1. Uzmanlar
  2. Merve Ece KAYHAN
  3. Blog Yazıları
  4. Nedir Bu Bir Barış, Bir Ayrıl İlişki Dinamiği?

Nedir Bu Bir Barış, Bir Ayrıl İlişki Dinamiği?

İlişki dendiği zaman aklınıza neler geliyor? Aslında çoğu insana bu soruyu sorduğunuz zaman benzer cevaplar alma olasılığınız oldukça yüksektir. Birbirini tanımayan iki kişi tanışır, birbirlerini daha yakından tanımak isterler, derin bir bağ kurma arzusu ortaya çıkar, bir ilişkiye başlarlar. Zaman geçtikten sonra ya ayrılırlar ya da ilişkiye devam ederler. Ancak yapılan son araştırmalar, genç yetişkinlerin %60’ından fazlasının bir ayrıl, bir barış ilişki dinamiği içerisinde bulunduğunu ortaya çıkardı.

Bu oranın gün geçtikçe artmaya devam etmesi, ilişkilere dair bakış açılarımızı değiştirmeye, yeniden şekillendirmeye başlıyor ve ilişkilerin doğasına dair kafamızda yeni soru işaretlerinin, kafa karışıklıklarının ortaya çıkmasına neden oluyor. Son dönemlerde bir ayrıl, bir barış ilişkilerinin dizilerde, filmlerde ve sosyal medyada oldukça sık kullanıldığını görüyoruz. Aynı zamanda yakın çevremizde de bu ilişki dinamiğine şahit olmamız, özellikle genç yetişkinlerde ilişki bittikten sonra tekrardan barışmalarının sebebinin birbirleri için çok eşsiz, özel olduklarından ve ilişkilerinin daha da güçlendiğine dair gerçekçi olmayan inançlardan kaynaklı olduğuda gözlemleniyor.

O halde konumuza geçmeden önce hemen bir yanlış bilgiyi düzeltelim. Çatışmalardan uzlaşmacı ve sağlıklı bir biçimde çıkmak ilişkileri güçlendirir, ayrılıklar değil!

Her ilişki içerisinde kavgalar edilir, çatışmalar meydana gelir, bunların yaşanması da sağlıklı olandır zaten. Sağlıklı bir ilişki için önemli olan bu çatışmalarda yapıcı ve uzlaşmacı bir tavır sergileyerek, var olan probleme karşılıklı olarak çözüm bulabilmektir. Ayrılık kararı, ilişki içerisinde çözülmesi için elinizden gelen her şeyi yaptığınız ve artık problemleri çözüme kavuşturamayacağınızı anladığınız zamanlarda, üstüne uzun bir süre düşündükten ve emin olunduktan sonra alınması gereken bir karardır. Şimdi, hep birlikte bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiğini inceleyelim.

Nedir bu bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiği?

Bu ilişki dinamiği de genel olarak bize aşina olan ilişkilere benzer olarak başlar. Partnerler tanışır, birbirlerini daha yakından tanımak isterler. Bir ilişkiye başlamaya karar verirler sonrasında çeşitli sebeplerden ötürü partnerler ilişkilerini sonlandırırlar. Belli bir müddet zaman geçtikten sonra tekrardan barışırlar. Burada partnerlerin birbirinden ayrı olarak geçirdikleri süre kısa olabileceği gibi ayrılık uzun süreli de alabilir.  İşte tam olarak burada ilişki yeniden başladığı gibi aynı zamanda bir döngüde başlamış olur. En önemli faktör partnerlerin bu dinamiği sistematik bir biçimde tekrarlamalarıdır.

