Dijital Dünya ve Etkileri

Bilgisayarlar, akıllı telefonlar ve tabletler artık hayatımızın bir parçası olarak sürekli elimizin altında. İletişim kurmaktan eğlenmeye, çalışmaktan öğrenmeye kadar birçok alanda kullandığımız bu teknolojik cihazlar, bize fayda sağladığı kadar zarar da vermektedir. Sağladığı avantajlar çok büyük önem taşırken, bizler için yarattığı risk de görmezden gelinmemelidir. Çağımızın yeni ve giderek ciddileşen problemi: ekran ve teknoloji bağımlılığı.

 

Ekran Bağımlılığı Nedir?

Ekran bağımlılığı, dijital cihazların aşırı ve kontrolsüz kullanımı olarak tanımlanır. Telefona bakmadan birkaç saat geçirmek zor ve huzursuz ediciyse, sürekli sosyal medya bildirimleri kontrol ediliyorsa veya ekran süresi gerçek hayattaki sorumlulukların önüne geçiyorsa; bu durum bir alışkanlıktan çıkarak bağımlılık halini almış olabilir. Özellikle çocuk ve gençlerde görülen "internet oyun bozukluğu" , dijital bağımlılığın bilimsel olarak tanımlanmış bir versiyonudur.

 

Teknoloji Hayatımızı Nasıl Ele Geçiriyor?

Elimizin altında kolay ulaşılabilir olan teknoloji, birçok açıdan dikkatimizi çeker vaziyette. Uygulamalardan gelen bildirimler, yapılan araştırmalarda beynin dopamin salgılamasını tetiklemektedir. Bu da kişilerin sıklıkla telefonlarını kontrol etmelerini istemesine yol açmaktadır. Sosyal medyada sunulan sonsuz içerik akışı, dikkat tuzağı olarak kullanıcıyı ekrana kilitlemeyi amaçlar. Bunlara ek olarak uygulamalarda kazanılan rozet ve puan gibi ödüller, kullanıcıların uygulamalarda daha fazla vakit geçirmelerine neden olur.

 

Kimler, Nasıl Etkileniyor?

Her olay her bireyi farklı şekillerde etkileyebildiği gibi, ekran ve ekran bağımlılığı da benzer şekilde farklı yaş gruplarını farklı şekillerde etkileyebilir.

 Çocukların ve ergenlerin beyinleri gelişim aşamasında olduğundan, fazla ekrana maruz kaldıklarında beyinleri teknoloji ile biçimlenmektedir. Uzun süre ekranda vakit geçirilmesi çocuklarda dikkat eksikliği, hiperaktivite, sosyal izolasyon ve hatta agresif davranışlar görülmesine yol açabilir. Bunlara ek olarak öğrenme güçlükleri, dil gelişim problemleri ve hayal gücünde azalma durumları da gözlemlenebilir.

 Yetişkinlik döneminde ekran kullanımı, çoğunlukla iş gereci zorunlu olmaktadır. İş sebebiyle kullanım, kişisel kullanıma eklenince ekranda geçirilen süre bir hayli artmaktadır. Bunların hepsinin bir arada gerçekleşmesi de bağımlığı pekiştirmektedir. Bu yaş grubunda da ekran bağımlılığı, sosyal problemlere, ilişkilerde sorunlara ve yalnızlık duygusunun artmasına yol açabilir.

 Yaşlılar, teknolojiyi yeni keşfetme motivasyonu ile genellikle yalnızlıklarını giderme veya sosyalleşme ihtiyaçlarını karşılamak istemektedirler. Ancak teknolojinin fazla kullanımı yaşlılık dönemindeki kişilerde fiziksel hareketsizlik ve çeşitli fiziksel sorunlara yol açabilir. Günümüzde dijital dolandırıcılık ve bilgi kirliliği gibi risklere de en açık olanlar yaşlılardır.


Belirtiler: Ekran Bağımlısı Olup Olmadığınızı Gösteren İşaretler

Sabah uyandığınız anda telefon, tablet ya da bilgisayarı alıp kontrol etmek, ekran süresini sınırlamamak veya sınırlayamamak, sosyal bir ortamda bile teknolojik cihazları ve bildirimleri kontrol etmek istemek, teknolojik aletlerin yokluğunda boşluk hissi ve huzursuz olmak, günlük görevleri aksatacak şekilde sosyal medyada zaman geçirmek ve teknolojik aletleri kullanırken zamanın nasıl geçtiğini fark etmemek ekran bağımlılığının göstergelerindendir.

