Panik Atağın Etkileri


Panik atak vücutta şiddetli fiziksel belirtiler oluşturmasına rağmen -hızlı kalp atışları gibi- fiziksel bir soruna neden olduğuna dair bir bilgiye literatürde rastlanmamaktadır. Panik nöbet nedeniyle ölmüş ya da panik bozukluk stresi nedeniyle intihar etmiş bir kişiye dair de hiçbir kayıt yoktur. Panik ataklı bireyler sağlık endişesine sahip olurlar ve çoğu zaman bu endişe insanları fiziksel olarak oldukça sağlıklı yapabilen durumdur. Ayrıca birçok panik ataklı birey; panik nöbet geçirme korkusuyla sigarayı, alkolü, tuzu, şekeri kestiğinden ve sık sık sağlık kontrolleri yaptırdıklarından oldukça sağlıklı, uzun bir ömür yaşama şansına sahip olabilirler. Ancak panik atağın psiko sosyal zararı büyüktür.

Panik bozukluk, kişinin psikolojik kurgusuna yerleşmeye başladığı andan itibaren birçok davranış ve tutumu etkiler. Birçok kişi panik atak geçirdikten sonra kendini eskisi kadar iradeli ve güçlü hissetmediğini söyler. Bu kişilerde, artan korkular ve öfkeye karşı zayıflık nedeniyle çabuk kaçınma, hızlı tepki gösterme sonra da kendini suçlama ya da pişmanlık gibi davranış ve düşünce dizinleri ortaya çıkabilir. Bu değişiklikler kişilerin özellikle yakınları ile ilişkisine olumsuz yansır. Kaçınmalar gelişmeye başladığı zaman ise kişinin hayat alanı daralır, genel işlevselliği bozulur ve kendine güveni azalır. Gelişen fobileri nedeniyle -örneğin: taşıt fobisi, topluluk önünde konuşma fobisi, uçak fobisi gibi- kişinin iş performansı olumsuz etkilenmeye başlar. Panik atak kalıcılaştıkça kişinin iradesini ve güvenini zedeleyici etkisi belirginleşir; farklılaşmışlık duyguları, yalnızlık duyguları kuvvetlenebilir ve depresyona sürüklenme ihtimali artabilir. Birçok kişi kalıcı panik atağı nedeniyle potansiyelinin altındaki hedefleri kabul etme, kendinden daha yetersiz insanlardan yardım alma ya da etkisi altına girme gibi dramatik durumlara düşebilir. Panik bozukluk uzun süre yaşandıkça kişinin hayatını kendi rengine boyamaya başlayabilir.


Yayınlanma: 26.10.2020 11:48

Son Güncelleme: 15.11.2020 15:44

Ömürcan BOZKUŞ
Ömürcan BOZKUŞ
Uzman Psikolog
Uzmanlıklar: Panik Atak, Obsesif Kompulsif Bozukluk, Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Ataköy ve Nişantaşı bölgelerinde ps Devamını oku
Online Terapi
süre 60 dk
ücret 550
Yüz Yüze Terapi
süre 60 dk
ücret 550
Bunları da sevebilirsiniz...