Yapılan bir çok çalışmaya göre bir barış, bir ayrıl ilişki dinamiği içerisinde bulunmak, hem ilişkiye hem de ilişki içerisindeki kişilere ciddi psikolojik zararlar verebiliyor ve bu zararların yarattığı olumsuz etkiler kişilerin hayatlarını uzun vadeli olarak etkileyebiliyor. Bu döngü ortaya çıktığında ve ayrılıp, barışmaların sıklığı artmaya başladıkça, çiftler arasındaki çatışmalar fazlalaşıyor, iletişim problemleri daha çok ortaya çıkmaya başlıyor, ilişkiye ve partnere dair güven problemleri ortaya çıkıyor. Partnere karşı hissedilen duygularda değişimler meydana geliyor, kişi kendi hissettiklerinden, duygularından emin olamıyor ve kafa karışıklıkları yaşamaya başlıyor. Bu dinamik böyle devam ettikçe, kişi kendine ve ilişkiye dair yabancılaşmaya başlıyor. Sağlıklı bir ilişkinin nasıl yaşanması gerektiğini unutabiliyor ve bir gün bu kısır döngüyü kırdığı zaman gelecek ilişkilerinde de yakınlık korkusu geliştirip, gelecekteki partnerine de güvenli bağlanamayabiliyor. Aslına bakacak olursak, bir ayrıl bir barış ilişki dinamiği içerisinde bulunmak var olan ilişkiyi tehdit ettiği gibi, kişinin gelecekte var olabilecek ilişkilerine dair de bir tehdit unsuru oluşturur hale geliyor.

Derinlemesine bakmak gerekirse, bu tarz ilişki dinamikleri kendi bünyeleri içerisinde bir tür duygusal ve fiziksel suistimali de içeriyorlar. Kişiler birbirlerinden ayrı kalamayacaklarına dair gerçekçi olmayan inançlar geliştirmelerinden ötürü ayrı kalamıyorlar ancak beraber olduklarında da birbirlerine iyi gelmek yerine kötü gelmeye başlıyorlar. Böyle bir ilişki dinamiği içerisinde bulunmak ve ilişkinin yarattığı olumsuz duygularla baş etmekte güçlük çeken bazı kişilerde uzun vadede anksiyete ve depresyon gibi psikolojik rahatsızlıklar meydana gelmeye başlıyor.

İlişki nasıl bu döngüye giriyor?

Yapılan araştırmalara göre partnerlerin sağlıklı bir şekilde ayrılık konuşması yapmamaları, ara vermeye dair yapılan konuşmalar, barışma için açık kapı bırakılması, ilişki içerisindeki var olan sorunların açık bir şekilde konuşulmaması, neden ayrılık kararı alınacağına dair herhangi bir konuşmanın yapılmaması, partnerlerin birbirlerine net bir şekilde veda etmemeleri bu döngüyü başlatan faktörler arasında yer alıyor.

Partnerimizle neden tekrardan barışıyoruz?

Bu sorunun cevabı genellikle kişiden kişiye göre değişkenlik gösteriyor, bir çok kişi farklı sebeplerden eski partnerlerine geri dönme kararı alıyor. Ancak yapılan çalışmalara göre çoğu insanın eski ilişkilerine geri dönerken benzer şeyleri hissettikleri ve düşündükleri bulunmuştur. Bunların başında; kişilerin eski partnerine karşı hala içinde var olan hisleri, duyguları, eski partnerinin hayatının aşkı olduğuna dair düşünceler, yeni biriyle tanışmanın ve ilişkiye başlamanın zor olduğuna dair gerçek dışı inançlar.

Bu döngüyü kırmak mümkün mü?

Yapılan çalışmalar bize bu döngüyü kırmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Ama nasıl? Partnerlerin ayrı kaldıkları süre boyunca ilişkiyi nasıl daha güçlü ve sağlıklı bir hale getirebileceklerine dair derinlemesine düşünmeleri gerekiyor. Aynı zamanda ilişkiye dair, kendilerine dair, partnerlerine dair yeni kararlar almaları gerekiyor. Bir bakıma ilişki içerisindeki çatışmalara yol açan olumsuz davranışlarını, eylemlerini, düşüncelerini tespit edip, kendilerinde değişime gitmeleri gerekiyor. Özellikle, tekrardan barışma kararı alınmadan önce kişilerin karşılıklı olarak, bunları net ve açık bir şekilde birbirleriyle paylaşmaları gerekiyor. Yapılan çalışmalar, kendilerinde ya da ilişkilerinde tek başlarına değişime gitmekte güçlük çeken bireylerin barışma kararı almadan önce gerek bireysel gerekse çift olarak bir uzmandan destek almaları gerektiğinin önemini vurguluyor.

