1. Uzmanlar
  2. Eray ARSLAN
  3. Blog Yazıları
  4. Flört Etmek İçin Kullanabileceğiniz Bazı Etkili Sorular ve Hap Bilgiler (Ekstra Tarihçesi)

Flört Etmek İçin Kullanabileceğiniz Bazı Etkili Sorular ve Hap Bilgiler (Ekstra Tarihçesi)

Flört etmek insan ilişkilerinde önemli bir beceri ve deneyimdir.

İnsanların birbirleriyle iletişim kurmasına, etkileşime girmesine ve bir bağ kurmasına yardımcı olabilir.

İşte flört etmek için kullanabileceğiniz bazı etkili sorular:



1. 🎨 Kişisel İlgilere Dayalı Sorular:


🌟 Hobilerin nelerdir? Boş zamanlarında en çok ne yapmayı seversin?

🌍 En sevdiğin seyahat deneyimi nedir?

🎵 Hangi tür müzik dinlemeyi tercih edersin? Favori şarkın nedir?


2. 🌈 Anıları Tetikleyen Sorular:


👶 Çocukluğunda en sevdiğin anı hangisiydi?

🏫 İlkokulda en çok neyle meşguldün?

🦸‍♂️ Bir çocukluk kahramanın veya idolün var mıydı? Kimdi ve neden?


3. 🔮 Gelecek Hakkında Sorular:


🏡 İleride nerede yaşamak istersin? Neden?

💼 Kariyer hedeflerin nelerdir? Hayalindeki iş nedir?

🌟 Bir yıl içinde yapmak istediğin bir şey nedir?


4. 🌌 Derin Düşüncelere Yol Açan Sorular:


🌎 İçinde bulunduğumuz dünyada en çok neyi değiştirmek istersin?

😱 En büyük korkun nedir?

🙏 Hayatında en çok neye minnettar hissedersin?


5. 🎉 Eğlenceli ve Hafif Sorular:


💥 Bir süper gücün olsaydı ne olmasını isterdin?

💃 En son ne zaman bir şeylerin tadını çıkararak dans ettin?

🎬 Favori film karakterin kimdir ve neden?


6. 💖 Kişilik ve Tutumla İlgili Sorular:

🌸 Kendini bir mevsime benzetecek olsaydın, hangi mevsim olurdun?

😊 Hayatında en çok neyden keyif alıyorsun?

🤔 Birisi senin hakkında sadece bir şey öğrenebilecek olsa, ne olmasını isterdin?


Flört etme konusunda ek bilgiler içeren birkaç öneri;


1. Beden Dili: Flört etmenin önemli bir yönü, beden dilini doğru kullanmaktır. 🕺

Karşınızdaki kişinin beden dilini okumak ve kendi beden dilinizi de uygun şekilde kullanmak, iletişiminizi güçlendirebilir. 😊

Gülümseme, göz teması kurma, nazik dokunuşlar ve vücut pozisyonu, karşınızdaki kişiye ilginizi göstermenin ve onunla bağ kurmanın bir yoludur.



2. Empati ve Dinleme: İyi bir flört etme becerisi, karşınızdaki kişinin duygularını anlamaya ve onları dinlemeye dayanır. ❤️

Empati kurmak ve karşınızdakini gerçekten dinlemek, ilişkinizin derinleşmesine ve daha anlamlı hale gelmesine yardımcı olabilir.

🎧

İlginç olanı, flört etmenin sadece konuşmaktan ziyade, dinlemeye de dayandığıdır.



3. Mizah ve Espri: Mizah, flört etmenin hafif ve eğlenceli bir yanıdır. 😄


Uygun bir şekilde yapılan espri ve neşeli bir tavır, karşınızdaki kişiyle aranızda bir bağ kurmanıza ve samimiyetinizi artırmanıza yardımcı olabilir. 🃏


Ancak, her zaman uygun olmayan espri yapmaktan kaçının ve karşınızdaki kişinin sınırlarını aşmamaya özen gösterin.

