1. Uzman
  2. Hasan ÇELIK
  3. Blog Yazıları
  4. ÇİFTLERİN SIK YAPTIĞI İLETİŞİM HATALARI

ÇİFTLERİN SIK YAPTIĞI İLETİŞİM HATALARI

ÇİFTLERİN SIK YAPTIĞI İLETİŞİM HATALARI

1.Yıkıcı eleştiriler yapmak

Sorunlu çiftler genellikle birbirlerini suçlama ve eleştirme eğiliminde olan eşlerden oluşur. Burada eşler yalnızca birbirlerinin olumsuz yönlerine odaklanmakla yetinmemekte, ayrıca ilişkilerinde yaşadıkları olumsuzluklardan birbirlerini sorumlu tutmaktadır. Özetle, seçici bir algılama ile olumlular göz ardı edilmekte ve olumsuzlar yıkıcı ve tekrarlayıcı bir biçimde dile getirilmektedir.

“Zaten bana ayıracak vaktin hiç olmadı ki. Hep işin vardır.”

“Seks ihtiyacı duyduğun zamanlar dışında bana yakınlaştığını görmedim”

“Bana bir kez olsun ‘günün nasıl geçti’ diye sormadın.”

“Sosyal ortamlarda ne zaman biriyle konuşsam hemen kıskanır ve kızarsın.”

Oysa yıkıcı eleştirilerin yapıcı, olumsuzların ise olumluya dönüştürülerek ifade edilebilmesi mümkündür.

“Bana daha çok vakit ayırabilmeni isterdim.”

“Seks sırasında olduğu gibi seks dışındaki zamanlarda da yakın olmana ve şefkat göstermene ihtiyacım var.”

“ Eve gelince bana daha çok zaman ayırabilmeni isterdim.”

“ Bana daha çok güvenmeni ve sevgini kıskançlık dışı yollarla da gösterebilmeni isterdim.” gibi

Ne istendiğini dile getiren ifadeler, ne istenmediğini dile getirenlerden daha anlamlı olacaktır.

2.Genellemeler Yapmak

           Tüm genellemeler yanlıştır. Olumsuz genellemeler umutsuzluk, çaresizlik yaşatır, çünkü olumsuzların hep tekrarladığı ve tekrarlayacağı varsayımı üzerine kuruludur.

           Örnek: “Beni her fırsatta başkalarının yanında aşağılıyorsun” oysa aynı cümle, “Geçen gün Ahmet’in yanında söylediklerin beni çok utandırdı.” Şeklinde de ifade edilebilir ve böyle bir ifadenin dinleyiciye ulaşma şansı daha fazladır.

           Daha da kötü olanı, eşlerin bazı özgül davranışlar yerine, kişiliği hedef alan genellemeler yapmalarıdır.

           Örnek: “Sen zaten hep böyle bencilsin.”

           Birbirlerine öfkeli eşler bazen hızlarını alamayıp eleştirilerini daha da ileriye götürmekte ve birbirlerini daha çok kırmak amacıyla aileleri de işin içine alan bir üslupla genelleme yapabilmektedir.

           Örnek: “Sen hep böyle bencilsin ve biliyor musun, bu özelliğini annenden almışsın!” gibi.

 

3. Akıl okuma ve yıkıcı niyet getirmek

               Burada eşler birbirlerinin söylediklerinden çok, söylemediklerini anlamaya çalışmakta ve söylenenlerin yada yapılanların arkasında örtük bir olumsuz niyet aramaktadırlar.

               Bir terapi ortamında eşler arasında geçen şu konuşma çok ilginçtir:

               Erkek: “ Şu anda aklından geçenleri biliyorum ve bu nedenle söylemek istediğim şeyleri söylemekten vazgeçtim.”

               Kadın: “ Yanılıyorsun. Senin aklımdan geçirdiğimi zannettiğin şeyler benim aklımdan geçenler değil. Asıl ben senin aklından neler geçtiğini biliyorum.

               Terapist: “Her ikinizin de birbirinizin aklından geçenleri okumak gibi özel bir yetenekle donatılmış olduğunu anlıyorum. Ancak lütfen bana yardım edip, daha açık olabilir misiniz çünkü benim böyle bir yeteneğim yok.”

               Söylenen yada yapılanların arkasında örtük neden aramayla ilgili olarak şu örnekler yine bir terapi oturumundan:

               Erkek: “ Bunu benim iyiliğim için söylediğini belirtiyorsun ama senin esas niyetin beni aşağılamak.”

               Kadın: “ Bunları terapistimiz dediği için yapıyorsun. O anlamasa da, ben senin bu davranışlarının sahte olduğunu ve hiçbirini içinden gelerek yapmadığını gayet iyi anlıyorum.

