1. Uzmanlar
  2. Gökçe KAYALAR
  3. Blog Yazıları
  4. BOŞANMA KARARI VE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

BOŞANMA KARARI VE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ


Boşanmaya karar veren çiftlerin çoğu bu durumu çocuklarına nasıl anlatmaları gerektiklerini ve çocuğunun bu durumdan nasıl etkileneceğini düşünmeden hareket ediyor. Boşanmaya karar veren çift "o nasılsa küçük, aklı ermez" gibi düşünceler içerisine girerek kendi problemlerine yoğunlaşıyorlar ve bu durumu çocuğa anlatma ihtiyacına girilmiyor. Fakat bu boşanma sürecinde en çok yükü aslında ebeveyn değil, çocuklar yaşıyor.


Hiç bir çocuk anne ya da babasından ayrı kalmak istemez. Ebeveyn boşanmayı ne kadar istese de çocuk kendi dünyasında bu durumun olmasını istemez ve bu olaya katlanmak zorunda kalır. Biz yetişkinlerin bazı olaylar karşısında kimi zaman zorlandığımız oluyorken çocukların bu tür olaylara direnç göstermesi daha zayıf olur. Böyle bir durumda çocuk acısını biz yetişkinlerden daha büyük ve derinden yaşar. Çocuğun kendi iç dünyasından düşünecek olursak çocuk ebeveynin boşanma eyleminden ötürü kendisini suçlayabilir. Anne ve babanın anlaşamama durumunun kendisi yüzünden olduğunu zannedebilir. Anne ve baba ayrı yaşamaya başladığı durumda ise çocuk herhangi bir ebeveyn ile yaşayacağından dolayı diğer ebeveynin onu sevmediğini düşünebilir ya da evden ayrılan ebeveyne karşı bir takım öfke besleyebilir.


Anne ve baba böyle bir durumda yaşadıkları gerginlik, sıkıntı ya da sorunlarını çocuğa yansıtmamalıdır. Bu evre içine giren çift; çocuğun yanında başkasına ya da direk çocuğa anne ya da babayı kötüleyici sözler söylememelidir. Boşanma kararı alan bir çift bu durumu çocuklarına birlikte anlatmalıdır. Çocuğa boşanma kararı söylenirken ayrıntılara girmeden durum anlatılmalıdır. İçinde bulunulan durum ve sonrasında oluşacak yaşam biçimi çocuğun yaşına göre açıklayıcı cümlelerle anlatılmalıdır.Boşanma evresi çocuğa anlatılırken ebeveyn onu bir çocuk olarak değil, bir birey olarak ele almalı ve “yaşı küçük nasılsa anlayamaz” denmemelidir. Bu durum anlatılırken çocuğun biz yetişkinler gibi olumlu tepkiler veremeyeceği de göz önünde bulundurmalıdır.



Boşanma kararı çocuğa şu şekilde anlatılabilir; “ Biz birbirimizi çok seviyorduk, aynı evde birlikte yaşamaktan çok mutluyduk. Ama artık annen ve ben / baban ve ben aynı evin içinde birlikteyken mutlu olamıyoruz, bu yüzden ayrı evlerde yaşamaya karar verdik. Ayrı evlerde yaşama kararımızda biz anne ve baba olarak senden ayrılmıyoruz, birbirimizden ayrılıyoruz. Seni çok seviyoruz ve sevmeye devam edeceğiz. Senin üzüleceğini, bu durumdan mutsuz olacağını biliyoruz ama bu tamamen annen ve baban olarak ikimizden kaynaklanan bir sorun. Senin bu durumla ilgili hiçbir suçun ve sorumluluğun yok “


Boşanma kararı esnasında çocuğa kesinlikle yalan söylenmemelidir. Söylenecek ufak bir yalan bile çocuğun size olan güvenini sarsabilir. Bu konuda dürüst olmak gerekmektedir. Çocuklar boşanma sonrasında hangi ebeveynde kalacağı, nerede ve nasıl bir ortamda yaşayacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Görüşme düzeninizin nasıl olacağına hep birlikte karar vermeniz gerekir. Çocukların bu süreçteki taleplerini hassasiyetle karşılamalı ve çiftlerin aynı evde yaşamaması durumunda çocuğun hala annesi ve babası olduğunuzu, onu her zaman sevip ve koruyacağınızı belirtmeniz gerekmektedir. Yaşanan bu sıkıntılı sürecinde en kısa sürede biteceğini ve bu duruma katlanması gerektiğini söylemelisiniz.