4. Samimiyet ve İçtenlik: Flört etmek, samimi ve içten olmayı gerektirir. 💖


Kendiniz olun, sahte bir persona yaratmaktan kaçının ve karşınızdaki kişiye gerçek duygularınızı ifade etmekten çekinmeyin. 🌟

İçtenlik, ilişkinizin derinleşmesine ve güvenin oluşmasına katkıda bulunabilir.



5. Dikkat ve Özveri: Flört etmek, karşınızdaki kişiye dikkatinizi göstermenin ve ona değer verdiğinizi hissettirmenin bir yoludur.

🎁

Küçük jestler yapmak, özel günleri hatırlamak ve karşınızdaki kişinin ilgi alanlarına gerçek bir ilgi göstermek, ilişkinizi olumlu yönde etkileyebilir.

🌷

Flört etme süreci, her iki tarafın da rahat hissetmesini sağlamak için nazik, anlayışlı ve saygılı olmayı gerektirir.

🤝

Karşılıklı iletişim kurmak, duyguları ifade etmek ve birbirinizi daha iyi tanımak için zaman ayırın. Unutmayın, her ilişki benzersizdir ve flört etme tarzınızı karşınızdaki kişiye göre ayarlamak önemlidir.

🌈



Flört etmek aslında karşınızdaki kişiyi daha iyi tanımak ve onunla derin bir bağ kurmakla ilgilidir.

Bu sorular, samimi bir iletişim kurmanıza ve birbirinizi daha iyi anlamanıza yardımcı olabilir.

Ancak, her zaman karşı tarafın rahat olduğundan emin olun ve sormadan önce onay alın.

İyi flörtler ve keyifli sohbetler dilerim! 🌟



TARİHÇE



Flört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların geçmişiyle yakından ilişkilidir.

Flört etme kavramı, insanların birbirleriyle romantik veya cinsel ilişki kurma amacıyla samimi bir şekilde etkileşime girmelerini ifade eder.

Bu, tarihin derinliklerine kadar uzanan bir olgu olsa da, modern anlamıyla flört etme kavramı daha yeni bir olgudur.

Antik dönemlerden itibaren insanlar, potansiyel eşlerini seçerken çeşitli yöntemler kullanmışlardır.

Ancak, tarih boyunca flört etmek gibi açık ve samimi bir sürecin belirgin bir şekilde tanımlandığı dönemler sınırlıdır. Ortaçağ Avrupa'sında, aristokratlar arasında kibarlık, nazik jestler ve aşk mektupları aracılığıyla romantik ilgi gösterme geleneği başladı.

Ancak, bu tür eylemler genellikle ailelerin ve toplumun onayına bağlıydı ve genellikle evlilik amaçlıydı.

ve 19. yüzyıllarda, flört etme kavramı daha belirgin bir şekilde ortaya çıktı.

Bu dönemde, Batı toplumlarında romantizm ve aşk idealize edilmeye başlandı.

Romantik şiirler, edebi eserler ve şarkılar aracılığıyla duygusal bağlar kurma ve ifade etme yaygınlaştı.

Ancak, bu dönemde flört etmek hala genellikle evlilik amacıyla yapılıyordu ve evlenme amaçlı bir birlikteliğin ön koşulu olarak görülüyordu.

yüzyılın ortalarından itibaren, flört etme kavramı daha serbest ve açık bir şekilde yaşanmaya başladı.

Toplumda kadınların ve erkeklerin sosyal rollerinin değişmeye başlamasıyla birlikte, flört etme süreci de daha esnek hale geldi.

20. yüzyılın ikinci yarısında, gençler arasında flört etme kültürü yaygınlaştı ve gençlerin romantik ilişkileri keşfetme ve deneyimleme süreçleri daha belirgin hale geldi.

