1. Blog
  2. Nasıl Hoşlanır ve Yakınlaşırız?

Nasıl Hoşlanır ve Yakınlaşırız?

Kişilerin yakınlaşma ve başka bireyler ile yakınlaşma ihtiyacı hissetmesinin pek çok farklı sebebi olabilir. Bu sebepler genellikle psikolojik olarak belirlenen konulara bağlanır. Bu yakınlaşma ve hoşlanma durumlarına bağlı olarak farklı çeşitlerde bağlanma türlerinin de ortaya çıkması mümkündür.


Yakınlaşma ihtiyacı pek çok farklı faktöre bağlı olarak ortaya çıkabilir. İhtiyaç duyulan yakınlaşma ile yaşanan yakınlaşma modellerinin uyuşması, sağlıklı sosyal ilişkiler geliştirmeden oldukça önemlidir. Sağlıklı bağlanmalar, tüm bağlanmaları etkiler. Özellikle de çocuklukta yaşanan anne ve aile fertleri ile olan bağlanma tarzı gelecekteki tüm bağlanmaları olumlu ya da olumsuz şekilde etkileyebilmektedir.


Bağlanma Tarzları

Bağlanma tarzları, önceki yaşanan bağlanmalara göre değişiklik gösterebilmektedir. Özellikle de ikili romantik ilişkiler olarak adlandırılan sevgili olma, eş olma gibi durumlar bu bağlanma tarzlarını en iyi şekilde yansıtan örneklerdir. Günlük hayatta yaşanılan bağlanmalara bakıldığı zaman bağlanma tarzlarının nasıl olduğunu anlamak oldukça kolaydır. Peki, bağlanma tarzları nelerdir?


Güvenli Bağlanma

Bu bağlanma tarzında kişiler kendileri gibi olan kişilerle partner olmayı tercih eder. Duygusal ve uzun süreli ilişkilerden keyif alma durumu bu bağlanma türüne özeldir. Kolay yakınlaşma ve duyguları rahatlıkla dile getirip açabilme durumu söz konusudur. Bu tür bağlanmalarda yaşanacak problemler bağlanma sorunlarına dayanmaz.


Kaygılı-Kaçınan Bağlanma

Kararsız ve duygusal açıdan mesafeli ilişkiler kaygılı-kaçınan bağlanmaya örnektir. Bu tür bağlanmalarda ilişkilerde temkinli olma, yakınlaşırken huzursuzluk gibi durumlar gözlemlenebilir. Güven problemleri mevcuttur ve sorumluluk olmama durumu bu bağlanma tarzında oldukça açık şekilde görülebilir.


Kaygılı-Kararsız Bağlanma

Duygusal aşırılık, kıskançlık, bağlanma figürünü kontrol etme isteği, olumsuzluklara odaklanma ve abartma, sağlıklı şekilde ilişki üzerine değerlendirme yapamama durumları bu tür bağlanmalarda sıklıkla gözlemlenir. Kaygılı-kararsız bağlanma genellikle en yıpratıcı bağlanma türü olarak görülür çünkü kişide devamlı olarak kaygı hali mevcuttur. Bu kişinin günlük hayatını da davranışlarını da büyük ölçüde etkileyebilir ve bağlanma tarzına bağlı olarak her tür ilişkide aynı sorunların gözlemlenmesine önayak olabilir.


Hoşlanma, Sevme ve Yakınlaşma: Neden?

Hoşlanmak, sevmek ve yakınlaşmak temelde insan olmaktan gelir. Özellikle de evrimsel kurama bağlı olarak hoşlanma, sevme ve yakınlaşma durumları sağlıklı genlere sahip olma ve bu sağlıklı genleri bir sonraki nesle aktarma amacı ile gerçekleştirilir. Bu temel bir kod gibi insan zihnine kodlanmıştır ve sağlıklı genlerin sonraki nesillere aktarılması durumunun evrimsel bir durum olması söz konusudur.


