1. Uzmanlar
  2. Hidayet ÇALIŞKAN
  3. Blog Yazıları
  4. Bipolar Bozukluk İlişkileri Nasıl Etkiler?

Bipolar Bozukluk İlişkileri Nasıl Etkiler?

Bipolar bozukluk bazen sadece teşhisi alan kişi için değil, arkadaşları, romantik partnerleri ve aile üyeleri için de zorlu ve zaman zaman da yıkıcı bir psikolojik hastalık olabilir. Bipolar bozukluk en genel anlamıyla, yaşaması zor olabilecek aşırı yüksek ve düşük seviyelerdeki ruh hallerine neden olan bir piskolojik hastalık olarak tanımlanabilir.

Bipolar bozukluk tanısı, günlük yaşam işlevlerini sürdürme mücadelesiyle sonuçlanabilir ve ilişkileri de etkileyebilir. Ancak doğru tedavi ile bipolar bozukluğunuzu ve ilişkilerinizi yönetebilirsiniz. Nasıl olduğunu öğrenmek için okumaya devam edebilir, siz de bipolar bozukluk yaşıyor ve bir terapiye ihtiyaç duyduğunuzu düşünüyorsanız, Psikologofisi üzerinden deneyimli isimlerle görüşmek için hemen iletişime geçebilirsiniz. Sesli ya da görüntülü gerçekleştireceğiniz online terapi seansları ile hayatınızdaki sorunlara çözüm bulabilirsiniz.

Bipolar Bozuklukla İlişkileri Sürdürmek Zor mu?

Bir ilişkiyi sürdürmek, bir partnerin bipolar bozukluğu olduğunda daha zorlayıcı görünse de imkansız değildir. İki kutuplu ilişkilerin her iki taraf için de tatmin edici olabilmesi için sağlıklı kalıplar geliştirmenin birkaç yolu vardır. Biraz çalışma gerektirebilir, ancak tüm ilişkiler çaba ve özen gerektirir ve bu da farklı değildir.

Bipolar bozukluk yaşayan biriyle işlevsel ilişkiler kurmanın en önemli kısmı, iletişim hatlarını açık tutmak ve bu ilişkiyi sürdürmeye istekli olmaktır. Dürüst ve açık sözlü olmak ve öğrenmeye çalışmak, olumlu ve güvene dayalı bir dinamik oluşturmanın temel bileşenleridir. Bipolar bozukluk yaşayan kişi siz olun ya da partneriniz olsun, aşağıdakiler akılda tutulması gereken önemli hususlardır:

  • Bipolar bozukluk için ilaç ve tedavi kombinasyonu tipik olarak çok faydalıdır.
  • Mani, hipomani, bipolar depresyon ve karışık duygu durum dönemlerinin semptomlarını tanıyabilmek çok önemlidir. Bipolar bozukluk ile depresyon arasındaki farkı veya borderline kişilik bozukluğu ile bipolar bozukluk arasındaki farkı öğrenin.
  • Tetikleyicileri gerçekleşmeden önce keşfetmek (ve hatta gerekirse aramak) oyunun kurallarını değiştirebilir. Tetikleyiciler, bir depresif ya da manik dönem olasılığını teşvik edebilen veya artırabilen durumlardır.
  • Bir destek planına sahip olmak, bipolar bozukluk semptomlarının yönetilmesine yardımcı olabilir. Destek planları, faaliyetleri detaylandırabilir ve gerekli kişileri listeleyebilir. Örneğin, manik veya depresif bir dönem geçirmeniz durumunda size yardımcı olabilecek bir terapist ya da psikiyatristiniz olmalıdır. Bir destek planı ayrıca her bir kişinin rolünü önceden belirleyebilir ve gerektiğinde günlük rutinleri nasıl değiştireceğiniz gibi ihtiyacınız olan anlık çözümlere sahip olmanızı sağlayabilir.

Birisi bipolar bozukluk semptomları yaşadığında, destek sistemlerinin sürece dahil olması ve bu sistemdeki kişilerle sık iletişim halinde olması önemlidir. Bipolar bozukluk teşhisi konan kişiler bir terapiste, psikiyatriste ve eğer bir ilişki içindeyseler bir çift terapistine gitmekten fayda görebilirler. Destek mekanizmaları hakkında daha ayrıntılı bilgi edinmek için "Bipolar Bozukluğu Olan Sevdiklerinize Destek Olmanın 9 Yolu" içeriğimize göz atabilirsiniz...

Bir İlişkide Bipolar Bozukluğa Sahip Olmanın Zorlukları

Bipolar bozukluğu olanlar için, mevcut veya gelecekteki ilişkilerini etkileyebilecek içsel mücadelelerle karşılaşma olasılığı her zaman vardır. Bunların başlıcaları şu şekilde sıralanabilir…

Kendini Damgalama

Bipolar bozukluğu olan kişiyi ilişki kurma sürecinde zorlayabilecek ilk şey, kendini damgalamadır (veya içselleştirilmiş damgalamadır), bu da kendi kendine yarattığı izolasyona yol açar. Kendini damgalama, bir kişinin zihinsel durumu hakkında aldığı olumsuz mesajları içselleştirmesidir. İnsanların kendileri hakkında kötü hissetmelerine ve özgüvenlerinin düşmesine yol açan bir durumdur. Çünkü toplumun bipolar bozukluk ve diğer ruh sağlığı durumları hakkındaki mesajları oldukça aşağılayıcı olma eğilimindedir.

