1. Uzmanlar
  2. Ömer CEYLAN
  3. Blog Yazıları
  4. Terapi Nedir ve Terapi Süreci Nasıl Gerçekleşir?

Terapi Nedir ve Terapi Süreci Nasıl Gerçekleşir?


Psikoterapi bireylerin duygusal ve zihinsel sağlığını desteklemek, yaşadıkları sorunları ele almak ve içsel potansiyellerini keşfetmek için son derece değerli bir araçtır. Her bireyin kendine özgü ihtiyaçlarına ve yaşam deneyimlerine göre şekillenen bu kişisel yolculuk, derinlemesine anlayış ve rehberlikle ilerler. Terapi süreci, danışanın duygusal dünyasını keşfetmesine, kendini daha iyi anlamasına ve olumlu değişimler yapmasına yardımcı olur. Terapist, danışanın güvenli bir ortamda duygusal açıdan derinlemesine keşifler yapmasına olanak tanır ve içsel iyileşme sürecini destekler. Bu yolculuk, bireyin içsel gücünü ve kaynaklarını keşfetmesini sağlayarak yaşam kalitesini artırır ve kişisel gelişimine katkıda bulunur.

Terapi sürecinin başlangıcı genellikle bir tanışma seansıyla başlar. Bu seans, terapistin danışanıyla güvenilir bir ilişki kurmasını sağlar. Terapist, danışanın geçmişi, yaşam deneyimleri, ihtiyaçları, hedefleri ve endişeleri hakkında derinlemesine bilgi edinir. Bu aşamada oluşturulan güvenli ortam, terapi sürecinin temelini oluşturur ve danışanın kendini rahat hissetmesini, duygularını açmasını ve terapiye güven duymasını sağlar. İlk tanışma seansı, terapistin danışanın kişisel ve duygusal dünyasını anlaması için bir fırsat sunar ve terapi sürecinin ilerleyen aşamalarında etkili bir rehberlik sağlar. Danışanın terapistle olumlu bir ilişki kurması, terapi sürecinin başarılı olması için temel öneme sahiptir.

Terapi sürecinde düzenli olarak yapılan terapi oturumları, danışanın ilerlemesini destekler ve terapi sürecinin etkinliğini artırır. Terapist ve danışan arasındaki güvenilir ilişki, danışanın duygusal iyileşme ve kişisel gelişimini sağlamak için hayati öneme sahiptir. Terapist, danışanın ihtiyaçlarına ve tercihlerine göre en uygun terapi yöntemini seçer ve terapi sürecini buna göre şekillendirir. Bu, danışanın terapi sürecinden en üst düzeyde fayda sağlamasını sağlar.

Terapi sadece danışanın yaşadığı sorunları ele almaz, aynı zamanda danışanın güçlü yönlerini ve içsel kaynaklarını da vurgular. Terapist, danışanın içsel potansiyelini ortaya çıkarmak ve kendine olan güvenini artırmak için çeşitli terapötik teknikler kullanır. Bu teknikler, danışanın kendini daha iyi tanımasını, olumlu ilişkiler kurmasını ve yaşam kalitesini artırarak kişisel gelişim yaşamasını sağlar.

Terapi sürecinde danışan, kendi duygusal dünyasını derinlemesine keşfeder ve yaşamında olumlu değişiklikler yapar. Terapi oturumları, danışanın sorunlarını anlamasına ve çözüm yolları bulmasına yardımcı olur. Terapist, danışanın içsel kaynaklarını ve güçlü yönlerini ortaya çıkararak, onun kişisel gelişimine rehberlik eder.

Danışanın terapi sürecindeki ilerlemesi, düzenli olarak yapılan terapi oturumları ve terapistin sağladığı destekle güçlenir. Terapi süreci boyunca danışan, kendini daha iyi tanıyarak, sağlıklı ilişkiler kurarak ve yaşam kalitesini artırarak içsel bir dönüşüm yaşar. Bu süreç, danışanın duygusal dengeyi bulmasına, stresle başa çıkmasına ve daha mutlu bir yaşam sürmesine yardımcı olur.

