1. Blog
  2. Kayıpların Etkileri ve Yas Tutma Süreci

Kayıpların Etkileri ve Yas Tutma Süreci

Sevilen birini kaybetmek, yakın ya da uzak fark etmeksizin insanı etkileyen bir durumdur. Bir tanıdığımızın, sevdiğimiz sanatçının, toplumda yer edinen kişilerin kaybını öğrenmek bizleri üzer. Lakin çok yakın olan kişiler, aile bireyleri, ebeveynler, yakın arkadaşlar gibi hayatımızda aktif yeri olan ve bağımızın olduğu insanları kaybetmek bizi sadece üzmekle kalmaz aynı zamanda derin bir şaşkınlık ve çaresizlik içine de sürekler.


Bu süreç içerisinde o kişiyi anmak, hatırlamak ve yoğun bir duygu durumu yaşamak yas sürecini de başlatmış olur.


Yas Nedir? Yas Tutma Süreci Nasıl İlerler?

Yas, sevilen bir kişinin kaybından sonra ölüme olan ve doğal olarak oluşan bir tepkidir. Yaşın süresi, oluş şekli, kişiyi etkilemesi ölen kişinin yas tutan kişiyle arasında ki bağa ve ilişkisin göre farklılık göstermektedir. Her durumda olduğu gibi yas tutmanın da belirli evreleri vardır. Dört farklı evreden oluşur ve evrelerde ki tepkiler kişiden kişiye değişiklik gösterir. Bu evreleri detaylı bir şekilde inceleyecek olursak;


1. Evre – İlk Etkiler

Genellikle kişinin kaybı sonrası 1-2 haftalık süreci kapsar. Bazı kişilerde inkar etme, olayı idrak edememe, anlamama ve inanmama görülebilir. Yas tutan kişi olayın şaşkınlığı ile herhangi bir tepki veremeyebilir. Duygusuz, donuk, tepkisiz ve şaşkın olabilir. Kişiyi kaybetmemiş, sanki bulunduğu ortamda o kişi hala varmış gibi düşünebilir. Özellikle ölüm anını ya da ölüm haberini hatırlamakta zorluk çeker. Üzüntüye ve strese bağlı bedensel ataklar geçirebilir (panik atak, gülme krizi, ağlama krizi).


2. Evre – Farkına Varma

Yas sürecinde olan kişi artık ölümü daha fazla farkına varmaya başlar. Böylelikle duygularını daha dışa vurarak yaşar. Yoğun üzüntü ve özlem duygusu fazlasıyla ağır basar. Kaybın farkına varıldığı için yas tutan kişi ölen kişiyi aramaya başlar. Bulunduğu duruma ve kendine yabancılaşma, huzursuzluk, yoğun öfke, ağlama krizleri sıklıkla görülür. Aynı zamanda kişi de yüksek derecede isteksizlik ve konsantrasyon eksikliği baş gösterir. Çünkü zihin sadece ölümle ve ölen kişiyle meşguldür. Bu evre en uzun süren evredir. Kişinin kendi çevresinden aldığı destek, karakteri, yaşam koşullarına göre değişiklik gösterir. Aylar boyunca devam edebilir.


3. Evre – Kabullenme

Kişi artık kaybettiği kişinin geri gelmeyeceğini kabullenmeye başlar. Bu kabullenme ile yoğun bir üzüntünün yanı sıra çaresizlik hissi oluşur. Hala ilgisizlik, huzursuzluk ve kederin yaşanmasına rağmen tam olarak olmasa da günlük hayata geri dönmeler başlar. Zihin sadece ölümü değil, kişinin güzel anılarını da düşünmeye başlar.


4. Evre – Hayata Dönüş

Zaman geçtikçe ve kişinin ölümü kabullenmesi ile beraber yaşanan çaresizlik, keder, stres, şaşkınlık ve yoğun üzüntü durumları giderek azalmaktadır. Zihin artık ölümden ve anılardan sıyrılmıştır ve kişinin kendi ile ilgili düşünmesini sağlar. Yas süreci yaşayan kişi artık bu süreci arkasında bırakmaya hazırlanır. Gelecekle ilgili planlar yapar. Kendi günlük hayatına döner. Yaşamını düzenler ve umut duygusunu yeniden kazanır.


Ölümün her türlüsü kayıp veren kişi için oldukça üzücü bir durumdur ve derinden sarsar. Araştırmalara ve gözlemlere göre yas tutma süreci ortalama 6 ay kadar sürmektedir. Bu süreyi aşan ve 2. Evreden çıkamayan kişiler için mutlaka uzman yardımına başvurulmalıdır. Lakin “travmatik yas” olarak adlandırılan savaş, patlama, kaza, şiddet ve benzeri beklenmedik kayıplar sonucunda bu süre daha da uzayabilir. Bunu yanı sıra kişide travma sonrası stres bozukluğu görülebilir. Bu yüzden bu türde bir yas süreci geçirecek olan kişilerin bir uzman ile görüşerek bu durumun etkilerinin en aza indirgenmesi sağlanabilir.