Bugün, flört etme kavramı daha çeşitli ve dinamik hale geldi. İnternet ve sosyal medyanın yükselişiyle birlikte, insanlar potansiyel partnerleriyle çevrimiçi platformlar aracılığıyla tanışma ve iletişim kurma imkanına sahip oldular.

Ayrıca, toplumda cinsiyet rollerinin ve ilişki normlarının değişmesiyle birlikte, flört etme süreci daha çeşitli ve bireyselleşmiş hale geldi.

Sonuç olarak, flört etmenin tarihçesi, insan ilişkilerinin ve romantik bağların karmaşık ve sürekli değişen doğasını yansıtır. Flört etme süreci, zamanla evrilen toplumsal normlara ve kültürel değerlere bağlı olarak değişiklik göstermiş ve günümüzde hala aktif bir şekilde yaşanan bir olgu olarak varlığını sürdürmektedir.



Yayınlanma: 18.04.2024 12:19

Son Güncelleme: 18.04.2024 12:19

#aşk#flört#çekingenlik#ilişki#utangaçlık#aşkı yaşamak#aşk acısı#sevgi#bağlılık#bağlanma#sevgili#manita#psikoloji#psikolojik#kişilik
Psikolog

Eray

ARSLAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
5 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 600
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 45 dk
ücret 1000
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

