1. Blog
  2. Anne - Baba Olmak

Anne - Baba Olmak

Anne - Baba Olmak

Tebrikler, belki de uzun süredir beklediğiniz o haberi aldınız: anne ve baba oluyorsunuz.


İlk çocuk sahibi olacak çiftler için bu geçiş dönemi aile bütünlüğünü tamamlamasından dolayı çok keyifli bir dönemdir. Hayatta yeni bir sosyal role sahip olarak ebeveyn olmak tarifsiz mutlulukları da hayata katıyor fakat bununla birlikte de değişen hayat şartları karşısında süregelen sosyal hayatınızı askıya alabiliyor. Bu durumun özellikle de loğusalık döneminde kendini gösteren bir durum olduğu bilinmektedir.


Peki ama bu dönemde yani hamilelik sonrasında hayatımızda neler değişiyor?

●     Haberi alan babalar da anneler gibi heyecan içinde olabilirler. Hamilelik haberini alan babaların içine kapandığını ve sinirli tavırlar sergilediğini gören anne, artık sevilmediği fikrine kapılabilirler.

●     Hamile kişinin sadece anne kimliğine odaklanılması, diğer sosyal kimliklerin ve cinsel kimliğin temelini sarsabiliyor. Hatta sadece annenin değil babanın da sadece ebeveyn kimliği ile var olmaya başlaması da büyük sorunlar yaratabiliyor.

●     İnsanların yetişkin oluncaya dek daha önce tatmadığı ebeveynlik duygusu ile beraber gelecek daha önce tadılmamış birçok duyguyu da eşlerin hayatına dahil eder.

●     Babalar doğum sonrası lohusalık döneminde birtakım değişimler yaşarlar. Babaların oldukça büyük bir kısmı lohusalık depresyonu yaşayan eşleri ile yaşamaktadırlar ve bu durumda anneyle birlikte uykusuz gecelere alışmaya çalışırken, değişen hayat ve artan sorumluluklar karşısında zorluklar yaşamaları olağandır.

 

Lohusa Sendromu ve Aile Yapısı

Bocalama süreci olabilen doğum sonrası dönemde bazı babalar hazırlıklı ve bilinçli babaların aksine biraz daha gergin ve sinirli olabiliyor. Babanın agresif tutumlar içinde olması da hassas bir dönem geçiren eşini psikolojik olarak olumsuz etkiliyor. Bu durumda da kaçınılmaz olan aile yapısının sarsılması gündeme gelebiliyor. Çünkü eşinin içine kapandığını ve gergin tavırlar sergilediğini gören anne, psikolojik olarak sevilmediğini düşünebiliyor. Bu yüzden lohusalık dönemi eşlerin gerçekten birbirlerine ihtiyaç duydukları ve destek olmaları gereken bir dönemdir.


Eğer ebeveyn olma sürecinde eş olma hazzının da yaşanılması unutulmazsa büyük sorunlar ortaya çıkmayacaktır. Lohusa sendromunda uzman psikologlardan da destek alma eşlerin/ebeveynlerin sorunlarını daha hızlı çözmesine yardımcı olacaktır. Bu süreçte mutlu anne babaya sahip çocuklar da daha mutlu olacaklardır ve güvenli bağlanma ortamına sahip olabileceklerdir.

 

 

Lohusa Sendromu Belirtileri Nelerdir?

●     Eşiyle daha az iletişim kurma çabası

●     Sürekli sinirli olma hali

●     En beklenmedik zamanlarda tartışmalara sebep olma

●     Yapılan hiçbir etkinlikten keyif almama

●     Uykusuzluk, sürekli uyuma isteği

●     Bebeğe zarar verebilirim kaygısı

●     Bebeğiyle ilgilenmekten kaçma gibi belirtilerin olduğu durumda lohusa sendromundan şüphelenilebilir. Böyle bir durumda mutlaka bir uzmana başvurulması gerekir. Lohusa sendromu hakkında psikologmerkezi.com üzerinden hemen bir psikolog ile görüşebilirsiniz.

