Kendini Sev

Çevrende eşin, dostun ve/veya ailenden herhangi biri bir hata yaptığında, problem yaşadığında veya mutsuz olduğunda ona anlayışla yaklaşırsın. Hatta hemen şefkat ve anlayışla yaşadığı olumsuzluk her ne ise son bulacağını, kendisinin değerli olduğunu ve onun hep yanında olacağını ifade edersin. Onu rahatlatmak için ne gerekiyorsa elinden gelenin fazlasını yaparsın. Oysa sen benzer bir durumla karşılaştığında ya da hata yaptığında, aynı şefkati ve anlayışı kendine göstermekten kaçınırsın. Üstüne bazen de; "Ben yetersizim, beceriksizim, her şeyi mahvediyorum, hiçbir işe yaramayan biriyim." şeklinde birtakım olumsuz ifadelerle kendini eleştirirken bulursun.

Diğerlerinin hata yapma ve üzülme hakkının olduğunu düşünürken; kendine neden bu kadar acımasızca davrandığını hiç düşündün mü?


Unutma!

Onlar kadar senin de hata yapma ve üzülme hakkın var. Hiçbir şey veya hiç kimse kusursuz değil. Mühim olan zaten kusursuz olmak değil; kendini olduğun gibi kabul edebilmek, sevebilmek... Kendini olduğun gibi sev ve acımasızca eleştirmek yerine ilk önce kendine şefkatli olmayı dene. Çünkü, kendini sevdiğin zaman, diğerlerini de gerçek anlamda sevdiğini ve hayattan daha çok keyif aldığını göreceksin. Eğer bu satırları hala okumaya devam ediyorsan tam şu an yapmaktan keyif aldığın bir şey düşün ve kendin için bir şeyler yapmaya bugünden başla.


Hayatındaki en önemli kişinin "sen" olduğunu bir kez daha vurgularken, çevrendeki insanların yanlışları karşısında gösterebildiğin anlayış ve şefkati senin de fazlasıyla hak ettiğini hatırlatmak isterim.


Sevgiyle kal...





Yayınlanma: 20.10.2020 12:01

Son Güncelleme: 04.11.2020 11:40

#kendini sev#sevgi#özşefkat#kusurlarınla güzelsin#kendini koşulsuz sev
Psikolog

Canan

RAMADAN MAMİK

Uzman Psikolojik Danışman

(*)(*)(*)(*)(*)
61 Yorum
Cinsel Gelişim ve Sorunlar
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 2000
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 45 dk
ücret 2500
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Çift ve Aile Terapisi