 

Unutmayın, terapi hayatınızdaki tüm olumsuz durum ve duyguların hayatınızdan tamamen çıkacak olması demek değildir. Ancak siz terapi ile tüm bu olumsuz duygu ve durumlarla nasıl baş edeceğinizi tamamen öğrenmiş olacaksınız.

 

 

 

 

 

 

           

 

 

 

 

 


Yayınlanma: 16.07.2022 12:38

Son Güncelleme: 16.07.2022 12:44

#ilişkiler#aşk#terapi#çift#ayrılmak#barışmak#ilişki#sevgi
Psikolog

Merve Ece

KAYHAN

Uzman Klinik Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
72 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Çevresel-Toplumsal Sorunlar
Online TerapiOnline Ter...
süre 50 dk
ücret 1500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
süre 50 dk
ücret 1500
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

EBEVEYNLİK VE SİBER ZORBALIK

Ebeveynlerinin sevgi dolu olduğunu düşünen gençlerin siber zorba olma olasılığı daha düşüktürNYU Rory Meyers Hemşirelik Koleji'ndeki araştırmacılar tarafından yapılan yeni bir araştırmaya göre, ebeveynlerini sevgi dolu ve destekleyici olarak algılayan ergenlerin siber zorbalık yapma olasılıkları daha düşüktür.Uluslararası Zorbalık Önleme Dergisi'nde yayınlanan bulgular, COVID-19 pandemisinin aile hayatında yarattığı değişiklikler göz önüne alındığında özellikle önemini görüyoruz. NYU Meyers'de doktora öğrencisi olan Laura Grunin, "Birçok genç için uzaktan eğitimin sınıf eğitiminin yerini alması ve cep telefonları ve sosyal medyanın arkadaşlarla yüz yüze etkileşimin yerini almasıyla, siber zorbalığın ortaya çıkması için daha fazla fırsat vardır" dedi çalışmanın baş yazarı. "Daha yüksek işsizlik oranları ve evden çalışan daha fazla ebeveyn sayesinde yeni aile dinamikleri ve ev stresleri de ortaya çıktı." ABD'li gençlerin yarısından fazlası siber zorbalık veya taciz, hakaret, tehdit veya dedikodu yaymayı içerebilecek çevrimiçi davranışlarla ilgili deneyimlerinin olduğunu bildiriyor. NYU Meyers'te klinik profesörü ve araştırmanın kıdemli araştırmacısı Sally S. Cohen, "Genç bir kişinin akranlarına siber zorbalığıyla ilgili hangi faktörlerin olduğunu anlamak, ailelerin, okulların ve toplulukların zorbalığı önleyebileceği veya müdahale edebileceği yöntemler geliştirmek için önemlidir" dedi.NYU Meyers'de yardımcı araştırma bilimcisi ve yardımcı doçent olan Gary Yu, çalışmayı Grunin ve Cohen ile birlikte yazdı. Araştırmacılar, Dünya Sağlık Örgütü'nün (WHO) Okul Çağındaki Çocuklarda Sağlık Davranışı anketinden elde edilen verileri kullanarak, 2009-2010'da ankete katılan 12.642 ABD'li genç ve gençten (11 ila 15 yaş arası) gelen yanıtları analiz etti (DSÖ verileri Amerika Birleşik Devletleri'nde toplanan okul çağındaki çocuklar üzerinde). Ergenlere zorbalık davranışlarının yanı sıra ebeveynleriyle olan ilişkileri de dahil olmak üzere belirli aile özelliklerine ilişkin algıları sorulmuştur. Araştırmacılar, ergenlerin ebeveynlerini ne kadar sevecen olarak algılarsa, siber zorbalık yapma olasılıklarının o kadar düşük olduğunu bulmuşlardır. Ebeveynlerinin sevgi dolu olup olmadığı sorulduğunda, "neredeyse hiçbir zaman" diyen gençlerin, ebeveynlerinin "neredeyse her zaman" sevgi dolu olduğunu söyleyenlere göre yüksek düzeyde siber