1. Uzmanlar
  2. Hidayet ÇALIŞKAN
  3. Blog Yazıları
  4. Psikolojik Manipülasyon Nedir? Nasıl başa çıkabilirim ?

Psikolojik Manipülasyon Nedir? Nasıl başa çıkabilirim ?

Özgüven problemleri nedir konusuna geçmeden önce özgüvenin ne olduğunu iyice kavramak gerekir. Özgüven, kişinin kendisiyle barışık olması halidir. Özgüvenli kişi kendini sever, pek çok konuda kendini yeterli görür, yapabildiklerinin farkındadır ve bu durumu davranışlarıyla da destekler. Özgüvenli bireyler kendileriyle barışık oldukları gibi çevreleriyle de iyi ilişkiler içerisindedir. Özgüven henüz bebeklik yıllarımızda ailemiz ile kurduğumuz iyi ilişkiler çerçevesinde oluşmaya başlar ve hayatımızın ilerleyen yıllarında da devam eder.


Fakat bazı kişiler kendilerine güvenme konusunda bazı problemler yaşarlar. Özgüven eksikliği ya da düşük özgüven olarak adlandırılan bu problemlerin nedenleri genel olarak çocukluk çağlarında çevremizin etkisiyle oluşsa da bir şok nedeni vardır.


Özgüven eksikliğinin nedenleri

Özgüven duygusu çocukluk yıllarımızda ailemizin ve çevremizin bize karşı davranışları ile oluşmaya başlar. Bireyler çocukluk yıllarında ailelerinden özgüvenlerini kırıcı davranışlar veya buna sebep olacak olaylar ile karşılaşırlar ise özgüven duygularında eksiklikler ortaya çıkar. Uzmanlar 2-6 yaş arasındaki dönemde ailelerinden sevgi görmeyen, vakit ayırılıp iyi ilişkiler kurulmayan ve devamlı olarak akranlarıyla kıyaslanan çocukların ileri yaşlarda özgüven sorunları yaşadığına işaret ediyor.


Özgüven sorunu yaşamamıza sebep olan nedenlerden bazıları şunlardır:


  • Çocukluk yıllarında ailenizden devamlı olarak “sen yapamazsın, beceremezsin” gibi tepkiler alıp, sürekli olarak eleştirilmek
  • Büyürken ebeveynleriniz tarafından aşırı korumacı tavırlarla karşılaşmak ve hareket alanınızın kısıtlanması
  • Anne ve babanızın boşanması ile ortaya çıkan sorunlar
  • Erkek/kız arkadaşınızdan ayrılmak, sevgiliniz tarafından aldatılmak
  • Bir işte veya durumda başarısız olmanız sonucu oluşan başarısızlık korkusu
  • Yaşadığımız hayat kırıklığı, ayrılık, başarısızlık gibi olayları fazla büyütmek ve bu durumlara takılı kalmak
  • Kendimizi ağır bir şekilde eleştirmek


Bireyler çocukluk dönemlerinde gelen tepkiler ve eleştiriler ile yetişkinlik çağında yaşanılan başarısızlıklar ve olumsuz durumların etkisiyle başarısızlıklarının kendi kaderleri olduklarını düşünmeye başlarlar.


Özgüven problemlerinin belirtileri

Özgüven problemleri yaşayan kişiler yenilgiyi baştan kabullenirler. Özgüveni eksik kişiler yapması gereken bir iş olduğunda veya karşılarına olumsuz bir durum çıktığında başaramayacaklarını, yapmayacaklarını iddia ederler. Herkesin yapabileceği bir işi onların yapmaya becerileri olmadığını öne sürer, kendilerini geri planda tutarlar.


Kendine güven problemi yaşayan bireyler genel olarak kendilerine yapılan her eleştiriyi kabullenmeye meyillidir. Hatta onlar kendilerini başkalarından daha sert bir şekilde eleştirirler.


Karar almak özgüven problemi yaşayanlar için zordur. Karar vermek için kendi düşüncelerine değil çevrelerinin düşündüklerine daha çok önem verirler.


Özgüveni eksikliği yaşayan bireyler yeni ortamlara girmekten çekinirler. Yeni arkadaşlar edinmek, tanımadıkları bir ortamda söz almak onların için diğer kişilere göre daha zordur.