Hiçbir ilişkinin sorunsuz ve mükemmel bir şekilde ilerlemesi mümkün değildir. Her çift ilişki süreçleri boyunca dış etkenlerden dolayı birçok sorunla karşılaşır. Kimi zaman çiftler bu sorunları ilişki içerisinde birlikte çözebilirken bazen de bir uzmandan destek almaları gerekebilir. Çiftlerin bir çözüme ulaştıramadığı bu problemler, ilişkinin yıpranmasına ve tükenmesine neden olabilir. Bir süre sonra ilişki içerisinde, sık sık tekrarlanan ve şiddeti artan kavgalar ortaya çıkabilir. Bu kavgalar iki kişiyi de ruhsal açıdan olumsuz etkiler. Çift ve aile terapisi ilişkilerde olumlu değişimleri sağlayabilmeyi hedefler. Çiftler arası yaşanan problemler genellikle iletişim sorunları, problem çözme becerilerindeki eksiklikler, çiftler arası tartışmalar, duygusal yakınlıkla ilgili sorunlar ve cinsellikle ilgili sorunlar olarak karşımıza çıkar. Bu sorunlar çiftler için ilk başlarda başa çıkılabilir sorunlar olarak gözükürken, zamanla çözemedikleri büyük sorunlara dönüşebilir.Çift ve aile terapisinde temel amaç; çiftlerin birbirleri hakkında daha derin bir anlayış kazanmaları ve ilişkilerinde yaşadıkları problemleri çözüme kavuşturmalarıdır. Burada çiftler arasında yaşanan bu zorlu süreçler ele alınarak, bir çözüm yolu bulunmaya çalışılır. Terapi sayesinde çiftler problemlerle nasıl başa çıkacaklarını öğrenirler. Etkili, yapıcı iletişim kurma ve sürdürme becerisini kazanırlar. Bu sayede terapi sürecinde problemlerini çözerken, aynı zamanda gelecekte yaşanabilecek problemleri de nasıl çözeceklerini öğrenmiş olurlar. Bu ilişkinin olumlu ve sağlıklı ilerlemesine yönelik oldukça yarar sağlar. Çünkü çoğu çift, terapi sürecinden sonra artık sorunları ve problemleri ile nasıl başa çıkacaklarını öğrenmiş olarak ayrılır.Terapi sırasında terapistin rolü kişilerin duygu ve düşüncelerini açık bir şekilde ifade etmelerini sağlamak, yaşadıkları problemin kaynağına inerek, bir çözüm arayışı bulmaktır. Terapi planı yapıldıktan sonra, çifte yeni bakış açıları kazandırılarak, yaşadıkları olaylara farklı bir pencereden bakmaları hedeflenir. Özetle, çiftin yaşadıkları problemlerde terapist bir aracı rol üstlenerek, kişilerin birbirlerini doğru bir şekilde anlamalarına yardımcı olur. Yapılan araştırmalara göre, çift ve aile terapileri etkili, kısa vadede sonuç aldıran ve ekonomik olan terapi çeşitlerinden biridir. Gittikçe tüm dünyada ve ülkemizde yaygınlaşmaya başlamıştır.Ne zaman terapiye başvurmak gerekir?Çift ve aile terapisine genellikle çiftler artık problemlerini kendi başlarına çözemedikleri ve ilişkileri çıkmaz bir hale girdiği zamanlarda başvururlar. Ancak çift ve aile terapisine, sadece problemler veya sıkıntılar yaşandığı zaman başvurmak gerekmez. İlişkiyi geliştirmek, güçlendirmek ve ileride ortaya çıkabilecek sorunları önlemek için de çift danışmanlığı alınabilir. Bu sayede bireyler ileride karşılarına çıkabilecek sorunları birbirlerini yıpratmadan nasıl çözüme kavuşturacakları konusunda deneyim kazanırlar.Aile ve Çift Terapisi kimler için uygundur? Eşiyle veya partneriyle ilişki içerisinde problemler veya sorunlar yaşayan herkes aile ve çift terapisinden faydalanabilir.·Çiftler arası ikili ilişkilerde karşılaşılan problemlerde,·Evlilikte karşılaşılan problemlerde,·Boşanma sürecinde,·Duygusal istismar ve şiddet olaylarında,·İlişkiyi etkileyen önemli yaşam olaylarının varlığında,·İkinci bir evlilik sürecinde,·Partnerlerde kişilik bozukluğu söz konusu olduğunda.Partnerlerden biri terapiye gitmek istemezse ne yapılabilir?