Boşanma sonrası çocuk evden ayrılan ebeveyne karşı kaygı ya da öfke duyabilir ya da evden ayrılan ebeveyni özleyebilir. Bu gibi durumlarda mutsuzluk, içe kapanma gibi duygular yaşayabilir. Bu gibi durumda çocuğun okul, sağlık gibi problemlerinde her iki ebeveyn çocuğun yanında ve destek olmalıdır. Sevgi hiçbir şekilde esirgenmemelidir. Ev içinde yaşanılan düzen eskisi gibi devam etmelidir. (yatma, kalkma, ders çalışma, televizyon izleme saatleri, yemek yeme saatleri vb.)


Boşanan eşler, aralarında yaşanan kötü olaylara rağmen arkadaş olmaya gayret göstermeliler çünkü ne kadar boşanmış olsalar da çocukları için ister istemez görüşmek zorundadırlar. Boşandıktan sonra ebeveyn olma sorumluluğu unutulmamalı. Anne ve babanın boşanma sonrası görüşmelerinde birbirlerine olan kızgınlıkları çocuğa yansıtılmamalıdır. Ebeveyn kimi zaman çocukta oluşan problemlerde birbirlerine danışmalıdır. Çocuk için ortak çözüm bulup, ortak kararlar almaları gerekmektedir.


Boşanma sonrası ebeveyn çocuğuna daha fazla zaman ayırmalıdır. Anne ve baba çocukla ilgilenirken yaşadıkları ekonomik, psikolojik, sosyal problemleri bir kenara bırakmalıdır. Çocuğa olumsuz hiç bir problem yansıtılmamalıdır. Çocuk anne ya da babadan ayrı yaşasa dahi kendisine önem verildiğini sevildiğini hissetmelidir. Düşüncelerine, fikirlerine önem verilmelidir. Problemi olduğunda dinlemelidir. Fakat bu çocuğun her istediğini yapmak anlamına gelmemektedir. Boşanmanın ardından anne babalar çocuğu kendi taraflarına çekmek için onun istediği her şeyi yapma yanılgısına düşmemelidir. Çocuk taraf tutmak için zorlanmamalıdır. Çocuk her iki ebeveyniyle serbest ve kaliteli zaman geçirmelidir. Bu durumu daha kolay atlatabilmesi için keyifli aktivitelerde bulunabilir. Örneğin; Hafta içi annede kalan bir çocuk ödevlerini yaparken akşam annesiyle sinemaya gidebilir, aynı şekilde hafta sonu babayla ödevlerini yapan çocuk yine akşam babasıyla sinemaya gidebilir. Yapılan aktivite ya da sorumluluk planları hafta içi ya da hafta sonu diye sınırlandırılmamalıdır. Çocuk her iki ebeveynle sorumluluk ve aktivite paylaşımında bulunmalıdır.


Evden ayrılan ebeveyn çocukla kararlaştırdıkları saatte ve günde görüşmeye özen göstermelidir. Unutmayın çocuk sadece evde yaşadığı bir bireyden değil, almış olduğu modelden de ayrılmış olur. Kendisini değersiz ve sevilmeyen birisi hissetmemesi için verilen sözler ve alınan kararlar yerine getirilmelidir. Eğer ebeveyn görüşme gününde bir mazeret gösteriyorsa bunu açık, dürüst ve anlaşılır bir dille çocukla paylaşmalıdır. Çocuğa kesinlikle yalan söylememelidir. Yalan söylendiği takdirde çocuk ebeveynin onunla görüşmek istemediğini düşünerek öfke ya da kaygı duyguları yaşayabilir.



Boşanma sonrası çocukta derslerinde başarısızlık, uyku ve yeme bozuklukları, öfke problemleri, kendine ya da başkasına zarar verme, içe kapanma, arkadaşlarıyla iletişim kuramama gibi problemler oluşabilir.