 

Ekran Bağımlılığının Zihinsel ve Fiziksel Etkileri

Ekran başında sürekli uyarılma halindeki beyin yorulur ve karar verme becerisinde düşüş meydana gelir. Dijital ekranlar görme problemlerine ve göz kuruluğuna neden olur, baş ağrısı ve bulanık görmeye sebep olabilir. Masa başında geçirilen uzun saatler, kambur duruşla, sırt ve boyun ağrılarıyla sonuçlanabilir. Sosyal medyada ve dijital dünyada geçirilen sürenin artması, gerçek dünya etkileşimlerin azalmasına, yalnızlığa, asosyalliğe yol açabilirken kaygı düzeyini artırabilir. Sosyal medyada görülen idealize edilen hayatlar, kişilerde özgüven düşürerek mutsuzluğa ve depresyona yol açabilir.

 

Ekran Süresini Azaltmak İçin Pratik Öneriler

1.Zaman Bloklama Tekniği kullanın.

Ekran süresinin kısıtlanması birçok açıdan faydalı olabilir. Ekran kullanılması gereken saatleri ya da ekranın kullanılmayacağı süreleri belirlemek, sosyal ve işlevsel olarak kişiye fayda sağlar. Buna ek olarak ekran süresinin kısıtlanması da önemlidir.

2. Bildirimleri Kapatın

Uygulama bildirimlerini kapatmak, gereksiz bildirimlerden kaçınmaya ve ekranı gerekmedikçe kullanmamaya yardımcı olur.

3. Cihazsız Alanlar Belirleyin

Yatak odası, yemek masası gibi bazı alanlarda telefon kullanılmaması faydalı bir alışkanlık olacaktır.

4. "Gerçek Dünya"ya Dönüş

Sosyal etkinliklere, doğa yürüyüşlerine, hobilere, arkadaşlara daha fazla zaman ayırmak, ekran süresini doğal olarak azaltarak sosyalleşmeyi de beraberinde getirir.

 

Neden Bu Kadar Kolay Bağımlı Oluyoruz?

Ekran bağımlılığı; psikolojik, sosyal ve biyolojik değişkenlerin birleşimiyle oluşan bir bağımlılık biçimidir. Bu bağımlılığın başlıca nedenleri şu şekilde sıralanabilir:

Ödül Sistemi: Her bildirim bizi mutlu eder, dopamin salgılatır ve bu da ödül alma hissi uyandırır.

Kaçış Mekanizması: Gerçek hayatımızdaki zorluklardan, sorumluluklarımızdan veya yalnızlık hissimizden kaçmak için ekranlara yönelmiş olabiliriz.

Toplumsal Baskı: Özellikle gençler arasında sosyal medya kullanımı bir "zorunluluk" olmaktadır. Dışlanmamak, kabul görmek ve beğenilmek için çevrim içi olmak bir sosyal norm haline gelmiştir.

Boş Zaman Alışkanlığı: Boş zamanlarımızı geçirdiğimiz sosyal medya, artık hepimiz için alışkanlık konumuna gelmektedir.

Bu nedenler, teknoloji kullanımını masum bir araçtan, kişinin günlük yaşamını etkileyen artarak devam eden bir bağımlılığa dönüştürebilmektedir.

 

Ekran Bağımlılığında Psikolojik Destek Ne Zaman Alınmalı?

Bazen ekran süresini azaltmak ve işlevsel hayata geri dönmek için bireysel çabalar yetersiz kalabilir. Özellikle bağımlılığın davranışsal ve duygusal etkileri yoğunlaştığında bir uzmandan yardım almak en doğru adımdır.


Psikolojik destek alınması gereken durumlar:

·        Teknolojik cihazlardan uzak kalındığında anksiyete, öfke veya panik duyguları yoğunlaşıyorsa,

·        Sosyal ilişkilerde ve iş/okul yaşamında olumsuz değişimler varsa,

·        Uyku düzeni bozulmuş, fiziksel rahatsızlık belirtileri ortaya çıkmaya başlamışsa,

·        Gündelik yaşam kalitesinde ve hayat kalitesinde düşüklük varsa,

·        Ekransız zaman geçirirken boşluk hissediliyorsa,

·        Ekran bağımlılığı nedeniyle depresif düşünceler veya yalnızlık artıyorsa psikolojik destek alınmalıdır.


