Stres

Stres, günlük yaşamda karşılaşılan olayların, insan ilişkilerindeki baskının sonucu hissedilen sıkıntı ya da zorlanma durumudur (Newbury-Birch ve Kamali, 2001) . Stres, bireyin kendisini tedirgin hissetmekten çok heyecanlı hissettiği ve çözülmesi gereken bir sorun şekli olarak durumu olumlu şekilde algıladığı pozitif özelliklere sahip olabilmesine rağmen, fiziksel ve psikolojik iyi oluşun yanısıra, yaşam kalitesine karşı bir tehdit oluşturduğu şeklinde betimlenmektedir (Duman, 2016) . Stres karmaşık bir konudur ama genelde bir bireyin çevresel gerilimlere, çatışmalara, baskılara ve benzer uyaranlara verdiği tepkiden kaynaklanan fiziksel, zihinsel ya da duygusal bir reaksiyon olarak tanımlanmaktadır (Newbury-Birch ve Kamali, 2001). Stres, bireyin yaşadığı anla, istediği yaşam arasındaki farka gösterdiği tepki olabilir. Ayrıca stres, tehdit ve istenmedik olarak algılanan uyaranlara ve olaylara karşı bireyin gösterdiği fiziksel ve psikolojik tepkilerdir (Madenoğlu, 2010; akt. Duman, 2016). “DSM-5 tanı ölçütleri ve klinisyenler için DSM-5”e göre ise, stres; anksiyete, gelişimsel ya da uyum bozukluğu şeklinde sıralanan belirli tanıları içerir. Semptomların kendini göstermesinde, bireyin geçmişteki travmatik ya da stres yaratan bir yaşantısının tamamen olmasa da etkin rol alması gerekir.


Stres yaşantısı, iç ve dış ortamdan kaynaklanan etkenlerin, birey tarafından tehdit edici ya da zararlı olarak değerlendirilmesi sonucunda, bedensel ve psikolojik boyutlarda ortaya çıkan aşırı uyarılma halidir. Maraşlı’ya (2005) göre stres, çevrenin beklentileri ile kişinin yapabileceği şeyler arasında dengesizlik olduğunda ortaya çıkar. Kişi başlangıçta strese karşı atağa geçer, daha sonra direnir ve sonunda tükenmişlik duygusu ile stres ciddi boyutlara ulaşabilir. Stres, iyi oluşu tehdit eden bir olgudur. Stres, organizmada psikolojik ve biyolojik değişimlere yol açan, organizmanın çevrenin beklentilerine yönelik uyum kapasitesini aştığında da ortaya çıkan bir süreçtir (Abdel Wahed ve Hassan, 2016). Stres yaratan bir durumdan bahsederken, o durumdan çok bireyin o durumu nasıl algıladığını ve yorumladığını, kullandığı savunma mekanizmalarını ve stresle başa çıkma becerilerini göz önünde bulundurmak gerekir (Aydın ve İmamoğlu,2001).

Stresin nedenleri arasında ise şunlar vardır (Aydın,2010):

 

1. Kontrol edilebilirlik

 

2. Yordanabilirlik

 

3. Sınırların zorlanması, baskı

4. İçsel çatışma

 

5. Engellenme

 

6. Tehdit

 

7. Değişme

 