4.Geçmişi Getirmek

               Sorunlu evliliklerde eşler geçmişte yaşadıkları olumsuzlukları geride bırakmakta güçlük çekerler. Bu durum çoğu kez olumsuzlukların yalnızca geçmişte değil, halen yaşanıyor olmasından kaynaklanır. Bazen içinde bulunulan zaman diliminde sorun yoktur, ancak eşlerden biri geçmişte yaşananların değersizleştirilmesi, önemsizleştirilmesi veya üzerinde yeterince konuşulmamış olmasında rahatsızlık duyuyordur. Çünkü kendisine göre haksızlığıa uğramıştır, ancak kimse bu yaşantsını önemsememiştir. Örnek:

               “Evliliğimizin ilk yıllarında ailenin bana yaptığı eziyete kayıtsız kalmanı asla affetmedim ve affetmeyeceğim,” gibi yada , “ On beş yıldır aynı şeyleri söyleyip duruyorum, hala aynı şeyleri yapmakta ısrar ediyorsun,” gibi.

5. İşi yokuşa süren ifadeler kullanmak

               Srounlu evliliklerde de olumlu değişiklikler gözlenebilir. Ancak olumlu değişiklikler yeterinde önemsenmemekte hatta gözardı edilmekte, eleştiri olumlu değişikliklere rağmen ısrarla devam etmektedir. Uzun zamandır arzuladığı davranışları nihayet sergilemeye başlayan eşine;

               “Şimdi çaba gösteriyorsun, ama artık çok geç, bunları on yıl önce yapmalıydın,” demek işi yokuşa sürmekten öteye ne sağlayabilir ki?

               Oysa olumlu değişiklikleri küçük de olsa fark edip altını çizebilmek, bu tür davranışların oluşma sıklığını artıracaktır. Ancak geçmişe yönelik öfke ve geçmişi dile getirme yönündeki ısrarcılık, bunun yapılmasına engel olur. Eğer geçmişi getirmeden bugüne odaklanmak sana çok zor gelirse, o zaman aynı mesajı şöylede verebilirsin.

               “ On yıldır yapmadığın şeyleri şimdi yapıyor olduğunu görmek beni umutlandırıyor”. Böyle bir mesaj bir yandan memnuniyeti dile getirirken, diğer yandan da işi yokuşa sürmeden geçmiş sıkıntıların dile getirilmesini sağlayabilir.

6.Kendini tamamen haklı, eşini tamamen haksız konuma sokan söylemlerde bulunmak

               Sorunlu evliliklerde eşler aynı tarafta ya da aynı takımda olmayı beceremediklerinden, oluşan sorunlarla ilgili birbirlerini suçlama eğlimindedirler.

               Örnek:” Tüm evliliğimiz boyunca hiçbir kavgayı ben başlatmadım.”

               Ya da : “Evliliğimizdeki tüm kavgaların nedeni sensin” gibi ifadeler sorunu daha da büyüten ve sorumluluk içermeyen ifadelerdir. Oysa kavga olabilmesi için en azından iki kişi olması gerekir. Karşınızdaki kişi kavga etmek istese bile siz kavgada yer almadığınız müddetçe kavga gerçekleşmeyecektir.

7. Anlamak yerine çözüm bulmaya ve çözüm önermeye yönelik girişimler.      

               İşyerinde sıkıntılar yaşayan ve bunu eşi ile paylaşmak isteyen bir kadının, paylaşım yerine öğüt alması buna en güzel örnektir. “Sana zamanında söylemiştim, benim dediğim gibi davransaydın başına bunlar gelmezdi.” ya da “ Sen merak etme ben yarın gider sana bu sıkıntıyı yaşatan kişinin ifadesini alırım.” Şeklinde maço tutumların amca uygun olduğunu söylemek zordur. İletişimde amacın dinlemek, anlamak ve paylaşmak olduğu hatırlanacak olursa bu tür tutumların pek de yararlı olmayacağı kolaylıkla anlaşılabilir. Bazen insanlar çözüm bulmak için değil, yalnızca dinlenilmek ve desteklenmek için kendilerini açarlar.

8. Mantığı silah olarak kullanmak

               İnsanlar boşanma oranlarının yüksekliğini biliyorlar. Ancak hem yüzde 50 fire veren bir kuruma yatırım yapıyorlar hem de bu yatırımları çok mantıklıymış gibi evliliklerinde beklentilerini mantık üzerine kuruyorlar.

               “Bu isteğin için bana mantıklı bir neden göster” , “Ya benim söylediklerimi çürütmelisin ya da benim söylemimi kabul etmelisin,” gibi ifadeler sık duyulan oldukça zorlayıcı, rahatsız edici ve duygudan yoksun söylemler oluyor. Evlilik yaşamı, iş yaşamından farklı olarak mantıksız olanı da isteyebilmek hakkını verebilmeli. “ Şu isteğin için mantıklı bir neden göster” yerine “ Söylediklerin aklıma yatmasa da, çok istiyorsan bunu senin için seve seve yaparım.”  Daha insani ve sıcak bir ifade olabilir.

9.Sergilenen davranışlarla ilgili sorumluluk alınmadığını gösteren ifadelerde bulunmak

               Sık sık eşine şiddet gösteren bir erkek danışanın karısına söylediği şu sözü hiç unutmam: “Ben aslında sakin bir adamım. Beni kızdıran, çıldırtan, öfkelendiren sensin. Beni öfkelendirdiğin için sana saldırgan oluyorum.

