1. Uzmanlar
  2. Gökçe KAYALAR
  3. Blog Yazıları
  4. BOŞANMA KARARI VE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

BOŞANMA KARARI VE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ


Boşanmaya karar veren çiftlerin çoğu bu durumu çocuklarına nasıl anlatmaları gerektiklerini ve çocuğunun bu durumdan nasıl etkileneceğini düşünmeden hareket ediyor. Boşanmaya karar veren çift "o nasılsa küçük, aklı ermez" gibi düşünceler içerisine girerek kendi problemlerine yoğunlaşıyorlar ve bu durumu çocuğa anlatma ihtiyacına girilmiyor. Fakat bu boşanma sürecinde en çok yükü aslında ebeveyn değil, çocuklar yaşıyor.


Hiç bir çocuk anne ya da babasından ayrı kalmak istemez. Ebeveyn boşanmayı ne kadar istese de çocuk kendi dünyasında bu durumun olmasını istemez ve bu olaya katlanmak zorunda kalır. Biz yetişkinlerin bazı olaylar karşısında kimi zaman zorlandığımız oluyorken çocukların bu tür olaylara direnç göstermesi daha zayıf olur. Böyle bir durumda çocuk acısını biz yetişkinlerden daha büyük ve derinden yaşar. Çocuğun kendi iç dünyasından düşünecek olursak çocuk ebeveynin boşanma eyleminden ötürü kendisini suçlayabilir. Anne ve babanın anlaşamama durumunun kendisi yüzünden olduğunu zannedebilir. Anne ve baba ayrı yaşamaya başladığı durumda ise çocuk herhangi bir ebeveyn ile yaşayacağından dolayı diğer ebeveynin onu sevmediğini düşünebilir ya da evden ayrılan ebeveyne karşı bir takım öfke besleyebilir.


Anne ve baba böyle bir durumda yaşadıkları gerginlik, sıkıntı ya da sorunlarını çocuğa yansıtmamalıdır. Bu evre içine giren çift; çocuğun yanında başkasına ya da direk çocuğa anne ya da babayı kötüleyici sözler söylememelidir. Boşanma kararı alan bir çift bu durumu çocuklarına birlikte anlatmalıdır. Çocuğa boşanma kararı söylenirken ayrıntılara girmeden durum anlatılmalıdır. İçinde bulunulan durum ve sonrasında oluşacak yaşam biçimi çocuğun yaşına göre açıklayıcı cümlelerle anlatılmalıdır.Boşanma evresi çocuğa anlatılırken ebeveyn onu bir çocuk olarak değil, bir birey olarak ele almalı ve “yaşı küçük nasılsa anlayamaz” denmemelidir. Bu durum anlatılırken çocuğun biz yetişkinler gibi olumlu tepkiler veremeyeceği de göz önünde bulundurmalıdır.



Boşanma kararı çocuğa şu şekilde anlatılabilir; “ Biz birbirimizi çok seviyorduk, aynı evde birlikte yaşamaktan çok mutluyduk. Ama artık annen ve ben / baban ve ben aynı evin içinde birlikteyken mutlu olamıyoruz, bu yüzden ayrı evlerde yaşamaya karar verdik. Ayrı evlerde yaşama kararımızda biz anne ve baba olarak senden ayrılmıyoruz, birbirimizden ayrılıyoruz. Seni çok seviyoruz ve sevmeye devam edeceğiz. Senin üzüleceğini, bu durumdan mutsuz olacağını biliyoruz ama bu tamamen annen ve baban olarak ikimizden kaynaklanan bir sorun. Senin bu durumla ilgili hiçbir suçun ve sorumluluğun yok “


Boşanma kararı esnasında çocuğa kesinlikle yalan söylenmemelidir. Söylenecek ufak bir yalan bile çocuğun size olan güvenini sarsabilir. Bu konuda dürüst olmak gerekmektedir. Çocuklar boşanma sonrasında hangi ebeveynde kalacağı, nerede ve nasıl bir ortamda yaşayacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Görüşme düzeninizin nasıl olacağına hep birlikte karar vermeniz gerekir. Çocukların bu süreçteki taleplerini hassasiyetle karşılamalı ve çiftlerin aynı evde yaşamaması durumunda çocuğun hala annesi ve babası olduğunuzu, onu her zaman sevip ve koruyacağınızı belirtmeniz gerekmektedir. Yaşanan bu sıkıntılı sürecinde en kısa sürede biteceğini ve bu duruma katlanması gerektiğini söylemelisiniz.