Stres, organizmanın bedensel ve ruhsal sınırlarının tehdit edilmesi ve zorlanması ile ortaya çıkan bir durumdur. Stres, onu zihninde taşıyan kişiye aittir. Stres tepkisi, ortamda ne olduğuna bağlı olarak değil, insanın olana nasıl tepki verdiğine bağlı olarak ortaya çıkar (Gibbons, 2012) . Stres endişe, gerginlik, çatışma, duygusal çöküntü, ağır dış şartlar, benlik tehdidi, engellenme, güvenliğin tehdidi, uyarılma vs. terimler yerine kullanılmaktadır (Baltaş ve Baltaş, 2012). Stres, akla ve bedene zarar veren aşırı uyarılmanın bir sonucu olabilir (Schafer 1992, s.14; akt. Gibbons, 2012). Stres yaşayan bireyde baş ağrısı, yüksek tansiyon, sindirim sorunları, nefes almada güçlük, aşırı terleme gibi fiziksel belirtiler görülebilir. Stresli bir birey, kaygılı olabilir, kendini öfkeli, gergin, keyifsiz, alıngan hissedebilir, bir şeye odaklanmada zorlanabilir, karamsar olabilir, bir şeye karar vermede güçlük yaşayabilir, bireyde düzensiz yemek yeme ve uyuma durumu olabilir (Demir,2014). İnsanların stresli veya zor durumlarla karşılaştıklarında kullandıkları iki temel başa çıkma stratejisi vardır. Problem odaklı başa çıkma, kişinin stresli durumu tanımladığı ve bunun üstesinden gelmek için etkin adımlar attığı stratejidir. Duygu odaklı başa çıkmada ise, kişi durumla uğraşmak veya durumu değiştirmekten çok durumu çevreleyen duygularla uğraşmaya odaklanma eğilimindedir (Hefferon ve Boniwell, 2014) . Duygu odaklı başa çıkma, başkalarına yönelme ve sosyal destek arayışı içinde olmayı içerir. Bu tür başa çıkma, kişinin mevcut durumu görmezden gelmesini ve problem çözmek adına herhangi bir etkileşimden kaçınmasını içerir (Hefferon ve Boniwell, 2014) . Üstelik temel yaşam stresörleri özellikle kişilerarası stres ve sosyal reddetme depresyon için en güçlü sorunlardır. Depresyonla ilgili birçok kuramın merkezinde stres, bozukluk riskini arttıran bilişsel ve biyolojik süreçleri başlattığı görüşü vardır (Blatt, 2004). Bu kuramlarla tutarlı olarak, temel stresli yaşam olayları depresyonun en önemli belirleyicilerindendir (Kendler, Karkowski, ve Prescott, 1999; Kessler, 1997). Sosyal reddi de kapsayan bazı yaşam olayları majör depresif bozukluk riskini %21.6 arttırmaktadır (Kendler ve diğ., 2003; akt. Slavich ve Irwin,2014).

Kişilerarası stres, romantik ilişki kurulan insanlarla, akranlarla, aileyle problemler olarak adlandırılırken, kişilerarası olmayan stres genelde mesleki, akademik ya da sağlık sorunlarıyla ilişkilendirilir (Shortt ve diğ., 2013). Kişilerarası stres, genç bireylerin aileden ayrı bireyselleştiği ve yeni sosyal destek ağları oluşturmaya çalıştığı ergenlikten yetişkinliğe geçiş sürecinde özellikle şiddetli olabilir. Stresli yaşam olayları sınırlı bir zaman zarfında meydana gelen ayrı ve psikolojik olarak endişe verici yaşantılar olarak kavramsallaştırılmaktadır (Sheets ve Craighead, 2014). Stresle başa çıkmanın ise üç temel amacı vardır (Yaşar, 2008; akt. Duman, 2016):


• Kısa vadede: stresi her yönüyle öğrenerek strese karşı etkin davranmak amacıyla izlenecek bütün yöntem ve kuralları öğrenmek.

• Orta vadede: stresin zararlarını ve nedenlerini öğrenerek stresin belirtilerinin önceden farkına vararak stresin zararlı yönlerinin etkilemeyeceği bir yaşam biçimi şekillendirmek, stresin olumlu yönlerini gerektiği yerde kullanabilmek.

• Uzun vadede: Stresin kontrol altına alındığı, huzur dolu, sağlıklı, düzen içerisinde ve verimli bir yaşam sürebilmek.


Ayrıca stres; bireyin çevreye uyum göstermesi içsel ve dışsal unsurlarca zor hale getirilirse, birey fiziksel ve psikolojik sınırının üstünde çabalamaya başladığında sergilediği tepkidir. Ayrıca, stres bireyin beklemediği anda ortaya çıkan ve kriz yaratan bir olaydır (Erdoğan, 2015). Problemler ise, tamamlanmamış çözümlerdir. Stres altındaki birey problem olarak algıladığı bir durumun farkına varabilir ve onunla ilgilenebilir ancak bu yeterli olmayan bir çözümdür. Çözüm odaklı yaklaşım, bireylerin problemlerine çözüm olabilecek işaretlerin izini sürer (O’Connell, 2004). Dolayısıyla, çözüm odaklı düşünce biçimini edinen, yapıcı bir şekilde olumsuzluklardan sıyrılıp olumluya yönelebilen bir birey yaşadığı strese hakim olabilir.