Terapi süreci genellikle zaman alır ve sabır gerektirir. Duygusal iyileşme ve olumlu davranış değişiklikleri, süreç ilerledikçe ve danışanın içsel çalışmalarıyla birlikte zamanla gerçekleşir. Terapist, danışanın bu süreçte desteklenmesi ve motive edilmesi için kritik bir rol oynar. Terapi süreci, danışanın derinlemesine içsel keşifler yapması ve sorunlarıyla yüzleşmesi için bir fırsat sunar. Ancak bu süreçte beklenen değişiklikler hemen oluşmaz. Terapi oturumları ve terapistin rehberliğiyle birlikte, danışanın duygusal iyileşme süreci zamanla olgunlaşır. Terapist, danışanın duygusal ve zihinsel olarak güçlü kalmasını sağlamak için destekleyici bir rol üstlenir. Danışanın yaşadığı zorluklar karşısında cesaretlendirilmesi ve motive edilmesi, terapi sürecinin etkili olması açısından önemlidir. Terapist, danışanın içsel gücünü ve motivasyonunu artırmak için çeşitli terapötik teknikler ve yaklaşımlar kullanır.

Danışanın terapi sürecindeki ilerlemesi, terapistin sağladığı desteğe bağlı olarak güçlenir. Terapist, danışanın duygusal iyileşme sürecinde rehberlik ederken, aynı zamanda danışanın kendi içsel kaynaklarını keşfetmesini ve güçlü yönlerini ortaya çıkarmasını teşvik eder. Sabırla ve düzenli olarak yapılan terapi oturumlarıyla birlikte, danışanın duygusal iyileşme ve olumlu davranış değişiklikleri sağlamlaşır. Terapistin danışana sağladığı destek, terapi sürecinin başarılı olmasını ve danışanın yaşamında kalıcı olumlu değişiklikler yapmasını sağlar.

Psikoterapi süreci sabır ve sürekli çaba gerektiren bir yolculuktur. Terapistin danışana sağladığı rehberlik ve destek, danışanın içsel dönüşümünü güçlendirir ve sağlıklı bir yaşam tarzı benimsemesine yardımcı olur. Terapi süreci, danışanın kendini daha iyi anlaması, duygusal dengeyi bulması ve olumlu değişimler yapmasıyla sonuçlanır. Danışanın içsel iyileşme süreci, yakın ilişkilerde daha sağlıklı iletişim kurmasını ve daha derin bağlar oluşturmasını sağlayabilir. Terapi, danışanın ilişkilerindeki sorunları ele alarak, daha sağlıklı ve destekleyici bağlar kurmasına yardımcı olabilir. Ayrıca, terapi süreci danışanın iş yaşamına da olumlu etkiler sağlayabilir. Danışanın terapiyle kazandığı özgüven ve duygusal sağlamlık, iş performansını artırabilir ve stresle başa çıkma becerilerini güçlendirebilir. Terapi sürecinde edinilen içsel denge, iş ilişkilerini olumlu yönde etkileyerek daha başarılı bir kariyer yolculuğuna katkıda bulunabilir.

Terapiyle elde edilen kişisel gelişim, danışanın çevresindeki insanlar üzerinde de olumlu etkiler yaratabilir. Danışanın daha sağlıklı bir ruh haliyle çevresine yaydığı pozitif enerji, ilişkilerde daha olumlu etkileşimler ve destekleyici bir ortam oluşturabilir. Sonuç olarak, terapi sadece bireyin kendisi için değil, genellikle etrafındaki insanlar ve çevresi için de olumlu sonuçlar doğurabilir. Danışanın içsel denge ve sağlamlık kazanması, ilişkilerde ve iş yaşamında daha başarılı ve mutlu olmasına katkı sağlayabilir. Terapi sürecinin kişisel ve toplumsal açıdan olumlu etkileri, bireyin yaşam kalitesini artırarak geniş bir çevreye yayılabilir."

Terapi, herkes için farklıdır ve kişisel ihtiyaçlara göre şekillenir. Her bireyin yaşam deneyimleri, duygusal zorlukları ve hedefleri farklı olduğu için, terapi süreci de bu özelliklere göre özelleştirilir. Önemli olan, danışanın kendini rahat, güvenli ve desteklenmiş hissetmesidir. Terapi süreci, içsel bir yolculuğa çıkarak danışana rehberlik etmek ve potansiyelini keşfetmesini sağlamak için bir fırsattır.

Sonuç olarak terapi, danışanın iç dünyasını keşfetmesine, duygusal zorlukları anlamasına ve olumlu değişiklikler yapmasına yardımcı olur. Terapist, danışanın ihtiyaçlarına ve hedeflerine odaklanarak terapi sürecini kişiselleştirir ve danışana uygun teknikler ve yaklaşımlar sunar. Eğer terapiye başlamak ya da terapi hakkında daha fazla bilgi almak istiyorsanız, benimle iletişime geçmekten çekinmeyin. Sağlıklı günler dilerim.