               Bu örnekteki erkek hem eşine şiddet göstermekte hem de bunun sorumlusu olarak işini görmekteydi. Oysa temel sorun kendi öfkesini kontrol edememesiydi.  Kendisine onu öfkelendiren başka ne tür yaşantılar olduğu sorulduğunda; zaman zaman trafikte öfkelendiğini dile getirdi. Ancak trafikte her öfkelendiğinde kavga çıkarmadığı yada öfkelendiği polislerle kavga etmediği hatırlatıldığında öfke ile ilgili daha gerçekçi bir algı geliştirmesi kolaylaştı. “Birçok ortamda öfkemi kontrol edebildiğim halde eşime öfkelendiğimde böyle bir zahmet içine girmiyor ve şiddet gösteriyorum.”

               Eşlerden birinin terapist yada öğretmen rolüne soyunması diğerini en çok rahatsız eden tutumlardan biridir. Böyle bir durumun sempati ile karşılanmayacağı açıktır. Eşler arasında eğitim yada deneyim farkı olduğunda daha da belirginleşen bu tutum, karşı tarafın küçümsenmesi anlamına gelir. “ Senin rahatsızlığının farkındayım. Tedaviye gitmesi gereken sensin.” “ Parası neyse ödeyeyim onu tedavi edin Dr.Bey” yada “Sizin şimdi bizlere söylediğiniz şeyin aynısını ben karıma yıllardır söylüyorum” şeklinde ifadeler kötü bir öğretmen rolüne soyunmaktan öte gitmeyecek ve dirençle karşılaşacaktır


Bu yazı Prof.Dr. Mehmet Z. Sungur’un “Aşk,evlilik,sadakatsizlik” kitabından alınmıştır. (sf 162-168)


Yayınlanma: 17.04.2021 23:17

Son Güncelleme: 17.04.2021 23:17

Hasan ÇELIK
Hasan ÇELIK
Uzman Psikolog(*)(*)(*)(*)(*)
Uzmanlıklar: Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları, Panik Atak, İlişki / Evlilik Problemleri
Merhaba. Ben Uzman Psikolog Hasan Ç Devamını oku
Online Terapi
süre 50 dk
ücret 1000
Yüz Yüze Terapi
Hizmet vermiyor
Bunları da sevebilirsiniz...
alisveris-yapamadan-duramiyorum-bagimli-olabilir-miyim