Sosyalleşme kuramına göre ise durum böyle değildir. Sosyal ve kültürel normların güzellik algısı üzerindeki etkisi hoşlanma, sevme ve yakınlaşmayı belirleyebilir. Bu kurama göre herkesin ya da her kültürün güzellik anlayışı birbirinden farklı olabilir. Günümüzde en çok kendinden söz ettiren kuram budur. Bir ülkede sarışın erkekler daha çekici gelirken farklı bir ülkede esmer erkekler daha yakışıklı algılanıyor olabilir. Bu kişilerin, toplumların ve kültürlerin güzellik algısındaki değişime bağlı olarak ortaya çıkan bir durumdur.


Sosyal beklenti kuramına göre ise sosyal kalıp yargılar kendi gerçekliğini yaratır ve bunlara göre sevme, hoşlanma ya da yakınlaşma durumları gerçekleşir. Bir dizi inanç ve beklentiler doğrultusunda ilişkiler gerçekleşebilir ve bu doğrultuda sevme ya da hoşlanma gibi durumlar meydana gelir.


Çekici Olmakla İlişkilendirilen Durumlar

Çekici olmak ya da çekici şekilde görülmek genellikle hoşlanma, sevme ve yakınlaşma konusunda farklı bir etki yaratır. Çekici olma durumu söz konusu ise pek çok farklı alanda da bununla ilişkili olayların meydana gelmesi mümkündür. Örneğin daha az rahatsız edici görüntüye sahip olan bireylerin işe alınma ihtimali ya da diğer kişileri ikna etme başarıları diğer kişilere göre farklılık gösterebilir.


Fiziksel Yakınlık

Çekici olmakla ilişkilendirilen bir durum olarak fiziksel yakınlık ön plana çıkar. Festinger’e göre bina tasarımı ve kişiler arası çekicilik oldukça önemlidir. Ayrıca kişilerin aşinalığı, ulaşılabilir oluşu, sürekli etkileşim beklentileri de çekici olma konusunda oldukça etkilidir. Fiziksel yakınlık bağlanma durumları için yadsınamayacak derecede önemlidir.


Karşılıklılık

Karşılıklılık; hoşlanma, sevme ve yakınlaşma üzerinde oldukça etkili bir faktördür. Burada bireysel ayrılıklardan bahsetmek mümkündür. Bağlanma tarzı, öz saygı ve benzeri pek çok faktörden karşılıklılık başlığı altında söz etmek mümkündür.


Durumsal değişkenler de ayrıca karşılıklılığı etkiler. Örneğin başlangıçta bizden hoşlanan/hoşlanmayan ve sonra düşüncesini değiştiren kişiler, kim tarafından övüldüğümüz, ne sıklıkla bizi öven biri olduğu gibi farklı etkenler durumsal değişiklikler başlığı altında değerlendirilebilecek önemli faktörlerdir.


Benzerlik

Kişiler ile yakınlaşırken genellikle bilinçli ve bilinçsiz şekilde en çok dikkat edilen faktörlerden biri de benzerlik faktörüdür. Tutum ve değerlerin ya da düşüncelerin ve davranış yapılarının benzerliği genel anlamda yakınlaşma, sevme ve hoşlanma üzerinde oldukça büyük etkiye sahiptir. Bu etki çoğu zaman bilinçli şekilde açığa çıksa da bazen bilinçsiz şekilde kişiler benzerlik düşüncesi doğrultusunda karşısındaki bireyler ile herhangi bir yakınlık kurmak ya da kurmamak isteyebilir. Bu durumda günlük hayatta muhatap olduğumuz kişilerin bile benzerlik ilkesi ile olan bağlanışını açıkça gözler önüne serer.