Bir kişi kendisi hakkında kötü hissettiğinde, başkalarıyla bağlantı kurmak çok zor olabilir. Bipolar bozukluk yaşayan bir kişi, diğer insanlar için yeterince iyi olmadığını düşünerek ilişkilerden kaçınabilir. Bazen bu duygular beklenmedik bir anda hızlı bir şekilde ortaya çıkar ve psikolojik sağlık sorunları olanların mevcut ilişkilerinden partnerlerini uzaklaştırmalarına neden olur. Bu durum uzun vadede sosyal izolasyona yol açabilir.

Rutini Bozmamak

Bipolar bozukluğu olan bir kişinin ilişki kurma yeteneğini etkileyebilecek ikinci şey bağlı kalmak zorunda hissettiği rutindir. Psikolojik hastalık yaşayan kişiler genellikle hayatlarına sağlıkla devam edebilmek için bir rutine büyük ölçüde güvenirler. Belli bir rutine bağlı yaşamak şu anlama gelebilir:

  • Yatağa erken gitmek
  • Ortalamadan daha uzun uyumak
  • Her gün aynı saatlerde önceden planlanmış yemekleri yemek
  • Egzersizi atlayamamak

Katı bir program, bipolar olan kişiyi gece toplantılarından, partilerden, alkolün servis edildiği yerlerden ve zaman çizelgesine uymayan diğer etkinliklerden vazgeçmeye zorlayabilir. Bu katı kurallar da ikili ilişkiler kurmayı zorlaştırır.

Ruh Hali Değişimleri

Bir duygudurum bozukluğunun semptomlarının (kontrolsüz şiddetli duygudurum değişikliği dönemleri) ilişkilerde geçici veya uzun süreli kırılmalara neden olabileceğini hatırlamak da önemlidir. Bu da bipolar bozukluk yaşayan kişinin ilişki kurmasını büyük ölçüde zorlaştırır.

Bipolar Bozukluğu Olan Biriyle İlişki Yaşamak

Dikkat edilmesi gereken bir dizi iki kutuplu ilişki modeli vardır. Bunların her birinin, ilişkinizin sağlığı ve esenliği üzerinde doğrudan bir etkisi olabilir. Bipolar bir partneriniz olduğunda ebeveynlik sorunları, yakınlık ve iş süreçleri de bu durumdan etkilenebilir.

Ebeveynlik Sorunları

Ebeveynlik en iyi zamanlarda dahi stresli olabilir. Stres ruh halini tetikleyebileceğinden, bir ebeveyn bipolar olduğunda ebeveynlik çok daha zorlayıcı bir sürece dönüşebilir. Tetikleyicileri tespit etmeyi öğrenmek ve stresi yönetmek için bir plana sahip olmak, çocuklar denklemin bir parçası olduğunda çok daha önemli olacaktır.

Yakınlık Sorunları

Bipolar bozukluğun olduğu ilişkilerde yakınlık sorunları çok yaygındır. Bir manik ya da hipomanik dönem sırasında cinsel dürtüler önemli ölçüde artabilir. Aynı zamanda, birden fazla partnerle korunmasız cinsel ilişki gibi riskli davranışlarda bulunma dürtüsünde bir artış da yaygındır. Bazen bu, seks için ilişkinin dışına çıkma eğilimini bile içerebilir.

Diğer yandan, depresif ataklar ise cinsel istekte azalmaya neden olabilir. Bunu baştan anlamak, romantik ilişkide cinsel normlarda bir kesintiden sonra tipik olarak ortaya çıkabilecek bazı korkulardan kaçınmaya yardımcı olabilir. Son olarak, bazı duygusal düzenleme ilaçlarının cinsel dürtüyü de azaltabileceğini bilmek inanılmaz derecede önemlidir.

İş Stresi

Ruh hali değişimleri ve bipolar bozuklukla ilgili diğer belirtiler, çalışma ortamları ve ilişkiler üzerinde olumsuz bir etkiye sahip olabilir. Manik ruh hali dalgalanmalarına (dürtüsellik veya şişirilmiş bir öz-değer duygusu gibi) veya depresif dalgalanmalara (enerji ve motivasyon eksikliği gibi) özgü semptomlar, işte istikrarı korumada zorluğa yol açabilir. İşyerindeki bu tür stres nedenleri ayrıca hipomanik bir dönemi veya depresif bir dönemi tetikleyebilir.

Ruh hali değişimlerini ve diğer davranış kalıplarını anlamak, kişinin iş stresleriyle başa çıkmasına ve olumsuz benlik görüşlerini azaltmasına yardımcı olabilir. Ruh halinizi belirlemenin veya takip etmenin iyi bir yolu bir günlük tutmaktır. Duygularınızı, olayları, başkalarıyla etkileşimlerinizi, ilaçları ve yan etkileri yazın. Meditasyon, egzersiz, iyi bir diyet ve uyku alışkanlıkları sürdürmek de ruh halinizde fark yaratabilir.

Bipolar Bozuklukla İlişkiler Nasıl Yönetilir?