Boşanma sonrası çocuk evden ayrılan ebeveyne karşı kaygı ya da öfke duyabilir ya da evden ayrılan ebeveyni özleyebilir. Bu gibi durumlarda mutsuzluk, içe kapanma gibi duygular yaşayabilir. Bu gibi durumda çocuğun okul, sağlık gibi problemlerinde her iki ebeveyn çocuğun yanında ve destek olmalıdır. Sevgi hiçbir şekilde esirgenmemelidir. Ev içinde yaşanılan düzen eskisi gibi devam etmelidir. (yatma, kalkma, ders çalışma, televizyon izleme saatleri, yemek yeme saatleri vb.)


Boşanan eşler, aralarında yaşanan kötü olaylara rağmen arkadaş olmaya gayret göstermeliler çünkü ne kadar boşanmış olsalar da çocukları için ister istemez görüşmek zorundadırlar. Boşandıktan sonra ebeveyn olma sorumluluğu unutulmamalı. Anne ve babanın boşanma sonrası görüşmelerinde birbirlerine olan kızgınlıkları çocuğa yansıtılmamalıdır. Ebeveyn kimi zaman çocukta oluşan problemlerde birbirlerine danışmalıdır. Çocuk için ortak çözüm bulup, ortak kararlar almaları gerekmektedir.


Boşanma sonrası ebeveyn çocuğuna daha fazla zaman ayırmalıdır. Anne ve baba çocukla ilgilenirken yaşadıkları ekonomik, psikolojik, sosyal problemleri bir kenara bırakmalıdır. Çocuğa olumsuz hiç bir problem yansıtılmamalıdır. Çocuk anne ya da babadan ayrı yaşasa dahi kendisine önem verildiğini sevildiğini hissetmelidir. Düşüncelerine, fikirlerine önem verilmelidir. Problemi olduğunda dinlemelidir. Fakat bu çocuğun her istediğini yapmak anlamına gelmemektedir. Boşanmanın ardından anne babalar çocuğu kendi taraflarına çekmek için onun istediği her şeyi yapma yanılgısına düşmemelidir. Çocuk taraf tutmak için zorlanmamalıdır. Çocuk her iki ebeveyniyle serbest ve kaliteli zaman geçirmelidir. Bu durumu daha kolay atlatabilmesi için keyifli aktivitelerde bulunabilir. Örneğin; Hafta içi annede kalan bir çocuk ödevlerini yaparken akşam annesiyle sinemaya gidebilir, aynı şekilde hafta sonu babayla ödevlerini yapan çocuk yine akşam babasıyla sinemaya gidebilir. Yapılan aktivite ya da sorumluluk planları hafta içi ya da hafta sonu diye sınırlandırılmamalıdır. Çocuk her iki ebeveynle sorumluluk ve aktivite paylaşımında bulunmalıdır.


Evden ayrılan ebeveyn çocukla kararlaştırdıkları saatte ve günde görüşmeye özen göstermelidir. Unutmayın çocuk sadece evde yaşadığı bir bireyden değil, almış olduğu modelden de ayrılmış olur. Kendisini değersiz ve sevilmeyen birisi hissetmemesi için verilen sözler ve alınan kararlar yerine getirilmelidir. Eğer ebeveyn görüşme gününde bir mazeret gösteriyorsa bunu açık, dürüst ve anlaşılır bir dille çocukla paylaşmalıdır. Çocuğa kesinlikle yalan söylememelidir. Yalan söylendiği takdirde çocuk ebeveynin onunla görüşmek istemediğini düşünerek öfke ya da kaygı duyguları yaşayabilir.