Yayınlanma: 13.04.2024 20:54

Son Güncelleme: 13.04.2024 20:54

#psikoterapi#klinik psikoloji#şema terapi#varoluşçu psikoterapi
Psikolog

Ömer

CEYLAN

Uzman Klinik Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
4 Yorum
Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları
Çatışma Çözme Becerileri
Değersizlik / Boşluk Hissi
+8
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 1500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Katastrofik Düşünme: Küçük Sorunları Dev Problemlere Dönüştürme Sanatı

Katastrofik düşünceler, günlük yaşamımızı etkileyen ve bizi olumsuz bir döngüye sokabilen yaygın bir zihinsel tuzağı temsil eder. Bu tür düşünceler, genellikle gerçek dışı veya abartılı endişeleri ifade eder ve olumsuz sonuçlara odaklanarak duygusal stres ve anksiyete yaratır. Bu yazıda, katastrofik düşüncelerin ne olduğunu, nasıl tanınacağını, neden ortaya çıktığını ve bunlarla başa çıkma yöntemlerini inceleyeceğiz.Katastrofik Düşüncelerin Tanımı:Katastrofik düşünceler, olası bir tehlike veya kötü sonucun ortaya çıkacağına dair abartılı veya aşırı endişeli düşüncelerdir. Kişi, küçük bir sorunda veya endişe kaynağında en kötü senaryoyu hayal eder ve bu düşüncelerle bütünleşir.Katastrofik Düşüncelerin Belirtileri:Katastrofik düşüncelerin belirtileri arasında sürekli endişe, korku, panik ataklar, uyku bozuklukları, kas gerginliği ve odaklanma güçlüğü bulunabilir. Kişi, herhangi bir olay veya durum hakkında aşırı derecede negatif ve karamsar düşüncelere kapılır.Nedenleri ve Tetikleyicileri:Katastrofik düşüncelerin ortaya çıkmasının birçok nedeni olabilir. Duygusal travmalar, stresli yaşam olayları, düşük özsaygı, mükemmeliyetçilik eğilimleri, kontrol kaygısı ve geçmişteki olumsuz deneyimler, katastrofik düşünceleri tetikleyebilir.Katastrofik Düşüncelerle Başa Çıkma Yolları:Farkındalık Geliştirme: Katastrofik düşüncelerin farkına varmak, bu düşünceleri tanımlamak ve gerçekçi olmayan endişeleri belirlemek önemlidir.Olumlu Alternatifler Geliştirme: Olumsuz düşüncelerin yerine olumlu ve gerçekçi düşünceleri geliştirmek, olası kötü sonuçlar yerine çözüm odaklı yaklaşımları benimsemek katastrofik düşüncelerle başa çıkmada etkili olabilir.Stres Yönetimi Teknikleri: Yoga, meditasyon, derin nefes egzersizleri ve gevşeme teknikleri, katastrofik düşüncelerin yarattığı stresi azaltmaya yardımcı olabilir.Bilinçli Pozitiflik: Olumlu düşünceleri ve pozitif olayları fark etmek ve onlara odaklanmak, katastrofik düşüncelerle mücadelede önemli bir stratejidir.Profesyonel Destek: Eğer katastrofik düşünceler duygusal sağlığınızı olumsuz etkiliyorsa, bir terapist veya danışmanla çalışmak faydalı olabilir. Profesyonel yardım almak, olumsuz düşünce kalıplarını tanımlamanıza ve değiştirmenize yardımcı olabilir.Sonuç:Katastrofik düşünceler, günlük yaşamımızı etkileyebilecek yaygın bir zihinsel tuzağı temsil eder. Ancak, bu düşüncelerle başa çıkmak mümkündür. Farkındalık geliştirme, olumlu alternatifler geliştirme, stres yönetimi teknikleri ve profesyonel destek almak, katastrofik düşüncelerin etkilerini azaltmada yardımcı olabilir. Unutmayın, herkes zaman zaman negatif düşünceler yaşar, ancak bu düşüncelerin gerçeklikle ilişkisi olmadığını hatırlamak önemlidir.TEDAVİ SÜRECİKatastrofik düşüncelerle başa çıkmak için tedavi süreci genellikle şu adımlardan oluşur:Değerlendirme ve Tanı: İlk adım, bir sağlık uzmanı (psikolog, psikiyatrist veya terapist) tarafından yapılır. Uzman, bireyin yaşamında katastrofik düşüncelere neden olan faktörleri, semptomları ve duygusal durumunu değerlendirir. Ardından, depresyon, anksiyete bozukluğu veya başka bir ruh sağlığı sorunu varsa tanı konur.Tedavi Planı Oluşturma: Uzman, bireyin ihtiyaçlarına ve durumuna uygun bir tedavi planı oluşturur. Bu plan, ilaç tedavisi, psikoterapi (örneğin, bilişsel davranışçı terapi), stres yönetimi teknikleri ve yaşam tarzı değişikliklerini içerebilir.