Bipolar bozukluk yaşayan birisiye bir ilişkiyi yürütmenin en önemli kısmı, durumu yönetmek ve ilişkiyi beslemek için zaman ve çaba harcamaya istekli olmaktır. Bununla ilgili birçok sağlıklı çözüm yolu da vardır. Aşağıdaki önerilerin tümü, her birinizin romantik ilişkilerinizi başarılı bir şekilde yönetmenize yardımcı olabilecek stratejilerdir...

Danışmanlık Almak

Çift danışmanlığı şeklinde yapılan terapi, bipolar ilişkilere rehberlik etmede son derece yararlıdır. Birbirinizin bakış açısını anlamak ve ikinizin de diğer tarafı görmesine yardımcı olabilecek tarafsız bir arabulucuya sahip olmak sadece yardımcı olmanın ötesindedir. Bu danışmanlık, başarılı bir şekilde bipolar ilişkileri sürdürmekle sürdürmemek arasındaki fark olabilir. Spesifik olarak, danışmanlık, geçmişte meydana gelmiş olabilecek incitici ve yıkıcı davranışları belirlemenize, bu davranışları affetmenin yollarını bulmanıza ve son olarak, yaşanan sorunları tekrar etmeye devam etmemeniz için kesin sınırlar belirlemenize yardımcı olabilir.

Kişisel Bakım

Kişisel bakım her ilişkide önemlidir, ancak bir kişinin bipolar bozukluğu olduğunda daha da gereklidir. Birbirinize zaman ayırmak, birlikte çalışmak, günlük tutmak, meditasyon yapmak, sağlıklı beslenmek, düzenli randevular almak ve sağlıklı bir uyku düzenini sürdürmek, bipolar ilişkiler de dahil olmak üzere herhangi bir çiftin yararına olabilecek şeylerdir.

Ek Tedaviler

Bipolar ilişkileri yönetmede tedavi almak çok önemlidir. İdeal bir durumda, her iki kişi de bir tedavi planına dahil olmaya motive olacaktır. Bipolar bozukluk tedavisine iki kişi birden yararlandığında, sonuçlar yararlı ve çarpıcıdır. Semptomların daha iyi anlaşılması, nasıl iletişim kurulacağına dair iç görü ve tetikleyicileri daha iyi görme yeteneği, birlikte tedavi aramanın olumlu sonuçlarıdır.

Bipolar Bozukluk İçin Hangi Tedavi Seçenekleri Mevcuttur?

Doğru bipolar bozukluk tedavisi ile günlük hayatın akışına uyum sağlamak çok daha kolaydır. İkiniz de tedavi ile birlikte bipolar bozukluk ve ilişkileri daha yüksek düzeyde ve daha iyi anlayabilirsiniz. Tedavinin tipik olarak devam eden bir taahhüt olması gerekir ve bir dizi farklı stil ve yaklaşımı içerebilir. Bazı durumlarda, tedavi tekniklerinin bir kombinasyonu en iyi seçenektir.

İlaç tedavisi: Bipolar bozukluğu ilaç kullanarak tedavi etmek için çeşitli seçenekler vardır. Antidepresanlar, her zaman etkili olmadıkları ve bazılarının maniyi tetiklediği bilindiği için dikkatli kullanılmalıdır. Lityum, bipolar bozuklukta yaygın olan iniş ve çıkışları dizginlemek için kullanılan etkili bir duygudurum düzenleyici olabilir.

İkinci nesil antipsikotikler (SGA'lar) de yaygındır ve tipik olarak duygudurum düzenleyiciler gibi diğer duygusal düzenleme ilaçları ile birlikte kullanılır. Manik dönem ve depresif dönem sırasında yardımcı olabilirler. Antikonvülzanlar, reçete edilebilecek başka bir duygudurum düzenleyici ilaç grubudur.

Herhangi bir ilacın dikkatli ve lisanslı bir psikiyatristin rehberliğinde kullanılması gerekir. Dikkat etmeniz gereken yan etkiler vardır ve bir doktorun gözetimi olmadan bipolar bozukluk tedavisi için ilaç almayı asla bırakmamanız gerekir.

Psikoterapi: Bipolar bozukluk tedavisi ararken psikoterapi neredeyse her zaman önerilir. Bilişsel davranışçı terapi, bipolar bozukluğu olan kişilerin, olumsuz düşünce kalıplarını tanımasına ve onları daha olumlu, etkili başa çıkma teknikleriyle değiştirmesine yardımcı olur.

Psikoeğitim ve aile odaklı terapi: Bipolar bozukluk hakkında bilgi edinmek için çaba sarf etmek, bipolar ilişki yaşayan her iki insan için de oldukça faydalı olabilir. Sadece durumun gerçekleri hakkında daha fazla bilgi edinmenize yardımcı olmakla kalmaz, aynı zamanda sorunları daha hızlı tanımlamanıza da yardımcı olabilir.

Elektrokonvülsif terapi (ECT): ECT, beyne hızlı elektronik impulslar göndererek çalışır. Bugünlerde o kadar yaygın olmasa da, bazen ECT, diğer terapi ve ilaç türleri işe yaramadığında bipolar bozukluğu tedavi etmek için kısa süreli bir tedavi olarak hala kullanılmaktadır.

Bipolar Bozukluk İçin Yardım Almak

Bipolar bozukluğunuz olsun ya da bipolar bozukluğu olan biriyle ilişkiniz olsun, yardım bulmak işin en kolay kısmıdır. İlk adım, bipolar bozukluğun nasıl göründüğü hakkında daha fazla şey öğrenmektir. Ardından hem güvendiğiniz hem de tedaviye bağlı kalacağınız bir terapist bulabilirsiniz.

