1. Blog
  2. Şizofreni Nedir?

Şizofreni Nedir?

Şizofreni; hastanın gerçek ile gerçek olmayan arasındaki bağlantıyı kaybetmesine sebep olan bir psikiyatrik rahatsızlıktır. Bireyin hareketleri, davranışları, düşünceleri, aile ve arkadaşlık ilişkileri şizofreni nedeniyle bozulabilir, çarpıtılabilir. Bu nedenle de günlük hayata adapte olamayan şizofreni hastaları genellikle çalışma ortamında da okul ortamında da zor dönemler yaşar. Bu zor dönemlerin ise destek alınarak atlatılması ve uzmanlar tarafından düzenli kontroller ile normale döndürülmesi mümkündür.


Şizofreni hastalarında sanılanın aksine çoklu kişilik bozukluğunda olduğu gibi farklı kişilikleri yaşama durumu yoktur. Şizofreni hastalarında halüsinasyonlar, çarpık düşünceler ve paranoya durumları görülür. Bu durumlar da günlük hayatta markette alışveriş yaparken bile kişilerin ani tepkiler vermesine sebep olabilir.


Şizofreni Belirtileri Nelerdir?

Genel anlamda şizofreni hastalarında gerçeklik ile bağlantının kesilmesi durumu söz konusudur ancak pek çok farklı belirti de bu duruma eşlik eder ve ne yazık ki rahatsızlığın daha da zor bir hal almasına sebep olur. Peki, bu belirtiler nelerdir?


Şizofreni Türleri

Şizofreni açılımı kapsamında değerlendirilen ve psikozla giden diğer bozukluklar DSM 5’te şu şekilde ele alınır;

• Sizotürü ( Sizotipal) Kişilik Bozukluğu

• Sanrılı Bozukluk

• Kısa Psikoz Bozukluğu

• Şizofrenimsi (Sizofreniform) Bozukluk

• Şizofreni

• Şizoduygulanımsal (Şizoaffektif) Bozukluk

• Katatoni

• Paranoid Şizofren

• Heberfenik Şizofreni

• Kalıntı Şizofreni

• Ayrışmamış Şizofreni olmak üzere farklı başlıklarda ele alırız.


Paranoid Şizofreni

Paranoid şizofreni en yaygın şizofreni türüdür. Çoğu zaman kişileri belirlemek ve tedaviye başlamak oldukça zordur. Bu kişiler duygusal problemleri çok az gösterir. Bu yüzden klinik olarak incelendiği takdirde paranoya süreciyle ilgili bilgi sahibi oluruz. Genel olarak yanılgılara sahiptir.


Diğer yandan halüsinasyonlar ortaya çıkar. Diğer şizofreni türleri gibi nedenlerine dair net bir bilgi veremiyoruz. Ancak genetik faktörler ve travmatik yaşantılar bu konuda ön plana çıkıyor. DSM kodu 295.3’tür. İlk tanı kısmında kişi belirtileri kabul etmez. Çünkü ona göre doğal olan durum budur.


Bu yüzden ilk başlarda bir direnç gösterir. Diğer yandan çevresinden zarar göreceğine dair inancı oldukça yüksektir.


Paranoid Şizofreni Belirtileri

Paranoid şizofreni hastaları kendilerinin takip edildiğini düşünür. Diğer insanlardan farklı olduklarını ve özel olduklarına inanır. Bu yüzden doğaüstü güçleri olduğunu ifade eder. Diğer yandan kıskançlık duyguları oldukça fazladır.


Bazı durumlarda kendilerine bir emir verildiğini ve sesler duyduklarını söyler. Gerçek olmayan paranoid düşünceleri oldukça sık ortaya çıkar. Bazı durumlarda ise kendi kendine konuşma ortaya çıkar. Bazı durumlarda çevresinin kendisine kötü davranacağına inanır.


Bu yüzden evlilikleri ya da ilişkileri çok kısa sürer. Doğa üstü güçlerinden dolayı bazen kendilerini seçilmiş kişi olarak ifade ederler. Küçük olayları oldukça fazla abartır ve tepki gösterir.


Paranoid Şizofreni İyileşir mi?

Paranoid şizofreni ile ilgili bilimsel çalışmalar hala devam ediyor. Bu yüzden kesin bir tedavi yönteminden bahsetmek mümkün değil. Ancak psikososyal destek ve ilaçlı tedavi ile kişi yaşamını kontrol altına alır. Burada en önemli kısım erken teşhistir.


Eğer ki hastalık ne kadar erken teşhis edilirse tedavi süreci de o kadar hızlı devam eder. Bu yüzden aile öyküsünde şizofreni teşhisi alan kişiler bazı durumlarda kontrole gitmelidir. Böylece kendisine yönelik daha net bilgiye sahip olur.