İlaç Tedavisi: Uzman, bazı durumlarda antidepresanlar veya anksiyolitikler gibi ilaçlar reçete edebilir. Bu ilaçlar, beyindeki kimyasal dengesizlikleri düzelterek ve duygusal semptomları hafifletmeye yardımcı olabilir.Psikoterapi: Psikoterapi, katastrofik düşüncelerle başa çıkmak için etkili bir yaklaşımdır. Özellikle bilişsel davranışçı terapi (BDT), kişinin olumsuz düşünce kalıplarını tanımasına, değiştirmesine ve olumlu düşünceleri geliştirmesine yardımcı olabilir. Diğer terapi türleri de (örneğin, kabul ve kararlılık terapisi, duygusal odaklı terapi) farklı durumlarda etkili olabilir.Stres Yönetimi ve Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Uzman, kişinin stres yönetimi becerilerini geliştirmesine ve sağlıklı yaşam tarzı alışkanlıkları edinmesine yardımcı olabilir. Düzenli egzersiz yapma, sağlıklı beslenme, yeterli uyku alma, stres azaltma tekniklerini uygulama ve sosyal destek ağını güçlendirme bu adımlar arasında yer alabilir.Takip ve Değerlendirme: Tedavi süreci boyunca uzman, bireyin ilerlemesini düzenli olarak izler ve değerlendirir. Gerekirse, tedavi planı revize edilebilir veya yeni stratejiler eklenerek iyileşme süreci desteklenir.Katastrofik düşüncelerle başa çıkmak için tedavi süreci kişiselleştirilmiş bir yaklaşım gerektirir ve herkesin ihtiyaçları farklıdır. Önemli olan, bireyin duygusal sağlığını desteklemek ve yaşam kalitesini artırmak için etkili bir tedavi planı oluşturmaktır.KİTAP ÖNERİLERİKatastrofik düşüncelerle başa çıkma ve olumlu düşünme üzerine yazılmış kitap önerileri:"The Happiness Trap: How to Stop Struggling and Start Living" - Russ Harris: Bu kitap, kabul ve değerlerle dayalı davranışçı terapi tekniklerini kullanarak katastrofik düşüncelerle başa çıkma konusunu ele alıyor. Okuyuculara, olumsuz düşünce kalıplarını tanıma, kabul etme ve gerçek değerleri belirleme konusunda pratik ipuçları sunuyor."Mind Over Mood: Change How You Feel by Changing the Way You Think" - Dennis Greenberger, Christine A. Padesky: Bu kitap, bilişsel davranışçı terapi (BDT) prensiplerine dayanarak, okuyuculara olumsuz düşünceleri tanıma ve değiştirme konusunda pratik stratejiler sunuyor. Depresyon, anksiyete, öfke ve stres gibi duygusal sorunlarla başa çıkmak için etkili bir rehberdir."The Power of Now: A Guide to Spiritual Enlightenment" - Eckhart Tolle: Eckhart Tolle'un bu kitabı, şimdiki anın gücüne odaklanmayı ve geçmiş veya gelecek kaygılarından kurtulmayı öğretiyor. Katastrofik düşünceleri tanımlamak ve şimdiye odaklanarak olumlu bir yaşam tarzı benimsemek isteyenler için ilham verici bir kaynak."Learned Optimism: How to Change Your Mind and Your Life" - Martin E.P. Seligman: Bu kitap, Martin Seligman'ın optimizmin temellerini araştırdığı bir eserdir. Yazar, katastrofik düşünceleri nasıl tanımlayacağınızı öğretirken, olumlu düşünme alışkanlıklarını nasıl geliştirebileceğinizi de gösteriyor."The Anxiety and Worry Workbook: The Cognitive Behavioral Solution" - David A. Clark, Aaron T. Beck: Bu çalışma kitabı, bilişsel davranışçı terapi tekniklerini kullanarak endişe ve kaygıyla başa çıkmayı öğretiyor. Okuyuculara, katastrofik düşünceleri tanıma, gerçeklik testi yapma ve olumlu alternatifler geliştirme konularında pratik egzersizler sunuyor.Bu kitaplar, katastrofik düşüncelerle başa çıkmak, olumlu düşünme alışkanlıklarını geliştirmek ve duygusal sağlığı iyileştirmek isteyen herkes için faydalı olabilir. Ancak, ciddi durumlarda bir terapist veya danışmanla çalışmak önemlidir.
Eray ARSLAN 18.04.2024