Hiçbir bağımlılık türü masum değildir; bu yüzden tedavi edilmesi gerekir. Alışveriş bağımlılığı da diğer bağımlılık türleri kadar hayat kalitesini ve ruh sağlığını olumsuz etkiler. Dijital çağın bizlere sunduğu teknolojik imkânlar ise alışveriş yapmayı ve alışveriş bağımlılığını çok daha tehlikeli boyutlara taşımaktadır.Alışverişe bağımlı olan kişiler genellikle bağımlı olduklarını diğerlerinden hatta kendilerinden saklamaya meyillidirler. Bilgisayarda ya da mobil cihazlarında başka şeyler yapıyormuş gibi davranabilirler ya da etrafta kimse yokken alışveriş yapmayı tercih edebilirler. Çevrimiçi alışverişe bağımlı hale gelen pek çok kişi bir veya birden fazla psikolojik rahatsızlıktan mustariptirler ve alışveriş yapmayı onları kötü etkileyen duygulardan ve düşüncelerden kaçınmak için kullanırlar. Depresyon, kaygı ve stres için en iyi yöntemin alışveriş yapmak olduğuna inanırlar.Çevrimiçi alışveriş bağımlılığı olduğunu gösteren işaretler:Aşırı harcama yapmakAlışveriş yaparken büyük bir haz duymakAlışverişten sonra yoğun şekilde üzüntü, suçluluk, utanç duygularına kapılmakAlışveriş yapamadığında boşlukta hissetmekÜzgün ya da mutsuz hissettiğinde alışveriş yapma ihtiyacı duymakİhtiyaç duymadığı ürünleri satın almakSatın aldığı ürünleri unutmakEtiketleri hala üzerinde olan, daha önce satın alınmış birçok ürünü biriktirmekSizin için doğum günleri, bayramlar gibi özel günlerde, iş yerinde terfi aldığınızda ya da gerçekten ihtiyacınız olan ürünleri almanız gerektiğinde alışverişin tadını çıkarmak normaldir. Fakat alışveriş yapmak sizin için aşırı ve zorlayıcı bir rutin haline geldiğinde, bütçenizi aştığı halde yeni ürünler almaya devam ettiğinizde bu durum artık mücadele edilmesi gereken bir çılgınlık halini almaktadır ve bağımlılığa yol açabilir.“İstek” ve “İhtiyaç” Ayrımını Yapmaya ÇalışınSatın almak üzere olduğunuz ürün sizin için bir ihtiyaç mı yoksa sadece istediğiniz için mi alıyorsunuz? Bunun ayrımını yapmak önemlidir. Alışveriş sepetine eklemeden önce alacağınız her ürün için kendinizi sorgulamalısınız. Bir bağımlının kendisini bu sorgulama sürecinde kandırması çok kolaydır ama gerçekten kendinize sorduğunuzda doğru cevabı mutlaka alacaksınız. İlk zamanlarda zorlayıcı olsa da lütfen bu soruyu kendinize sormayı alışkanlık haline getirmeye çalışın.Alışverişten Önce Bir İhtiyaç Listesi Yapın ve Bu Listeye Bağlı KalınBu, önce karnı doyurup sonra alışverişe çıkmak gibidir. Karnınız aç olduğunda marketteki her ürünü almak için daha hevesli olabilirsiniz ancak tokken sadece lazım olan yiyecekleri almak daha kolaydır.Sizler de gerçekten ihtiyaç duyduğunuz ürünlerin bir listesini yapın ve bu listenin dışında olan herhangi bir ürün için harcama yapmayın.“Tek Tık”la Alışveriş Seçeneğini Hayatınızdan ÇıkarınElbette internet üzerinden alışveriş yapmak oldukça pratik ve günlük hayatı kolaylaştıran bir fırsattır; fakat alışveriş sizler için bir bağımlılık haline dönüştüyse en azından bu bağımlılıkla mücadele ettiğiniz süre boyunca kredi kartlarınızın internet üzerinden alışveriş yapmanıza imkân tanıyan özelliklerini kapattırabilirsiniz.Alışverişin Size Sunduğu Hazzı Başka Yerlerde Bulmaya ÇalışınSöz konusu bağımlılık olduğunda beynimizin ödül-ceza mekanizması devreye girer ve satın aldığınız her şey için kendinizi ödüllendirilmiş hissedersiniz; fakat bu bir aldatmacadır ve etkisi çok kısa sürer. Eğer öyle olmasaydı yeniden mantığınız devreye girdiğinde aldığınız gereksiz ürünler için kendinizi suçlu hissetmezdiniz. Bu yüzden yapmaktan keyif aldığınız başka şeylere yönelmeye çalışın. Bir hobi edinebilirsiniz ya da sevdiğiniz bir spor aktivitesine katılabilirsiniz. En sevdiğiniz kitapları okuyabilir ya da arkadaşlarınızla dışarıda vakit geçirebilirsiniz.Güvendiğiniz Bir Arkadaşınız ya da Ailenizden Birisi ile Alışverişe ÇıkınBu bağımlılığınızın farkında olan birisi ile birlikte alışveriş yapmaya çalışın. Sizi gereksiz harcamalardan uzak tutması için ondan destek isteyebilirsiniz.Sonraya Saklayınİnternet üzerinden alışveriş yapmanıza imkân tanıyan tüm web siteleri, sizin ilgi alanlarınız ve beğendiğiniz ürünlerin bir algoritmasını çıkarıp bu verilerden de yararlanarak kaçırılmaması gereken indirim fırsatlarını ya da “tükenmek” üzere olan ürünleri karşınıza çıkaracaktır; fakat aynı zamanda beğendiğiniz ürünleri kaydetmeniz için de size bir seçenek sunarlar. Siz gerçekten beğendiğiniz ve satın almak istediğiniz ürünleri sadece kaydedin ve sonraki zamanlara saklayın. Gerçekten ihtiyaç duyup duymadığınızı anlayana kadar emin olun bir yere kaybolmayacaklar. O büyük indirimler ve tükenmek üzere olan ürünler de hiçbir zaman bitmeyecek.Bu bağımlılığıgrup terapileriya dabilişsel davranışçı terapigibi yöntemlerle bir uzman yardımıyla aşabilirsiniz. Alışveriş bağımlılığı diğer tüm bağımlılıklar gibi dürtülerle ilişkilidir. Dürtüleri doğru şekilde kontrol etmeyi öğrenmek de mümkündür. Sizi bu bağımlılığa iten diğer psikolojik rahatsızlıklarınız da bu tedavi sürecinde iyileşecektir. Bu süreçte kendinize karşı şefkatli olmayı ve iyileşmek için kendinize yeteri kadar zaman vermeyi unutmamalısınız.Doğru terapisti bulmak; Terapistiniz her ne kadar donanımlı ve güvenilir olsa da kendi güven ve rahatlığınız en büyük önceliğiniz olmalıdır. Terapi zaman zaman rahatsız edici olabilir; çünkü muhtemelen sizin için zorlayıcı, kişisel konuları konuşacaksınız. Fakat başka herhangi bir nedenle terapistinizden rahatsızlık duyuyorsanız, başka bir terapistle yola devam etmekte bir sakınca yoktur.Terapistiniz sözünüzü kesiyor mu yoksa sizi dikkatle dinliyor mu?Terapi sırasında bedeniniz nasıl hissediyor? Gergin hissediyor musunuz?Terapist randevularda çok mu hızlı davranıyor?Terapistiniz endişelerinizi ve duygularınızı savuşturuyor ya da onları görmezden geliyor mu?Seanslarda anlaşıldığınızı, dikkate alındığınızı ve saygı gördüğünüzü hissediyor musunuz?Doğru terapisti bulmak en nihayetinde kişisel bir meseledir. İçsel yolculuğunuza ve ruhsal iyiliğinize katkıda bulunacak bir uzman arıyorsunuz ve bu kolay bir arayış olmayabilir. Etkili terapinin merkezinde güven ilişkisi, terapötik bağ yani terapist ile aranızda kurduğunuz bağlantı ve uyum sağlamak çok kıymetlidir. Yukarıdaki öneriler ve tavsiyeleri de dikkate aldığınızda bu ilişkiyi kurabileceğiniz bir terapist bulabilirsiniz.KAYNAKContent Team. (2017). Is TheDigital Age ToBlameFor Online ShoppingAddiction?AddictionsLeadingTheWayToRecovery. Yazıyı Oku