Burada da dikkat edeceğimiz ikinci durum genetik faktörler devreye giriyor. Erken teşhis ve tedavi sonucunda kişinin var olan durumu kontrol altına alınır. Ancak bu tedavi süreci ömür boyu devam eder.

Kullanılan ilaçlar bazı zamanlarda yan etkiye neden olur. Olası yan etkilerde mutlaka hekiminizle iletişime geçin. İlaçlı tedaviye başlandıktan 2-3 hafta sonra ilacın etkileri ortaya çıkar. 4-6 hafta sonra ise ilacın faydaları kişi tarafından fark edilir.


Bazı durumlarda hastanın durumuna göre yatılı tedavi önerilir. İlaçlı tedavi, psikososyal destek ve çevre desteğiyle kişi yaşamına daha uygun şekilde devam eder.


Gerçek Dışı Olaylara İnanma

Şizofreni hastalarında en sık görülen belirti gerçek dışı olaylara inanma olarak kendini gösterir. Bu gerçek dışı olaylar hayaller ya da sanrılar olarak tanımlanabilir. Bu gerçek dışı olaylara inanma durumu aniden ortaya çıkabilir. Örneğin markette alışveriş yaparken sıradan birinin kendisini takip ettiği düşüncesine kapılması ya da onu taciz ettiğini düşünmesi görülebilir. Bu gibi durumlar şizofreni hastalarının gerçekle olan bağlantılarını yitirmesine örnektir.


Halüsinasyonlar

Kişiler gerçekte var olmayan kişiler ya da nesneler görebilir. Bu nesne ya da kişiler şizofreni hastaları tarafından oldukça gerçek şekilde hissedilir. Örneğin bir şizofreni hastası gerçekte var olmayan ancak ona göre oldukça gerçek olan birine aşık olabilir, aslında gerçekte var olmayan bir evcil hayvana sahip olabilir ve hatta bu hayvanın ya da kişinin öldüğünü bile bir halüsinasyon olarak görebilirler. Bu olaylar şizofreni hastaları için oldukça gerçekçi şekilde yaşanır ve onların her hareketinde ve düşüncesinde de büyük öneme sahiptir.


Anlamsız Düşünce ve Konuşmalar

Şizofreni rahatsızlığına sahip olan kişiler, karışık düşüncelere sahip olabilir. Bu karışık ve düzensiz düşüncelerin en baş sebebi de görülen halüsinasyonlar ya da gerçek dışı olaylardır. Bazı kişiler kulağına birinin fısıldayarak düşüncelerini ve konuşmalarını karıştırdığını bile söyler. Anlamsız konuşmalar da bu düzensiz düşüncelerden dolayı ortaya çıkar. Örneğin bir sinema filmi ile ilgili konuşurken bir anda cümleyi bölüp yemek tarifi verebilir ya da hiçbir anlamı olmayan “Kedi camdan havuçla topu oynatırken balon arabaya bindi.” gibi cümleler kurabilirler. Bunlar karmaşık düşüncelerin konuşmalarına yansımasıdır ve genellikle cümlelerinin anlamsız olduğunu fark etmezler çünkü düşünceleri şizofreni hastalarına göre normaldir ve kurdukları cümleler kendilerine göre anlamlıdır.


Düzensiz Motor Hareketler ve Anlamsız Davranışlar

Şizofreni hastalarında sıklıkla görülen bir diğer belirti de hareket ve davranışlardaki anlamsız tepkilerdir. Kişiler çocukça hareket edebilir, ani tepkiler verebilir, abartılı hareketler sergileyebilir, verilen talimatları uygulamakta zorlanabilir. Bu durumlar da düzensiz düşüncelere bağlı olarak oluşabilmektedir.


Duygusal Tepkilerde Azalma ve Mimik Sergilemekten Kaçınma

Kişiler oldukça önemli olaylarda bile hiçbir duygusal tepki sergilemeyebilir ya da durumlara karşı anlık olarak verilebilecek mimikleri kullanmaktan kaçınır. Bunlar istemsiz şekilde gelişir ve kendilerini o anda gülüyor ya da ağlıyor gibi bile hissedebilirler ancak dışarı karşı bu yüz ifadelerinin ya da duygusal tepkilerin hiçbiri yansımaz. Örneğin çok yakın bir arkadaşını kaybetmiş şizofreni hastası birey ağlamaz, gülmez ya da olay hakkında konuşmaz. Farklı bir ortamda komik olaylara herkes gülerken şizofreni hastaları hiçbir mimik sergilemeyebilir. Şizofreni hastaları o anda kendilerini herhangi bir duygu içinde hissedebilir ve hatta ağladıklarını ya da güldüklerini bile düşünebilirler ancak dışarıdan bakıldığında bu tepkilerden hiçbiri ile karşılaşılmaz.