Anksiyete/Endişe Tedavisi 2*Kontrol edebileceğin endişe kaynakları ile yüzleşmelisin.Endişeye sebep olan birçok farklı durum vardır ve seni endişelendiren şeyin tam olarak ne olduğunu belirlemek ve bununla yüzleşmek adına adım atman yararlı olacaktır. Örneğin; faturaları ödeme konusunda geride kaldıysan o işi halledene kadar bunu sırtında bir yük olarak hissedebilirsin. İşin veya ekonomik durumun sende strese neden oluyorsa yeni, daha iyi ücretli bir iş aramak isteyebilirsin. Ayrıca, kazanma potansiyelini artırmak için bir sertifika alabilir veya başka para kazanma yolları arayabilirsin.Moralini tam olarak neyin bozduğunu anlamana yardımcı olması için bir günlük tut. Düşüncelerini yazmak, henüz farkına varmadığın bir endişe kaynağını ortaya çıkarabilir ve bu kaygıyla nasıl yüzleşeceğine dair fikirler verebilir.Kaygı hakkında mümkün olduğunca doğru bilgiler öğren. Sadece kaygının nasıl işlediğini ve buna neyin neden olduğunu anlamak bile onu kontrolün altında hissetmene yardımcı olabilir. Belirli bir endişe kaynağı kontrolünün dışındaymış gibi hissetsen bile, durumla ilgili bir şeyleri değiştirerek daha az stresli hissedebilirsin.*Kontrol edemediğin kaygı kaynaklarından kaçın. Seni kaygılandıran belirli bir durumdan kaçınman yerindedir. Uçmaktan nefret ediyorsan ve bu korkunun azalacağını düşünmüyorsan karayolunu kullanabilirsin. Sınırlarını bil ve kendini koru.Ancak, bunlar yaşamına müdahale etmeye başladığında kaygılarla baş etmek önemlidir. Örneğin; mesleğin gereği sık sık uçman gerekiyorsa o zaman araba sürmek pratik bir seçenek değildir ve uçma konusundaki kaygınla baş etmene yardımcı olması için bir terapiste gitmen senin için daha iyi olacaktır.İşini kaybetmen veya düşük performans değerlendirmesi, ilişkilerindeki stres veya başka bir nedenden ötürü işleyişinin (ekonomik, sosyal, mesleki veya evdeki) azaldığını hissetmek ve seni kaygılandıran şeylerden kaçınmak kaygıya neden olabilir. Bu gibi durumlarda bir danışman ve psikiyatriste başvurmanın zamanı gelmiştir.Hayatındaki bazı insanlar seni kaygılandırıyorsa ve kendini rahat hissetmiyorsan/onlarla yüzleşemiyorsan onların etraflarında bulunmamaya çalış.İşin ya da okulun seni streslendiriyorsa neden oldukları endişeden kurtulmak için gün boyunca cep telefonunu ve dizüstü bilgisayarını kapatarak kendine vakit ayır. İş nedeniyle e-postana yapışık yaşamaktan kaygı duyduğunu biliyorsan bunu bir süre için hayatından çıkar.*Meditasyon en eski yöntemlerden biridir. Gevşeme ve meditasyon rutinleri, özellikle yaygın kaygı bozukluğu olan kişilerde kaygı düzeylerini düşürmede çok etkilidir. Çok sayıda farklı meditasyon türü vardır, bu nedenle birkaç farklı yöntemle denemeler yapmak ve en sakin ve rahat hissetmeni sağlayacak olanı seçmek en iyisidir. Bir kaygı atağı meydana geldiğini hissettiğinde veya genel kaygı durumunu azaltmak için günlük olarak meditasyon yapabilirsin.Rehberli meditasyon yeni başlayanlar için iyi bir seçenektir. Rehberli meditasyonu kendin yapabilirsin, ancak başlangıçta meditasyon CD'si satın almak veya YouTube'da bir meditasyon videosu izlemek daha kolay olabilir. Kalbinin çarpmaya başladığı veya düşüncelerini kontrol edemediğini hissettiğin zamanlarda kendini nasıl sakinleştireceğine ilişkin teknikler öğreneceksin.*Görselleştirmeyi dene. Bu, kaygı uyandıran düşünce ve görseller hakkındaki düşüncelerini temizleme ve onları huzurlu düşünceler ve resimlerle değiştirme işlemidir. Kendini rahat ve güvende hissettiğin bir yeri resmetmek için yönlendirilmiş görselliği kullanmayı dene. Sahneyi resmederken ayrıntılara odaklan ki aklın hayal gücündeki yere tamamen dalabilsin. Düşüncelerini kaygılarından olumlu düşünce ve görüntülere çevirmek hem bedenini hem de zihnini sakinleştirir ve seni kaygıya neden olan şeyle başa çıkman için hazırlar.*Yardım istemekte çekinme. Birçok insan için kaygı hakkında konuşmak çok yararlı bir tahliyedir. Eğer dışa vurma ihtiyacı hissedersen eşinden veya bir arkadaşından tavsiye iste ve onlara nasıl hissettiğini anlat. Bazen sadece duygularını kelimelere dökmek çoğu stresini alıp götürebilir.“Seninle nasıl hissettiğim hakkında konuşmak istiyorum. Son zamanlarda çok kaygılıyım, bu duygudan kurtulamıyorum.” gibi bir şey söylemeyi deneyebilirsin.Eğer tavsiye için aynı kişiye çok sık danışıyorsan, problemlerin başkasına aşırı yük olabilir. Sırdaşını boğmadığından emin ol.Üzerinde çalışılması gereken çok fazla kaygın varsa bir terapiste gitmeyi düşün. Eğitimli bir profesyonelin sana yardım etmek için orada olduğu bilgisi dahilinde problemlerini ihtiyaç duyduğun kadar tartışma fırsatını bulacaksın. Yazıyı Oku