Yaşam Tuzakları: Uyum Bozucu Şemalar

Her bireyin doğuştan gelen ve karşılanması gereken bir takım duygusal ihtiyaçları vardır. Ancak vurgulanması gereken nokta hepimizin bunlara ihtiyacı olduğudur. Bu ihtiyaçların derecesi/şiddeti anlamında farklılıklar görülse de temelde evrensel bir benzerlik yatar. Bu ihtiyaçların tamamı dünyaya gelen her insan için temel ve evrenseldir. Temel, evrensel ve duygusal ihtiyaçlardan bahsetmek gerekirse; bunlardan ilki diğerlerine güvenli bağlanmadır. Birey, diğerleri yani dış dünya ile güvenli, tutarlı, bakım ve kabul içeren ilişkiler kurmalıdır. Gereksinim ve duygularını ifade etme özgürlüğüne sahip olmalıdır. Doğduğu aile ve içerisinde yetiştiği çevre tarafından yeterlilik ve kimlik algısı zedelenmemelidir. Aynı aile ve sosyal çevresi tarafından gerçekçi sınırlarla karşılaşmalı ve öz denetimini sağlayabilmelidir. Ek olarak, her birey spontanlık ve oyun haklarına sahip olmalıdır. Şema Terapi kuramını geliştiren Amerikalı psikolog Jeffrey Young’a göre, bahsi geçen duygusal ihtiyaçlar bireyin erken yaşam dönemlerinden itibaren karşılanması gereken temel gereksinimleridir.Duygusal ihtiyaçlarımız çocukluktan itibaren varlıklarını sürdürür. Bu evrensel temel duygusal ihtiyaçlara ek olarak, yetişkinlikte ortaya çıkan ihtiyaçların varlığı da kabul edilir. Ancak yaşamın erken dönemlerinde bir duygusal ihtiyaç yeterli şekilde karşılandığı zaman, bireylerin daha sonraki ihtiyaçları ile oldukça iyi başa çıkma kapasitesine sahip oldukları görülür.Gereksinimlerin bireyin ruhunu zedeleyici seviyede engellenmesi, ihmal ve istismar, aşırı hoşgörü ve aşırı koruma gibi iyi şeylerin de aşırı verilmesi, seçici içselleştirme veya özdeşleşme gibi etmenler ise kişinin ihtiyaçlarının karşılanmasını engeller. Yaşamın erken dönemlerinden itibaren karşılanamayan ihtiyaçlar da kişinin ruhunda derin izler bırakır. Bu izler; duygusal, düşünsel ve davranışsal olarak çok çeşitli olumsuz sonuçlara yol açar ve “şema” adı verilen uyum bozucu örüntüleri oluşturur.Uyum bozucu şemalar, ruhsal yapıya derinlemesine kök salmış kalıplardır. Genel ve yayılımcı içerik örüntüleridir. Anılar, duygular, bilişler ve fiziksel duyumlardan oluşurlar. Çocukluk veya gençlikte ortaya çıkarlar. Bununla birlikte çevrenin de etkisiyle pekişerek yaşam boyu gelişebilirler. Kendilerini sürdürürler. Kısa dönemli yöntemlerle değişemeyecek kadar dirençli ve kuvvetlidirler. Kişinin kendisi ve çevresiyle ilişkisini konu alırlar. Yoğun duygular ile kişinin kendisine veya başkalarına zarar verebileceği sonuçlar yaratabilirler. Belli bir derecede işlevselliği bozarlar. Özgürlük, bağlanma ve kendini açmayı engelleyebilirler. Biyolojik bir duygu-durum veya yaşam olayları ile tetiklenerek aktif hale gelirler. Tıpkı bir tuzak gibi yaşam içerisindeki çeşitli durumlarda bireyi zorlayıcı etkileri vardır.Söz konusu tanımlara göre, bireyin davranışı şemanın bir parçası değildir. Aksine uyumsuz davranışların şemalara karşı mantıklı tepkiler olarak geliştiği düşünülmektedir. Yani davranışlar şemalar tarafından güdümlenir ancak onların parçası değillerdir. Çoğu davranış şemalarla nasıl başa çıktığımızı yansıtır. Şemaların kendilerini koruyup sürdürmeleri nedeniyle kişi yetişkinlikte de farkında olmadan aynı ihtiyaçların karşılanmasını önlemeye devam eder. Süregelen bu dinamiği kırmanın ilk adımı, sahip olunan şemalar ile ilgili bilgi edinmek ve onların farkına varmaktır. Bu doğrultuda temel