1. Uzmanlar
  2. Eray ARSLAN
  3. Blog Yazıları
  4. Görünmez Düşman: Depresyonun Derinliklerine Bir Bakış

Görünmez Düşman: Depresyonun Derinliklerine Bir Bakış


Depresyon, modern yaşamın stresi ve zorlukları altında giderek artan bir zihinsel sağlık sorunudur. Her yaştan insanı etkileyebilen bu durum, kişinin ruh halini, düşüncelerini ve davranışlarını derinden etkileyebilir. Bu yazıda, depresyonun ne olduğunu, belirtilerini, nedenlerini, türlerini, yaygınlığını, etkilerini, tedavi seçeneklerini ve başa çıkma stratejilerini ayrıntılı bir şekilde ele alacağız.


Depresyonun Tanımı ve Kapsamı:

Depresyon, sürekli bir hüzün, umutsuzluk ve ilgi kaybı durumudur.

Bu durum, kişinin günlük işlevlerini yerine getirmesini zorlaştırabilir ve yaşam kalitesini önemli ölçüde düşürebilir. Depresyon, klinik olarak tanımlanmış bir hastalık olarak kabul edilir ve DSM-5 (Duygudurum Bozuklukları Tanısal ve İstatistiksel El Kitabı) tarafından belirlenen kriterlere göre teşhis edilir.


Belirtiler ve Sınıflandırma:


Depresyonun belirtileri genellikle şunları içerir: sürekli üzüntü, ilgi kaybı, enerji kaybı, uyku bozuklukları, iştah değişiklikleri, konsantrasyon güçlüğü, değersizlik hissi, suçluluk duyguları ve ölüm veya intihar düşünceleri.

Depresyon farklı tiplerde olabilir, bunlar arasında majör depresif bozukluk, distimi, bipolar bozukluk ve mevsimsel duygudurum bozukluğu bulunur.


Nedenler ve Risk Faktörleri:

Depresyonun nedenleri karmaşıktır ve tam olarak belirlenmemiştir.

Genetik yatkınlık, biyolojik faktörler, kimyasal dengesizlikler, çevresel stresörler, travmatik yaşam olayları, ilişki sorunları, maddi zorluklar ve sosyal izolasyon gibi faktörler depresyon riskini artırabilir.


Yaygınlık ve Etkiler:

Depresyon, dünya genelinde yaygın bir sorundur ve her yaşta insanı etkileyebilir. Depresyon, kişinin yaşam kalitesini ciddi şekilde etkiler, işlevsellik kaybına neden olabilir, ilişkileri olumsuz etkileyebilir ve intihar riskini artırabilir. Ayrıca, depresyonun ekonomik maliyeti de oldukça yüksektir.


Tedavi Seçenekleri:

Depresyon tedavisi, bireye özgü bir yaklaşım gerektirir. İlaç tedavisi (antidepresanlar), psikoterapi (kognitif davranışçı terapi, konuşma terapisi), destek grupları, egzersiz, beslenme düzeni değişiklikleri ve alternatif tedavi yöntemleri depresyonun tedavisinde kullanılır.

Tedaviye erken başlamak ve düzenli olarak devam etmek önemlidir.


Başa Çıkma Stratejileri:

Depresyonla başa çıkmak için birçok strateji vardır. Bunlar arasında sosyal destek almak, stres yönetimi tekniklerini uygulamak, düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları geliştirmek, hobilerle uğraşmak, pozitif düşünme becerilerini geliştirmek ve profesyonel yardım almak yer alır.


Sonuç:

Depresyon, karmaşık bir zihinsel sağlık sorunudur ve ciddiye alınması ve tedavi edilmesi gereken bir durumdur. Her ne kadar depresyonla yaşamak zorlu bir deneyim olsa da, doğru destek ve tedavi ile birlikte, depresyonla başa çıkmak mümkündür. Unutmayın, depresyon tedavisi mümkündür ve herkes sağlıklı bir yaşam sürdürebilir.


TEDAVİSİ



İlaç Tedavisi:


İlaç tedavisi, depresyonun semptomlarını hafifletmek için sıklıkla kullanılan bir tedavi yöntemidir.