Uzman: Seda BULUT

Yayınlanma: 13.12.2020

harekete-gecmem-lazim,-peki-ama-nasil

📌Motivasyon bir hedefi gerçekleştirmek için harekete geçme isteğidir.📌Motivasyonun kaynakları vardır, etkileşimli olarak bunları kullanabiliriz..🎁Dışsal motivasyonda daha çok kişi alacağı ödüllere (iyi bir puan, yüksek maaş, tatmin edici bir statü vb) odaklanır..🗝İçsel motivasyonda ise kişinin odağında hedefe ulaşma esnasında geçirdiği süreci en iyi şekilde geçirmek vardır. Örneğin bir ödevi gerçekten öğrenme isteğiyle yapmak..💵 💵 PEKİ SEN BU YAZININ DEVAMINI OKUMAN İÇİN SANA 100 TL VERMEYİ TEKLİF EDERSEM NELER OLURDU? 🎁🎁.😅 Araştırmalara göre yapılan aktivite dışa dönük olursa denetim dış uyarana (100 tl) geçer. Ben bu ödülü geri çektiğimde yüksek ihtimalle sen de okumayı yarıda bırakırsın. Ancak gerçekten “motivasyon”hakkında bir şeyler öğrenmek istersen ödülden bağımsız bir şekilde yazıyı okumaya zaten devam edeceksindir. Buradan yapılabilecek çıkarım şudur: Harekete geçerken kendin için bulduğun hedefi içselleştirmek harekete geçmen ve hareketi sürdürmen için bir gereklilik. Böylece dış uyaranlar (maaş, statü vs) geri çekildiğinde ya da senin beklentini karşılamadığında yine de motivasyonunu görece daha yüksek tutabilirsin!.📌 Ryan ve Deci’ye göre içsel motivasyonumuz varsa eyleme geçmek için harici uyaran ya da tehdide ihtiyaç yoktur; içsel olarak motive olmak iyi oluşu, hedefle ilgili meşguliyeti ve buna bağlı olarak başarıyı arttırabilir..📌 Evet, haklısın. Her zaman içsel motivasyonu sağlayamayız. Bazen yapmayı tercih etmediğimiz şeyleri de yapmak zorundayız (Ödev, ev işi vb). İşte bu gibi durumlarda içsel motivasyonumuzu arttırabilmek için Ryan ve Deci’nin belirttiği gibi üç temel ihtiyacımıza odaklanabiliriz: Bağımsızlık, yeterlilik ve ilişki potansiyeli..Motivasyon kazanma ya da bu motivasyonu sürdürme konusunda problemler yaşıyorsanız profesyonel destek alabilirsiniz. Size yardımcı olmak isterim! Yazıyı Oku