Çift ve aile terapisine partnerlerin ortak kararı ile başladığında çok daha etkili ve hızlı sonuç verir. Çünkü böyle bir başlangıçla problemin tam olarak neden kaynaklandığı ve çözümü bilinmesede bir sıkıntının var olduğu kabul edilmektedir. Bu da bize iki tarafında çözüm istediği ve değişime istekli olduğunu gösterir. Maalesef böyle bir başlangıç her zaman mümkün olmayabilir. Bireyler toplumsal önyargılar ve kişilik yapıları nedeniyle problemlerinin çözümü için yardım istemekte zorlanabilirler.Çoğu zaman partnerlerden biri yardım alma önerisini kavga esnasında veya problemin yaşandığı yoğun bir çatışma sırasında gündeme getirir. Bu durum partnerin terapiyi reddetmesine neden olabilir. Çünkü çatışma veya kavga esnasında danışmanlık almanın önerilmesi karşı tarafa bir eleştiri gibi gelebilir. Kişi problemlerin tamamen kendinden kaynaklandığını düşünebilir. Bu da terapiye karşı önyargıların oluşmasına neden olabilir. Partnerlerden biri terapiye gitmeyi kesinlikle kabul etmiyorsa, nedenlerini anlamaya çalışmak önemlidir. Partnere belki bir deneme seansına gitmeyi önermek burada işe yarayabilir.Eğer tüm çabalarınıza ve isteğinize rağmen partneriniz terapiye gelmeyi kabul etmezse, bu durumda kendi başınıza bir şeyler yapmaya başlayabilirsiniz. Bireyin tek başına ilişki sorunlarını düzeltmesi tabi ki zordur ancak en azından bir terapist ile konuşarak ilişki içerisindeki kendi rolünüzü görebilir, problemleri çözmede ve ilişkiyi geliştirmek için neler yapabileceğinizi öğrenebilirsiniz. Bazı durumlarda partnerlerden biri terapi almaya başladığı zaman ve kendini geliştirip, değiştirdiğinde partnerinin de ilişkiye ve terapiye karşı bakış açısı değişebilmektedir. Bu durumda partnerinizde kendi isteğiyle terapi sürecine başlamayı kabul edebilir.İlişkinizde sorunları artık konuşarak çözemediğinizi hissediyorsanız mutlaka yardım alın! Aile ve çift terapisine başlamak çoğu zaman bireyler için zordur. İlişki gibi özel bir yaşamı ve buna bağlı olarak ortaya çıkan problemleri üçüncü bir kişiyle paylaşmak bireylere oldukça zor gelebilir. Çoğu zaman kişiler kendi başlarına bu problemleri çözmeye çalışırken başarısız oldukları bir süreçte oldukları için ve konuşmalar bir süre sonra sonu görülmeyen şiddetli kavgalara dönüştüklerden dolayı, çiftler bu durumu terapi sürecinde de yaşamaktan çekinebilirler veya korkabilirler. Ancak terapi sürecinde, problemler tartışılsa bile kavganın şiddetlenmesi mümkün olmaz çünkü terapist duruma müdahale ederek, olası problem karşısında çiftlere problem çözme becerilerini ve yapıcı iletişimin nasıl kurulacağı konusunda yol gösterir. Bu sayede çiftler etkili iletişim becerileri kullanarak, problemlerle nasıl başa çıkacaklarını öğrenirler. Bunu terapi süreciyle öğrenen bireyler, zamanla gündelik yaşamlarında da uygulamaya başlayarak, eskiden partnerleri ile çözemedikleri problemleri artık tek başlarınada çözebilir hala gelirler.Unutmayın, sorun yaşadığımız ilişkiler bizim üzerimizde oldukça olumsuz etkiler bırakır. Acı, endişe, gerilim ve kaygı yaşarız. Eğer bu sorunlar çözümlenmeden devam ederse, ruhsal sağlığımızı olumsuz etkilediği gibi fiziksel sağlığımızı da olumsuz etkileyebilir. İkili ilişkimiz çıkmaza girdiğinde bir önlem almazsak, ilişkimiz bitme noktasına gelebilir. Bu nedenle problemler yıkıcı bir hale gelmeden çözümlemek oldukça önemlidir.