ihtiyaçların oluşturduğu 5 şema alanına göre sınıflandırılan uyum bozucu şemaları inceleyelim.Alan 1- Ayrılma ve Reddedilme: Güvenlik, emniyet, istikrar, bakım, empati, duyguların paylaşılması, kabul ve saygı gibi temel evrensel ihtiyaçların karşılanmaması ile ilişkili şemaları içerir.Terk Edilme, Güvensizlik, Duygusal Yoksunluk, Kusurluluk ve Sosyal İzolasyon şemaları.Alan 2- Zedelenmiş Özerklik: Özerklik ve rekabet gibi temel evrensel ihtiyaçların ihlali ile ilişkili şemaları içerir.Bağımlılık/yetersizlik, Dayanıksızlık, İç İçe Geçme/gelişmemiş Benlik, Başarısızlık şemaları.Alan 3- Zedelenmiş Sınırlar: İçsel sınırlar, başkalarına karşı sorumluluk veya uzun süreli hedef odaklılıkta eksikliklerle ilişkili şemaları içerir.Haklılık/Büyüklenmecilik, Yetersiz Özdenetim şemaları.Alan 4- Diğeri Yönelimlilik: Kendi yönelimli olma ihtiyacının karşılanmasındaki eksikliklerle ilişkili şemaları içerir.Boyun Eğicilik, Fedakarlık, Onay Arayıcılık şemaları.Alan 5- Aşırı Tetikte Olma ve Bastırılmışlık: Kendiliğindenlik ve oyun gibi temele evrensel ihtiyaçların yok sayılması ile ilişkili şemaları içerir.Karamsarlık, Duyguların Bastırılması, Yüksek Standartlar, Cezalandırıcılık şemaları.Bir şema ne kadar şiddetliyse sonuçları da aynı orantıda ciddi olacaktır. Şemaların aktifleşmesiyle bireyler farkında olmaksızın onlarla başa çıkmak için uyum bozucu yollar yaratmaktadır. Kişi; şemanın getirdiği duygu ve düşünceye teslim olarak, tam zıttını yapmaya çalışıp aşırı telafiye giderek veya kaçınarak şemalarıyla sağlıksız şekilde baş etmeye çalışır. Bu baş etme yöntemleri anı kurtarma, tanıdık geldiği için iyi hissettirme özellikleri olsa da uzun vadede kişinin yaşamına zarar verir. Öte yandan her bir uyum bozucu baş etme yöntemi şemayı besleyerek şiddetini artırır.Kaygı, depresyon, madde kötüye kullanımı ve psikosomatik bozukluklar gibi belirtilerin altında genellikle erken dönem uyumsuz şemalar ve bireylerin onlarla başa çıkmak için öğrendiği uyum bozucu yollar yatmaktadır. Aynı zamanda bağımlılık, kaçınma, ilgi Arayıcılık veya mükemmelliyetçilik gibi kronik belirtilerin de temelini oluştururlar. Şemalar bilişsel/duygulanımsal kişilik özellikleridir ve dolayısıyla derecelendirilebilirler. Şema ne kadar şiddetliyse etkinleşmesi de o kadar kolaydır.Bireyler şemalarının farkında olarak, onların kökenlerine inerek ve sağlıklı baş etme biçimleri geliştirerek söz konusu yaşam tuzaklarıyla mücadele etmeyi öğrenebilirler. Jeffrey Young’ın geliştirdiği Şema Terapi çerçevesinde, kişinin sahip olduğu uyum bozucu şemaların aktivite düzeyi söndürülebilmekte ve daha sağlıklı örüntüler oluşturulabilmektedir. Şema Terapi ile danışana, şimdiki davranışlara geçmişin etkisi fark ettirilir. Yaşantısal tekniklerle duygulara ulaşılmaya çalışılır. Davranışçı tekniklerle de kişinin davranış değişimi sağlanmaya çalışılır.Uyum bozucu şemalarınızın farkına varmak, zorlayıcı yaşam deneyimlerinizle sağlıklı biçimde baş edebilmek ve yinelenen duygu, düşünce ve davranış dinamiklerinizi değiştirebilmek için profesyonel bir uzmandan destek alabilirsiniz. Uzm. Psk. Dan. Merve Behice AL CANKI Kaynak:Young, J., Bernstein, D.P., & Rafaeli, E., (2015). Şema Terapi: Ayırıcı Özellikler (M. Şaşıoğlu, Çev. ). Psikonet Yayınları.Young, J. E., Klosko, J. S. & Weishaar, M. E. (2009). Şema Terapi (T. V. Soylu, Çev.). Litera Yayıncılık.Young, J.E., Klosko, J.S.…, & Weishaar, M.E. (2013) Şema Terapi. Litera Yayıncılık.