Eğer ekran karşısında geçirdiğiniz zaman, sizi hayattan uzaklaştırıyor, sosyal ilişkilerinizi zayıflatıyor ve zihinsel sağlığınızı tehdit ediyorsa; artık bir uzmana başvurmanın zamanı gelmiş olabilir. Psikolojik destek almak bir zayıflık değil, bilinçli bir güç göstergesidir. Psikolojik destek alarak teknoloji bağımlılığıyla mücadele etmek ve yaşam kalitesini artırmak mümkündür.

Teknolojiden tamamen kopmak ne gerçekçidir ne de gereklidir. Önemli olan, teknolojiyi nasıl kullandığımızdır. Teknolojiyle sağlıklı bir ilişki kurulmalıdır. Doğru sınırlar ve sağlıklı alışkanlıklar ile dijital dünyadan faydalanılabiliriz.

Cihazlar bizim hayatımızı kolaylaştırmak için var; hayatımızın merkezi olmak için değil. Bunun farkında olmak gerekir.

Peki sizin 24 saatte ekranda geçirdiğiniz vaktin ne kadarı size gerçekten yarar sağladı, sizi geliştirdi?

 



Yayınlanma: 26.05.2025 17:24

Son Güncelleme: 26.05.2025 17:24

#psikolojik destek#psikolog#psikolojik sağlık#çocuk psikolojisi#ergenlik#bağımlılık#ekran bağımlılığı#oyun bağımlılığı
Psikolog

Pelin

BAYIN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
1 Yorum
Ergenlik Dönemi Sorunları
Gelişimsel Sorunlar
Online TerapiOnline Ter...
süre 50 dk
ücret 1100
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Nedir Şu Depresyon?

Nedir şu depresyon?Şeyda Sultan ZENGİN06 Ocak 2019, PazarÇok sık duyar olduk depresyon kelimesini. Üzerine şarkılar bile yazıldı.Peki depresyonun bilimsel tanımı nedir? Depresyonda sayılabilmek için kendimizde ne tür davranışlar gözlemlemek lâzım? Depresyon sandığımız haller gerçekten depresyon mu? Biz bunların cevabını verelim, siz kendinizi bir gözden geçirin isterseniz.Depresyondaki bir kişinin duygu halini tanımlarken ”Çökkün Duygudurum” tanımını kullanırız. Bu durum, üzüntüden çok farklı bir durumdur. Kişi üzüldüğünü hissetmez, esasen pek bir duygu hissetmez. Karmakarışıktır düşünceleri, dışarıdan bakınca donuktur, ama içeriden duygusaldır. Hayat enerjisi çekilmiş gibidir. Depresyon; çevresel faktörlerle ortaya çıkabileceği gibi genetik kodlarla da taşınır. Yani ailenizde depresif insanlar varsa sizin depresyona girme ihtimaliniz biraz daha yüksektir.Depresyon türleriBütün depresyon türleri aynı değildir. Ancak majör depresyon ve kronik depresyon (Distimi) en yaygın türdür. Kendine özgü işaretleri ve tedavisi olan başka depresyon türleri de vardır. Meselâ, doğum sonrası depresyon, mevsimsel depresyon, atipik depresyon, katatonik özellikli majör depresyon vs...Örnek olması için depresyon çeşitleri arasından majör depresyonu inceleyelim; bir insana majör depresyon tanımını koyabilmemiz için (DSM- 5 tanı ölçütü kitabına göre) aşağıdaki semptomların en az beşini, 2 haftadan fazla gösteriyor olması lâzımdır.1. Günün büyük bir bölümünde çökkün duyguduruma sahiptir. Meselâ üzüntülüdür, kendini boşlukta hisseder ya da umutsuzdur. Bu durum başkalarınca da gözlenebilir, daima ağlamaklı görünür.2. Bütün faaliyetlere karşı ilgide belirgin azalma ya da bunlardan zevk almama durumu, (bunu kendi söyler veya gözlemlenir)3. İstenmeyen ani kilo kaybı veyahut kilo alımı.4. Uykusuzluk çekme ya da aşırı uyuma.5. Neredeyse her gün, aşırı hareketlilik ya da yavaşlama, uyuşukluk.6. Bitkinlik ya da içsel gücün kalmaması.7. Neredeyse her gün, değersizlik ya da yersiz suçluluk duyguları.8. Düşünmekte ya da odaklanmakta güçlük çekme ya da kararsızlık yaşama.9. İntihar düşünceleri.Dediğimiz gibi, bir kişiye majör depresyon teşhisi koyabilmek için yukarıdaki semptomlardan en az beşini, 2 haftadan fazla gösteriyor olması lâzımdır. Kronik depresyonda ise bu belirtileri 2 yıl boyunca gösteriyor olması lâzım. Eğer öyle ise, bir psikoloğa başvurulmalıdır, o gerekli görürse psikiyatriste de yönlendirir. Bu depresyon çeşidi kendi başına halledilebilecek bir çeşit değildir. Çünkü depresyonu astım hastalığına benzetebiliriz. Bir astım hastası, doktora gitmeden veya ilâç kullanmadan nöbetin geçmesini beklese geçer mi? Geçmez, aksine nefessiz kalır. İşte depresyon da böyledir, yukarıdaki kadar ciddî ise mutlaka uzman yardımı almalıdır, eğer psikiyatr ilâç yazmışsa reçeteye sadık kalmalıdır. Ardından psikoloğa gidilerek psikoterapi süreci başlatılmalıdır.Psikoterapi ile kişinin depresyonu en aza indirgenmeye çalışılır. En yaygın psikoterapi yöntemi olan Beck’in Bilişsel Modeli’nde depresyon şu şekilde açıklanmaktadır; “İnsan bazen kendine, bazen geleceğe bazen de dünyaya ümitsiz bakabilir. Üçüne birden ümitsiz olma durumu depresyon belirtisidir.”Depresyonu çok kabaca inceledik, amacımız genel hatlarıyla çağın hastalığı olan depresyonu öğrenmekti. Zira “Bir dert görünürse, devası âsândır (kolaydır)” demiş Üstad Hazretleri. Buradaki tanımlara bakarak kendinize tanı ve teşhis koymanız doğru değildir, bu bilgiler size fikir edindirmek içindir!

