerken sahnenin en önündeydim bir baktım benim yakınımdan önümden geçmiş o kadar dalmışım ki son anda fark ettim kafası bana dönüktü çevirdi kafasını ve gitti.En son denk geliş şirket koridoru orda arkadaşına bir şey anlatıp tebessüm ediyordu,beni gördü yine o tebessüm gitti ciddileşti 4-5 saniye kitlendi kaldı. Bu kişi beni görünce görmeden önceki tebessümü gidiyor ciddileşiyor ve öylece kalakalıyor. Ben birkaç saniye baktım ve başımı telefonuma eğdim. Bunu reddedilme olarak algılar diye şirketin teams uygulamasından bu karşılaşmadan iki ay sonra mesaj attım. son zamanlarda denk geliyoruz yanında ama selam veremiyorum böylede görüyor ama selamsız geçiyor yabanilik ve kabalık gibi duruyor, yanında birileri oluyor çekiniyorum selam veremiyorum kusuruma bakma denk geldiğimizde selamsızlığımı telafi ederim yazdım. O da bunun üstüne her zaman selam verebilirsin hiç çekinme denk geldiğimizde konuşalım,muhabbet ederiz bir kahve molası yaparız dedi. Bu lafın üstüne ben dedim ki ben ısmarlarım kahveleri. O ise benden olur dedi ben tekrar o zaman tatlı ısmarlarım benim selamsızlığımı anca telafi eder dedim o ise kahve de tatlı da benden olur yazdı orda kaldık. 2 aydır iki tarafta yazmıyordu ve iki aydır şirkette denkte gelmedik. Temmuzda denk gelebilirdik ama gelemedik ağustosta ise evden çalıştık şirkete hiç gitmedik denk gelme ihtimali yoktu. iki ay sonra tam şirkete dönüş öncesi yani 31 ağustosta emirhandan bir hamle geldi linkedinden istek attı. Kendisi linkedin harici sosyal medya kullanmıyor ve burayı da premium kullanıyor bizim ortak bağlantımız yok isteği 31 ağustosta attı ben 1 eylülde kabul ettim.Emirhan benim linkedin isteğini kabul etmeme rağmen mesaj atmadı bende atmadım. En yakın arkadaşıyla konuştum bana emirhanın rahatsız etmemek için bakış attığını söyledi,seçici biri olduğunu söyledi,uzun zamandır da bildiği kadarıyla emirhanın hayatında birinin olmadığını söyledi. Tüm bunlardan ben ne anlamalıyım? Adım atıyor mu atmıyor mu anlamıyorum çünkü hep yarım… tüm bunlar ne demek sizce?İşin içinde bir oyun ego tatmini olabilir mi? Bu adam 31 yaşında ,sakin mizaçta biri.hatta fazla sakin çok ön planda bir adam değil çok ağır yürüyor yürürken sağına soluna yani insanlara bakmıyor düz yürüyor flörtöz biri değil. Çok konuşkan dikkat çekmeye çalışan biri de değil gibi kendi dünyasında yaşıyor gibi görünüyor. Linkedinden istek attı ama yazmadı bunun üzerine ben bir kez daha yazdım haftaya uygunluğun varsa kahve içelim dedim o da Salı günü olur dedi ve biz Salı günü kahve molası yaptık. Memleket,eğitim,kardeşler,aile,iş,nerde oturduğum,ofise kaç gün ve nasıl gittiğim gibi sorular sordu. Mola başında kahveyi verirken dikkat et elin yanmasın dedi. Molada sıkılmadık,sessizlik olmadı,aktı. Ama bende yine bir mesafe vardı. Bir iki espri yaptım bir kerede hafif tebessümüm oldu. Sonra vedalaşırken masadan kalktık sandalye önümdeydi aslında geçerdim ama çektim o da kusura bakma görmedim dedi sonra koridorda yürürken bak eski ekibin dedi arkadaşlarımı gösterdi. Son olarak ben asansörden inerken dikkat et kendine dedi. Ha ben bu kahve molasında ne fark ettim bu adam çok özgüvenli değil,mesela benim eski müdürlüğümden arkadaşım denk geldi molada yanımızdaydı asansör beklerken Emirhan onu gördü naber nasılsın dedi, sonra başka bir tanıdığı kadın geçti yanımızdan önce kadın selam dedi sonra Emirhan selam verdi. Bana gelince asla selam verme yok sadece bana bakıp susuyor. Molanın üstünden uzun süre geçti yine hamle yok. Ben ne anlamalıyım sizce? tüm bu tutarsızlıklar nedir?beni görünce ciddileşip bakakalma iki kere oldu. Sence bu bir şey ne olabilir? Bu çocukta bir ilgi olabilir mi? Varsa ne kadar zamandır var? Ne yapmak lazım? Son bir detay ben ve bu çocuk bir bankanın iştirakinde çalışıyoruz benim babam bu bankanın üst düzey yöneticisi ve bu çocuk bunu biliyor. Çünkü bana ailemi sordu babam bankacı dedim bi şey demedi annem emekli dedim annen nerden emekli dedi. Mola kötü değildi. Sıkılmadı,saate bakmadı,kısa kesmedi ve gerilmedi hatta rahatladığı anlar oldu. Ama buna rağmen bu adam birkaç hafta bekleyip sonra beni linkedinden çıkardı. Aylardır ne denk gelme var ne de iletişim. Bu adamın sorunu ne olabilir ?

Toplam 2 soru.