zorbalık yapma olasılığı altı kat daha fazlaydı. Gençlerin ebeveynlerinin onlara ne kadar yardım ettiğini ve onları anladığını ne kadar hissettiği de dahil olmak üzere diğer duygusal destek türleri de gençlerin siber zorbalık davranışında bulunup bulunmama ihtimaline katkıda bulundu. "Bulgularımız, gençlerin siber zorbalık yapıp yapmadıklarını etkileyebilecek bir faktör olarak ebeveyn duygusal desteğinin önemine işaret ediyor - ve daha da önemlisi, gençlerin ebeveynlerinden aldıkları desteği nasıl algıladıklarıdır" dedi.Grunin "Ebeveynlere, destekleyici olduklarını düşündüklerini değil, ergenlerinin ne düşündüklerini vurgulayacağım. Ebeveynler, gençlerin siber zorbalık davranışıyla ilişkili olabileceğinden, gençlerinin ebeveyn duygusal desteği algısını ayırt etmeye çalışmalıdır" dedi. Bazı demografik faktörler de gençlerin siber zorbalık olasılığıyla ilişkiliydi. Kızların yüksek düzeyde siber zorbalık sergileme olasılığı erkeklere göre çok daha düşüktü. Irk da bir rol oynadı: Asyalı Amerikalı ergenlerin siber zorba olma olasılığı en düşükken, Afrikalı Amerikalı gençlerin beyaz gençlerden daha düşük düzeyde siber zorbalık yapma ve daha yüksek düzeyde siber zorbalık yapma olasılıkları daha yüksekti. Cohen, "Anketin yapıldığı 2010 yılından bu yana, teknoloji ve sosyal medya gençlerin yaşamlarında giderek daha yaygın hale geldi; mevcut pandemi sırasında ekran süresinin artması yeni zorluklar doğuruyor. Çevrimiçi erişim ve gönderilerdeki anonimlik, siber zorbalık için yaygın fırsatlar yaratıyor. " Araştırmacılar, eğitimcilerin, sağlık çalışanlarının, sosyal medya uzmanlarının ve gençlerin gelişiminde çalışan diğer kişilerin siber zorbalığa yönelik programlar oluştururken aile dinamiklerini dikkate almaları gerektiğini belirtiyor. Grunin, "Çalışmamız ebeveyn desteği eksikliğinin doğrudan siber zorbalığa neden olduğunu kanıtlamasa da, çocukların ebeveynleriyle olan ilişkilerinin zorbalık davranışlarını etkileyebileceğini öne sürüyor. Siber zorbalığı önlemek için müdahaleler geliştirirken bu ilişkiler göz önünde bulundurulmalıdır" dedi.ENG- Teens who think their parents are loving are less likely to be cyberbulliesAdolescents who perceive their parents to be loving and supportive are less likely to engage in cyberbullying, according to a new study by researchers at NYU Rory Meyers College of Nursing. The findings, published in the International Journal of Bullying Prevention, are especially relevant given changes in family life created by the COVID-19 pandemic. "With remote learning replacing classroom instruction for many young people, and cell phones and social media standing in for face-to-face interaction with friends, there are more opportunities for cyberbullying to occur," said Laura Grunin, a doctoral student at NYU Meyers and the study's lead author. "New family dynamics and home stressors are also at play, thanks to higher unemployment rates and more parents working from home." More than half of U.S. teens report having experience with cyberbullying, or online behavior that may involve harassment, insults, threats, or spreading rumors. "Understanding what factors are related to a