Antidepresan ilaçlar, beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzeltmeye yardımcı olabilir ve depresyon belirtilerini azaltabilir. Seçici serotonin geri alım inhibitörleri (SSRI'lar), serotonin ve norepinefrin geri alım inhibitörleri (SNRI'lar) ve trisiklik antidepresanlar gibi farklı ilaç sınıfları depresyon tedavisinde kullanılabilir.


Psikoterapi:


Psikoterapi, depresyonun nedenlerini anlamak, duyguları yönetmek ve olumlu davranışları teşvik etmek için kullanılan bir terapi türüdür.

Kognitif davranışçı terapi (KDT), duygudurum terapisi, psikanaliz ve davranış terapisi gibi farklı terapi yöntemleri depresyon tedavisinde etkili olabilir.

Psikoterapi, bireyin zihinsel sağlığını güçlendirmeye ve olumsuz düşünce kalıplarını değiştirmeye yardımcı olabilir.


Egzersiz:


Egzersiz, depresyonun semptomlarını hafifletmek ve ruh halini iyileştirmek için etkili bir destekleyici tedavi yöntemidir. Düzenli egzersiz yapmak, endorfin seviyelerini artırabilir, stresi azaltabilir, uyku kalitesini iyileştirebilir ve genel ruh halini yükseltebilir.

Aerobik egzersiz, yürüyüş, koşu, yüzme ve yoga gibi aktiviteler depresyonla mücadelede faydalı olabilir.


Beslenme Düzeni Değişiklikleri:


Beslenme düzeninde yapılan değişiklikler, depresyonun semptomlarını hafifletmeye ve zihinsel sağlığı desteklemeye yardımcı olabilir.

Daha dengeli bir diyet benimsemek, omega-3 yağ asitleri, folik asit, magnezyum ve B vitaminleri gibi besin maddelerini içeren gıdaları tüketmek, depresyon belirtilerini azaltabilir.

Ayrıca, alkol ve kafein gibi uyarıcı maddelerin tüketimini sınırlamak da önemlidir.


Alternatif Tedavi Yöntemleri:


Alternatif tedavi yöntemleri, depresyonun semptomlarını hafifletmek için kullanılabilecek çeşitli doğal ve tamamlayıcı yaklaşımları içerir.

Meditasyon, akupunktur, masaj terapisi, aromaterapi, bitkisel takviyeler ve sanat terapisi gibi yöntemler, depresyonla mücadelede destekleyici olabilir.

Ancak, bu tür tedavilerin etkinliği ve güvenliği konusunda daha fazla araştırma gereklidir.


Sonuç:


Depresyon, karmaşık bir zihinsel sağlık sorunudur ve tedavi edilmesi önemlidir.

İlaç tedavisi, psikoterapi, egzersiz, beslenme düzeni değişiklikleri ve alternatif tedavi yöntemleri gibi farklı yaklaşımların kombinasyonu, depresyonun semptomlarını hafifletmek ve yaşam kalitesini iyileştirmek için etkili olabilir.

Ancak, her bireyin tedaviye yanıtı farklıdır ve en uygun tedavi seçeneklerini belirlemek için bir sağlık uzmanına danışmak önemlidir.


Bu yazı, depresyonun tedavisi hakkında kapsamlı bir bilgi sunmayı amaçlamaktadır. Ancak, bu yazı yalnızca bilgilendirme amacı taşır ve profesyonel tıbbi tavsiye yerine geçmez. Depresyon belirtileri yaşayan herkesin bir sağlık uzmanına danışması önemlidir.


KİTAP ÖNERİLERİ



"The Noonday Demon: An Atlas of Depression" - Andrew Solomon: Bu kitap, yazarın kendi depresyon deneyiminden yola çıkarak depresyonun tarihsel, kültürel ve kişisel yönlerini inceliyor. Ayrıca, depresyonun etkileri, tedavisi ve toplumsal algısı üzerine derinlemesine bir analiz sunuyor.


"Feeling Good: The New Mood Therapy" - David D. Burns: Dr. David D. Burns, kognitif davranışçı terapiyi temel alan bu kitapta, depresyonla mücadelede etkili yöntemler sunuyor. Okuyuculara, olumsuz düşünce kalıplarını tanıma, değiştirme ve yaşam kalitesini artırma konularında pratik bilgiler ve egzersizler sağlıyor.