Bağlanma Stillerimiz Ayrılık Sürecini Nasıl Etkiliyor?

Günümüzde ayrılığa dair hepimizin bildiği bir gerçek var. Ayrılık kararı bizi hem psikolojik hem de fiziksel anlamda fazlasıyla olumsuz etkiliyor. Peki bizi bu kadar olumsuz etkileyebilecek kararı nasıl alabiliyoruz? Araştırmalara göre, ayrılık kararı almamızda en önemli etkenlerden biri iletişim problemleri. Bunun yanı sıra, partner ile yakınlık kurmakta güçlük çekme, güven ve sadakat ile ilgili yaşanan problemler, finansal problemler, ilişki içerisinde sıkça çatışmaların yaşanması, cinsel problemler yer alıyor.Peki ayrılık sonrası davranışlarımızı ve duygularımızı belirleyen faktörler neler?Yapılan pek çok farklı çalışmaya göre ayrılık sonrasında sergilediğimiz davranışlar ve duygular bağlanma stillerimiz ile oldukça ilişkililer. Bağlanma stilimizin ne olduğunu keşfetmek, romantik ilişki içerisinde yaşadığımız problemlerin kökenini bulmamıza ve bu problemleri çözmemize yardımcı olur. O zaman aklımızda şöyle bir soru canlanıyor, nedir bu bağlanma stilleri?Bağlanma stilleri, doğumdan itibaren diğer insanlarla nasıl bağ kuracağımızı, çevremizle nasıl iletişime geçeceğimizi ve romantik partnerimiz ile nasıl bir ilişki yaşayacağımızı belirleyen bir yapıdır. Biliyoruz ki, hayatta kalabilmemiz için diğer insanlara ve bağlanmaya ihtiyacımız var. Yapılan pek çok araştırmaya göre, insanlarla sağlıklı bağlar kurduğumuzda, daha mutlu ve psikolojik açıdan daha sağlıklı bireyler oluyoruz. İnsanlarla sağlıklı bağlar kurmak, bizi hem psikolojik hem de fiziksel olarak olumlu etkiliyor. Temel olarak 3 farklı bağlanma stili vardır. Bunlar; güvenli bağlanma, kaygılı bağlanma ve kaçıngan bağlanmadır.Güvenli BağlanmaÇocukluk hayatında güvenli bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkinlik hayatında uzun vadeli ilişkiler yaşayan, yüksek özgüvene sahip olan, yakın ilişkilere girmekten kaçınmayan ve keyif alan, ihtiyacı olduğunda çevresinden sosyal destek talep edebilen ve duygularını yakın çevresiyle çekinmeden paylaşabilen kişilerdir.Kaygılı BağlanmaÇocukluk hayatında kaygılı bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkin hayatlarında çevresindeki insanlara karşı güvenmekte zorluk çekerler, genel olarak başkalarına karşı duygusal bağ kurma ve yakınlık kurma konusunda isteksizdirler. Çevresindeki insanları ve kendi duygularını anlamakta güçlük çekerler ve duygulara karşılık vermekte zorlanırlar.Kaçıngan BağlanmaÇocukluk hayatında kaçıngan bağlanma gerçekleştirmiş bireyler, yetişkin hayatlarında yakın ve derin ilişkiler kurmakta fazlasıyla zorlanırlar. Yakın ilişki içerisinde bulunmaktansa, özgürlüğü ve bağımsızlığı tercih ederler. Romantik ilişkileri kendilerinin özgürlüğüne ve bağımsızlığına yönelik bir tehdit olarak algılama eğilimindedirler. Birini derinden tanımaya ve bağlanmaya karşı koyarlar.Nasıl güvenli bağlanan biri olabilirim?Bağlanma stilleri çocukluktan itibaren bize yerleşmiş olsalarda değiştirebilmek ve güvenli bağlanan bir insan olmak mümkündür. Öncelikli olarak hangi bağlanma stiline sahip olduğunuzu bulun. Fark etmek değişimin birinci adımıdır. Sonrasında bir ilişkide nelere ihtiyacınız olduğunu, neleri beklediğinizi, partnerden beklentilerinizi, kendi duygularınızı ve düşüncelerinizi keşfetmeye çalışın. Bunları keşfettikten sonra bilişsel çarpıtmalarınızı bulup, onları gerçekçileriyle düzenlemeye çalışın. Bilişsel çarpıtmalarınızı düzenlemekte güçlük çekerseniz, bir uzmandan destek alabileceğinizi unutmayın.Bağlanma stilleri ayrılık sonrası verdiğimiz