Mevcut diğer birkaç seçenek, bir destek grubu bulmayı, bölgenizdeki bir akıl sağlığı kliniğine ulaşmayı veya yüz yüze veya online terapiyi düşünmeyi içerir. Doğru destek ve rehberlikle bipolar bozukluğa rağmen ilişkileriniz gelişebilir. Başarılı, sevgi dolu, birbirini destekleyen bir ilişki içinde her zaman istediğiniz hayatı yaşayabilirsiniz.

KAYNAK

https://www.psikologofisi.com/blog/bipolar-bozukluk-iliskileri-nasil-etkiler

Yayınlanma: 02.02.2024 17:47

Son Güncelleme: 16.08.2024 17:38

Psikolog

Hidayet

ÇALIŞKAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
3 Yorum
Bedensel Belirti Bozuklukları (Somatizasyon)
Depresif Bozukluklar
Varoluşsal Anlam Arayışı
Yalnızlık
İlişki / Evlilik Problemleri
+6
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 2500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

✨ Beden Hatırlar: Travma Neden Sadece Zihinde Değildir?

Travmayı çoğu zaman bir hikâye gibi düşünürüz.Geçmişte olmuş, bitmiş, artık “geride kalmış” bir olay…“Evet, zor bir şey yaşadım ama geçti.”Peki gerçekten geçti mi?Eğer bazen hiçbir sebep yokken kalbin hızlanıyorsa…Eğer bir ses, bir koku ya da bir bakış seni aniden huzursuz ediyorsa…Eğer hayatın genel olarak yolunda olmasına rağmen içinde açıklayamadığın bir sıkışma hissi varsa…Belki de geçmemiştir.Belki de sadece şekil değiştirmiştir.Çünkü travma yalnızca zihinde saklanan bir anı değildir.Travma, bedenin içinde yaşamaya devam eden bir deneyimdir.🧠 Zihin Unutur, Beden HatırlarTravmatik bir olay yaşandığında bedenin önceliği “anlamak” değildir.Öncelik hayatta kalmaktır.Bu yüzden sinir sistemi otomatik olarak devreye girer ve şu tepkilerden birini seçer:SavaşKaçDonBu sırada beynin mantıklı düşünmeden sorumlu kısmı geri planda kalır. Yani o anda yaşadığın şeyi anlamlandırmak yerine, sadece tepki verirsin.Belki bağırmak istedin ama sustun.Belki kaçmak istedin ama kalmak zorunda kaldın.Belki hareket etmek istedin ama donakaldın.İşte bu “yarım kalan tepkiler” bedenin içinde kayıt altına alınır.Ve yıllar sonra bile beden, o anı unutmaz.🌊 “Geçti” Dediğin Şey Neden Hâlâ Etkiliyor?Birçok insan terapiye şu cümleyle gelir:“Ben artık o olayı düşünmüyorum ama hâlâ etkisindeyim.”Bu cümle aslında çok şey anlatır.Çünkü travma sadece hatırlamakla ilgili değildir.Travma, sinir sisteminin hâlâ o olaydaymış gibi çalışmasıdır.Bu yüzden kişi:Sürekli tetikte hissedebilirRahatlamakta zorlanabilirGüvende olsa bile güvende hissedemeyebilirMantık şöyle der: “Artık tehlike yok.”Ama beden şöyle der: “Emin değilim.”Ve çoğu zaman kazanan beden olur.🌀 Travma: Tamamlanmamış Bir Hikâye Değil, Tamamlanmamış Bir TepkiTravmayı bir anı gibi değil, tamamlanmamış bir hareket gibi düşün.Söylenememiş sözler…Ağlanamamış gözyaşları…İfade edilememiş öfke…Kaçılamamış bir durum…Bunların hepsi bedenin içinde “yarım kalır.”Bu yüzden bazen hiçbir sebep yokken:İçin daralırGözlerin dolarKasların gerilirNefesin sıkışırBeden aslında şunu yapmaya çalışıyordur:“Yarım kalan şeyi tamamlamak.”Ama biz genelde bunu anlamayız.Onun yerine bastırırız.🌿 Bastırmak Neden İşe Yaramaz?Çünkü bastırmak, yok etmek değildir.Bastırmak, sadece ertelemektir.Bir duyguyu hissetmemeye çalıştığında, o duygu kaybolmaz.Sadece daha derine gider.Ve çoğu zaman daha güçlü bir şekilde geri döner.