Anksiyete

Anksiyete (Kaygı) Nedir? Kaygı; bunaltı, sıkıntı ve endişe anlamlarına gelir. Psikiyatride anksiyete olarak da tanımlanan kaygı; insanın temel duygularından birisidir. Bizi tehlikelerden koruyan bir sinyal görevi görür ve vücudun alarm sistemidir. Korku duygusu gerçek bir tehdit karşısında ortaya çıkarken; kaygı potansiyel tehdit algısıyla oluşur. Kaygı yaşayan kişi bu durumu "kötü bir şey olacakmış hissi",“huzursuz edici bir endişe" ya da"nedensiz bir korku" diye ifade edebilir.Kaygı BozukluğuBelli bir düzeyde kaygı yaşamsaldır, insanı hayatta tutar, tehlikelerden korur ve öğrenmeye yardımcı olur. Fakat aşırı düzeyde kaygı, bedensel ve ruhsal birçok sorunu beraberinde getirir. Kişinin yaşam kalitesini düşüren, işlevselliğini ve başa çıkma becerilerini bozan kaygıya, kaygı bozukluğu denir. Kaygı bozuklukları toplumda en yaygın görülen psikolojik sorunlardan biridir. Yaşam boyu yaygınlığı %13 ile %28 arasında değişmektedir.Kaygı Bozuklukları Nelerdir?Panik bozukluğu, Agarofobi, Yaygın kaygı bozukluğu, Özgül fobi, Sosyal kaygı bozukluğu (sosyal fobi), Ayrılma kaygısı bozukluğuKaygı Bozuklukları BelirtilerBelirtileri kişiye ve kaygı bozukluğunun türüne göre değişir. Kaygı bozuklukları belirtilerini genel olarak üç başlıkta toplayabiliriz.Bedensel belirtilerÇarpıntı, terleme, titreme, sıcak ve soğuk hisleri, baş dönmesi ve sersemlik hissi, halsizlik, kas ağrıları, uykusuzluk, nefes alamama hissi, boğazda veya göğüste sıkışma hissi, ishal, karın ağrısı, hazımsızlık hissi, sık idrar yapma hissi, cinsel isteksizlik.Zihinsel belirtilerDikkat ve hafıza sorunları, tehlike algısına yönelik dikkat artışı, endişeli düşüncelerle aşırı meşguliyet, kalp krizi geçirme ve ölüm korkusu, çıldırma ve kontrolü kaybetme korkusu, kendisine yabancılaşma hissi, bulunduğu ortama yabancılaşma hissi.Davranışsal belirtilerKaygıyı artıran ortamlardan kaçma, kaçınma veya böyle ortamlara girerken güvenlik arama davranışları.Kaygı Bozuklukları Neden Olur?Hem genetik yatkınlık hem de çevresel nedenlerle bu sorun oluşabilir. Fakat yapılan çalışmalar öğrenmenin ve çevrenin etkisinin, genetikten daha fazla etkili olabileceğini gösteriyor. Öte yandan kişilik özellikleri ve stres verici yaşam olayları da kaygı bozukluğuna yatkınlık oluşturabilir. Freud, kaygıyı bilinçdışında bir tehlikenin uyarısı olarak kabul etmiştir. Davranışçı kuramlar ise kaygının belirli çevresel uyaranlara karşı koşullu yanıt olduğunu savunur. ‘’Kaygı bozuklukları neden olur?’’ sorusunun cevabı bilimsel araştırmalarla gösterilmiş olsa da; kişinin kendi penceresinden cevabı çok farklı olabilir. Kaygıyı ve endişeyi kontrol edilemez bir içsel olay olarak da görebilir, kendini hayata hazır halde tutan sinyaller olarak da görebilir.Kaygı Bozuklukları Nasıl Tedavi Edilir?Öncelikle bilinmesi gereken şey; kaygı bozuklukları tedaviye iyi yanıt verir. Tedavide psikoterapiler ve ilaç tedavileri kullanılır. Her iki yöntem de etkili bulunmuştur. Hekim ve danışan iş birliği içinde psikoterapi veya ilaç tedavilerinden uygun olanı seçer. Kişiye ve sorun alanına göre her iki tedavi birlikte de uygulanabilir.