tepkileri nasıl etkiliyor?Ayrılık sonrasında sergilediğiniz davranışlar ve aklınızdan geçen düşünceler çocukluk çağında ailenizin size sergilediği tutum ve davranışlardan şekilleniyor olabilir mi? Yapılan araştırmalara göre bu sorunun cevabı evet. Çocukluk çağlarımızda güven duyabileceğimiz bir bakım verene sahip olmak, olumsuz duygular yaşarken bu duygularla baş edebilmemiz konusunda bize yol gösterecek birinin olması, neden böyle hissettiğimizi anlattığımızda bakım verenin bizi dinlemesi ve anlayışlı bir şekilde yaklaşması, bu olumsuz duygularla baş edebilmek için bize çözüm konusunda yardımcı olması yetişkinlik hayatımızda ilişkilere, problemlere ve ayrılıklara bakış açımızı oldukça şekillendiriyor ve etkiliyor.Çocukluk yıllarında güvenli bağlanma geliştiren bireyler, ayrılık sonrasında kontrol etme veya zarar verme davranışlarını daha az sergiliyorlar. Her ayrılığın getirmiş olduğu doğal ayrılık sürecini yaşayarak, hayatlarındaki işlevselliği geri kazanıyorlar. Çocukluk çağında kaçıngan bağlanma geliştiren bireylerde ayrıldıktan sonra kontrol etme veya zarar verme davranışlarını daha az sergiliyorlar. Ancak araştırma sonuçlarına göre bunun sebebi zaten yakınlık kurmakla ilgili yaşadıkları problemlerin var olması ve yakın ilişkiler kurmayı özgürlüklerine bir tehlike olarak algılamalarıyla oldukça ilişkili.Çocukluk çağında kaygılı bağlanma geliştiren bireylerde ise ayrılık sonrasında kontrol etme ve zarar verme davranışları oldukça sık gözlemleniyor. Özellikle eski partneri rahatsız edici boyutta aramaya veya mesaj atmaya yönelik davranışlar oldukça sık gözlemlenenler arasında yer alıyor. Eski partnerlerinden bekledikleri veya istedikleri tepkileri alamadıklarında ise hakaret etme veya manipülatif davranışlarda bulunma olasılıkları oldukça artıyor.Kaygılı bağlanmaya sahip olan kişiler ayrılığın getirmiş olduğu doğal süreci yaşamayı da çoğu zaman reddedip, yaşanmış olan ayrılığı inkar edip, duygularını ve düşüncelerini bastırmaya çalışabiliyorlar. Bu durum ayrılıkla ilgili yaşanması gereken süreçlerin yaşanmasının önüne geçiyor ve kaygılı bağlanan kişiler yoğun bir biçimde korku, acı, öfke, üzüntü duygularını deneyimliyor. Duyguların yoğunluğundan kaynaklı olarak duygu regülasyonu yapmakta güçlük çektiklerinden ötürü düşünce ve davranışlarınıda düzenlemede problemler yaşıyorlar. Buda uzun vadede hayatlarında daha çok olumsuzluklar ve depresif belirtiler oluşmasına, kişide gerçekçi olmayan gelecekteki partnerlere yönelik terk edilme korkusunun ortaya çıkmasına sebep olabiliyor.Geçmiş ilişkide ve ayrılık sürecinde oldukça olumsuz deneyimlerle karşılaşan bu bireyler, gelecekteki var olabilecek ilişkisinde de aynı problemleri yaşamamak adına, çeşitli bilişsel çarpıtmalar yaparak daha şüpheci, kuşkucu ve çatışmalardan uzak durmayı seçen veya çatışmalarla zor başa çıkabilen bireyler haline gelebiliyorlar.Yapılmış olan bu çalışma bize gösteriyor ki, ayrılık sonrası yaşadığımız duygular, düşünceler ve sergilediğimiz davranışlar bağlanma stillerimiz ile oldukça ilişkili.Bu nedenle, sizde ayrılık sürecini zorlu geçiriyorsanız, duygularınızı ve düşüncelerinizi yönetmekte çeşitli zorluklar çekiyorsanız buda günlük hayatınızda çeşitli sorunlara neden oluyorsa, bir uzmandan destek alarak ayrılık sürecini nasıl daha sağlıklı geçirebileceğiniz konusunda gerekli olan yardımı alabilirsiniz.Unutmayın, hayatımızdaki sorunların çoğu genellikle hiç yoklarmış gibi davranmamızdan kaynaklanır. Görmezden gelmek çoğu zaman olumlu bir davranış değildir.