"The Mindful Way Through Depression: Freeing Yourself from Chronic Unhappiness" - Mark Williams, John Teasdale, Zindel Segal, Jon Kabat-Zinn: Bu kitap, mindfulness (bilinçli farkındalık) pratiklerini kullanarak depresyonla başa çıkma üzerine odaklanıyor. Yazarlar, okuyuculara mindfulness tekniklerini kullanarak duygusal dengeyi sağlama ve yaşamda daha fazla memnuniyet ve huzur bulma konusunda rehberlik ediyor.


"Lost Connections: Uncovering the Real Causes of Depression – and the Unexpected Solutions" - Johann Hari: Bu kitap, depresyonun arkasındaki gerçek nedenleri ve etkenleri ortaya koymak için kapsamlı bir araştırmaya dayanıyor. Yazar, modern yaşamın depresyon üzerindeki etkilerini ve toplumsal çözümleri tartışıyor.


"Reasons to Stay Alive" - Matt Haig: Matt Haig, kendi depresyon deneyimlerinden yola çıkarak kaleme aldığı bu kitapta, depresyonla mücadele sürecinde yaşadığı zorlukları ve umudu anlatıyor. İçten ve samimi bir dille yazılmış olan kitap, depresyonla mücadele eden herkes için ilham verici bir kaynak olabilir.


Bu kitaplar, depresyonla ilgili farklı perspektiflerden bakmayı sağlayacak ve okuyuculara hem bilgi hem de ilham verecektir.



Yayınlanma: 18.04.2024 20:14

Son Güncelleme: 18.04.2024 20:14

#depresyon#depresif#depresyon ilaç#depresyon tedavisi#depresyon tedavi#depresif duygudurum
Psikolog

Eray

ARSLAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
5 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Depresif Bozukluklar
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 600
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 45 dk
ücret 1000
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Ağrılarınız mı var, psikolojik olabilir!