Örtüşme

Sosyal köken, fiziksel görünüm, kişilik, ilgi alanları gibi pek çok farklı etken örtüşme başlığı altında hoşlanma, sevme ve yakınlaşmayı etkiler. Bu etkenler özellikle de ikili romantik ilişkilerde gözle görülür şekilde açığa çıkar. Benzer ilgi alanlarına sahip kişilerin genellikle birbirine daha yakın ve samimi davrandığı hemen hemen herkesin gözlemlediği bir durumdur. Günlük hayatta bunun örneklerine sıklıkla rastlamak mümkündür.


Tamamlanma İhtiyacı

Tamamlanma ihtiyacı genel anlamda eksik parçaların doldurulması olarak değerlendirilir. Buradaki “eksik parçalar” olumsuz şekilde değerlendirilmemelidir. Zıt karakterlere sahip iki kişinin arasındaki çekim aslında tamamlanma ihtiyacını en iyi şekilde açıklayacak durumdur. Zıt karakterdeki kişiler tamamlanma ve zıtlıklarına uyan birini sevme eğilimine olabilirler.


Kendini Açma

Kendini açma özellikle de kültürler arası farklılıklara göre değişiklik gösterebilir ancak mantık olarak hep aynıdır. Farklı kültürlerde kendini açma konusu oldukça farklı şekilde kendini ortaya koyabilir. Örneğin bir kültürde kadınların kendini açma davranışı sergilemesi ayıplanabilir ancak bu bir şekilde sözlü olmasa da ifade edilecektir. Başka bir kültürde erkeğin kendini açma davranışı sergilemesi beklenebilir, bu durumda da iki taraf da aynı şekilde düşünüyorsa kendini açma davranışı sözlü ya da sözsüz şekilde bir türlü kendini ortaya koyar.


Sosyal Takas Kuramına Göre İlişkileri Anlamak

Sosyal takas kuramı, getirisi olan etkileşimlerin ön planda tutulduğu üzerine bir yaklaşım sergiler ve her türlü ilişkinin bu mantık üzerine kurulduğunu savunur. Arkadaşlık ya da ikili romantik ilişkilerin tamamı bu mantık ile yürütülür. Bu kurama göre her iki taraf da getirisi olan etkileşimler kurma eğilimindedir. Bu sebeple çok hoşlandığınız bir kişi sizinle aynı duyguları paylaşmıyor olabilir ya da arkadaşınız olarak gördüğünüz kişi için o kadar yakın bir arkadaş olmayabilirsiniz. Bu kurama göre bu durumların tamamı sosyal takas ile ilişkilidir.


Bedel ve ödül oranı kişinin sosyal takas kuramına göre kurduğu ilişkileri etkiler. Bu durumda kişiler “Ondan kazanacağım ödülün bana ne gibi bir bedeli olacak?” düşüncesine sahip olurlar. Bedel ödülden büyük ise kişiler bu tür ilişkiler kurmaktan kaçınabilir. Bedel ödülden küçük ise ve kişinin farklı düşüncelerine de hitap eden bir yaklaşım var ise bireyler bir ilişki gerçekleştirebilir.


Minimaks stratejisi de sosyal takas kuramına bağlı olarak gelişir. Bu stratejide efor az, ödül çok olmalıdır. Bu isteğe sahip olan bireyler genellikle kendilerinin daha az çabalayacağı ve efor sarf edeceği ilişkilere yönelirler. Duygusal ve fiziksel anlamda kendilerini yıpratmaktan kaçınırlar.


İlişkide denklik kuramına göre de pay efora eşit olmalıdır. Eşitlik, herkesin eşit şekilde ilişkiden pay alması üzerinedir ancak ilişkide denklik kuramı, herkesin efor sarf ettiği kadar pay alması üzerine kuruludur. Bunu günlük hayatta sıklıkla görmek mümkündür. “Benim doğum günümü unuttuğun için ben de senin doğum gününü kutlamayacağım.” gibi cümleler günlük hayatta sıklıkla karşılaştığımız ve duyduğumuz cümlelerdendir. Bunların asıl sebebi ise denklik kuramıdır. Kişinin girdileri ile çıktıları tıpkı bir banka hesabı gibi eşit olmalıdır.