BOŞANMA KARARI VE ÇOCUK PSİKOLOJİSİ

Boşanmaya karar veren çiftlerin çoğu bu durumu çocuklarına nasıl anlatmaları gerektiklerini ve çocuğunun bu durumdan nasıl etkileneceğini düşünmeden hareket ediyor. Boşanmaya karar veren çift "o nasılsa küçük, aklı ermez" gibi düşünceler içerisine girerek kendi problemlerine yoğunlaşıyorlar ve bu durumu çocuğa anlatma ihtiyacına girilmiyor. Fakat bu boşanma sürecinde en çok yükü aslında ebeveyn değil, çocuklar yaşıyor.Hiç bir çocuk anne ya da babasından ayrı kalmak istemez. Ebeveyn boşanmayı ne kadar istese de çocuk kendi dünyasında bu durumun olmasını istemez ve bu olaya katlanmak zorunda kalır. Biz yetişkinlerin bazı olaylar karşısında kimi zaman zorlandığımız oluyorken çocukların bu tür olaylara direnç göstermesi daha zayıf olur. Böyle bir durumda çocuk acısını biz yetişkinlerden daha büyük ve derinden yaşar. Çocuğun kendi iç dünyasından düşünecek olursak çocuk ebeveynin boşanma eyleminden ötürü kendisini suçlayabilir. Anne ve babanın anlaşamama durumunun kendisi yüzünden olduğunu zannedebilir. Anne ve baba ayrı yaşamaya başladığı durumda ise çocuk herhangi bir ebeveyn ile yaşayacağından dolayı diğer ebeveynin onu sevmediğini düşünebilir ya da evden ayrılan ebeveyne karşı bir takım öfke besleyebilir.Anne ve baba böyle bir durumda yaşadıkları gerginlik, sıkıntı ya da sorunlarını çocuğa yansıtmamalıdır. Bu evre içine giren çift; çocuğun yanında başkasına ya da direk çocuğa anne ya da babayı kötüleyici sözler söylememelidir. Boşanma kararı alan bir çift bu durumu çocuklarına birlikte anlatmalıdır. Çocuğa boşanma kararı söylenirken ayrıntılara girmeden durum anlatılmalıdır. İçinde bulunulan durum ve sonrasında oluşacak yaşam biçimi çocuğun yaşına göre açıklayıcı cümlelerle anlatılmalıdır.Boşanma evresi çocuğa anlatılırken ebeveyn onu bir çocuk olarak değil, bir birey olarak ele almalı ve “yaşı küçük nasılsa anlayamaz” denmemelidir. Bu durum anlatılırken çocuğun biz yetişkinler gibi olumlu tepkiler veremeyeceği de göz önünde bulundurmalıdır.Boşanma kararı çocuğa şu şekilde anlatılabilir; “ Biz birbirimizi çok seviyorduk, aynı evde birlikte yaşamaktan çok mutluyduk.Ama artık annen ve ben / baban ve ben aynı evin içinde birlikteyken mutlu olamıyoruz, bu yüzden ayrı evlerde yaşamaya karar verdik.Ayrı evlerde yaşama kararımızda biz anne ve baba olarak senden ayrılmıyoruz, birbirimizden ayrılıyoruz. Seni çok seviyoruz ve sevmeye devam edeceğiz. Senin üzüleceğini, bu durumdan mutsuz olacağını biliyoruz ama bu tamamen annen ve baban olarak ikimizden kaynaklanan bir sorun.Senin bu durumla ilgili hiçbir suçun ve sorumluluğun yok “Boşanma kararı esnasında çocuğa kesinlikle yalan söylenmemelidir. Söylenecek ufak bir yalan bile çocuğun size olan güvenini sarsabilir. Bu konuda dürüst olmak gerekmektedir.Çocuklar boşanma sonrasında hangi ebeveynde kalacağı, nerede ve nasıl bir ortamda yaşayacağı konusunda bilgilendirilmelidir. Görüşme düzeninizin nasıl olacağına hep birlikte karar vermeniz gerekir. Çocukların bu süreçteki taleplerini hassasiyetle karşılamalı ve çiftlerin aynı evde yaşamaması durumunda çocuğun hala annesi ve babası olduğunuzu, onu her zaman sevip ve koruyacağınızı belirtmeniz gerekmektedir. Yaşanan bu sıkıntılı sürecinde en kısa sürede biteceğini ve bu duruma katlanması gerektiğini söylemelisiniz.Boşanma sonrası çocuk evden ayrılan ebeveyne karşı kaygı ya da öfke duyabilir ya da evden ayrılan ebeveyni özleyebilir. Bu gibi