Flört Etmek İçin Kullanabileceğiniz Bazı Etkili Sorular ve Hap Bilgiler (Ekstra Tarihçesi)

Flört etmek insan ilişkilerinde önemli bir beceri ve deneyimdir. İnsanların birbirleriyle iletişim kurmasına, etkileşime girmesine ve bir bağ kurmasına yardımcı olabilir. İşte flört etmek için kullanabileceğiniz bazı etkili sorular:1. 🎨 Kişisel İlgilere Dayalı Sorular:🌟 Hobilerin nelerdir? Boş zamanlarında en çok ne yapmayı seversin?🌍 En sevdiğin seyahat deneyimi nedir?🎵 Hangi tür müzik dinlemeyi tercih edersin? Favori şarkın nedir?2. 🌈 Anıları Tetikleyen Sorular:👶 Çocukluğunda en sevdiğin anı hangisiydi?🏫 İlkokulda en çok neyle meşguldün?🦸‍♂️ Bir çocukluk kahramanın veya idolün var mıydı? Kimdi ve neden?3. 🔮 Gelecek Hakkında Sorular:🏡 İleride nerede yaşamak istersin? Neden?💼 Kariyer hedeflerin nelerdir? Hayalindeki iş nedir?🌟 Bir yıl içinde yapmak istediğin bir şey nedir?4. 🌌 Derin Düşüncelere Yol Açan Sorular:🌎 İçinde bulunduğumuz dünyada en çok neyi değiştirmek istersin?😱 En büyük korkun nedir?🙏 Hayatında en çok neye minnettar hissedersin?5. 🎉 Eğlenceli ve Hafif Sorular:💥 Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin?💃 En son ne zaman bir şeylerin tadını çıkararak dans ettin?🎬 Favori film karakterin kimdir ve neden?6. 💖 Kişilik ve Tutumla İlgili Sorular:🌸 Kendini bir mevsime benzetecek olsaydın, hangi mevsim olurdun?😊 Hayatında en çok neyden keyif alıyorsun?🤔 Birisi senin hakkında sadece bir şey öğrenebilecek olsa, ne olmasını isterdin?Flört etme konusunda ek bilgiler içeren birkaç öneri;1. Beden Dili: Flört etmenin önemli bir yönü, beden dilini doğru kullanmaktır. 🕺 Karşınızdaki kişinin beden dilini okumak ve kendi beden dilinizi de uygun şekilde kullanmak, iletişiminizi güçlendirebilir. 😊 Gülümseme, göz teması kurma, nazik dokunuşlar ve vücut pozisyonu, karşınızdaki kişiye ilginizi göstermenin ve onunla bağ kurmanın bir yoludur.2. Empati ve Dinleme: İyi bir flört etme becerisi, karşınızdaki kişinin duygularını anlamaya ve onları dinlemeye dayanır. ❤️ Empati kurmak ve karşınızdakini gerçekten dinlemek, ilişkinizin derinleşmesine ve daha anlamlı hale gelmesine yardımcı olabilir. 🎧 İlginç olanı, flört etmenin sadece konuşmaktan ziyade, dinlemeye de dayandığıdır.3. Mizah ve Espri: Mizah, flört etmenin hafif ve eğlenceli bir yanıdır. 😄 Uygun bir şekilde yapılan espri ve neşeli bir tavır, karşınızdaki kişiyle aranızda bir bağ kurmanıza ve samimiyetinizi artırmanıza yardımcı olabilir. 🃏 Ancak, her zaman uygun olmayan espri yapmaktan kaçının ve karşınızdaki kişinin sınırlarını aşmamaya özen gösterin.4. Samimiyet ve İçtenlik: Flört etmek, samimi ve içten olmayı gerektirir. 💖 Kendiniz olun, sahte bir persona yaratmaktan kaçının ve karşınızdaki kişiye gerçek duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin. 🌟 İçtenlik, ilişkinizin derinleşmesine ve güvenin oluşmasına katkıda bulunabilir.5. Dikkat ve Özveri: Flört etmek, karşınızdaki kişiye dikkatinizi göstermenin ve ona değer verdiğinizi hissettirmenin bir yoludur. 🎁 Küçük jestler yapmak, özel günleri hatırlamak ve karşınızdaki kişinin ilgi alanlarına gerçek bir ilgi göstermek, ilişkinizi olumlu yönde etkileyebilir. 