Boşanma sonrası çocukta derslerinde başarısızlık, uyku ve yeme bozuklukları, öfke problemleri, kendine ya da başkasına zarar verme, içe kapanma, arkadaşlarıyla iletişim kuramama gibi problemler oluşabilir.


Bu gibi durumda ebeveyn çocuğa kızmamalıdır. Aile bu süreçte hata yapmamalıdır. Bu süreçte çocuğa karşı gösterilecek en ufak hata daha büyük sorunlar doğurabilir. Eğer mücadele edemeyecek gibi hissediyorsanız boşanma öncesi ya da sonrasında mutlaka bir psikoloğa danışıp yardım almalısınız. Evliliklerinde sorun yaşayan eşler, ilk çare olarak boşanmayı düşünmektense, profesyonel yardım almayı denemeli. Boşanmaya kesin karar verildiğinde, çocukların bundan nasıl etkileneceği düşünülerek planlı hareket edilmelidir. Çünkü bu süreçte neler olup bittiği, bundan sonraki yaşam düzeninin ne olacağı son derece önemlidir. 


Uzm.Klinik Psikolog Gökçe Kayalar

gokcekayalar5@gmail.com

Yayınlanma: 21.12.2020 09:29

Son Güncelleme: 21.12.2020 09:29

#boşanma#aile#ebeveyn#çocuk#ilişki#evlilik
Psikolog

Gökçe

KAYALAR

Uzman Klinik Psikolog

( )( )( )( )( )
0 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 120
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 45 dk
ücret 200
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