Uzman: Hidayet ÇALIŞKAN

Yayınlanma: 27.02.2024

hedeflerime-ulasmaya-calisirken-hep-onume-bir-seyler-cikiyor-ve-bana-engel-mi-oluyor-ne

Kendini sabote etme davranışı, bireyin bir işi ya da görevi yerine getirebilecek kapasitede olmasına rağmen, bu işi başarıyla yapıp yapamayacağına yönelik endişe yaşaması ile karakterizedir. Bireyler performanslarını önemsediklerinde, ancak başarı olasılıklarından şüphe ettiklerinde, benliklerini korumak amacıyla kendini sabote etme davranışları sergilemektedirler. Kendilerini sabote eden kişiler başarılarını içselleştirerek, başarısızlıklarını ise dışsallaştırarak benliklerini korumaya çalışmaktadırlar. Bu durum bireylerin her iki durumda da yani hem başarısızlıklarında hem de başarılarında kendilerini iyi hissetmelerine hizmet etmektedir. Kendini sabotaj zamanla birlikte bireyin yaşam doyumunun ve içsel motivasyonunun azalmasına, uyumsuzluk, olumsuz duygulanım, somatik semptomlar ve alkol ve madde kullanımı gibi olumsuz alışkanlıklarının artmasına neden olmaktadır. Kendini sabotaj performansı engellemekte ve performans kaybı uyum ve psikolojik iyi olma üzerinde olumsuz etkilerde bulunmaktadır. Kendini sabote etme davranışlarının ortaya çıkmasını önlemek için yapılması gereken en önemli yaklaşım, benliğin güçlendirilmesidir.Hedeflerinize ulaşmaya çalışırken hep önünüze bir şeyler çıkıyor ve size engel mi oluyor? O “bir şeyler” acaba bizzat kendiniz olabilir misiniz? Her insan zaman zaman kendisini belli bir dereceye kadar sabote edebilir. Ancak kendini sabote etme davranışı kalıcı hale geldiğinde ev, okul, iş ve ilişkiler dâhil olmak üzere hayatınızın her alanında zorluklar yaşamanıza neden olabilir.Kendi kendini sabote etme davranışları, çoğu zaman farkında bile olmadan, hedeflerimize ulaşmak için engeller yaratmamıza sebep olan bir düşünce ve davranış şekli olarak tanımlanabilir. Kendini sabote etmek aslında tam olarak bir “sabotaj” eyleminden ziyade, daha çok bizi potansiyel tehlikelerden korumak için bilinçaltımız tarafından yaratılan koruyucu bir mekanizma gibidir. Bu mekanizma aslında bize tanıdık gelen ve güvende hissettiğimiz alanda kalmamızı sağlamaya çalışır. Çünkü iyi bir şeylere doğru adım atıyor olsak dahi hiç bilmediğimiz sulara atladığımızda zihnimizde tehlike çanları çalmaya başlar ve beynimiz bizi tanıdık sulara geri döndürmek için adeta emir gönderir.KENDİNİZİ SABOTE ETTİĞİNİZİ GÖSTEREN İŞARETLERErteleme davranışı“Unuttuğunuz” ya da kasıtlı şekilde ihmal ettiğiniz sorumluluklarVaatlerde bulunmaktan kaçınmak ve taahhütleri yerine getirmemekİşlerde, görevlerde hazırlıkların eksik yapılmış olmasıİstekleriniz ve eylemleriniz arasında tezatlık olmasıÖnemli toplantılara ya da randevulara dahi geç kalmaMadde veya alkol kullanımıİşler biraz zorlaştığında çabucak vazgeçmek, pes etmekKendini sabote etme davranışlarına birkaç örnek:Ertesi sabah çok önemli bir işiniz olmasına rağmen bir önceki gece arkadaşlarınızla geç saatlere kadar içki içtiniz.Ailenizin parasını ödediği üniversite eğitiminizde sınavlara yeterince hazırlanmayıp sık sık başarısız oluyorsunuz çünkü yeteri kadar hazırlanmadınız.Evlenip mutlu bir yuva kurmak istiyorsunuz ancak kendinizi bu isteklerinizi gerçekleştiremeyeceğiniz kişilere çekilirken buluyorsunuz.NEDEN KENDİNİZİ SABOTE EDİYOR OLABİLİRSİNİZ?Imposter(Sahtekâr) SendromuKendinizden şüphe duyuyorsanız, yeterince yetenekli olmadığınıza dair bir inancınız varsa, yani elde ettiğiniz başarıları hak etmediğinizi ya da bulunduğunuz konuma çabalarınızla ve yeteneklerinizle ile değil şans eseri geldiğinizi düşünüyorsanız kendinizi sabote etme davranışları gösterebilirsiniz. Bu, zaten hak etmiyor olduğunuzu düşündüğünüz ve bir türlü içselleştiremediğiniz başarılarınızı