Dijital Çağda Bağımlı Birey Olmamak

Merhabalar, bu yazımda kullanım ve ulaşım kolaylıkları, sundukları çeşitli imkânlar sayesinde hayatımızda her geçen gün yer eden ve hayatımızı ele geçirme noktasına gelen ekranlı cihazların sebep olduğu teknoloji bağımlılığı üzerinde duruyor olacağım. İyi okumalar dilerim. Öncelik ile aşağıda yer alan soruları cevaplandırma ile başlıyor olalım.Birileri ile konuşurken ya da dinlerken ekran( telefon, tablet, tv, bilgisayar vb.)ile ilgilenir misiniz? Telefonunuzun şarjı bittiği zaman kendinizi huzursuz hisseder misiniz?Yemek yerken de ekran ile ilgilenmeye devam eder misiniz?Uyandığınız zaman ilk işiniz telefonunuzu kontrol etmek mi olur?Tuvalete ya da yatmaya giderken telefon ya da tabletinizi yanınızda götürür müsünüz?Gün içerisinde ekransız vakit geçirmek sizi zorlar mı? Eğer, bu soruların çoğunluğuna verdiğiniz cevap EVET ise sizler de Teknoloji Bağımlıları arasına hoş geldiniz demektir!Peki,Teknoloji Bağımlılığı Nedir? Teknoloji bağımlılığını kısaca tanımlamak gerekir ise, teknoloji ve internetin kontrolsüz, aşırı ve bilinçsiz şekilde kullanılması durumu ve bu kullanıma bağlı olarak bireyin günlük yaşam faaliyetlerini bozucu etki oluşturan bağımlılık türü olarak ifade edebiliriz.Yani teknolojiyi her kullanan, işlerini ekran ve internet aracılığı ile yürüten kişiler için bağımlı demek doğru değildir. Günlük rutin işlerini aksatacak kadar aşırı ve kontrolsüz kullanım söz konusu ise artık alarmlar çalıyor demektir. Peki, o halde dijital çağda teknolojinin hâkimiyet sürdüğü hele de yaşanılan COVID-19 küresel salgını sebebi ile nerede ise her işimizi ekran ve internet aracılığı ile gerçekleştirdiğimiz bir dünya da teknoloji bağımlısı değil teknolojinin sağlıklı kullanıcısı olmak için neler yapmamız gerektiğine hep beraber bakıyor olalım.Aslında işin özü olarak yapılması gereken ilk iş, ‘’gerçek dünyanı ne kadar güzelleştirir isen sanal dünyana o kadar az ihtiyacın olur’’cümlesi temel almak olacaktır. Çünkü sanal dünyamız aslında bir nevi bizim gerçek dünyadan kaçış alanımızdır. Araştırmalar, insanların kendilerini sıkkın, üzgün, kızgın ya da yalnız hissettiklerinde daha çok ekranlara yönelme eğiliminde olduğunu göstermektedir.Peki, siz hiç fark ettiniz mi? Ekran ile geçirdiğiniz süre de siz hangi duygunuzu yiyerek yok etmeye ve yerine hangi duyguyu koymaya çalışıyorsunuz? İşte bu soruya verdiğiniz cevap her ne ise işe de onun ile başlamak gerekiyor demektir. Yani, cevap aslında var olan sorunun içinde gizlidir.Örneğin, cevabı ‘’sıkıldığım zamanlarda daha çok telefonum ya da tabletim ile vakit geçiriyorum çünkü o zaman kendimi daha iyi hissediyorum, eğleniyorum’’ diyen biri için yapılması gereken şey:Beni sıkkın hissettiren şeyler nelerdir?Sıkıldığım zamanlarda bedenim ve zihnim bana ne diyor?Ekran ile elde etmeye çalıştığım ya da kaçtığım şey nedir?Sıkıntımı gidermenin başka yolları neler?Gerçekten geçirdiğim onca zamanı ne ile geçiriyor olmak isterdim? Sorularını kendi içinde cevaplandırmasını istemektir. Çünkü vereceği cevaplar kendi