Sosyal Ortamlardan Kendini Soyutlama

Şizofreni rahatsızlığına sahip olan bireyler çarpık düşünceler sebebi ile ya da halüsinasyonlar nedeniyle kendilerini sosyal ortamlardan dışlayabilir. Bu durumda arkadaş ortamından birinin ona zarar vermek istediği ya da dışarı çıkarsa başına kötü bir iş gelebileceği düşüncesi hakim olabilir ya da yalnızca kendini insanlardan soyutlamak istiyor da olabilir. Çarpık düşünceler genellikle şizofreni hastası kişilerin başına kötü bir olay geleceği üzerine onların kendini ikna etmesini sağlar ve bu durum da onları sosyal ortamlardan ya da genel olarak insanlardan uzaklaştırır.


Şizofreni Neden Oluşur?

Tam olarak neden şizofreni hastalığının ortaya çıktığı henüz bilinmese de genel anlamda genetik ve çevresel faktörlerin bu hastalığın ortaya çıkmasında etkili olduğu söylenebilir. Özellikle de ailesinden birinde şizofreni ya da benzer bir psikotik hastalık öyküsü bulunan kişilerde şizofreni rahatsızlığının görülme oranı oldukça yüksektir.


Şizofreni Tedavisi Nasıl Olur?

Şizofreni hastalığı ne yazık ki ilaçlar ya da uygulanan tedaviler ile yoluyla tamamen ortadan kaldırılamamaktadır. Bu rahatsızlık tedavi ile ancak semptomların azalması şeklinde geriler ancak yaşanabilecek her türlü olay bu hastalığının semptomlarının yeniden ortaya çıkması için etkili olabilmektedir.

Bu hastalığın tedavisinde antipsikotik ilaçlar büyük öneme sahiptir. Psikiyatristler tarafından düzenli olarak kontrol edilmesi gereken şizofreni hastaları ilaçlara başladığı dönemden daha az halüsinasyon görmeye başlar, sanrılar ve düzensiz düşünceler zamanla azalır. Bunlar zaman zaman ortaya çıkabilecek olsa da ilaçlar ve terapiler yardımı ile azaltılması mümkündür. Ayrıca ilaçların dozu da hastalığın ilerleme hızına ve gösterdiği etkilere bağlı olarak değişebilir. Bu ilaçların kullanımı önemli olduğu kadar hastaların terapiler yardımıyla yan etkilerden korunması da mümkündür. Aile terapileri, bireysel terapiler gibi pek çok yöntemle bu hastalığın etkilerinin daha az görülür hale gelmesi mümkündür ve bu sayede bireyler daha normal bir hayat yaşayabilir. Günlük hayatta yaşanabilecek olaylar hastalığın gösterdiği etkilerin tekrarlamasına ve artmasına da neden olabileceği için bu kişilere yaklaşırken onlara hasta gözü ile bakmamak oldukça büyük öneme sahiptir ve kişilerden stresten uzak kalması gerekir.


Destek Almak

Şizofreni hastalığına sahip olan bireyler yaşanan tüm olayları oldukça gerçekçi gördüğü için kendilerinin şizofreni olduğunu anlaması pek mümkün değildir. Erken teşhis edilirse hastalarda görülebilecek olan sanrı, çarpık düşünce ve halüsinasyon gibi etkiler çok daha kısa zamanda azaltılabilir ancak erken teşhis edilemeyen hastalarda bu durum çok daha ileri seviyeye ulaşabileceği için tedavi olma süreçlerinde de büyük aksaklıklar meydana gelir. Bu kişilerin erken dönemde destek alması şarttır ve tedavi olma sürecini kabul etmeleri de büyük önem taşır. Tedavi sürecini kabul etmeyen hastalar halüsinasyon gibi sıkıntıların yanında ek olarak kaygı bozukluğu geliştirebilir örneğin çataldan bile korkarak hayatını devam ettirebilir. Normal bir şekilde hayatlarına devam etmek isteyen hastaların en erken dönemde psikiyatrik destek almaları, terapiler yardımı ile çarpık düşüncelerden arınmaları şarttır. İlaç tedavisinin de aksatılmaması önemlidir çünkü bu ilaçlar düşüncelerin düzene girmesi ve görülen halüsinasyonların azalması konusunda büyük etkiye sahiptir.


Bu kişiler ayrıca yakınları tarafından düzenli olarak kontrol edilmelidir çünkü çarpık düşüncelerden dolayı ilaç almayı bırakan, ilaçların onu öldüreceğini düşünen, psikiyatristlerin ona zarar vereceğini düşünen hastalar da mevcuttur. Hatta hastalar ilaçlarını aldığını gösteren sanrılar ile de yaşamaya devam edebilir. Bu sebeple de aile ve arkadaşların desteği bu hastalıkta oldukça önemlidir.