baltalama yolunuz olabilir. Çünkü size göre zaten bulunduğunuz yerde olmayı en başından beri hiç hak etmiyordunuz.Atlamak Üzere Olduğunuz Çitin Tam Üstünde Bekliyor OlabilirsinizKararsızlık, birisi veya bir şey hakkında karmaşık duygulara sahip olmak, atacağınız bir sonraki adımın ya da vereceğiniz kararın nasıl olacağından emin olamamanıza neden olur. Zor bir durumla karşı karşıya olduğunuza ve tüm seçeneklerin pek çok zorlukla dolu olduğuna inanabilirsiniz. Kendi kendinizi bu noktada sabote ettiğinizde, kimi zaman bilinçsizce geriye dönersiniz. Böylece artık bu zor kararı vermek zorunda kalmayacağınızı düşünebilirsiniz. “Neden sürekli yerimde sayıyorum?” “Önüme çıkan tüm fırsatları geri tepiyorum. Neden böyleyim?” gibi yakınmalarınızın sebebini şimdi daha iyi anlayabileceğinizi umuyoruz.Başarıdan Korkuyor OlabilirsinizEvet, birçok kişi başarılı olmaktan korktuğu için kendisini sabote edebilir. Bu, ilk başta kafa karıştırıcı gelebilir fakat başarılar elde etmenin, peşinde pek çok sorumluluğu ve riski getiriyor olabileceğinden korkan ve endişelenen insanlar güvenli alanlarında kalmayı seçerek kendi başarılarını dahi sabote edebilirler. “Neden Başarıdan Korkarız?” konulu makalemize ulaşmak içintıklayın.Başkalarının Sizinle İlgili Neler Düşüneceğine Fazla Kafa Yoruyor OlabilirsinizDiğerlerinin beklentilerinden ve yargılarından kaçınmak için kişinin kendini sabote etmesi çok da alışılmadık bir şey değildir. Kimileri,bilinçdışı düzeyde,hedeflerine ulaşamazlarsa, arkadaşları ya da sevdikleri tarafından reddedilmek veya aşağılanmaktan korkuyor olabilirler. Ve bu durum kişinin kendisini sabote etmesine, yeni fırsatlardan, değişimden ve gelişimden uzaklaşarak “yerinde saymasına” sebep olabilir.Acı Verici Duygulardan Kaçınmak İstiyor OlabilirsinizHedefleriniz için çabalayıp yenik düşmekten, yeni yollara çıkıp o yollarda hüsrana uğramaktan korktuğunuz ve bu yenilgilerin sizin için çok yıkıcı olacağına inandığınız için de kendinizi sabote ediyor olabilirsiniz. Bunun için çok bilindik bir örneğimiz var: Geçmiş ilişkisinde aldatılan bir kişinin yeni ilişkilere karşı korku dolu olması ve kendisini tamamen geri çekmesi. Fakat kendisini geri çektiği yerde de yeterince mutlu olmadığını biliyoruz değil mi? Bu kişi sadece tanıdık ve iyi bildiği acıları, yeni risklere ve belki de mutluluk ihtimallerine tercih etmiş oluyor.Alanında yetkin kişilerden aldığınız terapi, hem kendinizle hem de çevrenizdekilerle kurduğunuz her türlü ilişkide, kendinizin en iyi versiyonuna sahip olmanızı sağlar. İçinde bulunduğunuz süreçleri anlamlandırmanıza, ilişkilerinizi sağlıklı bir yönden değerlendirmenize, geçmiş deneyimlerinizi ve gelecekle ilgili planlarınızı irdeleyebilmenize destek olur. Herhangi bir yaşam olayında sizin rolünüzü ve daha iyi bir sonuç elde etmek için neleri daha farklı yapabileceğinizi görmenize yardımcı olur. Ayrıca başkalarının bakış açılarını daha iyi anlamanızı da sağlayabilir. Başkalarının üzerindeki etkinizi ve davranışlarınızın onlara nasıl hissettirdiğini anlayarak daha etkili iletişim becerileri edinmenize katkıda bulunur. İçinde bulunduğunuz hayat size kaotik ve çıkmazlarla dolu görünüyorsa, önünüzdeki seçenekleri sağlıklı bir şekilde değerlendiremediğinizi fark ediyorsanız ve kendinizin en iyi versiyonunu ortaya çıkararak kişisel gelişiminizi bir sonraki adıma taşımayı hedefliyorsanız bu süreçte de hiçbir ruhsal sağlık problemi yaşamıyor olsanız dahi psikoterapi almak oldukça faydalı olacaktır.KAYNAKLebow H.I., (5 Kasım 2021).Self-Sabotage: WhyYouHold Yourself Back.PsychCentral. Yazıyı Oku

Uzman: Hidayet ÇALIŞKAN

Yayınlanma: 27.02.2024

kendimi-boslukta-hissediyorumbu-duygunun-ustesinden-gelmek-icin-neler-yapabilirim