🌷Flört etme süreci, her iki tarafın da rahat hissetmesini sağlamak için nazik, anlayışlı ve saygılı olmayı gerektirir. 🤝 Karşılıklı iletişim kurmak, duyguları ifade etmek ve birbirinizi daha iyi tanımak için zaman ayırın. Unutmayın, her ilişki benzersizdir ve flört etme tarzınızı karşınızdaki kişiye göre ayarlamak önemlidir. 🌈Flört etmek aslında karşınızdaki kişiyi daha iyi tanımak ve onunla derin bir bağ kurmakla ilgilidir. Bu sorular, samimi bir iletişim kurmanıza ve birbirinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir. Ancak, her zaman karşı tarafın rahat olduğundan emin olun ve sormadan önce onay alın. İyi flörtler ve keyifli sohbetler dilerim! 🌟TARİHÇEFlört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların geçmişiyle yakından ilişkilidir. Flört etme kavramı, insanların birbirleriyle romantik veya cinsel ilişki kurma amacıyla samimi bir şekilde etkileşime girmelerini ifade eder. Bu, tarihin derinliklerine kadar uzanan bir olgu olsa da, modern anlamıyla flört etme kavramı daha yeni bir olgudur.Antik dönemlerden itibaren insanlar, potansiyel eşlerini seçerken çeşitli yöntemler kullanmışlardır. Ancak, tarih boyunca flört etmek gibi açık ve samimi bir sürecin belirgin bir şekilde tanımlandığı dönemler sınırlıdır. Ortaçağ Avrupa'sında, aristokratlar arasında kibarlık, nazik jestler ve aşk mektupları aracılığıyla romantik ilgi gösterme geleneği başladı. Ancak, bu tür eylemler genellikle ailelerin ve toplumun onayına bağlıydı ve genellikle evlilik amaçlıydı.ve 19. yüzyıllarda, flört etme kavramı daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı. Bu dönemde, Batı toplumlarında romantizm ve aşk idealize edilmeye başlandı. Romantik şiirler, edebi eserler ve şarkılar aracılığıyla duygusal bağlar kurma ve ifade etme yaygınlaştı. Ancak, bu dönemde flört etmek hala genellikle evlilik amacıyla yapılıyordu ve evlenme amaçlı bir birlikteliğin ön koşulu olarak görülüyordu.yüzyılın ortalarından itibaren, flört etme kavramı daha serbest ve açık bir şekilde yaşanmaya başladı. Toplumda kadınların ve erkeklerin sosyal rollerinin değişmeye başlamasıyla birlikte, flört etme süreci de daha esnek hale geldi. 20. yüzyılın ikinci yarısında, gençler arasında flört etme kültürü yaygınlaştı ve gençlerin romantik ilişkileri keşfetme ve deneyimleme süreçleri daha belirgin hale geldi.Bugün, flört etme kavramı daha çeşitli ve dinamik hale geldi. İnternet ve sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, insanlar potansiyel partnerleriyle çevrimiçi platformlar aracılığıyla tanışma ve iletişim kurma imkanına sahip oldular. Ayrıca, toplumda cinsiyet rollerinin ve ilişki normlarının değişmesiyle birlikte, flört etme süreci daha çeşitli ve bireyselleşmiş hale geldi.Sonuç olarak, flört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların karmaşık ve sürekli değişen doğasını yansıtır. Flört etme süreci, zamanla evrilen toplumsal normlara ve kültürel değerlere bağlı olarak değişiklik göstermiş ve günümüzde hala aktif bir şekilde yaşanan bir olgu olarak varlığını sürdürmektedir.
Eray ARSLAN 18.04.2024