Yayınlanma: 06.06.2021 21:14

Son Güncelleme: 03.11.2021 14:33

#stres#onlineterapi#çözüm odaklı kısa süreli terapi#terapi#psikolojik danışma
Psikolog

Yasin

KÖKMEN

Psikolojik Danışman

Online TerapiOnline Ter...
süre 40 dk
ücret 95
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

Panik Bozukluk: Belirtileri, Nedenleri ve Tedavisi

Panik bozukluk, beklenmedik ve tekrarlayıcı panik ataklarla karakterize edilen bir anksiyete bozukluğudur. Bu ataklar, ani ve yoğun korku hissi, nefes alma güçlüğü, kalp çarpıntısı, titreme ve terleme gibi belirtilerle kendini gösterir. Panik bozukluğu olan bireyler, ataklarından sonra gelebilecek tekrarlayan ataklar korkusuyla yaşayabilirler, bu da günlük yaşam aktivitelerini olumsuz yönde etkileyebilir.Panik Atağın BelirtileriPanik ataklar genellikle ani ve beklenmedik bir şekilde ortaya çıkar. Belirtiler şiddetli olabilir ve kişi tarafından kontrol edilemez. Tipik belirtiler arasında şunlar bulunabilir:Nefes Alma Zorluğu: Kişi nefes almakta güçlük çekebilir, hatta nefes alamayacağını hissedebilir.Kalp Çarpıntısı veya Hızlı Nabız: Kalp atışlarının hızlanması veya düzensizleşmesi, kişiyi daha da endişelendirebilir.Terleme: Eller, koltuk altları veya alın gibi bölgelerde aşırı terleme olabilir.Titreme veya Sarsıntı: Kaslarda titreme veya vücutta sarsıntı hissedilebilir.Baş Dönmesi veya Sersemlik: Kişi başının döndüğünü, sersemlediğini veya bayılacak gibi hissettiğini söyleyebilir.Mide Rahatsızlığı: Bulantı, karın ağrısı veya sindirim sorunları gibi mide rahatsızlıkları görülebilir.Gerçeklikten Kopma Duygusu: Kişi olayların gerçek dışı olduğunu veya kendisinin gerçeklikten kopmuş gibi hissettiğini belirtebilir.Ölüm veya Delirme Korkusu: Kişi, öleceklerini veya akıl sağlıklarını yitireceklerini düşünebilir.Panik Atak ve Panik Bozukluk Arasındaki FarkBirçok kişi zaman zaman panik ataklar yaşayabilir, ancak panik bozukluk tanısı, bu atakların sıklığı ve etkisiyle belirlenir. Panik bozukluk, tekrarlayan panik ataklarla birlikte, bu ataklardan sonra kişinin normal yaşamını etkileyecek derecede belirgin endişe, korku veya davranış değişikliklerini içerir.Panik Bozukluğunun NedenleriPanik bozukluğu karmaşık bir durumdur ve genellikle birden fazla faktörün bir araya gelmesiyle ortaya çıkar. Potansiyel nedenler arasında genetik yatkınlık, biyolojik faktörler, kimyasal dengesizlikler, travmatik olaylar, stresli yaşam olayları ve beyin kimyası bulunabilir.Panik Bozukluğunun TedavisiPanik bozukluğunun tedavisi, birçok farklı yaklaşımı içerebilir ve genellikle kişinin bireysel ihtiyaçlarına ve semptomlarına göre belirlenir. Tedavi seçenekleri şunları içerebilir:İlaç Tedavisi: Antidepresanlar, anksiyolitikler veya beta blokerler gibi ilaçlar panik atak semptomlarını hafifletebilir.Psikoterapi: Bilişsel davranışçı terapi (BDT) panik atakları yönetmek için etkili bir yaklaşım olabilir. Bu terapi, kişinin düşünce ve davranışlarını değiştirerek anksiyeteyi azaltmaya odaklanır.Nefes ve Rahatlama Teknikleri: Derin nefes alma, kas gevşeme egzersizleri, meditasyon ve yoga gibi teknikler, panik atak sırasında kişinin rahatlamasına yardımcı olabilir.Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Düzenli egzersiz, sağlıklı beslenme, yeterli uyku ve stresten kaçınma, panik atakların sıklığını ve şiddetini azaltmaya yardımcı olabilir.SonuçPanik bozukluk, yaşam kalitesini önemli ölçüde etkileyebilen ciddi bir anksiyete bozukluğudur. Ancak uygun tedavi ve destekle, birçok insan panik ataklarını yönetmeyi ve günlük yaşamlarını daha iyi bir şekilde yaşamayı öğrenebilir. Panik bozuklukla mücadele eden kişilere destek ve anlayış göstermek, tedavi sürecinde önemli bir rol oynayabilir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 19.04.2024