Özgüven problemlerini aşmanın yolları

Özgüvenimizi arttırmak için neler yapabiliriz?


  • Öncelikle kendinizi daha çok sevmeye odaklanın. Her birey eşsizdir. Kendi değerimizin farkına varmak hayatımızdaki insanlarında bize verdiği değerin ve davranışların değişmesine sebep olur.

  • Kendinizi devamlı olarak eleştirmeyin. Hiç kimse mükemmel değildir. Herkes hatalar yapabilir. Mükemmel ve hatasız olarak gördüğünüz kişiler bile ciddi hatalar yapabilir.

  • Hatalarınızdan ders almaya çalışın ama bunu dünyanızı yıkacak bir mesele haline getirmeyin. İnsanlar hata yaparak ve bu hatalardan dersler çıkararak gelişirler.

  • Kendinize küçük hedefler koyun. Büyük ve ulaşamadığınız hedefler koymak sizin başarısız olma oranınızı arttıracaktır. Bu başarısızlıklarda kendinize olan güveninizi düşürecektir. Ancak koyduğunu küçük hedefler sizi daha kolay başarıya taşır ve başardıkça kendinize olan güveninizde yerine gelir.

  • Özgüven problemleri arkadaş çevremizden ya da özel hayatımızdan kaynaklanıyor olabilir. Belki de özgüveninizi düşürmenize sebep olan şeylerden biri de çevrenizdeki insanların size karşı olan olumsuz davranışlarıdır. Farklı insanlar tanımaya cesaret edin. Sizi aşağıya çeken insanları hayatınızdan uzaklaştırın ve size hak ettiğiniz değeri veren insanları hayatınıza alın. Size değer veren insanlarla birlikte olmak sizin de kendinize olan güveninizi arttırmanıza yardımcı olacaktır.


Psikolojik Manipülasyon Nedir?

Psikolojik manipülasyon, insanların düşüncelerini, davranışlarını veya duygularını kontrol etmek için kullanılan bir taktik yöntemidir. Bu manipülasyon yolları, insanların kendilerine dair bakış açılarını değiştirmek, onları farklı ve aslında istemediği kararlar almaya zorlamak ve hatta bazen kendi isteklerimize ulaşabilme amacını taşır.

Manipülasyon yetersiz, aldatıcı ve hatta taciz edici stratejiler yoluyla başkalarının algısını veya davranışlarını değiştirmeyi amaçlayan psikolojik ve sosyal bir etki türüdür.

Genellikle ikili ilişkilerde daha çok kullanılır. İlişki içerisinde güçlü olan tarafın, zayıf olan tarafı manipüle etmesi sonucu ortaya çıkar. Manipülasyon, ses tonu, vücut dili, jest ve mimikler gibi birçok yöntem ile gerçekleştirilebilir.

Psikolojik manipülasyon diğer insanların duygusal ve fiziksel sağlıklarına zarar verebilir. Manipülasyon insanların özgüvenlerini bozabilir veya kaygı ve depresyon gibi duygusal problemlere neden olabilir. Manipülasyonun farkında olmak ve manipülatörlere karşı durmak önemlidir.

 

Psikolojik Manipülasyon Teknikleri Nelerdir?

Manipülasyon Teknikleri Nelerdir

Psikolojik manipülasyon teknikleri, bir kişinin başka bir kişi veya grup üzerinde kontrolü sağlamak için kullanabileceği taktiklerdir. Bu tekniklerin etkileri kişilerin duygusal ve zihinsel sağlıkları üzerinde olumsuz etkilere neden olmaktadır. Bazı yaygın psikolojik manipülasyon teknikleri şunlardır:

Duygusal Manipülasyon

Duygusal manipülasyon, bir kişinin başka birini kontrol etmek veya istediği şeyleri elde etmek için duygusal bağlılık kurmasıdır. Bu tür manipülatif davranışlar, genellikle karşı tarafın hislerini sömürerek, onda utanç, suçluluk, kaygı vb. olumsuz duygular hissetmeye zorlayarak gerçekleştirilir. Duygusal manipülasyon, sağlıklı bir ilişki kurulmasını engelleyebilir ve kişinin özgüven ve hayat kalitesini düşürebilir.