Ağrılarınız mı var, psikolojik olabilir!Şeyda Sultan ZENGİN27 Ocak 2019, PazarTakotsubo kardiyomyopatisi; aşırı üzüntü sonucu kalp kasının aniden zayıflaması hastalığıdır. Diğer adı; kırık kalp sendromu.Kalbinizi korumanın yollarından biri balık-ceviz gibi besinler tüketmek iken, bir yolu da kalbinizi üzmemekten geçer. Fizikî ağrılar ve duygular birbiriyle ilişkilidir. Vücudumuzda hem ağrıyı hem de duyguları kontrol eden nörotransmiterler vardır; ‘serotinin ve norepinefrin’dir. Bu transmitterlerdeki bozukluklar hem depresyona hem de fizikî ağrılara sebep olabilmektedir.İnsanın ruh hâlindeki değişmeler; migren, kalp çarpıntısı, sırt ağrısı ve eklem ağrısı gibi fizikî belirtilerin görülmesine sebep olabilir. Veya var olan hastalıkları arttırabilir. Dahası bu belirtiler büyük ihtimalle kendi kendilerine geçecek değillerdir. Tam aksine, depresyon ve benzeri hâl tedavi edilmediği takdirde bu belirtiler de tehlikeli boyutlara ulaşabilir. 2007 yılında Norveç’te yapılan bir araştırma ciddî depresyon rahatsızlığı olan insanların, kalp rahatsızlıkları, inme, solunum yolu rahatsızlıkları, sinir sistemi ile ilgili rahatsızlıklar gibi belli başlı durumlardan hayatlarını kaybetme oranlarının diğer insanlara göre daha fazla olduğunu belirtmiştir.Depresyonun bedene etkisi daha çok stres hormonlarının aşırı salgılanması yoluyla olur. Depresyonda iki stres hormonu vardır ve ikisi de artar. Bunlar adrenalin ve kortizondur. Bu hormonların artmasına bağlı olarak da bazı fizikî değişiklikler olur. Meselâ kortizon hormonu fazla arttığında kişinin kan yağlarında artış söz konusudur. Yine kortizonun etkisi olarak şekerin gereksiz yere kana fazla salgılanması ve buna bağlı şeker yükseklikleri oluşur. Yani şeker hastalığı..Araştırmalardan faydalanarak bu fizikî belirtileri şöyle sıralayabiliriz;• Göğüs ağrısıEn başta kalp, akciğer veya mide problemlerinin bir belirtisi olabilir, bu yüzden doktora gitmekte fayda var. Bazen de, bu bir depresyon belirtisidir. Depresyonda adrenalin ve stres hormonlarının fazla salgılanması kalbin gereksiz yere aşırı hızlanmasına ve yorulmasına sebep olabilmektedir. Hatta depresif bir insan sabahları kalp atış sesine bile uyanabilir. Hani denir ya, “onun kalbi var onu üzmeyin” Çünkü stres kalbi tetikler. Tansiyon da aynı şekildedir. Depresyon damarlarda büzüşmeye sebep olduğu için tansiyonun yükselmesine sebep olabilir.• Yorgunluk ve tükenmeÇok yorgunluk hissediyorsanız, günlük görevleriniz için enerjiniz yoksa, (yeterince uyuduğunuzda veya dinlendiğinizde bile), depresyonda olduğunuzu gösteren bir işaret olabilir. Depresyon ve yorgunluk bir araya geldiğinde, her durumun daha kötü görünmesini sağlar. Depresyonunuz daha dikkat çeker.• Ağrıyan kaslar ve eklemlerDevam eden ağrı ile yaşadığınızda, depresyon riskinizi arttırabilir. Depresyon aynı zamanda acıya da yol açabilir, çünkü her iki şartta beyindeki kimyevî habercileri paylaşır. Depresyonda olan insanların düzenli olarak ağrıya yakalanma ihtimali sağlıklı insanlara göre üç kat daha fazladır. Meselâ fibromiyalji (eklemlerin ağrıması) hastalığı, biraz da psikolojiktir, strese bağlıdır.• Baş ağrısıBir çalışma, majör depresyonu olan kişilerin migren geçirme ihtimalinin üç kat daha fazla olduğunu ve migrenli kişilerin depresyona girme ihtimalinin beş kat fazla olduğunu göstermektedir.• İştah veya kilodaki değişikliklerBazı insanlar depresif olduklarında daha az acıkırlar. Bazıları ise yemeyi bırakamaz. Sonuç, enerji eksikliği ile birlikte kilo alımı veya kaybı olabilir.• Sırt ağrısıSırt ağrısı düzenli olarak tekrar ettiğinde, depresyona katkıda bulunabilir. Sırtınız veya beliniz her daim kendini hatırlatacak derecede ağrıyorsa ve doktorunuz bir sorun göremiyorum diyorsa, hayatınızdaki stres faktörlerini bir gözden geçirmenizde fayda var.• UykuDepresyondayken kişinin uyku düzeni bozulabilmektedir. Uykuya dalma sorunu, dalamama, dalsa da sık sık uyanma tarzında sorun söz konusu olabilir. Aşırı derecede fazla uyuma da kendini gösterebilmektedir.• Nefes darlığıKişi aşırı stres altında kaldığında yeterince oksijen alamıyormuş gibi hisseder. Derin derin nefes alma ihtiyacı duyar, ama alamaz. Nefesi yarım kalır.• Heyecanlı ve huzursuzUyku problemleri veya diğer depresyon belirtileri sizi bu şekilde hissettirebilir. Yerinde duramama, veya tam tersi hiç hareket etmeden yatma/oturma davranışı gözlemlenir.• Sindirim problemleriBeynimiz ve sindirim sistemimiz güçlü bir şekilde bağlantılıdır, bu yüzden stresli veya endişeli olduğumuzda çoğumuz karın ağrısı veya mide bulantısı çeker.Depresyon bağırsaklarınızda da baş gösterebilir. Bulantı, hazımsızlık, ishal veya kabızlığa sebep olur. Strese bağlı olarak birçok insan kabızlık sorununu çekmektedir. Her seferinde farklı besinlerle kendini iyi etmeye çalışır, ancak stresini azaltmaya çalışmak aklına gelmez. Eğer bu belirtiler uzun süre sizde varsa ve doktorunuz bir sorun yok diyorsa, kendinizi iyi etmeye bakın.Depresyon öyle bir rahatsızlıktır ki kendisini sadece ruhî ve zihnî olarak göstermez. İnsan bedenine de etki eder. Ve bunun bir sebebi stres hormonlarının aşırı salgılanmasıdır. Bediuzzaman diyor ya, ‘fıtrat ve vicdan yalan söylemez’ diye. Aynen öyle, bir sorun varsa fıtrat bunun üstünü örtmüyor hemen söylüyor. Biz zihnen kendimizi iyiyim diye kandırmaya çalışsak da, vücudumuz bir şeylerin ters gittiğini yukarıdaki belirtilerle haber verir.Tavsiyemiz, hiçbir şey sizden daha önemli değil, emanetleriniz olan kalbinize ve ruhunuza iyi bakın. Onları amaçları doğrultusunda kullanın, gereksiz streslerden kaçınmaya çalışın. Vücudunuzu iyi dinleyin ve kendinizi iyi etmenin yollarını bulun.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .

YENİ DÜZEN DÜZENİMİ BOZDU: EVE HAPSOLAN BEDENLERİMİZ Mİ YOKSA HAYALLERİMİZ Mİ?

Pandemi süreci herkesin hayatını etkiledi ve kısıtladı. Üniversiteye başlayanlar, üniversitesinin son yılı için bir sürü planı olanlar, iş yerini büyütmek isteyenler, yeni mezunlar, sağlık çalışanları, yeni iş yeri açanlar, düğün yapmayı düşünenler, gezme planları yapanlar, bütün ideallerim tepetaklak oldu diyenler… Her insansın önceliği, önem verdiği konular farklıdır. Yukarıda yazdığım bazı şeyler kimine önemsiz gelirken kimisi için en büyük problem olabilir kimisi de benim problemimin farkında bile değiller diyebilir. Pandemi süreci herkesi yeni bir normale sürükledi ve şu an herkes bir bocalamanın içinde. Nasıl bir düzen oturtacağını, nasıl bir gelecek planlayacağını bilemez durumda. Bu durum kimini çaresizliğe sürüklerken kimi içinse yalnız kalıp asıl isteklerini keşfettiği bir süreç oldu. Peki kendini çaresiz hissedeneler ne yapmalı? Mutsuzum, sıkıldım, bunaldım, körelip kalacağım, hiçbir işe yaramıyorum, kendimi geliştireceğim hiçbir şey yok, elim kolum bağlandı diyerek umutsuzluk havuzunda boğulmalı mı? Yoksa bu havuzdan çıkmanın bir yolunu mu bulmalı?“Peki nasıl çıkacağım buradan?” diye sorarsanız eğer, size üzerinde düşünmenizi istediğim birkaç soru sormak istiyorum: “Sürekli evdeyim, her günüm bir diğerinin aynı” mı diyorsunuz? Peki gerçekten öyle mi? Sizi tatmin edecek kadar büyük bir şey olmasa da günlerinizde farklı hiçbir şey yok mu? Gerçekten hiçbir şey yapmıyor musunuz? (herhangi bir ev işi, kitap okumak, müzik dinlemek, bulmaca çözmek, televizyon seyretmek vs.) “Yapabileceğim, kendimi geliştireceğim hiçbir şey yok ki!” mi diyorsunuz? Herhangi bir eğitim, bir seminer, bir kurs… Artık her şey online’a döndü, hadi mazeret bulmayı bırakalım ve son olarak şu soru üzerine düşünelim:Bu yazıyı okumayı bitirdikten sonra günlük yaşantınıza geri döndünüz, gece oldu ve uyumak için yatağınıza yöneldiniz. Tüm ev sessiz kaldığında ve siz huzurla uyuyorken gece bir mucize gerçekleşiyor. Probleminiz tamamen ortadan kalkıyor ama siz uyurken bu mucize gerçekleştiği için mucizenin gerçekleştiğini bilmiyorsunuz. Peki o halde soruyorum; ertesi sabah uyandığınızda gece mucizenin gerçekleştiğini nereden anlarsınız? Mucizenin gerçekleştiği gecenin sabahında gününüz nasıl geçer? Neler yaparsınız?Terapi bir lüks değil bir ihtiyaçtır. Terapi esnasında bu soruları ve cevaplarınızı inceleyerek bu hususlar üzerine konuşabilmek için bir psikologla iletişime geçin.Eğer ki bir şeyleri değiştirmek istiyorsanız ve harekete geçmeye niyetlenmişseniz asla geç değildir, yeter ki harekete geçmek ve değiştirmek isteyin. İçinde bulunduğunuz bu süreçte yalnız değilsiniz, tüm dünya aynı süreçten geçiyor ve bu süreç bir gün sona erecek.