Yas Sürecinde Ortaya Çıkan Tepkiler

Bu dönemde kişiler yas sürecini yaşarken çeşitli tepkiler verebilmektedirler. Bu kayıp durumunun kişide bıraktığı etkiyle ve ölen kişinin yakınlık derecesi ile yakından alakalı bir durumdur. Kişi de ortaya çıkan tepkilere bakacak olursak;


Ruhsal Tepkiler

Bu tepki varlık sorgulama olarak da adlandırılabilir. Kişinin hala orda olduğuna dair bir inanç vardır. Kaybedilen kişinin sesini duyma, halüsinasyon görme, dokunduğunu hissetme gibi tepkiler verilebilir.


Davranışa Bağlı Tepkiler

Kişi kendisinde alışkın olmayan davranışlar sergiler. Anlamı olmayan hareketler, kendini kaybetmiş gibi davranma, ölen kişinin eşyasına bağlanma ya da kaçınma, sosyal çevreden uzaklaşma, beklenmedik cinsel dürtü, madde kullanımı, sürekli kabir ziyareti ve uzun süre mezardan ayrılmama hatta orada uyumak isteme ya da mezarlığa gidememe gibi tepkiler gösterilebilir.


Bedensel Tepkiler

İnsan psikolojisinin ve zihninin beden üzerinde oldukça belirgin etkileri olabilmektedir. Uzun süreli ve yoğun yaşanan üzüntü, stres sonucu kişide ir takım fiziksel tepkiler oluşmaya başlar. Nefes alamama (psikolojik), kalp hızında artış – çarpıntı, kas gerilmeleri, baş dönmesi, mide bulantısı, kusma, ishal, iştahsızlık ya da iştah artışı, uyku düzeninde bozulmalar, adetin düzensiz görülmesi şeklinde tepkiler görülebilmektedir.


Duygu Durumuna Bağlı Tepkiler

Genellikle insanın içinde yaşadığı keder durumu dışa duygusal tepki olarak yansımaktadır. Bu tepkilerin ortaya çıkması bazı durumlarda kişi için iyidir. Fakat aşırı durumlarda uzman yardımı alınması gerekebilir. Daha çok yalnızlık, çaresizlik, şaşkınlık, üzüntü ve ağlama olarak kendini gösterir. Diğer yandan öfke nöbetleri, akıl sağlını yitirme korkusu, istek kaybı ve zevk alamama, herhangi bir duygu hissetmeme, kendine zarar verme olarak da kişide ortaya çıkabilmektedir.


Bilişsel Tepkiler

Genellikle ölümü ve kaybedilen kişiyi yoğun bir şekilde düşünme ile alakalıdır. Kişi sürekli ölüm anını düşünebilir. Kendini suçlayabilir ve kızabilir. Ölüm anını canlı bir şekilde sürekli yaşar. Hatta davranışa ve sözlere dökebilir. Kararsızlık, hatırlamakta güçlük ve dikkat eksikliği yaşanabilir.


Yas Sürecinde Olan Kişiye Nasıl Davranılmalıdır?

  • En önemli etken olan kişinin günlük, besin ve sıvı ihtiyacının karşılanmasına teşvik etmek gerekirse bu ihtiyacı sağlamak gerekir. Çünkü kişi kendini yeme ve içmeden kesebilir, beslenmeyi unutabilir.
  • Kişiye güven duyabileceği bir çevre ve ortamın oluşturulması gerekir. Aynı zamanda üzüntüsünü, öfkesini, çaresizliği dile getirilmesine izin verilmeli hatta bunun için olanak sağlanmalıdır.
  • Yas sürecinde olan kişi yalnız kalmak isterse bu talebi yerine getirilmelidir. Fakat aynı ortamda ya da yakınında mutlaka bir kişinin olması gerekir. Çünkü kişi de kendine zarar verme davranışı görülebilir.
  • Yasını istediği şekilde kendi isteğine ve inancına göre yaşamasına izin verilmelidir.
  • Cümlelerde geçmiş zaman kullanmak ya da durumu kanıtlamak adına net cümleler kurmak, kişinin kabullenme sürecine yardımcı olmaktadır.
  • Kişiyi sürekli güçlü tutmak, toparlanmasını söylemek ya da hayatın güzelliği ve devamı ile cümle kurmak son derece yanlış bir tutumdur. Aksine kişiye acısını sonuna kadar yaşamasını, içinde tutmamasını sağlamak gerekir.
  • Sosyal çevreden kaçınma durumları görülse de zamanı geldiğinde kişiyi yavaş yavaş sosyal ortamlara sokmak, insan temasını arttırmak ve ilgisinin başka yönde toplanmasını sağlamak da bu sürecin olumsuz etkilerini en aza indirmesini sağlayabilmektedir.
  • Kişide oluşabilecek ruhsal bozuklukların (kaygı bozukluğu, depresyon, panik atak, vb…) gelişiminin önlenebilmesi ya da bulgularının en aza indirilebilmesi için mutlaka uzmana yönlendirmek son derece büyük bir önem taşımaktadır.