Gaslighting

Kişinin karşısındaki kişinin gerçekliği hakkındaki algısını bozmaya çalışmasıdır. Bu durum kafa karışıklığına sebep olarak kişinin istediği şekilde hareket etmesine neden olabilir.

Özgüven Eksikliğinden Yararlanmak

İnsanların kendisinde beğenmediği veya eksik bulduğu yönü muhakkak ki vardır. Bu eksiklikleri genelde saklamaya çalışırız. Ama kendinizde eksik hissettiğiniz yönleri öğrenen manipülatörler bunu size karşı kullanarak öz güveninizin daha da düşmesine neden olur.

Ego Okşama

Bir kişinin kendini iyi hissetmesini sağlamak için yapılan davranıştır. Bu davranış, bir kişinin kendine olan güvenini arttırmak ve onun kendini değerli hissetmesini sağlamak amacını taşır. Bu şekilde kişinin hayır diyememesini sağlayarak manipüle etmiş olur.

Pozitif Sağlamlaştırma

Pozitif sağlamlaştırma, bir davranışın tekrarlanma olasılığını artırmak için o davranışın sonuçlarını olumlu hale getirerek kullanılan bir tekniktir. İstenen davranışların tekrarlanmasını teşvik ederek olumlu sonuçlar elde etmeyi amaçlar. Övgü, ödüllendirme, gülümseme gibi olumlu etkilerle bunu sağlamaya çalışılır.

Duygu Sömürüsü

Kişinin duygularını göz ardı ederek onları kendi çıkarları için kullanmasıdır. Bu tür davranışlar genellikle insanların acılarını, endişelerini veya kaygılarını kullanarak kendi çıkarlarını elde etmek için yapılır. Duygu sömürüsü, kişinin duygusal sağlığını olumsuz etkileyebilir.

Mahrum Bırakma Davranışı

Kişinin diğer kişiyi isteyerek sevdiği ve ihtiyaç duyduğu şeylerden mahrum bırakmasıdır. Böylelikle istediği davranışa yönlendirmeye çalışılır.

Negatif Sağlamlaştırma

Bir kişinin ya da gruptaki insanların olumsuz düşüncelerini veya davranışlarını değiştirmeye yönelik bir psikolojik tekniktir. Bu ses tonunu yükseltme, bağırma hatta azarlama şeklinde davranışlarla yapılmaktadır.

Cezalandırmak

Kişinin istemediği davranışını yapmaması için onu korkutmak, tehdit etmek veya ceza yöntemleri kullanarak yapmamaya zorlanmasıdır.

Küçümsemek

Kişinin başka bir kişiye veya gruba karşı aşağılayıcı, küçük düşürücü ve saygısız davranışlarıdır. Karşısındaki kişiyi değersizleştirmeye ve kendisini önemsiz hissetmesine neden olur.

Sorunlu Davranışlar Sergilemek

Kişinin diğer bir kişiye karşı sorunlu davranışlar sergilemesi ve sonrasında özür dilemesi ile gerçekleştirilir. Bu durum karşısındaki kişiyi suçluluk duygusuyla boğarak kontrolü elinde tutmasına neden olabilir.

 

Manipülatif Kişilerin Özellikleri Nelerdir?

Manipülastif kişilerin özellikleri

Manipülatör kişiler, başkalarını istedikleri şekilde yönlendirmek için bilinçli veya bilinçsiz olarak manipülasyon tekniklerinden yararlanırlar. Bu kişiler genellikle kontrol etme ihtiyacı hissederler.

Manipülatörler sıklıkla yalana başvururlar, gerçeği çarpıtmak için uğraşırlar.

Genellikle başkalarının duygularına karşı duyarsız yaklaşırlar ve diğer kişilerin duygularını sömürürler. Kendi çıkarlarını her şeyden önde tutarlar ve diğer insanların hislerine pek değer vermezler.

Diğer kişilerin zayıf ve eksik olduğu noktalarını hedef alabilirler veya başkalarının güvenlerini kötüye kullanarak kendi çıkarlarını korumaya çalışabilirler.