sorununu fark etmesine öncelik edecektir.Hem Yetişkin Hem De Çocuklar İçin Telefonu Daha Az Kullanmayı Sağlayacak Pratik ÖnerilerGünlük hayatınızda kol saati kullanın.Yürüyüş yapın.Kitabı gerçek kitaptan okuyun.Odanıza yatma saatlerinde ekran (tv, tablet ve telefon vb. ) sokmayın var ise çıkarın.Yemek masasına telefon ya da tablet ile oturmayın.Telefonunuzun dijital sağlık ve dijital ebeveyn bölümünden zaman sınırlayıcıları oluşturun. Bunu kendiniz için de çocuğunu için de uygulayabilirsiniz.Telefonunuzdan ayrı kaldığınızda önemli bir bildirimi kaçırma korkusu yaşıyor iseniz mesaj sesini farklı yaparak onu diğerlerinden ayırır hale getirin.Aile ya da partneriniz ile birlikte ekran (tablet, tv, telefon vb.) olmadan eğlence saatleri oluşturun.YASAK YOK KURAL VAR !Ne kendiniz ne de çocuğunuz için teknoloji çağında yaşar iken teknolojik cihazların kullanımını yasaklamak olası değildir ve verimli olmayacaktır. Ancak yasağın olmaması kullanım süresinin, kullanılan uygulamaların ve içeriklerin sınırlandırılamayacağı ya da hiçbir kuralın olmayacağı anlamına gelmez.ØHem kendiniz hem de çocuğunuz için öncelik ile işe bir hafta gözlem yapmak ve ekran ile ne kadar süre geçirdiğinizi fark etmek ile başlayın.ØArdından hem kendiniz hem çocuğunuz için en çok kullanılan uygulamaların neler olduğunu listeleyin.ØBu uygulamaları ya da oyunları tercih etme sebebinizi düşünün.ØDüşündükten sonra, hayatınıza ekran ve teknoloji dışında size iyi gelecek elde etmek istediğiniz duyguları size yaşatacak aktiviteler, hobiler bulun ve uygulamaya geçin.ØHemen sonra ise isteğiniz doğrultusunda bir hedef belirleyin. Belki, bu hedef kullanım saatini azaltmak, belki bazı uygulamaları hayatınızdan çıkarmak olabilir.ØYavaş yavaş ekranı azaltırken ondan doğan boşluğa yeni aktivitelerinizi koymaya balayın.ØTüm bu öneriler içerisinde en önemli olanı kendinize ve çocuğunuza karşı bu süreçte sabırlı ve istikrarlı olmanız gerektiğidir. Eğer sık sık aldığınız kararları uygulamaktan vazgeçer ve biran önce sonuç görmeyi bekleyip sabırsızlanırsanız süreç sağlıklı ilerlemeyecektir.Eğer sizlerde kendiniz ya da çocuğunuz için teknoloji bağımlılığı sorunu yaşadığınızı düşünüyorsanız ve bunu tek başınıza aşmak konusunda zorlanıyor iseniz bir uzman yardımı alabilirsiniz. Teknolojinin sağlıklı kullanımı ve bağımlılık riskini azaltmaya yönelik olarak bir uzmandan alacağınız psiko-eğitim size yardımcı olabilir. Bu konu ve diğer danışmak istediğiniz tüm konular için, randevu almak ve aklınızdaki soruları sormak için bana buradan ulaşabilirsiniz. Sağlıcakla… FATMA İZEL ŞAHİNPsikolog & Aile DanışmanıKaynakça: Dinç, M. (2015). Teknoloji bağımlılığı ve gençlik. Gençlik Araştırmaları Dergisi, 3(3) ,31-54.Tohumcu, M. U. , Karslı, T. A. , Bahadır, E. ve Kalender, B. (2019). İnternet ve akıllı telefon bağımlılığı ile benlik saygısı ve yalnızlık arasındaki ilişkinin incelenmesi . Trakya Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi , 21 (2) , 773-787 . https://doi.org/10.26468/trakyasobed.545391https://www.yesilay.org.tr