İlaç Tedavileri Nelerdir?Antidepresanlar (Seçici Serotonin Geri Alım İnhibitörleri, Serotonin Noradrenalin Geri Alım İnhibitörleri, Monoamin Oksidaz İnhibitörleri) ve Benzodiyazepinler en sık kullanılan ilaç grubudur.Psikolojik Tedaviler Nelerdir?Davranışçı tedavilerMaruz kalma tedavileri, farkındalık ve dikkat çalışmaları, gevşeme egzersizleri, sosyal beceri eğitimleriBilişsel Davranışçı TerapiDavranış tedavilerine ek olarak Psikoeğitim, bilişsel yeniden yapılandırma(bireyin kendisi, dış dünya ve diğer insanlarla ilgili düşünce algı ve inançları belli tekniklerle çalışılması) yapılır. Davranış deneyleriyle gerçek hayatta ve hayali olarak kişinin inançları test edilir. Kişinin işlevsiz baş etme yöntemleri bırakıp, işlevsel stratejiler kazanmasını hedefler. Bilimsel etkinliği en yüksek terapi yöntemidir.Çözümleyici(analitik) psikoterapiKaygının bilinçdışı kaynaklarını incelemeyi ve içgörü kazandırarak kişinin köklü çözüm yolları bulmasını amaçlayan psikoterapidir.Kendine yardım kitaplarıSon yıllarda bilişsel davranışçı terapi temelli kendine yardım kitapları hakkında da önemli çalışmalar yapılmaktadır. Bu kitaplar okura doğru bilgiler sunduğu gibi, kendi kendine uygulayabileceği teknikler de anlatmaktadır. Önerdiğimiz kitaplardan bazıları şunlardır; Fark Et Düşün Hisset Yaşa (Hakan Türkçapar), Eyvah! Kötü Bir Şey Olacak (Hasan Alp Karaosmanoğlu), İyi hissetmek (David Burns)Bu kitaplar elbette tedavi yerine geçmez. Kaygı sorunlarınız hafif bile olsa, kendi başınıza üstesinden gelemiyorsanız bir uzman desteğine başvurmaktan çekinmeyin. Eğer orta ve ileri düzeyde kaygı sorunlarınız varsa geciktirmeden tedaviye başlamak en sağlıklı yoldur.Kaygı ve Endişeyi Nasıl Yönetebiliriz?Gerçekte olmayan, gelecekteki olası tehditlere karşısında hissettiğimiz duyguya kaygı denir. Kaygının eşlik ettiği olumsuz düşünce ve imgelere endişe diyoruz. Endişeler yapıcı olabildiği gibi yıkıcı da olabilmektedir. Yıkıcı endişeler aşırı, kronik ve gerçekle orantınızdır.Düşünen varlıklar olarak endişe etmek kadar doğal bir süreç olamaz sanırım. Fakat endişeler bazen hedefini şaşırır, üretken olmaktan çıkar ve problemin kendisine dönüşür. NE hakkında endişe ettiğimiz kadar(hatta daha da önemlisi) NEDEN endişe ettiğimiz de önemli. Bunun için endişe hakkındaki inançlarımıza bakmak ve onların ne kadar gerçekçi ve işlevsel olduğunu çalışmak bize katkı sunabilir.Düşünceyle kaynaşmakDışsal olaylara verdiğimiz anlamlar gibi içsel olayları da (Düşünce, duyum, his) kendi iç gözlüklerimizle görüyoruz. Bu gözlükler bazen bizi, içsel olaylarla adeta birleştiriyor. Mesafe koyamadığımız için kaynaşıyoruz. Düşünceler bizi alıp başka yerlere götürüyor. Örneğin kötü bir şey düşünüyorsam "ya kötü bir şey oldu ya da olacak!" diye inanıyorum. Veya kendimi değersiz hissettiğimde "ben değersiz biriyim" diye inanmaya başlıyorum.Düşünceler gerçek değil ve sandığımız kadar da güçlü değiller. Tabi ki biz davranışlarımızla sürekli güçlendirmiyorsak...Düşünceye mesafe almakZihin sürekli düşünce üretir ve tabiki bizi tehlikeden korumak için tahminlerde bulunur, sınıflama yapar, kıyaslar, endişe eder vs. Peki bizi rahatsız eden, köşeye sıkıştıran düşünceleri ne yapacağız? Görmezden mi gelelim? Bastıralım mı? Onlar ne diyorsa yapıp esir mi olalım? Yoksa başka bir yolu var mı?Bilişsel Terapinin babası Aaron Beck düşündüğümüz şeyi tarafsizca farketme sürecini 'mesafe alma' diye tanımlamıştı. Act ekolündeki 'gözlemleyen benlik' deneyimi, mkt ekolündeki mesafeli kendindelik uygulamaları mesafe almayı hedefliyor.Dr. Mustafa İspir
Mustafa İSPIR 05.12.2021