Bu kişiler genellikle diğer insanları kendi kontrolü altında tutmak isterler. Başkalarına emirler vererek veya onların hayatlarına müdahale etmeye çalışarak bu kontrolü sağlamaya çalışırlar.

Kendi hatalarını veya sorunlarını başkalarının üzerine yıkmaya çalışırlar ve kendilerini suçsuz göstermek isterler. Hatalarını kolay kolay kabullenmezler.

 

Birinin Beni Manipüle Ettiğini Nasıl Anlarım?

Manipülasyon, başka birinin sizi istediği yönde hareket etmeye ve düşünmeye ikna etmek amacıyla kullandığı çeşitli psikolojik teknikleri içeren bir davranıştır. Manipülasyonun farklı türleri vardır ve bazıları oldukça açık olabileceği gibi, diğerleri daha zor anlaşılabilir.

Birisi sizi manipüle ediyor olabilirse, şu işaretlere dikkat etmeniz gerekebilir:

  • Size karşı söylemek istediği gerçekleri çarpıtıyor.
  • Sizin duygularınızı kullanmaya çalışarak sizi suistimal etmek istiyor.
  • Size karşı baskı yapıp, sizin kararlarınızı değiştirmeye çalışıyor.
  • Sizi sürekli eleştiriyor ve kendinize olan güveninizi zedelemeye çalışıyor.
  • Size karşı hep belirsizlik ve karmaşıklık yaratarak, kafanızın karışmasına sebep oluyor.

Bu seçeneklerden herhangi birini ya da birkaçını fark ederseniz, muhtemelen birisi sizi manipüle etmeye çalışıyor olabilir. Öncelikle neyin yanlış olduğunu anlamaya çalışabilir ardından sınırlarınızı belirleyerek, istenmediğiniz yönde hareket etmeye zorlanmanızı önleyebilirsiniz.

 

Manipülasyon Örnekleri Nelerdir?

Manipülasyon günlük hayatta birçok farklı şekilde karşımıza çıkabilir. Bazı örnekler:

Satış Taktikleri

Satıcılar, müşterilerin kararını etkilemek için manipülatif taktikler kullanabilirler. Örneğin, ürünün fiyatını düşük göstererek müşterinin daha fazla harcama yapmasını sağlayabilirler.

İlişki manipülasyonu

Partnerlerden biri diğerini kontrol etmek veya istediği şeyleri yaptırmak için manipülatif taktikler kullanabilir. Duygusal sömürü yaparak diğer kişiyi kaygılandırabilir veya suçluluk duygusu uyandırarak davranışlarını değiştirebilir.

Sosyal medya manipülasyonu

Sosyal medyada insanlar diğer herkesin davranışlarını manipüle etmek için çeşitli teknikler kullanabilir. Bu teknikler insanların ilgi alanlarına göre içerikler sunarak onların davranışlarını yönlendirebilir.

İşyerinde manipülasyon

İşverenler, işyerinde çalışanları manipüle etmek için çeşitli taktikler kullanabilirler. İşten çıkarılma veya terfi edilmeme korkusuyla çalışanları kontrol altında tutmaya çalışabilirler.

 

Manipülasyon Türleri Nelerdir?

Manipülasyonlar; psikolojik manipülasyon, saldırgan manipülasyon, duygusal manipülasyon, strateji ve kendini gizleme olarak farklı kategorilerde ele alınmaktadır.

Psikolojik manipülasyon manipülatörün rahatsız edici, aldatıcı yöntemler ile diğer bireylerin düşünce, algı veya davranışlarını değiştirmeyi, etkilemeyi amaçlayan bir sosyal etki türü olarak tanımlanırken, duygusal manipülasyon ise manipülatör bireylerin, kendine hizmet eden bir çerçeve içinde başkalarının duygularını manipüle etme kabiliyeti olarak ifade edilmektedir.

Bu tür manipülasyon ile manipülatörün diğerlerini bilinçli bir şekilde etkisi altına alarak, kendi isteklerine göre onları değiştirmesi ve duygusal istismara başvurmasından bahsedilmektedir.

Manipülasyonun bir başka çeşidi, strateji kullanma olarak isimlendirilmektedir. Bu tür manipülasyonda manipülatif kişilerin, bireysel çıkarlarını en üst noktaya yükseltecek stratejiler kullandıklarına dikkat çekilir.