Uzman: Sinem Esra DÖNGÜL

Yayınlanma: 02.11.2020

Stres, günlük yaşamda karşılaşılan olayların, insan ilişkilerindeki baskının sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumudur (Newbury-Birch ve Kamali,2001) . Stres, bireyin kendisini tedirgin hissetmekten çok heyecanlı hissettiği ve çözülmesi gereken bir sorun şekli olarak durumu olumlu şekilde algıladığı pozitif özelliklere sahip olabilmesine rağmen, fiziksel ve psikolojik iyi oluşun yanısıra, yaşam kalitesine karşı bir tehdit oluşturduğu şeklinde betimlenmektedir (Duman, 2016) . Stres karmaşık bir konudur ama genelde bir bireyin çevresel gerilimlere, çatışmalara, baskılara ve benzer uyaranlara verdiği tepkiden kaynaklanan fiziksel, zihinsel ya da duygusal bir reaksiyon olarak tanımlanmaktadır (Newbury-Birch ve Kamali, 2001). Stres, bireyin yaşadığı anla, istediği yaşam arasındaki farka gösterdiği tepki olabilir. Ayrıca stres,tehdit ve istenmedik olarak algılanan uyaranlara ve olaylara karşı bireyin gösterdiği fiziksel ve psikolojik tepkilerdir (Madenoğlu, 2010; akt. Duman,2016). “DSM-5 tanı ölçütleri ve klinisyenler için DSM-5”e göre ise, stres;anksiyete,gelişimsel ya da uyum bozukluğu şeklinde sıralanan belirli tanıları içerir. Semptomların kendini göstermesinde, bireyin geçmişteki travmatik ya da stres yaratan bir yaşantısının tamamen olmasa da etkin rol alması gerekir. Stres yaşantısı, iç ve dış ortamdan kaynaklanan etkenlerin, birey tarafından tehdit edici ya da zararlı olarak değerlendirilmesi sonucunda, bedensel ve psikolojik boyutlarda ortaya çıkan aşırı uyarılma halidir. Maraşlı’ya (2005) göre stres, çevrenin beklentileri ile kişinin yapabileceği şeyler arasında dengesizlik olduğunda ortaya çıkar. Kişi başlangıçta strese karşı atağa geçer, daha sonra direnir ve sonunda tükenmişlik duygusu ile stres ciddi boyutlara ulaşabilir. Stres,iyi oluşu tehdit eden bir olgudur. Stres, organizmada psikolojik ve biyolojik değişimlere yol açan, organizmanın çevrenin beklentilerine yönelik uyum kapasitesini aştığında da ortaya çıkan bir süreçtir (Abdel Wahed ve Hassan,2016). Stres yaratan bir durumdan bahsederken, o durumdan çok bireyin o durumu nasıl algıladığını ve yorumladığını, kullandığı savunma mekanizmalarını ve stresle başa çıkma becerilerini göz önünde bulundurmak gerekir (Aydın ve İmamoğlu,2001). Stresin nedenleri arasında ise şunlar vardır (Aydın,2010): 1. Kontrol edilebilirlik 2. Yordanabilirlik 3. Sınırların zorlanması, baskı 4. İçsel çatışma 5. Engellenme 6. Tehdit 7. Değişme Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan bir durumdur. Stres, onu zihninde taşıyan kişiye aittir. Stres tepkisi, ortamda ne olduğuna bağlı olarak değil, insanın olana nasıl tepki verdiğine bağlı olarak ortaya çıkar (Gibbons, 2012) . Stres endişe,gerginlik, çatışma, duygusal çöküntü, ağır dış şartlar, benlik tehdidi,engellenme, güvenliğin tehdidi, uyarılma vs. terimler yerine kullanılmaktadır(Baltaş ve Baltaş, 2012). Stres, akla ve bedene zarar veren aşırı uyarılmanın bir sonucu olabilir (Schafer 1992, s.14; akt. Gibbons, 2012). Stres yaşayan bireyde baş ağrısı, yüksek tansiyon, sindirim sorunları, nefes almada güçlük, aşırı terleme gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Stresli bir birey, kaygılı olabilir,kendini öfkeli, gergin, keyifsiz, alıngan hissedebilir, bir şeye odaklanmada zorlanabilir, karamsar olabilir, bir