Çevrimiçi Psikolojik Danışma

Online terapi, e-terapi, çevrimiçi terapi gibi pek çok isimle daha anabildiğimiz çevrimiçi psikolojik danışma; pandemi dönemiyle birlikte yaygın hâle gelse de tarihi, Sigmund Freud’un mektup aracılığıyla gerçekleştirdiği terapilere kadar uzanır. "Mektup mu? Nasıl yani?" dediğinizi duyar gibiyim... Çocuklukta Fobininin Analizi adlı kitabıyla öğrendiğimiz Küçük Hans Vakası'nda Freud da aslında geleneksel terapi yöntemlerinin dışına çıkıyor. Neyse ki günümüzde, terapistimize mektup gönderip günlerce yanıtını beklemek zorunda değiliz. Artık görüntülü görüşmeler sayesinde daha akıcı, hızlı, verimli ve eş zamanlı olacak şekilde gerçekleştirebiliyoruz. Hatta seanslarımızı; seyahat, taşınma, hastalık gibi durumlarda dahi sürdürebiliyoruz.Çevrimiçi psikolojik danışma, yüz yüze psikolojik danışmayla benzer etkiye sahip olmasına rağmen, yaygınlaşmaya ilk başladığı zamanlarda, hem kimi uzmanlar hem de kimi danışanlar tarafından ön yargıyla karşılandı. Dürüst olmak gerekirse; ilk öğrendiğimde ben de fayda sağlamanın pek mümkün olmadığını düşünmüştüm. Sonrasında hem danışan hem de danışman olma deneyimlerim ön yargılarımı boşa çıkardı. Psikoterapi dendiğinde zihnimizde beliren "Freud'un Divanı" imgesinin de bunda bir etkisinin olabileceğini düşünüyorum. Çevrimiçi psikolojik danışma, bu geleneksel imgenin epey uzağında olsa da muhtemelen yıllar içinde kendi geleneğini oluşturacak.Hem danışanlarımız hem de biz uzmanlar tarafından gizliliğin sağlanabileceği, internet bağlantılarımızın mümkün olduğunca istikrarını sürdürebileceği, danışanlarımızın güvende hissedebileceği ve danışanımızın seanslara taşımak istediği problemin uygunluğu göz önünde bulundurulduğunda, çevrimiçi psikolojik danışma pekâla fayda sağlayabilir.Çevrimiçi Psikolojik Danışma Etkili mi?Barak, Hen, Boniel-Nissim ve Shapira (2008)’nın 9764 danışanı ele alarak yaptıkları bir araştırma gösteriyor ki; çevrimiçi psikolojik danışma ile empati, koşulsuz kabul, danışan-terapist ilişkisi bakımından yüz yüze psikolojik danışma ile aynı sonuçlar elde ediliyor. Elbette hem danışan hem danışman olarak, sözel olmayan ifadeleri algılamamız nispeten zorlaşıyor; ancak açık ve etkili bir iletişimle kapanmayacak bir açık değil gibi... Hatta danışanların pek çoğu çevrimiçi ortamda kendilerini daha rahat açabiliyorlar; zannediyorum ki burada, danışanların kendi ortamlarında bulunmalarının önemli bir etkisi var. Sonuçta evimizdeki herhangi bir nesneyi görmek, düşünürken gözlerimizin daldığı perdeyle bakışmak, bir sesi duymak; duygularımızı, anılarımızı ve düşüncelerimizi canlı tutabileceğinden daha derin bir ilişkiyi ve iletişimi yakalamak da mümkün.Eh, elbette burada bireyselliği göz ardı etmiyoruz. Kimi danışanlarımızın kendilerini açabilmeleri için veya başka sebeplerden ötürü evlerinden, ev ahalisinden veya bulundukları yerden uzaklaşmaya ihtiyaçları olabiliyor. Bu gibi durumlar danışman ve danışanın işbirliğiyle değerlendirilmeye açık olup, danışana en yüksek fayda sağlayacak müdahalenin uygulanmasını gerektirir.Yüz yüze psikolojik danışma süreci yürüttüğümüz danışanlarımızla, ihtiyaç hâlinde online seanslar da gerçekleştirebiliyoruz. Deneyimlerimden yola çıkarak söyleyebilirim ki; bu bir kopukluğa mahal vermemekle birlikte, sürecimiz için destekleyici etki de gösterebiliyor.Yani… Hiç mi Dezavantajı Yok?Çevrimiçi psikolojik danışmanın bir dezavantajı varsa da bence bu, olası internet kesintileridir. Seans esnasında yaşanan kesintiler, odakta kopmaya yol açabiliyor olsa da, bu kopuklukların çözümleri de bulunuyor. Örneğin bulunulan konumu değiştirmek, seansı başka bir platform üzerinden devam ettirmek, sesli görüşme sürdürmek veya son çare olarak seansı ertelemek mümkün. Bununla birlikte istikrarlı bir internet bağlantısına sahip olmayan danışanlarımıza yüz yüze psikolojik danışma alternatiflerini bir kez daha düşünmelerini öneriyoruz.