Tükenmişlik

Son zamanlarda gerek televizyondan gerek sosyal medyadan veya çevreden tükenmişlik sendromunu oldukça fazla duymaktayız. Peki nedir bu tükenmişlik sendromu ? İş yükünün fazla olması, uzun mesailer, yapılamayan izinler, çalışılan ekiple yaşanan problemler, yöneticilerin zorlaması ve hatta mobingi, bitirilemeyen projeler, rekabet odaklı iş ortamı, gelecek kaygısıderken iş hayatında oldukça fazla problem yaşıyoruz. Bu zorluklar sebebiyle çoğu zaman sabah kalktığımızda mutsuz, gergin ve huzursuz hissediyoruz.Ayrıca bu motivasyon eksikliği ve ruh halimiz iş hayatı dışında sosyal ilişkilerimize ve hatta hayatımızın her alanına sıçrıyor.Tükenmişlik sendromunu ilk olarak 1974’te Herbert Freudenberger başarısızlık, yıpranmışlık, güç ve enerji düzeyinin azalması, tatmin edilmez isteklerin oluşması sonucunda bireyin içsel kaynaklarında oluşan tükenmişlik durumu olarak tanımlamıştır. Tükenmişlik sendromu bireylerin sıradan, normal hayatlarında yaşadıkları stres ve bunaltıdan çok daha zorlayıcı bir ruhsal durumdur. Kişilerin günlük hayatını sürdürmelerine engel olur ve işlevselliğini kısıtlar. Bireyler bitmek bilmeyen bir yorgunluk hali, mutsuzluk, ve halsizlik hissi yaşar, işler ve hayat anlamsız hale gelir. Kişiler yataktan çıkmaktan dahi zorlanır.Tükenmişlik sendromu belirtilerini üç farklı grupta toplayabiliriz. Fiziksel belirtileri baş ve boyun ağrısı, sırt ve kas ağrısı, halsizlik, yorgun hissetme, karın ağrısı, uyku ve yeme düzeninde değişiklik, enerji kaybı şeklinde sıralayabiliriz. Duygusal olarak bireyler başarısız, umutsuz, tedirgin, endişeli, sabırsız, tahammülsüz veya daha sinirli, depresif , hayal kırıklığı, boş ve anlamsız, değersiz veya yetersiz, duyarsız hissedebilirler. Davranışsal belirtileri sorumluluklarından kaçınma, kendini dışarıya karşı izole etme, işe geç kalma veya hiç gelmeme, iş dışı arkadaşlık ve romantik ilişkilerde bozulma, karar vermede güçlük, dikkatsizlik, erteleme, alkol ve madde kullanımında artış, hareketlerde anormal yavaşlama veya hızlanma, iş yerinde öfke patlamaları yaşama şeklinde sayabiliriz. Bireyler tükenmişlik sendromu yaşarken depresyon ve anksiyete gibi ruhsal problemlere de daha yatkın hale gelebilirler.Ayrıca uzun süre tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerde stres kaynaklı kalp rahatsızlıkları, diyabet, uyku problemleri veya bağımlılık görülebilir.Bireylerin iş hayatının zorluğu, mesleklerin stresli olması veya çok ve yoğun çalışmanın yanı sıra son zamanlarda mükemmeliyetçilik ruhu, başarı ihtiyacı ve anksiyete sebebiyle de tükenmiş sendromu yaşandığı gözlemlenmiştir.Tükenmişlik sendromu yaşayan bireylerin durumlarını bazı evrelere ayırabiliriz. İlk evrede bireyler kendini oldukça heyecanlı, motive ve istekli hisseder. Hayal kurar, kariyer planlaması yapar ve yoğun bir çalışma hayatının içine girer. İkinci evrede bireylerde istek ve mutluluğun azaldığı gözlemlenir. Kişiler artık mesleğini icra ederken tatmin olmamaya başlar. Kendini yorgun hisseder. Küçük sorunlar bile batmaya başlar. Üçüncü evrede bu yoğun çalışma nedeniyle bireyler kendi ihtiyaçlarını ihmal etmeye, düzenli uyku ve sağlıklı beslenme ya da öz bakımına dikkat etmemeye başlar. Dördüncü evrede bireyler işi ya da sorumluluğu