Boşluk hissini tüm hücrelerinizle hissediyorsunuz ama nasıl oluştuğundan emin değilsiniz. Hüzün mü? Melankoli mi? Yoksa sadece can sıkıntısı mı? Bu şekilde hissetmek aslında çok yaygın görülen bir durumdur. Siz bu duruma “boşlukta hissetmek” derken bir başkası farklı bir şekilde ifade edebilir. En önemlisi bu duygunun gerçek olmasıdır. Yıkıcı ve yıpratıcı etkileri olmasına rağmen baş etme yöntemlerini öğrenerek duygularınızı yönetebilirsiniz.Bu duygunun altında yatan şeyi ortaya çıkarmak kolay bir süreç olmayabilir ancak bu, imkansız olduğu anlamınada gelmez. Bununla ilgili düşünmeniz ve bu yazıyı okuyor olmanız da çözüme yönelik bir adım attığınızı gösteriyor. Boşluk hissi birkaç gün sürebilir ve ardından kendi kendine düzelebilir. Kimi zaman iki hafta veya daha uzun süre yaşanabilir. Böyle durumlarda bir ruh sağlığı uzmanının desteğini almalısınız.Neden Boşlukta Hissederiz?Bazen yalnızlık hissi, hayatınız ve hedefleriniz hakkında yaşadığınız kafa karışıklıkları veya hayatta herhangi bir amacın peşinden gitmek için motivasyon eksikliği yaşamak gibi durumlar boşlukta hissetmenize neden olabilir. Kendiniz ve hayatınız hakkında düşünmenizi gerektirebilecek herhangi bir yaşam evresi de geçici bir boşluk hissine yol açabilir.Her zaman olmasa da boşluk hissi; depresyon, bipolar bozukluk,travma sonrası stres bozukluğugibi bazı zihinsel sağlık problemlerine de işaret edebilir. Böyle durumlarda yalnızca bir profesyonel sizin durumunuz hakkında doğru değerlendirmede bulunabilir.Peki,her zaman boşlukta hissedersek neler olur?Kişinin Kendisi İle Teması KaybetmesiKişinin kendisiyle temasını kaybetmesi zaman zaman yaşayabileceği olağan bir durumdur; fakat kendinizle ilgili yaşadığınız bu içgörü eksikliği boşluk hissinin kalıcı olmasına neden olabilir. Kimileri buna “amaçsız yaşamak” diyor. Bu durum, olduğunuz veya olmak istediğiniz kişi hakkında netliğe sahip olmadığınız anlamına gelir. Ulaşılmak istenen belirli hedeflere veya hayallere sahip olmamak da boşluk hissine neden olabilir. Kendinizle teması kaybetmeniz birçok durumdan kaynaklanabilir. Örneğin, yıpratıcı bir romantik ilişki veya sizi zorlayan bir iş…Çözülmemiş Geçmiş Deneyimler/TravmalarBazen boşlukta hissetmek, henüz keşfetmediğiniz fakat içinde bulunduğunuz uzun bir yas süreciyle ilgili olabilir. Buna, çocukluğunuzda çözülmemiş acı verici bir deneyim yaşamış olmanız veya bir aile üyesinin aileyi terk etmesi durumu örnek verilebilir. Uzun süredir bizimle olan duyguları açıkça konuşmadığımızda ya da keşfedemediğimizde bu duygular başka şekillerde tezahür edebilir. Boşluk hissi de bunlardan biridir.Kişinin Kendisine BakmamasıBazı insanlar için başkalarıyla ilgilenmek kendileriyle ilgilenmekten daha önce gelebilir. Bu durum onların kendi ihtiyaçlarını uzun süre bir kenara bırakmalarına neden olabilir. Başkalarını mutlu etmenin sizi de mutlu hissettirdiğini düşünebilirsiniz. Durum böyle olsa bile çevrenizdeki insanlardan önce kendi iyiliğinizi de düşünmelisiniz. Uzmanlara göre kendi ihtiyaçlarınızı ve arzularınızı dinlememek boşluk duygusuna kapılmanıza neden olabilir.Anlamlı İlişkilere Sahip OlmamakYetişkin yaşamıyla ilgili en uzun araştırmalardan biri olan Harvard Yetişkin Gelişimi Araştırması sonuçlarına göre, yakın ve iyi ilişkiler sürdürmek insan hayatının en önemli durumlarından birisidir. Bu, kaç kişiyle ilişkiniz olduğuyla ilgili değildir, yaşadığınız ilişkilerin kalitesiyle ilgilidir. Duygusal yakınlık, aktif dinleme, destekleyici olma gibi davranışlar arkadaşlık ilişkilerinin kalitesini arttırır. Bunlar hayatınızda eksik olduğunda boşluk duygusuna ve yalnızlık hissine kapılabilirsiniz.Tüm bunların dışında sosyal medyada ne kadar zaman harcadığınız da gün içinde nasıl hissettiğinizi etkileyebilir. Sosyal medyada takip ettiğiniz kişilerin gerçekçi olmayan bir yaşam tarzı sergileyebileceğini unutmamalısınız. Orada mükemmel bir yaşam ya da görünüm sergileyen kişiler sizin kendinizi o kişilerle karşılaştırmanıza sebep olabilir ve boşluk duygusunu