Bir diğer manipülasyon stratejisi, manipülatörün kendini gizlemesidir. Kendini gizleme, bireylerin kendilerine dair tanımladıkları özel duygu, düşünce, deneyim ve eylemleri bilinçli bir şekilde diğer insanlardan saklamaya yönelik sürekli ve genel davranışsal eğilimler olarak belirtilmektedir

Manipülatif davranışların oluşmasında pek çok faktörden bahsetmek mümkündür. Bunların en başında aile ve yakın sosyal çevre sıralanabilir.

 

Sevgilim Beni Manipüle Ediyor Ne Yapmalıyım?

Manipülasyon ilişkilerde oldukça yaygın bir durumdur ve insanlar manipüle edildiğini fark etmeden uzun bir süre geçirebilirler. Eğer sevgilinizin sizi manipüle ettiğinden şüpheleniyorsanız, öncelikle bu durumu netleştirmek için kendinize birkaç soru sormanız gerekebilir:

  • Sevgilim/Eşim beni nasıl manipüle ediyor?
  • Manipülasyon benim üzerimde ne tür etkiler yaratıyor?
  • Bu durum devam etmesine izin verirsem nelerle karşılaşabilirim?

Eğer ki sevgiliniz/eşiniz gerçekten sizi manipüle ediyorsa, bunu fark etmeniz zor olabilir ve zaman alabilir çünkü manipülatif kişiler genellikle karşı tarafın hislerini etkilemek için çok profesyonel davranırlar.

 

Ama ilişkinizde sıklıkla şunlara maruz kalıyorsanız:

Sürekli eleştirilme veya kötü sözler, hakaretlerle aşağılama

Sık sık kendinizi suçlu hissettirme

Duygularınız üzerinden sizin eksik ve zayıf olduğunuz yönlerden vurma

Hayatınızla ilgili her anı kontrol etmeye çalışma

Verdiğiniz kararlarınıza saygı göstermeme

Eğer sevgiliniz veya eşinizin sizin üzerinizde böyle bir etkiye sahip olduğunu düşünüyorsanız, kendinizi korumanın en birinci yolu onunla bu durumu açıkça konuşmanızdır. Konuşmanızda ona sevgi ve saygı ile yaklaşıp, kendinizi nasıl hissettiğinizi anlatmayı deneyin ve bu durumun değişmesi için neler yapabileceğinizi konuşun.

 

Okul Hayatında Manipülasyon Yapılır Mı?

Okul hayatında da öğrenciler arasında manipülasyon yaşanabilir. Örneğin, bir öğrenci diğer öğrencileri kendi istediği gibi hareket etmeye ikna etmek için yalana başvurabilir veya gerçeği çarpıtmak için uğraşabilir. Bununla birlikte, okullarda manipülasyonu engellemek için birçok önlem alınabilir. Öğrencilere dürüstlük ve saygı gibi değerleri öğretmek, anlatmak onların doğru kararlar vermelerine yardımcı olabilir. Ayrıca, okullarda öğrencilerin sosyal ve duygusal ihtiyaçlarını karşılamak için destekleyici bir ortam sağlamak da öğrencilerin manipülasyona maruz kalma ihtimalini ve manipülasyondan etkilenme ihtimalini azaltabilir.

 

Manipülasyonla Nasıl Başa Çıkılır?

Kendinizi tanıyın: Manipülatif davranışların genellikle zayıf noktalarınıza odaklandığını unutmayın. Kendinizi ve hangi durumlarda zayıf olabileceğinizi bilmek, manipülasyon yapmak isteyenlere karşı daha hazırlıklı olmanızı sağlar. Ayrıca, kendinizi güçlü ve özgüvenli hissetmek, manipülatif kişilerin sizi kolayca etkilemesini engeller.

Sınırlarınızı belirleyin: Sınırlarınızı belirlemek, başkalarının sizi nasıl ele alacaklarını kontrol etmenize yardımcı olur. Kendi değerlerinizi ve inançlarınızı koruyun. Birisi sizi manipüle ettiğinde, sınırlarınızı açıkça ifade ederek ve kendinizi olumsuz duygulardan koruyarak manipülasyonun etkisini azaltabilirsiniz.