Şizofreni, madde ve alkol bağımlılığı gibi durumlarda çevrimiçi psikolojik danışma uygun olmayabiliyor. Bunun yerine ilgili kurum ve kuruluşlardan alınan yüz yüze destekler ve gerekiyorsa yatılı bir tedavi süreci çok daha faydalı olabiliyor. Bunların dışında kalan hemen hemen her problem için çevrimiçi psikolojik danışma yeterli süre, terapist-danışan işbirliği ve çaba sonucunda etkisini gösterebiliyor.Danışanlarımızın teknolojiyle ne kadar içli dışlı olduğu da çevrimiçi psikolojik danışma alternatifini değerlendirirken göz önünde bulundurduğumuz bir nokta. Elbette üstün bir beceri ve yetenek gerektirmiyor; ancak tercih edilen cihazın temel kullanım becerilerini edinmiş olmak süreç içerisinde kolaylaştırıcı olabiliyor.Peki Avantajları Neler?Çevrimiçi psikolojik danışmanın belki de en büyük avantajları ekonomik, konum ve zaman bakımlarından sunduklarıdır. Takdir edersiniz ki psikoterapistlerin, ofislerinde görüşmelerini yapabilmeleri için kira, fatura, sekreter gibi pek çok gideri de bulunmaktadır. Çevrimiçi ortam bunları gerektirmediğinden, çevrimiçi psikolojik danışmanın ücreti çoğunlukla daha düşüktür.Özellikle küçük şehirlerde veya farklı bir ülkede yaşayan danışanlarımız, kendilerine yakın buldukları terapistlerle çevrimiçi ortamlar aracılığıyla bağ kurabilmektedirler. Bu da terapist tercihinde bulunurken alternatiflerin artması anlamına gelmektedir. Alternatiflerin çokluğu da istediğiniz terapistin nerede yaşadığı fark etmeksizin ondan psikolojik destek alabilme imkânı sunmaktadır. Farklı ülkelerde yaşayan ve aramızda saat farkı olan danışanlarımızla da her ikimiz için de uygun olan bir zaman dilimi için randevu oluşturabiliyoruz.Yüz yüze psikolojik danışma hizmeti almak için terapistimizin ofisine ulaşmak için çoğunlukla belli bir yol katetmemiz gerekmektedir; çevrimiçi psikolojik danışma bu yönde de bir rahatlık sunmaktadır. İşten çıktıktan sonra, hastalandığımızda veya başka nedenlerle evden çıkamadığımızda bize seans zamanları açısından avantaj sağlar. Örneğin; evden çıkmasına olanak sunmayan bir özel gereksinimi bulunan, evde ilgilenmesi gereken biri olan, evden çıkma konusunda kaygı duyan, işten geç çıkan ve bu nedenle terapistinin ofis saatlerine yetişemeyen, işten çıktığında farklı bir istikamete gidemeyecek kadar yorgun hisseden danışanlarımız için de çevrimiçi psikolojik danışma imdada yetişebiliyor.Tüm bunların yanı sıra Psikolog Merkezi'nin de sunmuş olduğu "Anında Terapi" seçeneği sayesinde danışanlarımız veya danışan adaylarımız, özellikle kriz anlarında, hemen psikolojik desteğe ulaşabilmektedirler. Pek çok danışanımın, bu alternatiften fayda sağladığına şahit olma şansı elde ettim.Ne Fark Ediyor Öyleyse?Hem yüz yüze hem de çevrimiçi psikolojik danışma hizmetlerinin pek çok faydası bulunmaktadır. Danışanlarımızın önceliklerine ve koşullarına bağlı olarak iki alternatiften birini veya hibrit yöntemi birlikte değerlendirmeyi önemseriz. Araç ne olursa olsun; en büyük amacımız, danışanımızın maksimum fayda ve ihtiyaç duyduğu kadarıyla süreklilik sağlamasına yardımcı olmaktır. Danışanımızın ihtiyacını ve beklentilerini hangi yöntem en iyi şekilde karşılayacaksa, elbette ki en sağlıklısı da odur.Yararlanılan Kaynaklar:Özdemir, M. B. & Barut, Y. (2020). Psikolojik Danışma Uygulamalarında Post Modern Bakış Açısı: Çevrimiçi Psikolojik Danışma . Kıbrıs Türk Psikiyatri ve Psikoloji Dergisi , 2 (3) , 192-199 . DOI: 10.35365/ctjpp.20.03.24Zeren, Ş. G. & Bulut, E. (2018). Çevrimiçi Psikolojik Danışmada Etik ve Standartlar: Bir Model Önerisi . Turkish Psychological Counseling and Guidance Journal , 8 (49) , 63-80 . Retrieved from https://dergipark.org.tr/en/pub/tpdrd/issue/40627/487343