EBEVEYNLİK VE SİBER ZORBALIK

Ebeveynlerinin sevgi dolu olduğunu düşünen gençlerin siber zorba olma olasılığı daha düşüktürNYU Rory Meyers Hemşirelik Koleji'ndeki araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, ebeveynlerini sevgi dolu ve destekleyici olarak algılayan ergenlerin siber zorbalık yapma olasılıkları daha düşüktür.Uluslararası Zorbalık Önleme Dergisi'nde yayınlanan bulgular, COVID-19 pandemisinin aile hayatında yarattığı değişiklikler göz önüne alındığında özellikle önemini görüyoruz. NYU Meyers'de doktora öğrencisi olan Laura Grunin, "Birçok genç için uzaktan eğitimin sınıf eğitiminin yerini alması ve cep telefonları ve sosyal medyanın arkadaşlarla yüz yüze etkileşimin yerini almasıyla, siber zorbalığın ortaya çıkması için daha fazla fırsat vardır" dedi çalışmanın baş yazarı. "Daha yüksek işsizlik oranları ve evden çalışan daha fazla ebeveyn sayesinde yeni aile dinamikleri ve ev stresleri de ortaya çıktı." ABD'li gençlerin yarısından fazlası siber zorbalık veya taciz, hakaret, tehdit veya dedikodu yaymayı içerebilecek çevrimiçi davranışlarla ilgili deneyimlerinin olduğunu bildiriyor. NYU Meyers'te klinik profesörü ve araştırmanın kıdemli araştırmacısı Sally S. Cohen, "Genç bir kişinin akranlarına siber zorbalığıyla ilgili hangi faktörlerin olduğunu anlamak, ailelerin, okulların ve toplulukların zorbalığı önleyebileceği veya müdahale edebileceği yöntemler geliştirmek için önemlidir" dedi.NYU Meyers'de yardımcı araştırma bilimcisi ve yardımcı doçent olan Gary Yu, çalışmayı Grunin ve Cohen ile birlikte yazdı. Araştırmacılar, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) Okul Çağındaki Çocuklarda Sağlık Davranışı anketinden elde edilen verileri kullanarak, 2009-2010'da ankete katılan 12.642 ABD'li genç ve gençten (11 ila 15 yaş arası) gelen yanıtları analiz etti (DSÖ verileri Amerika Birleşik Devletleri'nde toplanan okul çağındaki çocuklar üzerinde). Ergenlere zorbalık davranışlarının yanı sıra ebeveynleriyle olan ilişkileri de dahil olmak üzere belirli aile özelliklerine ilişkin algıları sorulmuştur. Araştırmacılar, ergenlerin ebeveynlerini ne kadar sevecen olarak algılarsa, siber zorbalık yapma olasılıklarının o kadar düşük olduğunu bulmuşlardır. Ebeveynlerinin sevgi dolu olup olmadığı sorulduğunda, "neredeyse hiçbir zaman" diyen gençlerin, ebeveynlerinin "neredeyse her zaman" sevgi dolu olduğunu söyleyenlere göre yüksek düzeyde siber zorbalık yapma olasılığı altı kat daha fazlaydı. Gençlerin ebeveynlerinin onlara ne kadar yardım ettiğini ve onları anladığını ne kadar hissettiği de dahil olmak üzere diğer duygusal destek türleri de gençlerin siber zorbalık davranışında bulunup bulunmama ihtimaline katkıda bulundu. "Bulgularımız, gençlerin siber zorbalık yapıp yapmadıklarını etkileyebilecek bir faktör olarak ebeveyn duygusal desteğinin önemine işaret ediyor - ve daha da önemlisi, gençlerin ebeveynlerinden aldıkları desteği nasıl algıladıklarıdır" dedi.Grunin "Ebeveynlere, destekleyici olduklarını düşündüklerini değil, ergenlerinin ne düşündüklerini vurgulayacağım. Ebeveynler, gençlerin siber zorbalık davranışıyla ilişkili olabileceğinden, gençlerinin ebeveyn duygusal desteği algısını ayırt etmeye çalışmalıdır" dedi. Bazı demografik faktörler de gençlerin siber zorbalık olasılığıyla ilişkiliydi. Kızların yüksek düzeyde siber zorbalık sergileme olasılığı erkeklere göre çok daha düşüktü. Irk da bir rol oynadı: Asyalı Amerikalı ergenlerin siber zorba olma olasılığı en düşükken, Afrikalı Amerikalı gençlerin beyaz gençlerden daha düşük düzeyde siber zorbalık yapma ve daha yüksek düzeyde siber zorbalık yapma olasılıkları daha yüksekti. Cohen, "Anketin yapıldığı 2010 yılından bu yana, teknoloji ve sosyal medya gençlerin yaşamlarında giderek daha yaygın hale geldi; mevcut pandemi sırasında ekran süresinin artması yeni zorluklar doğuruyor. Çevrimiçi erişim ve gönderilerdeki anonimlik, siber zorbalık için yaygın fırsatlar yaratıyor. " Araştırmacılar, eğitimcilerin, sağlık çalışanlarının, sosyal medya uzmanlarının ve gençlerin gelişiminde çalışan diğer kişilerin siber zorbalığa yönelik programlar oluştururken aile dinamiklerini dikkate almaları gerektiğini belirtiyor. Grunin, "Çalışmamız ebeveyn desteği eksikliğinin doğrudan siber zorbalığa neden olduğunu kanıtlamasa da, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin zorbalık davranışlarını