olmadığını düşündüğü sosyal hayatına, arkadaşlarına ve ailesine zaman ayırmayı bırakır. İçine kapanır ve kendini yalnızlaştırır. Bir sonraki evrede bireyler hayatının kontrolünü kaybettiğini hissetmeye başlayabilir. Altıncı evrede bireyler içlerinde boşluk veya endişe hisleri taşır. Bu aşamada yalnızlık, boşluk ve endişe duygularıyla baş edebilmek için alkol ve madde kullanımı gibi davranışlarda artış görülebilir. Bireyler bir sonraki evrede depresif ve umutsuz hissetmeye başlar. Kendilerini hayatlarının anlamlarını kaybetmiş gibi hissedebilirler. Son evrede ise artık zihinsel ve fiziksel çöküş yaşarlar. Peki bu tükenmişlik sendromuyla nasıl başa çıkabiliriz ? Her ruhsal problemde olduğu gibi ilk önce bireyler bir sorun olduğunu kabul etmeli ve bir ruh sağlığı uzmanından yardım almalıdır. Tükenmişlik sendromu da her ruhsal problem gibi ciddi olarak ele alınmalıdır. Aslında tükenmiş sendromunda en önemli adımlardan biri henüz tükenme (burn out) yaşanmadan kişinin yaşadığı değişiklikleri ve problemleri hissettiğinde yardım alması da oldukça önemlidir. Tükenme yaşandıktan sonra da tabi ki bireyler mutlaka ve hatta daha yoğun bir şekilde bir ruh sağlığı uzmanına başvurmalıdır. Ruh sağlığı uzmanı gerekli görürse bir psikiyatrik yönlendirme yapabilir ve ilaç tedavisi uygulanabilir. Bunun dışında bireyin psikolojik danışma yardımı alması da oldukça önemlidir.Bu süreçte bireylerin düşünce yapısı incelenir ve kendilerinin göremediği seçeneklerin var olduğunu fark etmelerine yardımcı olunabilir.Nefes egzersizleri iş yerinde çalışma anında küçük molalarda uygulandığı zaman bireylere oldukça iyi gelebilir. Bunun dışında bireylerin fiziksel egzersizler yapması da önemlidir. Sabahları yürüyüşe çıkmak veya iş çıkışı spora gitmekbireyleri oldukça rahatlatacaktır. Bunun dışında bireylere yoga ve meditasyonda önerilmektedir. Dengeli ve sağlıklı beslenmek fiziksel sağlığımız dışında ruhsal açıdan da bizlere oldukça faydalıdır. Ayrıca vücudumuzun uykuya da sağlıklı bir yemek ve yapılan bir egzersiz kadar ihtiyacı vardır. Düzenli uyku saatleri ve kaliteli uyku stresten uzaklaşmamıza çok yardımcı olacaktır. Bunun dışında sosyalleşmek, dışarıda arkadaşlarla yenilen bir yemek veya içilen bir kahve yukarıda saydıklarım kadar önemlidir. Kendimizi mutsuz ve stresli hissettiğimiz zamanlarda başkalarından destek görmek ve yardım istemek kendimizi iyi hissetmemize yardımcı olacaktır.İş yerinden bir süre izin alıp tatile çıkmak bu bireyleri oldukça rahatlatacaktır. Ayrıca iş dışında kendinize bir hobi edinebilir veya bir kursa yazılabilirsiniz. Böylece boş zamanlarınızda kendinizi iş hayatınızdan uzak tutmuş olacaksınız. En önemlisi ise kendinizi değerli hissettiğiniz, görev tanımları açık, yöneticilerin çalışanlarına destek olduğu ve çalışanların kendi aralarında ekip olarak iyi anlaştığı bir işte çalışıyor olmanız ve mesleğinizi icra ederken kendiniz mutlu hissetmeniz. Unutmayın ki bu problemleri sadece siz yaşamıyorsunuz. Bu yazıyı okuyorsanız yardım almayı düşünüyor olabilirsiniz. Kendiniz için attığınız bu büyük adımı bir ruh sağlığı uzmanı tarafından destekleyin. Sadece birkaç seans sonra daha iyi hissetmeye başlayacaksınız.Psikolojik DanışmanBelciz Keski
Belciz KESKİ 12.07.2023