Bu gibi durumda ebeveyn çocuğa kızmamalıdır. Aile bu süreçte hata yapmamalıdır. Bu süreçte çocuğa karşı gösterilecek en ufak hata daha büyük sorunlar doğurabilir. Eğer mücadele edemeyecek gibi hissediyorsanız boşanma öncesi ya da sonrasında mutlaka bir psikoloğa danışıp yardım almalısınız. Evliliklerinde sorun yaşayan eşler, ilk çare olarak boşanmayı düşünmektense, profesyonel yardım almayı denemeli. Boşanmaya kesin karar verildiğinde, çocukların bundan nasıl etkileneceği düşünülerek planlı hareket edilmelidir. Çünkü bu süreçte neler olup bittiği, bundan sonraki yaşam düzeninin ne olacağı son derece önemlidir. 


Uzm.Klinik Psikolog Gökçe Kayalar

gokcekayalar5@gmail.com

Yayınlanma: 21.12.2020 09:29

Son Güncelleme: 21.12.2020 09:29

#boşanma#aile#ebeveyn#çocuk#ilişki#evlilik
Psikolog

Gökçe

KAYALAR

Uzman Klinik Psikolog

( )( )( )( )( )
0 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 120
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 45 dk
ücret 200
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Zihin Kuramı ve Empati: İnsanı İnsana Bağlayan Görünmez Ağ