şeye karar vermede güçlük yaşayabilir,bireyde düzensiz yemek yeme ve uyuma durumu olabilir (Demir,2014). İnsanların stresli veya zor durumlarla karşılaştıklarında kullandıkları iki temel başa çıkma stratejisi vardır. Problem odaklı başa çıkma, kişinin stresli durumu tanımladığı ve bunun üstesinden gelmek için etkin adımlar attığı stratejidir. Duygu odaklı başa çıkmada ise, kişi durumla uğraşmak veya durumu değiştirmekten çok durumu çevreleyen duygularla uğraşmaya odaklanma eğilimindedir (Hefferon ve Boniwell, 2014) . Duygu odaklı başa çıkma,başkalarına yönelme ve sosyal destek arayışı içinde olmayı içerir. Bu tür başa çıkma, kişinin mevcut durumu görmezden gelmesini ve problem çözmek adına herhangi bir etkileşimden kaçınmasını içerir (Hefferon ve Boniwell, 2014) .Üstelik temel yaşam stresörleri özellikle kişilerarası stres ve sosyal reddetme depresyon için en güçlü sorunlardır. Depresyonla ilgili birçok kuramın merkezinde stres, bozukluk riskini arttıran bilişsel ve biyolojik süreçleri başlattığı görüşü vardır (Blatt, 2004). Bu kuramlarla tutarlı olarak, temel stresli yaşam olayları depresyonun en önemli belirleyicilerindendir (Kendler,Karkowski, ve Prescott, 1999; Kessler, 1997). Sosyal reddi de kapsayan bazıyaşam olayları majör depresif bozukluk riskini %21.6 arttırmaktadır (Kendler vediğ., 2003; akt. Slavich ve Irwin,2014). Kişilerarası stres, romantik ilişki kurulan insanlarla, akranlarla, aileyleproblemler olarak adlandırılırken, kişilerarası olmayan stres genelde mesleki,akademik ya da sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilir (Shortt ve diğ., 2013).Kişilerarası stres, genç bireylerin aileden ayrı bireyselleştiği ve yeni sosyal destek ağları oluşturmaya çalıştığı ergenlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde özellikle şiddetli olabilir. Stresli yaşam olayları sınırlı bir zaman zarfında meydana gelen ayrı ve psikolojik olarak endişe verici yaşantılar olarak kavramsallaştırılmaktadır (Sheets ve Craighead, 2014). Stresle başa çıkmanın ise üç temel amacı vardır (Yaşar, 2008; akt. Duman, 2016): • Kısa vadede: stresi her yönüyle öğrenerek strese karşı etkin davranmak amacıyla izlenecek bütün yöntem ve kuralları öğrenmek. • Orta vadede: stresin zararlarını ve nedenlerini öğrenerek stresin belirtilerinin önceden farkına vararak stresin zararlı yönlerinin etkilemeyeceği bir yaşam biçimi şekillendirmek, stresin olumlu yönlerini gerektiği yerde kullanabilmek. • Uzun vadede: Stresin kontrol altına alındığı, huzur dolu, sağlıklı, düzen içerisinde ve verimli bir yaşam sürebilmek.Ayrıca stres; bireyin çevreye uyum göstermesi içsel ve dışsal unsurlarca zor halegetirilirse, birey fiziksel ve psikolojik sınırının üstünde çabalamaya başladığındasergilediği tepkidir. Ayrıca, stres bireyin beklemediği anda ortaya çıkan ve kriz yaratan bir olaydır (Erdoğan, 2015). Problemler ise, tamamlanmamış çözümlerdir. Stres altındaki birey problem olarak algıladığı bir durumun farkına varabilir ve onunla ilgilenebilir ancak bu yeterli olmayan bir çözümdür. Çözüm odaklı yaklaşım, bireylerin problemlerine çözüm olabilecek işaretlerin izini sürer(O’Connell, 2004). Dolayısıyla, çözüm odaklı düşünce biçimini edinen, yapıcı bir şekilde olumsuzluklardan sıyrılıp olumluya yönelebilen bir birey yaşadığı strese hakim olabilir. Yazıyı Oku

Uzman: Yasin KÖKMEN

Yayınlanma: 06.06.2021