Örneğin:Sürekli meşgul olma ihtiyacıAşırı düşünmeBedensel gerginliklerNedensiz yorgunlukBunların bazıları aslında bastırılmış duyguların bedenle konuşma şeklidir.Beden kelimelerle konuşmaz.Beden hislerle konuşur.🎨 Neden Sadece Konuşmak Yetmez?Konuşmak çok değerlidir.Anlamak, fark etmek, anlamlandırmak iyileşmenin önemli bir parçasıdır.Ama tek başına yeterli değildir.Çünkü travma sadece “anlatılan” bir şey değildir.Travma aynı zamanda “hissedilen” bir şeydir.Ve bazı şeyler kelimelere dökülemez.İşte bu yüzden beden odaklı çalışmalar önemlidir:Sanat terapisiHareket çalışmalarıNefes farkındalığıDuygusal ifade teknikleriBu yöntemler zihni biraz kenara alır ve doğrudan bedenle çalışır.Bazen bir resim, anlatılamayan bir duyguyu ortaya çıkarır.Bazen küçük bir hareket, yıllardır tutulmuş bir gerginliği çözer.Bu bir “bozulma” değil…Bu bir çözülmedir.🌸 Beden Ne Zaman Açılır?Beden zorlandığında değil…Güvende hissettiğinde açılır.Bu çok kritik bir nokta.Çünkü birçok insan iyileşmeye çalışırken kendini zorlar:“Artık geçmesi lazım.”“Bunu aşmalıyım.”“Güçlü olmalıyım.”Ama beden baskıyla değil, güvenle çalışır.Güvenli bir alan demek:Yargılanmadığın bir yerHızına saygı duyulan bir süreçZorlanmadan ilerleyebilmekBeden ancak “artık tehlike yok” dediğinde gevşer.🌬️ Sinir Sistemi ve Regülasyon: İyileşmenin AnahtarıTravmayı anlamanın bir diğer yolu da sinir sistemine bakmaktır. Sinir sistemi, bedenin iç dünyadaki trafik kontrol merkezidir. Tehlike algıladığında hızlanır, güven hissettiğinde yavaşlar.Travma yaşayan kişilerde bu sistem çoğu zaman dengesini kaybeder. Ya sürekli alarm halinde kalır ya da tamamen kapanır.Bu durum iki şekilde kendini gösterebilir:Aşırı uyarılma: kaygı, huzursuzluk, panikDüşük uyarılma: donukluk, boşluk hissi, kopuklukİyileşme, bu iki uç arasında esneklik kazanmakla ilgilidir.Buna “regülasyon” denir.Regülasyon, duyguları bastırmak değil…Duygularla birlikte kalabilmektir.💫 Küçük Bir Farkındalık DeneyiŞu an burada, bunu okurken…Kısa bir an dur.Omuzlarını fark etÇeneni fark etNefesini fark etKendine şu soruyu sor:“Şu an bedenimde en çok nerede bir his var?”Belki bir sıkışma…Belki bir ağırlık…Belki bir boşluk…Şimdi o bölgeye doğru nefes aldığını hayal et.Hiçbir şeyi değiştirmeye çalışma.Sadece alan aç.Çünkü iyileşme çoğu zaman büyük adımlarla değil,küçük temaslarla başlar.🌿 Son SözTravma sadece geçmişte kalan bir olay değildir.Travma, bedenin içinde yaşamaya devam eden bir izdir.Bu yüzden iyileşme de sadece düşünerek olmaz.İyileşme hissetmeyi de içerir.Zihin anlamak ister.Beden hissetmek ister.Ve gerçek dönüşüm, bu ikisi bir araya geldiğinde olur.Beden bazen kelimelerden daha eski bir dil konuşur.Ve bu dil sabır ister, yavaşlık ister, temas ister.Eğer uzun zamandır kendine şu soruyu soruyorsan:“Neden hâlâ böyle hissediyorum?”Belki de cevap şudur:Zihnin yoluna devam etti…ama bedenin hâlâ seni bekliyor.Ve belki de iyileşme,ilerlemek değil…geri dönüp kendine yeniden temas etmektir. Ve o temas, sandığından çok daha dönüştürücü olabilir. Bu yüzden kendine nazik ol, acele etme, bedeninin ritmini dinle. Her fark ettiğin duyum, her küçük temas, seni biraz daha kendine yaklaştırır ve içsel bütünlüğünü yeniden kurmana yardımcı olur. 🌿 Gülay TOKER
Gülay TOKER 25.02.2026