Mantıklı hareket etmeye çalışın: Manipülatif kişiler genellikle duygusal olarak hareket etmenizi sağlamaya çalışırlar. Bu nedenle, mantıklı düşünmek, mantığı kullanmak kalmak ve duygusal tepkilere kapılmamak önemlidir.

İletişim becerilerinizi geliştirin: İyi bir iletişimci olmak, manipülatif kişilerle nasıl başa çıkacağınızı da öğrenmenize yardımcı olur. Kendinizi doğru ifade etmek ve başkalarıyla sağlıklı bir şekilde iletişim kurabilmek, manipülasyonun etkisini azaltır.

Empati yapmayı ihmal etmeyin: Başkalarının duygularına ve ihtiyaçlarına saygı duymak, onların manipülatif davranışlarına karşı direnmenize yardımcı olur.

Sorular sorun: Manipülatif kişiler genellikle kontrolü ellerinde tutmak için ikili ilişkilerinde sohbeti yönetmeye çalışırlar. Onları sorgulayarak, onların gerçek amacını anlamaya çalışabilir ve manipülatif davranışlarına karşı koyma yolunu bulabilirsiniz.

Güvenli bir çevre, alan oluşturun: Güvenebileceğiniz bir çevreye sahip olmanız, manipülasyona karşı savunmasız hissetmenizi önleyebilir. Aileniz, arkadaşlarınız veya bir terapist gibi güvendiğiniz kişilerle konuşarak, manipülatif davranışlarla başa çıkmak için farklı bakış açıları ve tekniklerini öğrenebilirsiniz.

 

Manipülasyona Maruz Kaldığımda Ne Yapabilirim?

Manipülasyon, bir kişinin diğer kişileri kontrol etmek veya istediği şeyi elde etmek için bilinçli olarak yanıltıcı yönde davranışlarda bulunmasıdır. Manipülasyon konusunda terapi almak genellikle, manipülatif davranışların nedenleri ve bu davranışların nasıl değiştirilebileceği konularını ele alır.

Manipülasyonun nedenleri genellikle kişinin zayıf veya yetersiz olduğu yönleri, düşük özgüveni ve düşük özsaygısı ya da başka duygusal zorluklarından kaynaklanabilir. Manipülasyon terapisinde terapist ile beraber kişinin kendine olan güveninin artmasına ve daha sağlıklı iletişim becerileri geliştirmesine yardımcı olacak teknikler sağlanır.

Bu terapide, bireyin kendi düşünceleri, duyguları ve davranışları üzerinde çalışılarak, daha olumlu bir yaşam tarzı geliştirmesine yardımcı olunur. Terapi sürecinde, genellikle bireyin manipülatif davranışları fark etmesine ve bunları nasıl değiştirebileceğine odaklanılır.

Terapi süreci ayrıca, hayatınıza karşı müdahaleciliğe veya kontrolcü davranışlara karşı daha sağlıklı tepkiler geliştirilmesine de odaklanır.

Psikolog Enes Dinçer manipülasyona maruz kalanlar ve bu durumun kendisine zarar verdiğini düşünenler için terapi hizmeti uygulamaktadır. Eskişehir’de bulunan Psikoterapi Merkezinden randevu alarak değişime yeni bir adım atabilirsiniz.

Kaynakça

Yılmaz, H. “İnsan İlişkilerinde Manipülasyon Ölçeği”. MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi 7 (2018): 0-0

Erden Çınar, S., Yazıcı, S. & Tekiner, B. (2022). BELİREN YETİŞKİN İLİŞKİLERİNDEKİ MANİPÜLASYONLARDA AİDİYET HİSSİNİN GÜCÜ. Toplum ve Sosyal Hizmet, 33 (1), 97-112

https://psikologenesdincer.com.tr/psikolojik-manipulasyon-teknikleri-ve-korunma-yollari/


Yayınlanma: 02.02.2024 17:42

Son Güncelleme: 16.08.2024 17:39

Psikolog

Hidayet

ÇALIŞKAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
3 Yorum
Bedensel Belirti Bozuklukları (Somatizasyon)
Depresif Bozukluklar
Varoluşsal Anlam Arayışı
Yalnızlık
İlişki / Evlilik Problemleri
+6
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 2500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