“O Benden Farklı Düşünebilir” FarkındalığıBir çocuğun, arkadaşının oyuncağı yanlış bir yerde aradığını fark edip “O yanılıyor ama ben gerçeği biliyorum” diye düşünmesi basit bir gözlem gibi görünse de, aslında büyük bir zihinsel gelişimin habercisidir. Bu beceriye zihin kuramı denir. Zihin kuramı, başkalarının kendimizden farklı düşüncelere, niyetlere ve bilgi düzeylerine sahip olabileceğini anlayabilme yetisidir.Bu farkındalık sadece bir bilişsel başarı değildir; aynı zamanda sosyal hayatın temelini oluşturan ilk büyük adımlardan biridir. Çünkü başkalarının zihinsel durumlarını anlamak, onlarla sağlıklı ve uyumlu ilişkiler kurmanın anahtarıdır. Bir çocuğun bu farkındalığı kazanması, dünyayı artık sadece kendi gözlerinden değil, başkalarının gözlerinden de görebildiğini gösterir. Bu da empatiye giden yolun kapısını aralar.Empati: Bebek Ağlamasından Arkadaşını Teselliye Giden YolEmpati, yaşamın çok erken dönemlerinde filizlenir. Yeni doğmuş bir bebeğin başka bir bebeğin ağlamasına kendi ağlamasıyla tepki vermesi, duygusal bulaşma denilen ilkel bir empati biçimidir. Bu, bilerek yapılan bir davranış değildir; fakat insanın sosyal bir varlık olduğunun ilk göstergelerinden biridir.Yaş ilerledikçe empati daha bilinçli ve karmaşık bir hale gelir. İki yaşındaki bir çocuğun üzgün bir arkadaşını fark ederek onun yanına oturması, ona oyuncak uzatması ya da sessizce yanında durması sadece duyguyu hissettiğini değil, o duyguya anlam yüklediğini de gösterir. Yani çocuk artık sadece hissetmiyor, aynı zamanda ne hissettiğini anlıyor ve buna karşılık veriyor. Bu aşama, empatiyi pasif bir hissetme halinden çıkarıp aktif bir anlayış ve destek davranışına dönüştürür.Aynı Yolda Yan Yana İlerleyen İki BecerıZihin kuramı ve empati, genellikle ayrı ayrı öğretilen kavramlar olsa da aslında birbirinden beslenen ve birlikte gelişen iki güçlü alandır. Bir çocuk başkasının kendisinden farklı düşündüğünü kavradıkça, o kişinin duygularını da daha doğru yorumlamaya başlar.Bulgarelli’nin (2023) yaptığı derleme çalışması da bu ilişkiyi doğrular niteliktedir: Bilişsel empati geliştikçe zihin kuramı becerileri ilerliyor, zihin kuramı geliştikçe de empati daha derin bir boyut kazanıyor. 2025 yılında yürütülen uzunlamasına bir çalışma da bu iki becerinin adeta aynı ırmakta ilerleyen iki kol gibi birbirini desteklediğini gösteriyor.Çocuğun sosyal dünyayı anlama kapasitesi, hem karşısındakinin ne düşündüğünü hem de ne hissettiğini anlayabilmesiyle bütünleşir. Bu nedenle zihin kuramı empatiyi, empati ise zihin kuramını tamamlayan iki yapı taşını oluşturur.Türkiye’de Çocukların Hikâyesi: Kültürün İzleriTürkiye’de yapılan çalışmalar, zihin kuramı ve empati gelişimindeki kültürel etkileri anlamamız açısından önemli ipuçları sunuyor.Ekerim-Akbulut ve ekibinin (2019) araştırması, üzüntü duygusunu doğru tanımlayabilen ve başkalarının mutsuzluğunu fark edebilen çocukların daha empatik davrandığını ve daha az yıkıcı davranış sergilediğini ortaya koyuyor. Bu bulgu, empatiyi yalnızca bir duygu olarak değil, davranışları düzenleyen bir süreç olarak da değerlendirmemizi sağlıyor.Selçuk’un (2018) çalışması ise çocukların zihin kuramı kazanım sırasının kültürden bağımsız bir düzen izlediğini, ancak gelişim hızının sosyal ve ekonomik koşullara göre değişebildiğini gösteriyor. Yani her çocuk benzer basamaklardan geçiyor, fakat bu yolculuğun hızı içinde bulunduğu aile yapısına, çevresel uyaranlara ve kültürel değerlere bağlı olarak farklılaşabiliyor.Bu durum Türkiye’nin topluluk temelli yapısının etkilerini de gözler önüne seriyor. Sosyal ilişkilerin güçlü olduğu, aile bağlarının ön planda bulunduğu kültürlerde empati ve zihin kuramı daha çok etkileşim yoluyla gelişiyor.Görünmeyen Zorluklar: Her Çocuğun Yolculuğu Aynı DeğilHer çocuğun zihin kuramı ve empati gelişimi aynı doğrultuda ilerlemez. Otizm spektrum bozukluğu (OSB) veya dil gelişiminde gecikme yaşayan çocuklar, bu alanlarda doğal olarak daha fazla zorluk yaşarlar. Kılıç-Tülü ve arkadaşlarının (2023) çalışması, OSB ve dil gecikmesi yaşayan çocukların hem zihin kuramı hem empati becerilerinde belirgin güçlükler yaşadığını göstermektedir.Bu sadece akademik bir tespit değildir; günlük yaşamda sosyal iletişimi, arkadaşlık kurmayı, grupla oyun oynamayı ve sosyal sinyalleri okumayı etkileyen önemli bir faktördür. Peterson’un (2014) bulguları, bu becerilerdeki yetersizliklerin sosyal izolasyon, yanlış anlaşılma ve dışlanma gibi sonuçlara yol açtığını açık bir şekilde ortaya koyuyor.Bu nedenle hem ailelerin hem eğitimcilerin çocuklardaki farklılıkları erken dönemde fark etmesi ve uygun destek mekanizmalarını devreye sokması oldukça önemlidir.Erken Destekle Açılan KapılarAraştırmalar, zihin kuramı ve empatinin gelişime açık ve desteklenebilir beceriler olduğunu göstermektedir. Çocuklarla yapılan rol oyunları, duyguları tanıma etkinlikleri, hikâye okuma ve karakterlerin hislerini tartışma gibi basit görünen aktiviteler bile bu becerileri güçlendirebilmektedir.Yagmurlu’nun (2005) çalışması, okul öncesi dönemde bu tür uygulamaların çocukların sosyal uyumunu belirgin biçimde artırdığını ortaya koyuyor. Çocuk duyguların dilini ne kadar iyi öğrenirse, hem kendini ifade etme hem de başkalarını anlama kapasitesi o kadar gelişiyor.Bu bulgular bize önemli bir mesaj veriyor: Zihin kuramı ve empati, yalnızca doğuştan gelen özellikler değil; doğru ortam sağlandığında geliştirilebilen sosyal ve duygusal yeteneklerdir.Sosyal Yaşamın İnce DokusuSonuç olarak, zihin kuramı ve empati, insan ilişkilerinin görünmeyen ama en güçlü bağlarını oluşturur. Bir çocuk başkasının ne düşündüğünü anlamaya başladığında, onun ne hissettiğini de daha doğru bir şekilde yorumlar. Empati ise bu bilişsel anlayışı duygusal bir bağla birleştirerek sosyal uyumu güçlendirir.Bu iki beceri bir araya geldiğinde yalnızca bireysel ilişkiler derinleşmez; toplumdaki anlayış ve dayanışma seviyesi de artar. İnsanları birbirine bağlayan görünmez ağ tam da bu noktada örülür.Kaynakça • Beaudoin, C., et al. (2020). Systematic review and inventory of Theory of Mind measures for age 0–5. Frontiers in Psychology. • Bulgarelli, C. (2023). The typical and atypical development of empathy. Frontiers in Psychology. • Decety, J. (2021). The emergence of empathy: A developmental neuroscience perspective. Developmental Review. • Ekerim-Akbulut, M., et al. (2019). The Role of Theory of Mind, Emotion Knowledge and Empathy in Disruptive Behaviors in Turkish Preschoolers. Journal of Child and Family Studies. • Kılıç-Tülü, B., et al. (2023). Theory of Mind Performances of Turkish Children with ASD and DLD. PubMed. • Peterson, C. (2014). Theory of mind understanding and empathic behavior in children with ASD. Journal of Autism and Developmental Disorders. • Premack, D., & Woodruff, G. (1978). Does the chimpanzee have a theory of mind? Behavioral and Brain Sciences. • Selçuk, B. (2018). Sequence of theory-of-mind acquisition in Turkish children. University of Michigan Dissertation. • Yagmurlu, B. (2005). The role of institution and home contexts in theory of mind development. Early Childhood Research Quarterly. • Tandfonline (2025). Theoretical and Affective Empathy in Preschool Age: Longitudinal study. European Journal of Developmental Psychology.