"Hayır" Diyememek ve Sınır Çizmenin Psikolojisi

Hayatınızda başkalarının taleplerini kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyduğunuz kaç an var? Arkadaşınızı kırmamak için gittiğiniz o yorgun akşam yemeği, iş yerinde aslında göreviniz olmayan ama "hayır" diyemediğiniz için üstlendiğiniz projeler veya ailenizin beklentileri altında ezilen kendi istekleriniz... Eğer sürekli başkalarını memnun etmeye çalışırken kendinizden bir şeyler eksildiğini hissediyorsanız, özgüveninizin en büyük düşmanıyla tanışıyor olabilirsiniz: Sınır koyamama sorunu.Peki, neden "hayır" demek bu kadar zor? Neden sınırlarımızı korumaya çalıştığımızda suçluluk duyuyoruz? Bu yazıda, sınır çizmenin psikolojik temellerine inecek ve özgüvenle bağını keşfedeceğiz.1. Sınır Çizmek Neden Bu Kadar Zor?Psikolojide sınır koyamama davranışı, genellikle geçmişte edindiğimiz bazı temel inançlarla (şemalarla) yakından ilgilidir. Özellikle Şema Terapi ekolü çerçevesinden baktığımızda, şu şemalar sınır çizmemizi engelleyen ana unsurlardır:Boyun Eğicilik Şeması: Kişinin, başkaları tarafından kontrol edilme veya cezalandırılma korkusuyla kendi isteklerini bastırmasıdır. "Eğer hayır dersem beni sevmezler" veya "Öfkelenirlerse bununla baş edemem" düşüncesi bu şemanın temelidir.Kendini Feda Şeması: Başkalarının acı çekmesini engellemek veya onlara yardımcı olmak adına kendi ihtiyaçlarını tamamen göz ardı etmektir. Bu kişiler genellikle çevrelerinde "çok yardımsever" olarak bilinirler ama iç dünyalarında derin bir boşluk ve tükenmişlik hissederler.Onay Arayıcılık Şeması: Öz-değerini sadece başkalarından gelen takdir ve onaya bağlamaktır. "Hayır" demek, karşı taraftan gelecek olumsuz bir tepki riskini göze almak demektir ve onay arayıcı birey için bu risk çok korkutucudur.2. Sınır Çizmemenin Bedeli: Kronik Yorgunluk ve TükenmişlikSürekli olarak başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışmak, sadece zihinsel bir yük değil, aynı zamanda fiziksel bir yorgunluk kaynağıdır. Sınır çizemeyen bireylerde sıklıkla kronik stres, uyku bozuklukları ve psikosomatik ağrılar (özellikle omuz ve boyun ağrıları) gözlemlenir. Zihin sürekli olarak "Acaba birini kırdım mı?" veya "Sıradaki istek ne olacak?" kaygısıyla meşgul olduğu için, dinlenme anlarında bile gerçek bir rahatlama yaşanamaz. Bu durum uzun vadede tükenmişlik sendromuna (burnout) ve yaşama karşı duyulan ilginin azalmasına yol açabilir. Kendi ihtiyaçlarımızı ertelemek, bir süre sonra öz-şefkat duygusunun kaybolmasına neden olur.3. İş Hayatında Profesyonel Sınırlar: Kariyerinizi KorumakPek çok danışanım, özellikle iş hayatında sınır çizmenin "tembellik" veya "başarısızlık" olarak algılanmasından korkar. Oysa sağlıklı sınırlar, sizi daha verimli bir çalışan yapar. Her şeye "evet" dediğinizde, asıl odaklanmanız gereken öncelikli işlerinizdeki kalite düşer. Profesyonel sınırlar; mesai saatlerinize sadık kalmak, uzmanlık alanınız dışındaki işleri nezaketle reddetmek ve mola zamanlarını korumaktır. Unutmayın, iş yerinde çizilen sınırlar sizi "zor biri" yapmaz; aksine, zamanını ve emeğini doğru yöneten "saygın biri" yapar.4. Sınırlar ve Özgüven Arasındaki Kritik BağÖzgüven, sadece "ben yapabilirim" demek değildir; özgüven aynı zamanda "benim ihtiyaçlarım da önemli" diyebilme cesaretidir. Sağlıklı sınırları olmayan bir bireyin özgüveni sürekli dış faktörlere bağlıdır. Başkaları sizi onayladığında kendinizi iyi, eleştirdiğinde ise değersiz hissedersiniz.Sınır çizmek, kendinize olan saygınızı koruma biçiminizdir. Kendi alanınızı koruduğunuzda, zihninize şu mesajı gönderirsiniz: "Benim zamanım, enerjim ve duygularım