Sürekli Ağlama İsteği Nedir ve Nasıl Geçer?

Sürekli ağlama isteği, duygusal bir tepki olarak ortaya çıkan ve kişinin yoğun bir üzüntü, çaresizlik veya acı hissettiği durumlarda ortaya çıkabilir. Bu duygusal tepki, stresli olaylar, kayıplar, travmatik deneyimler, ilişki sorunları, depresyon, anksiyete gibi birçok faktörden kaynaklanabilir. Sürekli ağlama isteğinin altında yatan nedenler ve nasıl geçebileceği konusunda bazı öneriler:Nedenleri Anlama: Sürekli ağlama isteğinin altında yatan nedenleri anlamak önemlidir. Stresli bir olay, kayıp, travmatik deneyim veya duygusal zorluklar, ağlama isteğinin tetikleyicileri olabilir.Duyguları İfade Etme: Ağlama, duyguları ifade etmenin doğal bir yolu olabilir. Bununla birlikte, sürekli ağlama isteği, duyguları işlemekte veya ifade etmekte zorlanmanın bir işareti olabilir. Duygularınızı ifade etmek için yazma, çizme, konuşma terapisi veya sanat terapisi gibi yöntemler kullanılabilir.Destek Almak: Sürekli ağlama isteği, depresyon, anksiyete veya diğer ruh sağlığı sorunlarının belirtisi olabilir. Bu nedenle, bir sağlık uzmanından yardım almak önemlidir. Bir terapist veya danışman, duygusal zorluklarla başa çıkma becerilerini geliştirmenize ve duygusal iyilik halinizi yeniden kazanmanıza yardımcı olabilir.Stres Yönetimi Teknikleri: Stres yönetimi teknikleri, duygusal dengeyi yeniden sağlamak için faydalı olabilir. Derin nefes egzersizleri, meditasyon, yoga veya gevşeme teknikleri gibi uygulamalar, stres seviyelerini azaltabilir ve duygusal dengenizi korumanıza yardımcı olabilir.Yaşam Tarzı Değişiklikleri: Sağlıklı bir yaşam tarzı, duygusal iyilik halinizi destekleyebilir. Düzenli egzersiz yapmak, sağlıklı beslenmek, yeterli uyku almak ve sosyal destek ağınızı güçlendirmek, duygusal dayanıklılığınızı artırabilir.Olumlu Aktiviteler: Olumlu aktiviteler ve hobiler, duygusal iyilik halinizi artırabilir. Sevdiğiniz aktivitelere zaman ayırmak, keyif aldığınız şeylere odaklanmak ve duygusal olarak besleyici deneyimlere katılmak, sürekli ağlama isteğini azaltabilir.Kendine İyi Bakım: Kendinize iyi bakmak, duygusal sağlığınızı desteklemenin önemli bir parçasıdır. Kendinizi şımartmak, dinlenmek, kendinize nazik davranmak ve kendi ihtiyaçlarınıza öncelik vermek, duygusal iyilik halinizi artırabilir.Sürekli ağlama isteği, altta yatan nedenlerin anlaşılması ve uygun tedavi veya destek alınması ile genellikle azaltılabilir. Ancak, ciddi veya kronik ağlama isteği durumunda bir sağlık uzmanından yardım almak önemlidir.. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .. . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . . .
Eray ARSLAN 18.04.2024