young person's cyberbullying of peers is important for developing ways that families, schools, and communities can prevent bullying or intervene when it occurs," said Sally S. Cohen, clinical professor at NYU Meyers and the study's senior author. Gary Yu, associate research scientist and adjunct associate professor at NYU Meyers, coauthored the study with Grunin and Cohen. Using data from the World Health Organization (WHO) Health Behavior in School-Aged Children survey, the researchers analyzed responses from 12,642 U.S. pre-teens and teens (ages 11 to 15 years old) surveyed in 2009- 2010, the most recent WHO data on school-aged children collected in the United States. The adolescents were asked about their bullying behaviors, as well their perceptions of certain family characteristics, including their relationship with their parents. The researchers found that the more adolescents perceived their parents as loving, the less likely they were to engage in cyberbullying. When asked if their parents are loving, youth who said "almost never" were over six times more likely to engage in high levels of cyberbullying than those who answered that their parent is "almost always" loving. Other types of emotional support, including how much teens feel their parents help and understand them, also contributed to the likelihood of whether young people engaged in cyberbullying behavior. "Our findings point to the importance of parental emotional support as a factor that may influence whether teens cyberbully -- and more importantly, it is how teens perceive the support they receive from their parents," said Grunin. "I would stress to parents it is not necessarily if they think they are being supportive, but what their adolescent thinks. Parents should strive to discern their teen's perception of parental emotional support as it might be associated with youth cyberbullying behavior." Certain demographic factors were also related to teens' likelihood of cyberbullying. Girls were much less likely than boys to exhibit high levels of cyberbullying. Race also played a role: Asian American adolescents were the least likely to be cyberbullies, while African American teens were less likely than white teens to engage in lower levels of cyberbullying and more likely to engage in higher levels. Cohen added, "Since 2010, when the survey was conducted, technology and social media have become increasingly ubiquitous in teens' lives; the increase in screen time during the current pandemic poses new challenges. Online access and anonymity in posts create widespread opportunities for cyberbullying." The researchers note that educators, health professionals, social media experts, and others working in youth development should take family dynamics into account when creating programs to address cyberbullying. "While our study doesn't prove that a lack of parental support directly causes cyberbullying, it does suggest that children's relationships with their parents might influence their bullying behaviors. These relationships should be considered when developing interventions to prevent cyberbullying," said Grunin.