tetikleyebilir.Boşlukta Hissetmek ve Depresyonda Olmak Aynı Şey Mi?Depresyon aşağıdakiler de dahil olmak üzere birçok belirtiyi kapsayan bir zihinsel sağlık durumudur.Enerji ve motivasyon eksikliğiSürekli üzgün ve umutsuz hissetmekÇok fazla veya çok az uyumakOdaklanamamak, aktivitelerden veya ilişkilerden zevk alamamakSuçlu veya değersiz hissetmekBazı uzman görüşlerine göre, boşluk hissi depresyonun bir başka belirtisi olabilir. Yine de boşlukta hissetmek her zaman bir depresyon belirtisi değildir. Durumunuzu doğru bir şekilde değerlendirebilecek tek kişi bir ruh sağlığı uzmanıdır. Duygularınızın doğasını anlamanızda ve daha iyi hissetmek için izleyebileceğiniz farklı yolları keşfetmenizde size yardımcı olabilirler.Boşluk Hissinden Nasıl Kurtulabilirsiniz?Kendinizde böyle bir duyguyu fark ediyorsanız endişe etmeniz çok normaldir. Bu duyguyu tanımak ve nereden kaynaklandığını anlamaya çalışmak daha iyi hissetmek için atabileceğiniz ilk adımdır. Böyle durumlarda daha önce de belirttiğimiz gibi bir uzmandan yardım alabilirsiniz. Birterapistduygularınız üzerinde çalışmanıza, boşluk hissinin nedenini ortaya çıkarmanıza ve sizin için en uygun çözüm yollarını bulmanıza yardımcı olabilir.Yaşadığınız Boşluk Duygusunu Kabul EdinKendinize karşı şefkatli olmayı ihmal etmeden yaşadığınız duyguların neler olduğunu ve sizi nasıl etkilediğini kabul etmelisiniz. Bu süreçte ne olursa olsun elinizden gelenin en iyisini yaptığınızdan emin olun. Başarısız hissettiğinizde suçluluk duyabilirsiniz ve bu sizin yardım arayışınıza engel olabilir, bu tür durumlara izin vermemelisiniz.Kendi duygularınızı ve ihtiyaçlarınızı tanıyarak başlayın. Zorlayıcı olsa bile kendinizi ve hissettiklerinizi reddetmekten kaçının. Örneğin duygularınızın yaşadığınız bir kayıpla bağlantılı olduğunu kabul ediyorsanız, kendinize açıkça yas tutmak için zaman ve alan tanımayı düşünün. Keder herkese farklı hissettirir ve bunu yapmanın doğru ya da yanlış bir yolu yoktur, sadece duygularınızı yaşamak için kendinize izin vermelisiniz.Her Gün Kendinize Zaman AyırınNasıl hissettiğinizi düşünmekten kaçınmak için başka aktivitelerle oyalanmaya meyilli olabilirsiniz. Bu dürtüyle savaşmak, kendinizle vakit geçirmek ve iç dünyanızı anlamaya çalışmak için zaman ayırmalısınız. Bu zaman aralığında kendi arzularınızı, korkularınızı, umutlarınızı ve hayallerinizi keşfetme fırsatı bulabilirsiniz. Yazı yazarak, meditasyon yaparak veya size iyi geldiğini düşündüğünüz başka herhangi bir aktiviteyi yaparak kendinizle baş başa vakit geçirebilirsiniz. Duygularla yüzleşmek ilk başta rahatsız edici gelebilir ancak kendinize zaman ve enerji ayırmaya başladıkça bu boşluk hissinden kurtulmayı da başarabilirsiniz.Tüm bunlarla birlikte boşluk hissinizin nereden kaynaklandığını keşfetmek için kendinize sorular sorun.Kendimi yargılıyor muyum yoksa sadece kendimi başkalarıyla mı kıyaslıyorum?Kendime olumlu şeyler söylüyor muyum yoksa başarısızlıklarım hakkında kendime acımasız mı davranıyorum?İlişkilerimde duygularım dikkate alınıyor mu yoksa sadece hissettiklerimi mi küçümsüyorum?Fiziksel ve ruhsal sağlık ihtiyaçlarımı karşılayabiliyor muyum?Duygulardan kaçınmak için başka davranışlara ya da bağımlılıklara yöneldim mi?Yalnızca başka insanların ihtiyaçlarına ve duygularına mı odaklanıyorum?Neyi kanıtlamaya veya kazanmaya çalışıyorum?Yakın bir arkadaşıma veya bir sevdiğime gösterdiğim şefkati kendime gösterebiliyor muyum?Bu süreçte günlük tutmak sizin için faydalı olabilir. Çıkacağınız bu keşifte her gün küçük notlar tutarak hislerinizi anlamaya çalışabilir ve geriye dönüp yeniden kendinize bakma fırsatı yakalayabilirsiniz. Ayrıca çevrenizdekilerle iletişim kurmayı da ihmal etmemelisiniz ve başkalarının desteğine ihtiyaç duyduğunuz için kendinizi suçlamamalısınız.KAYNAKJohnson, J. (2021). Feeling Empty? What It Means and What to Do.PsychCentral.https://psychcentral.com/blog/stop-feeling-emptyhttps://www.dbe.com.tr Yazıyı Oku

Uzman: Hidayet ÇALIŞKAN

Yayınlanma: 27.02.2024