Aşk Acısı Nedir?

Aşk acısı, bir ilişkinin sona ermesi, terk edilme, reddedilme veya kaybı sonucu ortaya çıkan duygusal bir acı ve stres durumudur. Bu durum, kişinin yoğun üzüntü, çaresizlik, keder, özlem ve hatta fiziksel rahatsızlık hissetmesine neden olabilir. Aşk acısıyla başa çıkmak ve iyileşmek için bazı adımlar şunlardır:Duyguları Kabul Etme: Aşk acısını deneyimlemek doğaldır ve duygularınızı inkar etmek yerine kabul etmeye odaklanın. Üzüntü, öfke, kırgınlık gibi duygular normaldir ve geçici bir süreçtir.Desteğe Açılma: Aşk acısıyla başa çıkmak için duygularınızı paylaşabileceğiniz bir destek sistemi oluşturun. Aileniz, arkadaşlarınız veya bir terapist, duygusal destek sağlayabilir ve duygusal yükü hafifletebilir.Zaman Verme: Aşk acısı zamanla iyileşir, ancak süreç kişiden kişiye değişir. Kendinize iyileşme için zaman tanıyın ve sabırlı olun. Zamanla, acının yoğunluğu azalacak ve iyileşeceksiniz.Kendinize İyi Bakma: Kendinize iyi bakmak, duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve stresten uzaklaşmak duygusal sağlığınızı destekleyebilir.Olumlu Aktivitelerde Bulunma: Kendinizi olumlu ve keyifli aktivitelere yönlendirin. Hobiler, spor, sanat, müzik gibi aktiviteler ruh halinizi yükseltebilir ve duygusal iyileşme sürecini hızlandırabilir.Geleceğe Odaklanma: Geçmişi geride bırakın ve geleceğe odaklanın. Kendinize yeni hedefler belirleyin, yeni ilgi alanları keşfedin ve hayatınıza yeni deneyimler ekleyin. Gelecek planları yapmak, umut ve motivasyon sağlayabilir.Öz Bakımı İhmal Etme: Aşk acısı sırasında kendinize özen göstermek önemlidir. Kendinizi şımartın, dinlenin, kendinizi sevdiğiniz aktivitelere zaman ayırın ve kendinizi olumlu şekilde motive edin.Başka İlişkilere Hazır Olana Kadar Bekleme: Aşk acısıyla başa çıkmak için zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Başka bir ilişkiye hazır olana kadar bekleyin ve kendinize zaman tanıyın. İyileşme süreciniz tamamlandığında, yeni ilişkilere açık olabilirsiniz.Aşk acısı, zorlayıcı bir duygusal deneyim olabilir, ancak zamanla iyileşir ve kişi daha güçlü hale gelir. Kendinizi iyileştirme sürecinde sabırlı olun ve duygusal destek almak için çekinmeyin. Unutmayın ki, aşk acısı geçicidir ve yaşamınızda daha fazla mutluluk ve tatmin sağlayacak yeni deneyimler sizi bekliyor olabilir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 18.04.2024