Psikoterapi Nedir?

Başa çıkılmaz bir stres, karmaşık ilişkiler veya kişisel gelişim zorlukları ile karşılaştığımızda, içsel dengeyi yeniden bulmak ve daha sağlıklı bir yaşam sürdürmek için psikoterapi sıklıkla kullanılan bir yöntemdir. Psikoterapi, duygusal sıkıntıları, zihinsel sağlık sorunlarını ve yaşamın zorluklarıyla başa çıkmak için kullanılan bir dizi terapötik teknikler ve stratejiler bütünüdür. Bu yazıda, psikoterapinin ne olduğunu, farklı türlerini, nasıl çalıştığını ve nasıl fayda sağlayabileceğini daha yakından inceleyeceğiz.Psikoterapi Nedir? 🧠Psikoterapi, bir terapist ya da danışman ile bire bir ya da grup terapisi şeklinde gerçekleştirilen bir tedavi sürecidir. Bu süreç, kişinin duygusal sıkıntılarını anlamasına, kişisel güçlü ve zayıf yönlerini keşfetmesine, sağlıklı başa çıkma stratejileri geliştirmesine ve daha sağlıklı ilişkiler kurmasına yardımcı olmayı amaçlar. Psikoterapi, birçok farklı teorik yaklaşıma dayanabilir ve bireyin ihtiyaçlarına, terapistin uzmanlık alanına ve terapi sürecine özgü hedeflere göre şekillenir.Farklı Türleri Nelerdir? 🌟Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT): Bu terapi, düşüncelerin, duyguların ve davranışların birbiriyle nasıl ilişkilendiğini anlamaya odaklanır. BDT, sorunlu düşünce kalıplarını tanımlamayı, sorgulamayı ve değiştirmeyi hedefler.Psikanalitik Terapi: Sigmund Freud'un kuramına dayanan bu terapi, bilinçdışı süreçlere odaklanır. Terapist, bireyin bilinçaltındaki iç dinamikleri keşfetmeye çalışır ve bu sayede duygusal rahatlama ve anlayış sağlamayı amaçlar.İnsan Merkezli Terapi: Carl Rogers'ın teorisine dayanan bu terapi, bireyin kendini gerçekleştirme güdüsünü ve içsel iyileşme kapasitesini vurgular. Terapist, bireyi kabul edici ve destekleyici bir ortamda anlamaya ve güçlendirmeye odaklanır.Psikodinamik Terapi: Freud'un çalışmalarına dayanan ancak daha modern bir yaklaşımı benimseyen bu terapi, geçmişteki ilişkilerin bugünkü duygusal sorunları nasıl etkileyebileceğini incelemeyi amaçlar.Grup Terapisi: Bir grup içinde terapi yapma yöntemidir. Bu terapi, bireylerin birbirlerinden öğrenmesini, desteklemesini ve paylaşmasını sağlar.Nasıl Çalışır? 🔄Psikoterapi, bireyin ihtiyaçlarına ve terapistin uzmanlığına bağlı olarak değişen çeşitli teknikler kullanır. Bir terapist genellikle bireye sorular sorar, dinler, refakat eder, destekler ve yönlendirir. Terapi genellikle belirli bir hedefe ulaşma çabasında geçer. Bu hedefler, duygusal rahatlama, daha sağlıklı bir düşünce yapısı geliştirme, daha sağlıklı ilişkiler kurma veya belirli bir davranışı değiştirme olabilir.Faydaları Nelerdir? 🌈Psikoterapinin birçok faydası vardır. Bunlar arasında şunlar bulunur:Duygusal Rahatlama: Terapi, duygusal yükleri hafifletmeye ve zihinsel sağlığı iyileştirmeye yardımcı olabilir.Davranış Değişikliği: Terapi, istenmeyen davranışları anlamaya ve değiştirmeye yardımcı olabilir.Öz Farkındalık: Terapi, bireyin kendi düşünceleri, duyguları ve davranışları hakkında daha derin bir anlayış geliştirmesine yardımcı olabilir.Daha Sağlıklı İlişkiler: Terapi, bireyin ilişkilerinde daha sağlıklı ve tatmin edici bağlar kurmasına yardımcı olabilir.Sonuç 🎉Psikoterapi, insanların zorluklarla başa çıkmalarına, içsel dengeyi yeniden bulmalarına ve daha sağlıklı bir yaşam sürmelerine yardımcı olan etkili bir tedavi yöntemidir. Her bireyin ihtiyaçları farklı olduğu için, terapistin destekleyici, anlayışlı ve güvenilir bir ortam sağlaması önemlidir. Psikoterapi, birçok kişi için yaşam kalitesini artıran ve duygusal refahlarını geliştiren değerli bir kaynaktır.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 20.04.2024