etkileyebileceğini öne sürüyor. Siber zorbalığı önlemek için müdahaleler geliştirirken bu ilişkiler göz önünde bulundurulmalıdır" dedi.ENG- Teens who think their parents are loving are less likely to be cyberbulliesAdolescents who perceive their parents to be loving and supportive are less likely to engage in cyberbullying, according to a new study by researchers at NYU Rory Meyers College of Nursing. The findings, published in the International Journal of Bullying Prevention, are especially relevant given changes in family life created by the COVID-19 pandemic. "With remote learning replacing classroom instruction for many young people, and cell phones and social media standing in for face-to-face interaction with friends, there are more opportunities for cyberbullying to occur," said Laura Grunin, a doctoral student at NYU Meyers and the study's lead author. "New family dynamics and home stressors are also at play, thanks to higher unemployment rates and more parents working from home." More than half of U.S. teens report having experience with cyberbullying, or online behavior that may involve harassment, insults, threats, or spreading rumors. "Understanding what factors are related to a young person's cyberbullying of peers is important for developing ways that families, schools, and communities can prevent bullying or intervene when it occurs," said Sally S. Cohen, clinical professor at NYU Meyers and the study's senior author. Gary Yu, associate research scientist and adjunct associate professor at NYU Meyers, coauthored the study with Grunin and Cohen. Using data from the World Health Organization (WHO) Health Behavior in School-Aged Children survey, the researchers analyzed responses from 12,642 U.S. pre-teens and teens (ages 11 to 15 years old) surveyed in 2009- 2010, the most recent WHO data on school-aged children collected in the United States. The adolescents were asked about their bullying behaviors, as well their perceptions of certain family characteristics, including their relationship with their parents. The researchers found that the more adolescents perceived their parents as loving, the less likely they were to engage in cyberbullying. When asked if their parents are loving, youth who said "almost never" were over six times more likely to engage in high levels of cyberbullying than those who answered that their parent is "almost always" loving. Other types of emotional support, including how much teens feel their parents help and understand them, also contributed to the likelihood of whether young people engaged in cyberbullying behavior. "Our findings point to the importance of parental emotional support as a factor that may influence whether teens cyberbully -- and more importantly, it is how teens perceive the support they receive from their parents," said Grunin. "I would stress to parents it is not necessarily if they think they are being supportive, but what their adolescent thinks. Parents should strive to discern their teen's perception of parental emotional support as it might be associated with youth cyberbullying behavior." Certain demographic factors were also related to teens' likelihood of cyberbullying. Girls were much less likely than boys to exhibit high levels of cyberbullying. Race also played a role: Asian American adolescents were the least likely to be cyberbullies, while African American teens were less likely than white teens to engage in lower levels of cyberbullying and more likely to engage in higher levels. Cohen added, "Since 2010, when the survey was conducted, technology and social media have become increasingly ubiquitous in teens' lives; the increase in screen time during the current pandemic poses new challenges. Online access and anonymity in posts create widespread opportunities for cyberbullying." The researchers note that educators, health professionals, social media experts, and others working in youth development should take family dynamics into account when creating programs to address cyberbullying. "While our study doesn't prove that a lack of parental support directly causes cyberbullying, it does suggest that children's relationships with their parents might influence their bullying behaviors. These relationships should be considered when developing interventions to prevent cyberbullying," said Grunin.