durumlarda mutsuzluk, içe kapanma gibi duygular yaşayabilir. Bu gibi durumda çocuğun okul, sağlık gibi problemlerinde her iki ebeveyn çocuğun yanında ve destek olmalıdır. Sevgi hiçbir şekilde esirgenmemelidir. Ev içinde yaşanılan düzen eskisi gibi devam etmelidir. (yatma, kalkma, ders çalışma, televizyon izleme saatleri, yemek yeme saatleri vb.)Boşanan eşler, aralarında yaşanan kötü olaylara rağmen arkadaş olmaya gayret göstermeliler çünkü ne kadar boşanmış olsalar da çocukları için ister istemez görüşmek zorundadırlar. Boşandıktan sonra ebeveyn olma sorumluluğu unutulmamalı. Anne ve babanın boşanma sonrası görüşmelerinde birbirlerine olan kızgınlıkları çocuğa yansıtılmamalıdır. Ebeveyn kimi zaman çocukta oluşan problemlerde birbirlerine danışmalıdır. Çocuk için ortak çözüm bulup, ortak kararlar almaları gerekmektedir.Boşanma sonrası ebeveyn çocuğuna daha fazla zaman ayırmalıdır. Anne ve baba çocukla ilgilenirken yaşadıkları ekonomik, psikolojik, sosyal problemleri bir kenara bırakmalıdır. Çocuğa olumsuz hiç bir problem yansıtılmamalıdır. Çocuk anne ya da babadan ayrı yaşasa dahi kendisine önem verildiğini sevildiğini hissetmelidir. Düşüncelerine, fikirlerine önem verilmelidir. Problemi olduğunda dinlemelidir. Fakat bu çocuğun her istediğini yapmak anlamına gelmemektedir. Boşanmanın ardından anne babalar çocuğu kendi taraflarına çekmek için onun istediği her şeyi yapma yanılgısına düşmemelidir. Çocuk taraf tutmak için zorlanmamalıdır. Çocuk her iki ebeveyniyle serbest ve kaliteli zaman geçirmelidir. Bu durumu daha kolay atlatabilmesi için keyifli aktivitelerde bulunabilir. Örneğin; Hafta içi annede kalan bir çocuk ödevlerini yaparken akşam annesiyle sinemaya gidebilir, aynı şekilde hafta sonu babayla ödevlerini yapan çocuk yine akşam babasıyla sinemaya gidebilir. Yapılan aktivite ya da sorumluluk planları hafta içi ya da hafta sonu diye sınırlandırılmamalıdır. Çocuk her iki ebeveynle sorumluluk ve aktivite paylaşımında bulunmalıdır.Evden ayrılan ebeveyn çocukla kararlaştırdıkları saatte ve günde görüşmeye özen göstermelidir. Unutmayın çocuk sadece evde yaşadığı bir bireyden değil, almış olduğu modelden de ayrılmış olur. Kendisini değersiz ve sevilmeyen birisi hissetmemesi için verilen sözler ve alınan kararlar yerine getirilmelidir. Eğer ebeveyn görüşme gününde bir mazeret gösteriyorsa bunu açık, dürüst ve anlaşılır bir dille çocukla paylaşmalıdır. Çocuğa kesinlikle yalan söylememelidir. Yalan söylendiği takdirde çocuk ebeveynin onunla görüşmek istemediğini düşünerek öfke ya da kaygı duyguları yaşayabilir.Boşanma sonrası çocukta derslerinde başarısızlık, uyku ve yeme bozuklukları, öfke problemleri, kendine ya da başkasına zarar verme, içe kapanma, arkadaşlarıyla iletişim kuramama gibi problemler oluşabilir.Bu gibi durumda ebeveyn çocuğa kızmamalıdır. Aile bu süreçte hata yapmamalıdır. Bu süreçte çocuğa karşı gösterilecek en ufak hata daha büyük sorunlar doğurabilir. Eğer mücadele edemeyecek gibi hissediyorsanız boşanma öncesi ya da sonrasında mutlaka bir psikoloğa danışıp yardım almalısınız.Evliliklerinde sorun yaşayan eşler, ilk çare olarak boşanmayı düşünmektense, profesyonel yardım almayı denemeli. Boşanmaya kesin karar verildiğinde, çocukların bundan nasıl etkileneceği düşünülerek planlı hareket edilmelidir. Çünkü bu süreçte neler olup bittiği, bundan sonraki yaşam düzeninin ne olacağı son derece önemlidir.Uzm.Klinik Psikolog Gökçe Kayalargokcekayalar5@gmail.com