Aşkın Bilimsel Rehberi: Sağlıklı İlişkiler Kurmanın Sırları

Merhaba! Sağlıklı ve mutlu bir ilişki kurmak hepimizin hayali. Psikolog olarak, sağlıklı ilişkiler kurma konusunda yapılan bilimsel araştırmalara dayanan bazı önemli ipuçlarını sizlerle paylaşmak istiyorum. İlişkilerinizi güçlendirecek bazı basit ama etkili adımlara birlikte bakalım.1. İletişim ve Duygusal İfadeAraştırmalar, etkili iletişimin sağlıklı ilişkilerin temelinde olduğunu göstermektedir. Bir çalışmada, iletişim becerilerinin ilişkilerin uzun ömürlülüğünde belirleyici bir rol oynadığı bulunmuştur (Gottman & Levenson, 2000). Açık ve dürüst iletişim, partnerler arasında duygusal bağın güçlenmesini sağlar.Aktif Dinleme: Partnerinizin söylediklerine gerçekten odaklanarak dinleyin. Göz teması kurarak ve beden dilinizi kullanarak karşınızdaki kişiye onu dinlediğinizi hissettirin. Aktif dinleme, sadece duygusal bağı güçlendirmekle kalmaz, aynı zamanda yanlış anlamaların önüne geçer.Duygularınızı Paylaşın: Hislerinizi ve düşüncelerinizi açıkça ifade edin. İçinizde biriktirmek yerine, nazik ve yapıcı bir şekilde duygularınızı paylaşmak, partnerinizin sizi anlamasına yardımcı olur. Duygularınızı paylaşmak, karşılıklı anlayışı artırır ve çatışmaları azaltır. Bu, uzun vadede ilişkinizin sağlam temeller üzerinde yükselmesini sağlar.2. Güven ve SadakatGüven, sağlıklı ilişkilerin olmazsa olmazıdır. Güven eksikliği, ilişkilerde ciddi sorunlara yol açabilir. Mikulincer ve Shaver (2007), güvenin romantik ilişkilerdeki bağlanma stilleri üzerindeki etkisini araştırmış ve güvenin ilişkilerdeki bağlılığı artırdığını göstermiştir.Dürüstlük: Her zaman dürüst olun ve partnerinize karşı açık olun. Yalan söylemek, güvenin sarsılmasına neden olabilir ve ilişkide onarılması zor yaralar açabilir. Dürüstlük, ilişkideki güvenin temel taşıdır.Sözlerinizi Tutun: Verdiğiniz sözleri yerine getirmek, güveni pekiştirir. Küçük jestler ve samimi davranışlarla güven inşa edin. Güven, zamanla ve tutarlılıkla inşa edilir. Örneğin, önemli olayları hatırlamak veya partnerinizin ihtiyaçlarına duyarlı olmak, güvenin pekişmesine yardımcı olur.3. Ortak Değerler ve HedeflerSağlıklı ilişkiler, ortak değerler ve hedefler üzerine inşa edilir. Bu, ilişkilerin uzun vadede sürdürülebilir olmasını sağlar. Bir çalışmada, ortak ilgi alanlarının ve hedeflerin, ilişkilerdeki memnuniyeti artırdığı bulunmuştur (Schwarz & Hassebrauck, 2012).Gelecek Planları: Gelecek hakkında açıkça konuşarak ortak hedefler belirleyin. Ortak bir vizyona sahip olmak, ilişkide daha derin bir bağ kurulmasını sağlar. Gelecek planları yapmak, çiftlerin birlikte büyümesine ve gelişmesine yardımcı olur.Ortak İlgi Alanları: Birlikte yapmaktan keyif aldığınız aktiviteler bulun. Bu, ilişkinizi daha eğlenceli ve tatmin edici hale getirebilir. Aynı zamanda yeni şeyler denemekten çekinmeyin; birlikte farklı deneyimler yaşamak ilişkinizi canlandırabilir. Ortak hobiler, ilişkinizde bağ kurmanızı sağlar ve ortak zaman geçirmenin tadını çıkarmanıza yardımcı olur.4. Empati ve Duygusal DestekEmpati, partnerinizin duygularını anlamak ve ona destek olmak anlamına gelir. Empati, ilişkilerdeki duygusal bağlılığı artırır (Reis & Shaver, 1988).Destekleyici Olun: Partnerinizin zor zamanlarında yanında olun ve onu destekleyin. Duygusal destek, ilişkinizin sağlam temeller üzerinde yükselmesine yardımcı olur. Örneğin, stresli bir günün ardından partnerinize destek olmak için dinleyici