Zihin Kuramı ve Empati: İnsanı İnsana Bağlayan Görünmez Ağ

“O Benden Farklı Düşünebilir” FarkındalığıBir çocuğun, arkadaşının oyuncağı yanlış bir yerde aradığını fark edip “O yanılıyor ama ben gerçeği biliyorum” diye düşünmesi basit bir gözlem gibi görünse de, aslında büyük bir zihinsel gelişimin habercisidir. Bu beceriye zihin kuramı denir. Zihin kuramı, başkalarının kendimizden farklı düşüncelere, niyetlere ve bilgi düzeylerine sahip olabileceğini anlayabilme yetisidir.Bu farkındalık sadece bir bilişsel başarı değildir; aynı zamanda sosyal hayatın temelini oluşturan ilk büyük adımlardan biridir. Çünkü başkalarının zihinsel durumlarını anlamak, onlarla sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurmanın anahtarıdır. Bir çocuğun bu farkındalığı kazanması, dünyayı artık sadece kendi gözlerinden değil, başkalarının gözlerinden de görebildiğini gösterir. Bu da empatiye giden yolun kapısını aralar.Empati: Bebek Ağlamasından Arkadaşını Teselliye Giden YolEmpati, yaşamın çok erken dönemlerinde filizlenir. Yeni doğmuş bir bebeğin başka bir bebeğin ağlamasına kendi ağlamasıyla tepki vermesi, duygusal bulaşma denilen ilkel bir empati biçimidir. Bu, bilerek yapılan bir davranış değildir; fakat insanın sosyal bir varlık olduğunun ilk göstergelerinden biridir.Yaş ilerledikçe empati daha bilinçli ve karmaşık bir hale gelir. İki yaşındaki bir çocuğun üzgün bir arkadaşını fark ederek onun yanına oturması, ona oyuncak uzatması ya da sessizce yanında durması sadece duyguyu hissettiğini değil, o duyguya anlam yüklediğini de gösterir. Yani çocuk artık sadece hissetmiyor, aynı zamanda ne hissettiğini anlıyor ve buna karşılık veriyor. Bu aşama, empatiyi pasif bir hissetme halinden çıkarıp aktif bir anlayış ve destek davranışına dönüştürür.Aynı Yolda Yan Yana İlerleyen İki BecerıZihin kuramı ve empati, genellikle ayrı ayrı öğretilen kavramlar olsa da aslında birbirinden beslenen ve birlikte gelişen iki güçlü alandır. Bir çocuk başkasının kendisinden farklı düşündüğünü kavradıkça, o kişinin duygularını da daha doğru yorumlamaya başlar.Bulgarelli’nin (2023) yaptığı derleme çalışması da bu ilişkiyi doğrular niteliktedir: Bilişsel empati geliştikçe zihin kuramı becerileri ilerliyor, zihin kuramı geliştikçe de empati daha derin bir boyut kazanıyor. 2025 yılında yürütülen uzunlamasına bir çalışma da bu iki becerinin adeta aynı ırmakta ilerleyen iki kol gibi birbirini desteklediğini gösteriyor.Çocuğun sosyal dünyayı anlama kapasitesi, hem karşısındakinin ne düşündüğünü hem de ne hissettiğini anlayabilmesiyle bütünleşir. Bu nedenle zihin kuramı empatiyi, empati ise zihin kuramını tamamlayan iki yapı taşını oluşturur.Türkiye’de Çocukların Hikâyesi: Kültürün İzleriTürkiye’de yapılan çalışmalar, zihin kuramı ve empati gelişimindeki kültürel etkileri anlamamız açısından önemli ipuçları sunuyor.Ekerim-Akbulut ve ekibinin (2019) araştırması, üzüntü duygusunu doğru tanımlayabilen ve başkalarının mutsuzluğunu fark edebilen çocukların daha empatik davrandığını ve daha az yıkıcı davranış sergilediğini ortaya koyuyor. Bu bulgu, empatiyi yalnızca bir duygu olarak değil, davranışları düzenleyen bir süreç olarak da değerlendirmemizi sağlıyor.Selçuk’un (2018) çalışması ise çocukların zihin kuramı kazanım sırasının kültürden bağımsız bir düzen izlediğini, ancak gelişim hızının sosyal ve ekonomik koşullara göre değişebildiğini gösteriyor. Yani her çocuk benzer basamaklardan geçiyor, fakat bu yolculuğun hızı içinde bulunduğu aile yapısına, çevresel uyaranlara ve kültürel değerlere bağlı olarak farklılaşabiliyor.Bu durum Türkiye’nin topluluk temelli yapısının etkilerini de gözler önüne seriyor. Sosyal ilişkilerin güçlü olduğu, aile bağlarının