 

Çocuk Öncesi Eş ve Çocuk Sonrası Eş

Evlilik kavramı, ‘çocuktan önce’ ve ‘çocuktan sonra’ olarak iki ayrı dönem şeklinde incelenebilir. Örneğin; bebekten önce çiftlerin evleri tamamen kendi zevkleri doğrultusunda dizayn edilmiş olur. Ancak bebeğin doğumundan sonra evin düzeni tamamen bebeğin gelişimine göre ayarlanır. Bunun yanı sıra eşler arasındaki cinsel yaşam ve beklentiler de büyük bir değişim geçirir. Çünkü bebeğin doğumuyla uykusuz gecelere alışmaya çalışan bir annenin tek beklentisi aktif bir seks hayatı değil, deliksiz uykudur. Bu süreçten de en fazla babalık rolüne alışmaya çalışan eşler etkilenir. Eğer eşler, hamilelik döneminde hamile ve doğum psikoloğundan destek aldıysa bu sürecin geçici bir dönem olduğunu ve birbirlerine nasıl destek olabileceklerini öğrenmiş olurlar. Eğer hamilelik sürecinde bir destek almadıysanız doğumdan sonraki süreçte gecikmeden psikologmerkezi.com’dan uzmanlara ulaşabilirsiniz.


Bozulan Düzeni İyileştirmek

Bebeğin dünyaya gelişiyle eşlerin evlilik hayatında, sosyal hayatında ve ekonomik durumunda değişimler olacaktır. Bu değişime karşı olumsuz bir hayat deneyimi yaşamamak için yapılması gereken en önemli adım, eşlerin yaşadıkları değişimleri ve alışma sürecindeki zorlukları birbirleriyle açık bir iletişim şeklinde paylaşmalarıdır. Çünkü ilişki içerisinde hangi tarafın hangi konuda desteğe ihtiyacı olduğu konuşarak anlaşılabilir. Hatta bu dönemde beklentiye girmek ve karşı tarafın anlamaması sonucu alınganlık göstermek de iletişim şeklinde büyük bir sorunun olduğunu gösterebilir.


Diğer yandan bebeğin yalnızca anneye değil babaya da çok fazla ihtiyaç duyduğunu, bebeğe hangi alanlarda bakım verebileceğini babaların iyi öğrenmesi gerekmektedir. Eğer babanın yoğun bir iş ve günlük yaşantısı varsa bebeği ile gün içinde vakit geçirmeli mutlaka ona zaman ayırmaya özen göstermelidir. Bebeğin doğumdan sonraki ilk iki yılında güvenli bağlanma gerçekleştirdiğini unutmamalı ve babanın da bebeğin bakımı ile ilgilenmesi gerektiğine özen gösterilmelidir. Böylelikle hem bebek ile babanın arasındaki bağ kuvvetlenecek hem de babanın bebekle ilgilendiği sürede anne de dinlenebilme fırsatı elde edebilecektir.


Güvenli bağlanma; Güvenli bağlanma, yeni doğan bebeğin ve bakım vereninin arasındaki sözsüz iletişimin oluşturduğu duygusal bağlantı ve güven duygusudur. Güvenli bağlanmanın gerçekleşmesi için mükemmel bir ebeveyn olmak gerekmemekte, ihtiyacınız olan bağlanma sürecine nasıl daha fazla katılabileceğinizi öğrenmektir.


●     Yüz ifadenizi sakin ve özenli tutmaya çalışabilirsiniz. Bebeğin iletişim kurmada ilk olarak gördüğü yol yüzünüzdür. Yüzünüzden birçok ifadeyi algılayabilir.

●     Göz teması da önemlidir.

●     Ses tonunuzdaki hassasiyet, ilgi ve anlayışı bebeğiniz anlayabilir.

●     Bebeğinizin yanından ayrılırken konuşarak açıklamak mutlaka bebeğiniz ile olan duygusal bağı güçlendirecektir.

●     Dokunma ve temas bebeğiniz ile duygusal bağ kurmanın en önemli yollarındandır. Banyo yaptırmanız, okşayarak sevmeniz, kucakta taşımanız hepsi birer iletişim yoludur.


Bozulan düzende anneler, doğumdan sonra vücutlarında yaşanan değişiklikler sebebi ile kendilerini eskisi kadar çekici bulamayabilir ve hatta beden algılarında büyük problemler ortaya çıkabilir. Bu da cinselliğe karşı daha mesafeli durmalarına yol açabilir. Fakat cinselliğin evlilik hayatını destekleyen önemli hususlardan biri olduğu akıllardan çıkarılmamalı ve annenin vücudu ile olan problemlerini çözebilmesi için uzman desteği alması sağlanmalıdır. Yalnızca anne kimliğini ön planda tutmak cinselliği ve kadın kimliğini unutmak evliliğin temelini olumsuz etkileyebilir.


Eşlerin bu dönemde anne ve baba kimlikleri ile beraber diğer sosyal rollerini nasıl yaşatabileceklerini, kişisel gelişimlerine nasıl katkı sağlayabileceklerini ve en önemlisi psikolojik iyi olma durumlarını nasıl koruyabileceklerini öğrenmeleri ve planlamaları için mutlaka bir uzman psikolog desteği almalarını öneririz.