Ne Zaman Psikolojik Destek Almalıyım?

Psikolojik destek,yaşamın her evresinde her bireyin edinmesi gereken oldukça önemli bir hizmet. Nasıl ki barınma, beslenme, dinlenme gibi temel fizyolojik ihtiyaçlarımızı karşılıyorsak ruhsal ihtiyaçlarımızın da karşılanması gerekiyor. İnsanoğlu gündelik yaşam içerisinde pek çok psikolojik etkenle bir arada yaşıyor. Özellikle metropollerde maruz kalınan psikolojik uyaranlar çok daha fazla.Ekonomik güçlükler, trafik, işsizlik, şiddet, iletişim aksaklıkları, travmatik olaylar, kazalar, saldırılar, hastalıklar insanları olumsuz etkiliyor. Pek çok olumsuz etkene doğrudan veya dolaylı olarak maruz kalıyoruz. Sosyal medya, televizyon gibi kaynaklar da global düzeyde pek çok olumsuzluğa maruz kalmamıza neden oluyor. Bugün bulunduğumuz noktadan dünyanın bir başka ucunda gerçekleşmiş bir olaydan etkilenebiliyoruz. Dolayısıylapsikolojik destekihtiyaçlarımız da artıyor.Kişisel yaşam, akademik başarı ve kariyer gelişiminden başlayarak pek çok alan ve konuda insanlar psikolojik hizmetlere başvuruyor. Bu sayede sorunlar kronikleşmeden veya performansı ketlemeden ihtiyaç duyulan önlemler alınmış oluyor.Pek çok birey kendini ifade edebilmek ve dinlenebilmek için bir uzmanla konuşmak istiyor. Konuşmak, objektif ve yargısız bir yaklaşımla dinleniyor olmak kişiye kendini iyi ve güvende hissettiriyor.Artan önemine ve duyulan ihtiyaca rağmen psikolojik hizmetlerle ilgili önyargılar da hala devam ediyor.Psikolojik destekbaşvuruları çoğunlukla destek ihtiyacı kaçınılmaz hale geldiğinde yapılıyor. Psikolojik desteğe başvuran bireyler belki yıllardır baş etmeye çalıştıkları yaşantısal problemleri destek sayesinde kısa sürede atlatmak istiyor. Oysa yıllarca ötelenmiş bir ihtiyacın istenilen düzeyde karşılanabilmesi de zaman gerektiriyor.Zamanında destek alınması ise sorunlar oluşmadan önleyici müdahale sağlıyor. Bu açıdan psikolojik danışmanlık hem önleyici hem de iyileştirici rol oynuyor.Stres ve problemler de herkesin hayatında etkilidir. Ayırıcı kriter, kişinin stresin üstesinden gelip gelemediğidir. Halledemediğini bildiği halde, ‘kendim hallederim / kendim halletmeliyim’ düşüncesi genellikle kişiyi psikoterapiye başvurmaktan alıkoyar. Problem devam ettiğinde, ciddiyetini, etki alanlarını koruduğunda ve kişi sorunların üstesinden gelemediğinde beklenen sonuçlar ortaya çıkar: Hayat kalitesinde bozulmalar, aile ve sosyal ilişkilerde zedelenmeler, iş performansında kötü yönde etkilenmeler başlayabilir. Kişi yaşadığı problem ile başa çıkabilmek için madde ve / veya alkol kullanımına yönelebilir. Hatta uzun süren problemlerin içinde kişi kayıplarının farkında bile varmadan kötüleşen hayat tarzına alışabilir.Hastalığı olan ya da duygusal bazı zorluklar yaşayan kişiler etiketlenme korkusuyla da çoğu zaman profesyonel yardıma başvurmazlar. Hastalığı nedeniyle toplum tarafından küçümseneceğini, dışlanacağını düşünürler. Psikoterapi veya ilaç tedavisine başlasalar bile önerilen tedaviyi uygulamazlar. Bu da sorunların zamanla kronikleşip daha da ağır hale gelmesine sebep olur.Genellikle kronik problemler duygusal rahatsızlıklara yol açmaktadır. Böyle durumlarda kişi hem devam eden problemlerde hem de rahatsızlığın getirdiği sıkıntılarla ve yol açtığı kısıtlılıklarla uğraşmak zorunda kalır. Hiçbir çıkış yolu olmadığının düşünüldüğü ve psikiyatrik rahatsızlıkların eşlik ettiği durumlarda ise ciddi kayıplar yaşanabilmektedir. Dolayısıyla kişinin kendinin tanıması ve ne zaman kendini aşan bir problemle karşılaştığını