1. Blog
  2. Çağrışımcılık ve İlk Bilimsel Çalışmaları

Çağrışımcılık ve İlk Bilimsel Çalışmaları

Görgülcülük yani çağrışımcılık akımını savunan dört temel filozof vardır. Bunlara göre bilginin en temel ve tek kaynağı deneyimlerdir. Duyusal deneyimlerin bilgideki tek belirleyici olduğunu savunan bu filozoflar ayrıca “tabula rasa” yani “boş levha” mantığını da kendi düşüncelerine yansıtmaktadır.


Bu çağrışımcılık akımına göre düşünceler, duyusal deneyimlerin bir yansıması olarak ortaya çıkar ve her bir duygusal deneyim de basit bir düşünce ortaya çıkarır. Basit düşünceler arasında kurulacak olan çağrışımlar da karmaşık düşünceleri oluşturur.


Çağrışımcılığın Özellikleri Nelerdir?

Çağrışımcılık, duyusal deneyime dayanan bir akımdır ve duyusal deneyimin de bilginin kaynağı olarak görülmesi burada oldukça önemlidir. Peki, çağrışımcılığın özellikleri nelerdir?


Çağrışımcılık Duyusalcıdır

Bilginin kaynağının duyusal deneyim olduğu görüşünü temel alan çağrışımcılık, duyusal deneyimin bilgi edinmedeki en önemli ve tek etken olduğunu ortaya atan “tabula rasa” görüşü ile yakın ilişki içindedir ve bu nedenle de dört adet filozof bu görüşe oldukça yakındır.


Duyusal deneyime bağlı olarak bilgi edinmedeki en önemli durum, bireylerin zamanla deneyim kazanıyor olması ve bu deneyimlere göre bilgilerini şekillendiriyor olmasıdır. Bu görüşe dayanarak oluşturulan her türlü yorum da çağrışımcılığa yakın bir deneyim oluşturacaktır.


Çağrışımcılık İndirgemecidir

Çağrışımcılık akımına göre bütün basit fikirler basit fikirlere indirgenebilir. Bu şekilde de çağrışım ilkeleri kullanılarak kolaylıkla çağrışımda bulunmak mümkün hale gelir. İndirgemeci olmak bu nedenle oldukça önemlidir çünkü karmaşık fikirlerin her zaman karmaşık şekilde hatırlanması kolay olmayabilir, basit fikirler sayesinde bu fikirlerin zihinde canlanması hatırlanması ya da anlaşılması çok daha kolay hale gelir.


Çağrışımcılık Çağrışımcıdır

Çağrışımcılık sayesinde basit fikirlerden karmaşık fikirler oluşabilir. Bu da indirgemeciliğin tam tersi gibi görülebilir ancak tam tersi değildir, aksine indirgemecilik ile ilişkilidir. Basit fikirlerden daha karmaşık fikirlerin türetilmesi sayesinde pek çok farklı görüşün de ortaya çıkmasına katkı sağlayan çağrışımcılık, duyusal deneyim ile de desteklendiği zaman oldukça etkili bir yöntem olacaktır.


Çağrışımcılık Mekaniktir

Küçük parçaların birleşmesi ile oluşmuş olan akıl, bilinmeyen hiçbir parça içermez. Bu parçalar yalnızca keşfedilmeyi bekler. Keşfedilecek olan bu parçalar her zaman oradadır ve bilinmeyen bir parçaya sahip değildir. Mekanik olması da işte bu şekilde bir makineye benzetilmesi ile açıklanabilir. Çağrışımcılık aklın her bir küçük parçasının kullanılmasına da katkı sağlar.


Çağrışım İlkeleri Nelerdir?

Çağrışım ilkeleri, çağrışımsal bağlantıları açıklamak için kullanılır. Burada iki temel bağlantı mevcuttur:


Zamansal ve Mekansal Yakınlık

Zamansal ve mekânsal yakınlığa göre bireyler zamansal ve mekânsal olarak çağrışım yapabilmektedir. Bu şekilde yapılan çağrışımlar hem duyusal hem de düşünce anlamında kalıcı olabilmektedir.

Zamansal yakınlığa göre örneğin kısa zaman önce gerçekleşmiş bir olayın hatırlanması ya da bunun üzerinden bir çağrışım yapılması mümkündür. Zamansal anlamda yapılan bu çağrışım yalnızca yakın zamanda gerçekleşmiş olan olayları ya da durumları kapsamaz, benzer dönemlerde yaşanmış olaylar arasında da çağrışım yapmaya olanak sağlar. Örneğin her yıl doğum gününde özel bir sürpriz ile karşılaşılan birinin çağrışım ile her sene benzer düşüncelere sahip olması mümkündür. Bu dönem yaklaştığı zaman da çağrışımcılık sebebiyle çeşitli fikirler gelişebilir.


Mekansal yakınlığa göre bireyler mekânsal anlamda yakın olan iki durumu çağrışımcılık ile birbirine bağlayabilir ya da çağrışımcılık yardımı ile mekânsal durumdan yararlanarak bir fikir geliştirebilir. Mekansal anlamda birbirine yakın olan iki durum da ayrıca bağdaştırılabilir ve bu şekilde yeni düşünme yolları da kazanılabilir. Örneğin birinin İzmirli bir eski sevgilisi varsa kişi İzmir’e gittiği zaman çağrışımcılık ile eski sevgilisini hatırlayabilir ve onunla ilgili anılar canlanabilir.