olun ve onun duygularını anlamaya çalışın.Anlayışlı Olun: Partnerinizin duygularına ve düşüncelerine saygı gösterin. Farklı bakış açılarına sahip olmanın ilişkinizi zenginleştirebileceğini unutmayın. Anlayış ve hoşgörü, her ilişkinin ihtiyaç duyduğu önemli unsurlardır. Partnerinizin bakış açısını anlamaya çalışmak ve ona empati göstermek, ilişkinizi derinleştirir.5. Kendi Kendine YeterlilikSağlıklı bir ilişkide, bireylerin kendi kişisel alanlarına ve ilgi alanlarına da sahip olmaları önemlidir. Kendi kendine yeterlilik, ilişkide dengeyi sağlar ve bireylerin kişisel gelişimini destekler (Deci & Ryan, 2000).Kendi İlgi Alanlarınız: Kendi hobileriniz ve ilgi alanlarınız olsun. Bu, kişisel tatmininizi artırır ve ilişkinizi daha dengeli hale getirir. Kendi ilgi alanlarınıza zaman ayırmak, kişisel gelişiminizi destekler ve ilişkinize taze bir enerji getirir.Bağımsızlık: Kendi başınıza zaman geçirmek, ilişkinizi daha sağlıklı kılar. Partnerinizle birlikte vakit geçirmek kadar, kendinize de zaman ayırmak önemlidir. Bu, bireysel gelişiminizi destekler ve ilişkinize taze bir enerji getirir. Bağımsızlık, her iki partnerin de kendi kimliklerini korumasına yardımcı olur ve ilişkinin daha sağlıklı olmasını sağlar.Bonus: İlişkisel Merhamet ve ŞefkatBir ilişkinin başarısı için önemli bir diğer faktör ise ilişkisel merhamet ve şefkattir. İlişkisel merhamet, partnerinize karşı şefkatli ve anlayışlı olmayı içerir. Bir araştırmaya göre, ilişkisel merhamet gösteren çiftlerin, ilişkilerinde daha fazla tatmin ve bağlılık yaşadıkları bulunmuştur (Neff & Beretvas, 2012).Şefkatli Olun: Partnerinizin hatalarını affedin ve ona karşı şefkat gösterin. Merhametli davranışlar, ilişkinizdeki duygusal bağın güçlenmesini sağlar. Şefkatli olmak, partnerinizin duygusal ihtiyaçlarını anlamak ve onlara duyarlı olmak anlamına gelir.Anlayışlı Olun: Partnerinizin zor zamanlarında ona anlayışla yaklaşın. Bu, hem partnerinizin hem de ilişkinizin sağlığını olumlu yönde etkiler. Anlayışlı olmak, ilişkinizdeki stresi azaltır ve karşılıklı saygıyı artırır.Sağlıklı romantik ilişkiler kurmak, hem kişisel hem de karşılıklı çaba gerektirir. Bu bilimsel ipuçları ve stratejiler, ilişkinizi daha güçlü ve tatmin edici hale getirmenize yardımcı olabilir. Unutmayın, her ilişkinin kendine özgü dinamikleri vardır ve her çiftin birlikte keşfedeceği bir yolculuk vardır.Daha fazla destek ve danışmanlık için buradayım. Sağlıklı ve mutlu ilişkiler dileğiyle!Sevgiyle kalın!Nalan Esra PelitKaynaklar:Deci, E. L., & Ryan, R. M. (2000). The "what" and "why" of goal pursuits: Human needs and the self-determination of behavior. Psychological Inquiry, 11(4), 227-268.Gottman, J. M., & Levenson, R. W. (2000). The timing of divorce: Predicting when a couple will divorce over a 14-year period. Journal of Marriage and Family, 62(3), 737-745.Mikulincer, M., & Shaver, P. R. (2007). Attachment in adulthood: Structure, dynamics, and change. Guilford Press.Neff, K. D., & Beretvas, S. N. (2012). The role of self-compassion in romantic relationships. Self and Identity, 12(1), 78-98.Reis, H. T., & Shaver, P. (1988). Intimacy as an interpersonal process. In S. Duck (Ed.), Handbook of personal relationships: Theory, research and interventions (pp. 367-389). Wiley.Schwarz, S., & Hassebrauck, M. (2012). Relationship satisfaction in couples: A longitudinal study on the role of gratitude and appreciation. Personal Relationships, 19(1), 1-15.