ve yardım alması gerektiğini bilmesi gerekir.SeanslarTerapinin hedeflerini ve ne sıklıkta ne kadar görüşüleceğini danışan ve psikolojik danışman birlikte planlar. Çoğu seans haftada 1 kez yapılır ve yaklaşık 1 saat sürer. Psikoterapi acil durumlara yönelik kısa dönemli olabileceği gibi daha karmaşık, çoktandır devam eden sorunlara dönük uzun dönemli de planlanabilir. Bireysel, aile, çift ve grup terapileri şeklinde gerçekleştirilebilir. Psikoterapi hayatın her dönemi için yetişkinler, çocuklar ve ergenler için profesyonel bir destek ve tedavi yoludur.Gizlilik İlkesiHastanın izni olmadan danışanın durumunu, anlattıklarını başka şahıslarla paylaşmamak psikoterapinin en temel ilkesidir. Normal şartlarda terapi ilişkisi özgün, içten ve profesyonel bir ilişki olarak planlanır. Terapi ilişkisinin bu niteliklerini bozacak sosyalleşmeler, samimi ve fiziksel yakınlıklar, çıkar ilişkileri psikoterapinin temel değerleriyle uyuşmaz.İlaç mı Psikoterapi mi?İnsanların zihninde ilaçla mı terapiyle mi iyileşecekleri konusunda bir karmaşa olabilir. Birçok psikolojik rahatsızlığın tedavisinde ilaç tedavisi ve psikoterapinin birleşimi tek başına kullanılmalarından çok daha iyi sonuç verir. Bu, hastanın terapistine danışarak alacağı ortak bir karardır.Şu durumlarda psikolojik destekalmalıyız;15 gün ve dahauzun süren depresyon, çöküntü, moral bozukluğu gibi hallerden çıkmak istediğinizde,Yaşama enerjinizin tükendiğini hissettiğinizde,Bütün temelvaroluşsal sorunlarınız da, kimlik ile ilgili kafa karışıklıklarında kendinizi yeniden gözden geçirmek için,Takıntılı düşünce ve davranışlardan kurtulmak için,Yaşamınızı zehirleyen, engelleyen, bloke eden her türlü korkuve endişeylebaş etmek için,Yaşamkalitenizi yükseltmek,üretken ve verimli bir yaşama geçmek için,Dikkat ve konsantrasyon ile ilgili problemlerlebaşa çıkmakistediğinizde,Kendinizi daha iyi ve daha yakından tanımak ve potansiyellerinizi keşfetmek istediğinizde,Evlilik hayatınızla ilgili sorunların çözümü için,Öz güveninizi arttırmak, kendinizi gerçekleştirmek ve yaşamda başarıyı yakalamak istediğinizde,Çocuklar ve ergenlerle ilgili sorunların çözümü için,İlişkilerle ilgili yaşadığınız her tür sorunu çözümlemek için,Karşı cinsle ilişkilerde, kaliteyi arttırmak için,Boşanma öncesi ve sonrası danışmanlık almak için,Cinsellikle ilgili her türlü soru ve sorunun çözümü için ve daha birçok problemin çözümü için psikolojik destek alınabilir.Psikolojik hizmetlere başvurmak için spesifik bir problem yaşıyor olmaya gerek yok. Duygu, düşünce ve bunların etki ettiği davranışlar üzerine konuşmak için de destek alınabilir. Ancak çoğunlukla destek talebi psikolojik sorunlar kaçınılmaz bir hal aldığında yapılır. Kimi zaman bu belirtiler kişinin kendisini rahatsız eder. Kimi zamansa belirtiler çevre tarafından fark edilir ve kişi bir uzmana yönlendirilir.Bazen hem kişi hem de çevre durumun farkındadır. Kimi bireyler psikolojik hizmetlerden destek almakta son derece gönüllüdür, kimi bireylerse bu ihtiyacı göz ardı etmektedir. Durum hangisi olursa olsun destek alacak kişininpsikolojik destekalmaya gönüllü olması tedaviyi olumlu etkilemektedir.Depresyon, anksiyete, fobi, mani, dikkat eksikliği, travma, yas, boşanma gibi psikolojik problemlerde profesyonel destek alınmaktadır. Ancak psikolojik desteğe ihtiyaç duyulan çoğu problem erken müdahale ile önlenebilmektedir. Eğitimde, öğretimde, kariyer gelişiminde, iletişim ve sosyal becerilerde de psikolojik hizmetlerden faydalanılabilmektedir.
Merve AKCURA 31.01.2022