Tekrar

Tekrar sayesinde çağrışım yapabilme imkanı artar ve o olay tekrar sayesinde farklı durumlar ile de çok rahat şekilde bağdaştırılabilir. Ayrıca tekrar sayısı arttıkça hatırlamak da kolaylaşacağı için çağrışım yapmak da bu şekilde çok daha kolay hale gelecektir.


Diğer Etkenler

Bağlantının süresi, canlılık gibi pek çok farklı etken de tıpkı mekânsal ve zamansal yakınlık gibi ya da tekrar sayısı gibi çağrışımın ne kadar etkili olacağını belirler. Çağrışım bu farklı etkenler sayesinde kolay hale gelebilir ve farklı olayların çağrışım yolu ile bağlanmasına da katkı sağlayabilir.


Çağrışımcılık Günlük Hayatta Nasıl Bir İşleve Sahiptir?

Çağrışımcılık, çeşitli bilgilerin tamamlanmasına, yeni bilgilerin üretilmesine, farklı verilerin değerlendirilmesine ve bilgilerin hatırlanmasına büyük katkı sağlar. Çeşitli durumlar ve olaylar arasında ilgi kurabilmek için çağrışımcılık büyük bir öneme sahiptir.


Çağrışım yapma yetisi sayesinde bireyler bazen bazı durumlardan korkabilir, bazı yiyeceklerden tiksinebilir, bazı kelimeleri kullanmak istemeyebilir ya da çeşitli şekillerde günlük hayatlarında çağrışım sonucu meydana gelen durumları yaşayabilir. Bu da çağrışımın günlük hayata olan yansımasını en iyi şekilde göstermektedir. Özellikle de mekanlar, kişiler ve çeşitli duyusal veriler çağrışımcılık için oldukça büyük bir öneme sahiptir.


Çağrışımcılığın İlk Bilimsel Çalışmaları

İlk bilimsel çalışmalar sayesinde bahsedilen görüşler test edilmiş oldu ve çağrışımcılığın nasıl günlük hayatta kullanılacağı da görülmüş oldu.


Ebbinghaus

Tek deneği kendisi olan Ebbinghaus, çağrışımlar ile ilgili ilk bilimsel çalışmaları yapmıştır. Anlamsız hece listesi öğrenme deneyi ile listenin eksiksiz şekilde öğrenilmesine neyin etki ettiğini görmek için farklı deneyler yapmaktadır.


Artırım, tekrar sayısı, yakınlık ve tersten ezber modelleri ile Ebbinghaus çağrışımcılığı ve yapılan çağrışımları neyin etkilediğini gösterir. Bu çalışmalar sayesinde günlük hayatta nasıl çağrışım yapılacağını da görmek mümkün hale gelir.


Ebbinghaus bir listeyi baştan sona ya da sondan başa ezberleme denemesi yapar. Bunun sonrasında birbirine yakın olan kelimelerin, tekrar edilen kelimelerin ve tersten çalışılan kelimelerin ne derece ve nasıl ezberlendiği gözlemlenir. Bu deneye bağlı olarak Ebbinghaus çağrışımının kelimeler arasında ve kelimelerin yerleri arasında da sağlanabileceğini görmüştür.


Birbirinden uzak konumda yer alan iki kelime birbiri ile bağdaştırılamazken yakın olan kelimeler çağrışımcılık aracıyla bağdaştırılabilir. Ayrıca konum olarak değil anlam ya da görünüş olarak benzer olan kelimeler de çağrışım için çok iyi bir etkendir. Bireyler tıpkı bu deneyde olduğu gibi birbirine zamansal ve mekânsal olarak yakın olan iki durumu ya da kelimeyi bile bağdaştırabilir ve çağrışım sayesinde farklı alanlarda bunu kullanabilir. Aynı zamanda tekrar sayısı ile de çağrışımı kolaylaştırmak ve hatırlamaya yardım sağlamak da mümkündür. Bireyler tekrar sayısı sayesinde daha kolay çağrışım yapabilecek düzeye gelebilirler.


Watson

Watson, Little Albert deneyi ile bir korku koşullaması gerçekleştirmiştir. Bu koşullama sonrasında çağrışım ile pek çok farklı şekilde korku geliştirilmiştir. Deneyde bir bebeğe beyaz bir sıçan verilir. Çok normal olan bu durumdan bebek korkmaz. Sonrasında beyaz ve tüylü birkaç nesne daha gösterilir ve bebek bunlara da olumsuz tepkiler vermez. Sonrasında ise tavşan varken yüksek bir ses odaya verilir ve bebek hem tavşandan hem de sesten korkar. Bu ikisi bağdaştırılır ve sonrasında da çağrışımcılık ile birbiri ile ilişkilendirilen beyaz, tüylü olan her şeyden korkulur. Çağrışımcılık nedeniyle beyaz ve tüylü şeyler ses ile bağdaştırılır. Bu şekilde farklı olay ve durumların gerçek hayatta çağrışımcılık ile bağdaştırılmasının nasıl bir etkiye sahip olduğu görülebilir.