kıymetli." Bu mesaj içselleştirildikçe, dışarıdan gelen onaya olan ihtiyacınız azalır ve gerçek özgüven inşa edilmeye başlar.5. Sınır Koyma Türlerini TanıyalımSınırlar sadece fiziksel değildir; yaşamın pek çok alanına yayılırlar:Duygusal Sınırlar: Başkalarının duygularından kendinizi sorumlu tutmamaktır. Bir yakınınız mutsuz olduğunda onu teselli edebilirsiniz, ancak onun mutsuzluğunun "sebebi" veya "çözümü" siz olmak zorunda değilsiniz.Zihinsel Sınırlar: Kendi düşünce ve inançlarınızı korumaktır. Başkalarının fikirlerine saygı duyarken, onlarla aynı fikirde olmama hakkınızı saklı tutmaktır.Zaman ve Enerji Sınırları: Sınırlı olan vaktinizi ve enerjinizi kime, ne kadar ayıracağınıza karar vermektir. "Bu akşam kendime vakit ayırmak istiyorum" demek, meşru bir sınırdır.6. Suçluluk Duymadan "Hayır" Demek Mümkün Mü? Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), bize duygulardan kaçmak yerine onlarla nasıl yaşayacağımızı öğretir. Sınır koyduğunuzda suçluluk hissetmeniz çok normaldir; çünkü zihniniz eski alışkanlıklarını korumaya çalışıyordur.Duyguyu Gözlemleyin: Suçluluk geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an zihnim bana başkalarını hayal kırıklığına uğrattığımı söylüyor ve bu yüzden suçluluk hissediyorum" diyerek duyguyu etiketleyin.Değerlerinize Odaklanın: Sınır koyduğunuzda neye "evet" dediğinizi düşünün. Arkadaşınıza "hayır" derken, belki de kendi dinlenme ihtiyacınıza veya ailenize ayıracağınız vakte "evet" diyorsunuzdur.Bilişsel Yeniden Yapılandırma (BDT): "Hayır dersem bencil biriyim" gibi otomatik düşüncelerinizi, "Kendi sınırlarımı korumak beni bencil değil, sağlıklı bir birey yapar" gibi daha gerçekçi düşüncelerle değiştirin.7. Profesyonel Destek Almanın ÖnemiSınır çizme sorunu genellikle çok derinlerde yatan değersizlik ve yetersizlik hislerinden beslenir. Yılların getirdiği bu kalıpları tek başına değiştirmek bazen direnç yaratabilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci; sınır koymanızı engelleyen çocukluk şemalarınızı fark etmenizi sağlar, güvenli ve yargısız bir alanda "hayır" deme pratiği yapmanıza yardımcı olur ve sosyal fobi veya anksiyete gibi sınır koymayı zorlaştıran diğer etmenleri ele almanıza imkan tanır.8. Kendi Değerinizi Yeniden TanımlayınSınır çizme yolculuğu, aslında kendinize verdiğiniz değeri yeniden keşfetme sürecidir. Başkalarını mutlu etmek için harcadığınız o muazzam enerjiyi, kendi iç dünyanızı iyileştirmeye ve öz-şefkat geliştirmeye yönlendirdiğinizde hayatınızdaki dengelerin nasıl değiştiğine şaşıracaksınız. "Hayır" demek, köprüleri yıkmak değil; kendi bahçenizin kapılarını sadece gerçekten davet etmek istediğiniz kişilere açmaktır.Bu süreçte zorlandığınız her an, bu değişimin sadece bir alışkanlık değişikliği değil, derin bir özgürleşme adımı olduğunu hatırlayın. Terapi odası, bu özgürleşme yolunda size güvenli bir laboratuvar sunar. Kendi ihtiyaçlarınızın sesini duymaya başladığınızda, sadece kendinizle değil, çevrenizle olan bağlarınızın da çok daha samimi ve dürüst bir zemine oturduğunu göreceksiniz. Siz, sınırlarınızla ve olduğunuz halinizle değerlisiniz.Unutmayın; "Hayır" bir tam cümledir ve herhangi bir açıklama gerektirmez. Kendi hayatınızın sınırlarını belirlemek, kendinize verdiğiniz en büyük değerdir. KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Şema Terapi: Uygulamacı Kılavuzu.Beck, J. S. (2011). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi.Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2011). Kabul ve Kararlılık Terapisi.Neff, K. (2011). Öz-Şefkat: Kendinize Karşı Nazik Olmanın Kanıtlanmış Gücü.
Şevval TAŞ 04.02.2026