Ergenlik ve Ergen Adam

Muhammed Cihad Işık/0312160022 ERGEN ADAM Ergenlik; insanda bedence büyümenin, hormon, cinsel, sosyal, duygusal, kişisel ve zihinsel değişme ve gelişmelerin olduğu, buluğla başlayan ve bedence büyümenin sona ermesiyle sonlandığı düşünülen özel bir evredir(Kulaksızoğlu, 2002). Ergenlik özel bir süreçtir. Yetişkin olma yolunda atılmış büyük bir adımken çocukluktan ayrılmanın hüznünün de yaşandığı bir süreçtir. Ödüpus karmaşasının yeniden yaşandığı kimlik sorunlarının ortaya çıktığı ve aile dışında bir hayatın varlığının benimsenmeye başladığı bu dönem ergenler için bir hayli zor geçmektedir. Bu yazıda bir Netflix yapımı olan Sex Education dizisindeki Adam karakteri incelenecektir. Dizinin henüz ilk sahnesinde karşımıza çıkar Adam ve yakışıklı-karizmatik görünüşü ve düzgün fiziğiyle izleyenlerin okulun popüler çocuğu kesin budur diyeceği bir karakterdir. Ancak yüzündeki hüzünlü ifade aklımıza soru işaretlerini getirmeye başlamıştır. Adam okulun disiplinli müdürünün oğludur. Babasının müdür olduğu bir okulda öğrenim görmek bir hayli zor geçmektedir. Sevgilisi vardır ancak dizinin temel konusu olan cinsellikle de başı bir hayli derttedir. Cinsel arzularının neler olduğunun tam olarak farkında değildir. Bastırılan bir ergen olması da narsistik arzularını güçlendiren ve bu narsistik arzuların güçlü bir şekilde açığa çıkmasına sebep olmaktadır. Ergenlik aileyle çatışmanın yoğun yaşandığı bir dönemdir. Daha bir sene öncesinde sözlerini dinleyen çocukları artık söz dinlemeyen ve kurallara karşı gelen bir çocuk olmuştur. Aile bu durumla baş etmeye çalışırken ergen de kendi içinde sorunlar çözmeye çalışmaktadır. Soyut kavramlara ilgisinin artmasıyla derin düşüncelere dalıp sosyal olarak kendini izole edebilirken aktif bir baş etme geliştirip sosyal hayatın içerisinde fazlaca yer alıp aileden uzaklaşabilir. Her ne kadar aileyi takmıyor ve sözlerini önemsemiyor gibi görünse de aslında başa çıkmakta zorlandığı bu süreçte ailenin ona yol göstermesini beklemektedir. Aile yol göstermelidir elbette ama önemli olan bazen ailenin ne söylediğinden ziyade bunu nasıl söylediği olacaktır. Adam’ın babası ise otoriter bir karakterdir. Anne, baba tarafından bastırılmış ve hem sosyal olarak hayatını yaşayamamakta hem de dizinin 2. sezonunda karşımıza çıkacağı gibi kadınlığını yaşayamamaktadır. Anne babaların çocukları dinlemek yerine daha çok gözlemeyi tercih ettiği otoriter bir tutum ile anne babalar itaatkar çocuklar yetiştirmeyi hedeflerler. Ancak bu tutuma sahip anne-babaların çocukları genellikle, öfkeli davranan, kurallara uymakta güçlük çeken, saygılı olmakta zorlanan ve otoriteye başkaldıran çocuklar olurlar (Öztürk 2007). Öztürk’ün bahsettiği bu durum Adam’da göze çarpmaktadır. Eric adında gey bir karakter olan çocuğun her gün parasını ve öğle yemeğini almaktadır. Ancak bunu yaparken keyif alıyor gibi görünmez. Babaya bir başkaldırı olduğu artık kendisinin de güçlü olduğunu göstermeye çalışıyor gibidir. Zaten bu tutumları ve davranışları okul yönetimiyle başının derde girmesine neden olur. Adam şiddet yanlısı görünen ancak içeriden kırılganlık