ön planda bulunduğu kültürlerde empati ve zihin kuramı daha çok etkileşim yoluyla gelişiyor.Görünmeyen Zorluklar: Her Çocuğun Yolculuğu Aynı DeğilHer çocuğun zihin kuramı ve empati gelişimi aynı doğrultuda ilerlemez. Otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dil gelişiminde gecikme yaşayan çocuklar, bu alanlarda doğal olarak daha fazla zorluk yaşarlar. Kılıç-Tülü ve arkadaşlarının (2023) çalışması, OSB ve dil gecikmesi yaşayan çocukların hem zihin kuramı hem empati becerilerinde belirgin güçlükler yaşadığını göstermektedir.Bu sadece akademik bir tespit değildir; günlük yaşamda sosyal iletişimi, arkadaşlık kurmayı, grupla oyun oynamayı ve sosyal sinyalleri okumayı etkileyen önemli bir faktördür. Peterson’un (2014) bulguları, bu becerilerdeki yetersizliklerin sosyal izolasyon, yanlış anlaşılma ve dışlanma gibi sonuçlara yol açtığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.Bu nedenle hem ailelerin hem eğitimcilerin çocuklardaki farklılıkları erken dönemde fark etmesi ve uygun destek mekanizmalarını devreye sokması oldukça önemlidir.Erken Destekle Açılan KapılarAraştırmalar, zihin kuramı ve empatinin gelişime açık ve desteklenebilir beceriler olduğunu göstermektedir. Çocuklarla yapılan rol oyunları, duyguları tanıma etkinlikleri, hikâye okuma ve karakterlerin hislerini tartışma gibi basit görünen aktiviteler bile bu becerileri güçlendirebilmektedir.Yagmurlu’nun (2005) çalışması, okul öncesi dönemde bu tür uygulamaların çocukların sosyal uyumunu belirgin biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Çocuk duyguların dilini ne kadar iyi öğrenirse, hem kendini ifade etme hem de başkalarını anlama kapasitesi o kadar gelişiyor.Bu bulgular bize önemli bir mesaj veriyor: Zihin kuramı ve empati, yalnızca doğuştan gelen özellikler değil; doğru ortam sağlandığında geliştirilebilen sosyal ve duygusal yeteneklerdir.Sosyal Yaşamın İnce DokusuSonuç olarak, zihin kuramı ve empati, insan ilişkilerinin görünmeyen ama en güçlü bağlarını oluşturur. Bir çocuk başkasının ne düşündüğünü anlamaya başladığında, onun ne hissettiğini de daha doğru bir şekilde yorumlar. Empati ise bu bilişsel anlayışı duygusal bir bağla birleştirerek sosyal uyumu güçlendirir.Bu iki beceri bir araya geldiğinde yalnızca bireysel ilişkiler derinleşmez; toplumdaki anlayış ve dayanışma seviyesi de artar. İnsanları birbirine bağlayan görünmez ağ tam da bu noktada örülür.Kaynakça • Beaudoin, C., et al. (2020). Systematic review and inventory of Theory of Mind measures for age 0–5. Frontiers in Psychology. • Bulgarelli, C. (2023). The typical and atypical development of empathy. Frontiers in Psychology. • Decety, J. (2021). The emergence of empathy: A developmental neuroscience perspective. Developmental Review. • Ekerim-Akbulut, M., et al. (2019). The Role of Theory of Mind, Emotion Knowledge and Empathy in Disruptive Behaviors in Turkish Preschoolers. Journal of Child and Family Studies. • Kılıç-Tülü, B., et al. (2023). Theory of Mind Performances of Turkish Children with ASD and DLD. PubMed. • Peterson, C. (2014). Theory of mind understanding and empathic behavior in children with ASD. Journal of Autism and Developmental Disorders. • Premack, D., & Woodruff, G. (1978). Does the chimpanzee have a theory of mind? Behavioral and Brain Sciences. • Selçuk, B. (2018). Sequence of theory-of-mind acquisition in Turkish children. University of Michigan Dissertation. • Yagmurlu, B. (2005). The role of institution and home contexts in theory of mind development. Early Childhood Research Quarterly. • Tandfonline (2025). Theoretical and Affective Empathy in Preschool Age: Longitudinal study. European Journal of Developmental Psychology.