İçimizdeki Sahtekar: Imposter Sendromu Nedir?

Hayatınızda her şey dışarıdan bakıldığında "yolunda" görünse de, iç dünyanızda bitmek bilmeyen bir huzursuzluk mu var? İyi bir kariyer, sevgi dolu bir aile ya da akademik başarılar bile kendinizi "gerçekten başarılı" hissetmenize yetmiyor mu? Eğer içinizdeki bir ses sürekli olarak başarınızın bir "tesadüf" olduğunu, aslında yeterince zeki veya yetenekli olmadığınızı ve bir gün herkesin bu "gerçeği" anlayacağını fısıldıyorsa; muhtemelen imposter (Sahtekarlık) sendromu ve derin bir yetersizlik hissiyle karşı karşıyasınız demektir.Peki, neden kendimize karşı bu kadar acımasızız? Neden başkalarına gösterdiğimiz şefkati kendimizden esirgiyoruz? Bu yazıda, yetersizlik hissinin psikolojik kökenlerine inecek ve bu döngüden çıkış yollarını bilimsel ekoller ışığında inceleyeceğiz.1. Yetersizlik Hissi Nereden Gelir? Geçmişin Bugünkü YansımalarıPsikolojide hiçbir duygu sebepsiz değildir. Bugün hissettiğiniz yetersizlik duygusu, genellikle çocukluk döneminde atılan tohumların bir sonucudur. Özellikle Şema Terapi ekolü, bu durumu "Erken Dönem Uyumsuz Şemalar" ile açıklar. Zihnimizde çocuklukta oluşan bu kalıplar, birer gözlük gibidir ve dünyayı bu gözlüklerin renginde görmemize neden olur.Kusurluluk Şeması: Eğer çocukken duygusal ihtiyaçlarınız tam olarak karşılanmadıysa veya sürekli eleştirildiyseniz, "Ben temelde kusurluyum ve eğer insanlar beni gerçekten tanırsa benden uzaklaşırlar" inancını geliştirmiş olabilirsiniz. Bu inanç, yetişkinlikte kendinizi sürekli saklamanıza veya aşırı telafi mekanizmaları geliştirmenize yol açar.Yüksek Standartlar Şeması: Bazı aile yapılarında sevgi, performansa bağlıdır. Sadece "en iyi" olduğunuzda takdir edildiyseniz, yetişkinlikte kendinize hata yapma alanı bırakmayan, acımasız bir iç ses geliştirirsiniz. Bu şema altındaki kişi için "iyi", asla yeterli değildir; sadece "mükemmel" kabul edilebilirdir.Başarısızlık Şeması: Kişinin kendini akranlarıyla kıyasladığında her zaman daha yeteneksiz, daha şanssız veya daha başarısız hissetmesidir. Kişi gerçekten başarılı olsa bile, bu başarıyı dışsal faktörlere (şans, başkasının yardımı, kolay sınav vb.) bağlar; başarısızlığı ise tamamen kendi beceriksizliği olarak görür.2. Modern Dünyanın Tuzakları: Sosyal Medya ve "Mükemmel" Hayatlar İllüzyonuİçsel şemalarımızın üzerine bir de günümüzün dijital dünyası eklendiğinde, yetersizlik hissi kaçınılmaz hale gelebiliyor. Sosyal medya, bizlere başkalarının hayatlarının sadece "en parlak" anlarını sunar. Ancak biz kendi hayatımızın mutfağını, dağınıklığını, sabahki yorgunluğunu ve geceki kaygılarını biliyoruz. Başkasının "sahne önü" ile kendi "sahne arkamımızı" kıyaslamak, adil olmayan bir yarıştır.Sürekli maruz kalınan "ideal beden", "ideal kariyer" ve "ideal ebeveynlik" görselleri, zihnimizdeki "yeterli değilim" inancını her gün yeniden besler. Bu durum, bireyin kendi özgün değerlerinden uzaklaşmasına ve başkalarının onayına bağımlı bir yaşam sürmesine neden olur.3. İş Hayatında ve Akademik Yaşamda YetersizlikYetersizlik hissi en çok performans sergilediğimiz alanlarda bizi yakalar. İş hayatında yeni bir sorumluluk aldığınızda ya da akademik bir başarı elde ettiğinizde gelen o "Acaba hata mı yaptım?" korkusu, aslında gelişme arzunuzun gölgesidir. Bu duyguyla baş etmenin yolu, başarıyı sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı değerlendirmektir. Kazandığınız her deneyim, attığınız her adım sizi "yetersiz" değil, "öğrenen ve dönüşen" bir birey kılar. Profesyonel hayatta uzmanlaşmak, her şeyi bilmek değil, bilmediklerimizi nasıl öğreneceğimizi keşfetmektir.4. İçimizdeki Eleştirel Sesle Nasıl Bağ Kurarız?İçimizdeki eleştirel ses aslında bizi korumaya çalışan, ancak yöntemini şaşırmış bir parçamızdır. Genellikle bizi başarısızlıktan veya reddedilmekten korumak için "Zaten yapamazsın, deneme bile" diyerek bizi konfor alanımızda tutmaya çalışır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) bu noktada bize çok kıymetli bir perspektif sunar: Bu sesi susturmaya çalışmak yerine, onunla olan bağımızı değiştirmek.Düşünceleri birer "mutlak gerçek" olarak değil, zihnimizden geçen "kelime dizileri" olarak görmeye başladığımızda (Bilişsel Ayrışma), bu seslerin üzerimizdeki kontrolü azalır. "Ben yetersizim" demek yerine, "Şu an zihnimden yetersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor" demek, duyguyla aranıza sağlıklı bir mesafe koymanızı sağlar.5. Yetersizlik Hissini Yönetmek İçin 5 Somut AdımEğer bu duygu hayatınızın direksiyonuna geçtiyse, şu adımları uygulamaya başlayabilirsiniz:Kanıt Analizi Yapın (BDT Tekniği): Kendinizi yetersiz hissettiğiniz bir anı seçin. Bu duygunun lehine ve aleyhine olan somut kanıtları bir kağıda yazın. Göreceksiniz ki, aleyhteki (başarılarınız, çabalarınız, olumlu geri bildirimler) kanıtlar genellikle daha fazladır.Öz Şefkat Pratiği: Kendinize, çok sevdiğiniz bir arkadaşınız aynı durumda olsaydı ona neler söylerdiniz, diye sorun. Kendinize karşı kullandığınız dil, bir düşman dili mi yoksa destekleyici bir dost dili mi?Hata Yapma İzni Verin: Mükemmeliyetçilik gelişim değildir; gelişim, hatalardan ders çıkarabilme becerisidir. Haftada en az bir kez "bilinçli olarak" küçük, önemsiz bir hata yapın ve dünyanın başınıza yıkılmadığını deneyimleyin.Değerlerinize Odaklanın: Başkalarının beklentilerine veya onayına göre değil; sizin için gerçekten neyin önemli olduğuna göre hareket edin. Başarı, başkalarını geçmek değil, kendi değerlerinizle uyumlu bir hayat yaşamaktır.Duygularınızı Etiketleyin: Kaygı veya yetersizlik geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an yetersizlik hissi geldi, hoş geldi. Onu hissediyorum ama onun peşinden gitmek zorunda değilim" diyerek duyguyu misafir edin.6. Profesyonel Destek Almanın Önemi ve Terapi SüreciYetersizlik hissiyle tek başına mücadele etmeye çalışmak, fırtınalı bir denizde pusulasız yol almaya benzer. Birey, çoğu zaman kendi zihinsel kör noktalarını görmekte zorlanabilir ve içsel eleştirel sesleri "mutlak gerçekler" olarak kabul etme eğilimi gösterebilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci, bu noktada bireyin kendi iç dünyasına objektif bir ayna tutmasını ve bu köklü inançları bilimsel yöntemlerle incelemesini sağlar.KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner's Guide. Guilford Press.Beck, J. S. (2011). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond. Guilford Press.Harris, R. (2009). ACT Made Simple: An Easy-to-Read Primer on Acceptance and Commitment Therapy. New Harbinger Publications.Clance, P. R., & Imes, S. A. (1978). The imposter phenomenon in high achieving women: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy: Theory, Research & Practice.
Şevval TAŞ 03.02.2026