yaşayan bir ergendir. Henüz kendi isteklerinin farkında olamayışı ve kendisini destekleyen aile ile arkadaş çevresinden yoksun oluşu onu derin bir yalnızlığa itmektedir. Kız arkadaşının kendini terk etmesiyle elinde olan tek insan da gitmiştir. Adam okulda kavgalara karışmakta Eric’e zorbalık yapmakta ve insanlara karşı kibar davranmamaktadır. Şiddetin ürperten bir yönü de şiddete yönelen gençlerin empatiden yoksun bir karaktere sahip olmaları, geleceğiyle ilgili ümitsizlik hissine kapılmış ve kendilerine ne olacağını bilmediklerinden kontrol hissinden yoksun olmaları ve çoğu zaman anti sosyal davranışlar içinde olmalarıdır(Esen, 2003: 84). Adam’ın yaşadığı an üzerinde, geleceği hakkında kontrolü yoktur. Baba, müthiş derecede zulmedici bir üstbenlik olarak Adam üstünde tahakküm kurmaktadır. Babanın da yaşadığı hayattan keyif aldığını göremiyoruz dizide. Evde pek iletişim kurulmaz, annenin pozitif görünen ve oğlunu korumaya çalıştığı bir ortam hakimdir. Sanki baba mecburiyetten eşine ve oğluna katlanıyor gibidir. Iletişimin az olduğu ergenin kendini değerli hissetmediği ortam ergen için bir hayli zulmedicidir ve bu ortam Adam’ın okulda antisosyal davranışlarda bulunmasına yok açmaktadır. Adam’ın cinsel yönelimlerinin de oturmamış olduğunu belirtmiştim. Eric’le bir kavga sırasında Eric artık bu zorbalığa dayanamaz ve Adam’ın suratına bir yumruk atar. Okul müdürünün bu durumu öğrenmesiyle iki öğrenci de ceza alır ve okulun karmakarışık olan müzik odasını düzenleme görevi verilir. Adam orada da işlere el atmaz ve Eric tek başına işi yapmaya başlar. Bu arada Eric’in Adam’dan hoşlandığını da belirtmem gerekir. Ikilinin arasında artan gerilim kavgaya neden olur ve boğuşma sırasında birbirlerinin üstüne düşerler. Sonra bir anda öpüşmeye başlarlar. Adam’ın suratında ilk defa huzurlu bir ifade görürüz. Babasının onaylamayacağı şeyleri zaten yapıyordur ancak bu kez kendi içinden gelen bir davranışı da yapmıştır. Bu olay Eric’in hoşlantısının artmasına neden olur ancak öpüşme bittikten sonra Adam yine eski Adam’dır. Adam’ın yaşadığı hayatı Semerci gayet güzel ifade etmiştir. Bu çocuklar diğerleriyle ilişkilerinde ya kırılgan ve kullanılmaya açık ya da saldırgan olacaklardır. Ergenlik döneminde ise bu sorun baskın olarak yaşanacaktır. Bu dönemde çocuğun yaşadığı sevgi eksikliği, katı denetim başkaldırıya neden olacaktır.Ergenin başkaldırısı ise evden daha çok okulda ve sosyal çevrede belirginleşecektir(Semerci 2007). Babaların otoriter olabileceği biliyoruz ancak otoriter olmak çocuğuna sevgi göstermemek demek değildir. Adam’ın babası çocuğuna sevgi de göstermemektedir. Babasından onay almak, onun sevgisini kazanmak Adam için bir hayli önemlidir. Dizinin ikinci sezonunda Adam yatılı olarak askeri okula verilmiştir. Görüntüsü, soğuk suratı tam bir asker gibi görünse de Adam’ın duygusal ve kırılgan bir çocuk olması orada da uyum sorunları yaşamasına neden olur. Babasının Adam’ı sevdiği ve takdir ettiği ilk zaman diliminin bu dönem olduğunu söylemeliyim. Otoriter anne- baba tutumunda, anne-baba çocuğa ondan istedikleri şekilde davranması şartı ile sevgi gösterip ve ondan sürekli itaat etmesini beklerler. Bu tutuma sahip anne babalar çocuk ile ilgili tüm kararları kendileri verip çocuğa söz hakkı tanımazlar(Kılıççı 1989). Adam ilk defa babanın istediği gibi bir evlat olmuş ve ilk defa babasından saygı ve sevgi görmüştür. Ancak askeri okulun kendisine göre olmadığını fark etmesiyle oradan ayrılır. Babasını dövme hatta zaman zaman öldürme isteği duymaktadır. Nesil farkını ortadan kaldırmak ve üzerindeki baskıyı atmak için elinden geleni yapmaktadır Adam ancak üzerindeki zulmedici üstbenlik buna müsade etmemektedir. Okuluna da yeniden dönemeyen Adam kendisine bir markette iş bulur. Gününü doldurmaya ve Eric’le iletişim kurmanın yollarını aramaya başlar. Market sahibiyle de anlaşamaz. Her ne kadar işini düzgün yapsa da toplum tarafından antipatik olarak adlandırabileceğimiz tipini oynamaya devam eder. Babasına yönelik zarar verme dürtüsü perçinleşmiştir ve bunu her ortamda sergilemeye devam eder. Çalıştığı markette market sahibinin kafes için tutulan tehlikeli köpeğinin kafesini açar ve marketin kapısını kilitlemeden ayrılır marketten. Tüm bu zarar verme dürtülerinde kendine yönelik fiziksel bir zarar yoktur ancak çevresine bir hayli zorluk çıkarmaktadır. Babasına yönelik öfkesinin sözel ifadelere dökülmesi kendi kimliğini oluşturma yolunda önemli bir mrsafe katetmesini sağlar. Zaman zaman depresif zaman zaman da psikotik-yıkıcı dürtülerinden uzaklaşmaya başlamıştır ve artık ne istediğini biliyor duruma gelmiştir. Eric’le beraber olmak istiyordur. Okul Romeo ve Juliet gösterisine hazırlık yapıyordur. Elbette cinselliğin bol işlendiği bir oyun olacaktır. Oyun devam ederken Adam herkesin ortasında Eric’e aşkını ilan eder ve artık korkmadığını istediği şeyin peşinden koşmak istediğini söyler. Eric de kabul eder ve hikaye mutlu sona ulaşır. Hikaye mutlu sona ulaşırken babanın ikinci kez oğluyla gurur duyduğunu görürüz. Kendi istediği gibi bir evlat olmamıştır ancak kendi isteğinin peşinden koşan cesur bir ergen olmuştur. Anlattığım ergen zulmedici bir babanın(üstbenliğin) ve korumacı bir annenin arasında kalmış kimliği ve cinsel yönelimlerinin farkında olamayan zaman zaman da geri çekilmenin sık yaşandığı psikotik süreçlerden geçer. Manik dışavurumların(kavgalar, aşırı davranışlar) kendisini rahatlatıyor gibi göründüğü bir ergendir. Dizinin bir Netflix dizisi olması ve popüler kültür ögelerinin sıkça yer etmesi sebebiyle ergenliğin derinine işlendiği bir hikayesi yoktur. Ancak dizideki karakterler içerisinde ilgimi en fazla çeken karakter olması sebebiyle bu karakteri irdelemek istedim. KAYNAKÇA ESEN, Binnaz Kıran. (2003), “Akran Baskısı, Akademik Başarı ve Yaş Değişkenlerine Göre Lise Öğrencilerinin Risk Alma Davranışının Yordanması”, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 24: 79-85. Kılıççı, Y. (1989) Okulda Ruh Sağlığı, Ankara: Şafak Matbaacılık.Kulaksızoğlu, A. (aktaran Bülbül A.) Ergenlik Psikolojisi (5.Baskı). Ġstanbul: Remzi Kitabevi, 2002. Öztürk, M. (2007) Çocuk Psikiyatrisi,Uçurtma Yayınları, İstanbul. Semerci, B. 2007 Ergen Ruh Sağlığı.Alfa Basım Yayım Dağıtım.268s.,İstanbul .