"Hayır" Diyememek ve Sınır Çizmenin Psikolojisi

Hayatınızda başkalarının taleplerini kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyduğunuz kaç an var? Arkadaşınızı kırmamak için gittiğiniz o yorgun akşam yemeği, iş yerinde aslında göreviniz olmayan ama "hayır" diyemediğiniz için üstlendiğiniz projeler veya ailenizin beklentileri altında ezilen kendi istekleriniz... Eğer sürekli başkalarını memnun etmeye çalışırken kendinizden bir şeyler eksildiğini hissediyorsanız, özgüveninizin en büyük düşmanıyla tanışıyor olabilirsiniz: Sınır koyamama sorunu.Peki, neden "hayır" demek bu kadar zor? Neden sınırlarımızı korumaya çalıştığımızda suçluluk duyuyoruz? Bu yazıda, sınır çizmenin psikolojik temellerine inecek ve özgüvenle bağını keşfedeceğiz.1. Sınır Çizmek Neden Bu Kadar Zor?Psikolojide sınır koyamama davranışı, genellikle geçmişte edindiğimiz bazı temel inançlarla (şemalarla) yakından ilgilidir. Özellikle Şema Terapi ekolü çerçevesinden baktığımızda, şu şemalar sınır çizmemizi engelleyen ana unsurlardır:Boyun Eğicilik Şeması: Kişinin, başkaları tarafından kontrol edilme veya cezalandırılma korkusuyla kendi isteklerini bastırmasıdır. "Eğer hayır dersem beni sevmezler" veya "Öfkelenirlerse bununla baş edemem" düşüncesi bu şemanın temelidir.Kendini Feda Şeması: Başkalarının acı çekmesini engellemek veya onlara yardımcı olmak adına kendi ihtiyaçlarını tamamen göz ardı etmektir. Bu kişiler genellikle çevrelerinde "çok yardımsever" olarak bilinirler ama iç dünyalarında derin bir boşluk ve tükenmişlik hissederler.Onay Arayıcılık Şeması: Öz-değerini sadece başkalarından gelen takdir ve onaya bağlamaktır. "Hayır" demek, karşı taraftan gelecek olumsuz bir tepki riskini göze almak demektir ve onay arayıcı birey için bu risk çok korkutucudur.2. Sınır Çizmemenin Bedeli: Kronik Yorgunluk ve TükenmişlikSürekli olarak başkalarının beklentilerini karşılamaya çalışmak, sadece zihinsel bir yük değil, aynı zamanda fiziksel bir yorgunluk kaynağıdır. Sınır çizemeyen bireylerde sıklıkla kronik stres, uyku bozuklukları ve psikosomatik ağrılar (özellikle omuz ve boyun ağrıları) gözlemlenir. Zihin sürekli olarak "Acaba birini kırdım mı?" veya "Sıradaki istek ne olacak?" kaygısıyla meşgul olduğu için, dinlenme anlarında bile gerçek bir rahatlama yaşanamaz. Bu durum uzun vadede tükenmişlik sendromuna (burnout) ve yaşama karşı duyulan ilginin azalmasına yol açabilir. Kendi ihtiyaçlarımızı ertelemek, bir süre sonra öz-şefkat duygusunun kaybolmasına neden olur.3. İş Hayatında Profesyonel Sınırlar: Kariyerinizi KorumakPek çok danışanım, özellikle iş hayatında sınır çizmenin "tembellik" veya "başarısızlık" olarak algılanmasından korkar. Oysa sağlıklı sınırlar, sizi daha verimli bir çalışan yapar. Her şeye "evet" dediğinizde, asıl odaklanmanız gereken öncelikli işlerinizdeki kalite düşer. Profesyonel sınırlar; mesai saatlerinize sadık kalmak, uzmanlık alanınız dışındaki işleri nezaketle reddetmek ve mola zamanlarını korumaktır. Unutmayın, iş yerinde çizilen sınırlar sizi "zor biri" yapmaz; aksine, zamanını ve emeğini doğru yöneten "saygın biri" yapar.4. Sınırlar ve Özgüven Arasındaki Kritik BağÖzgüven, sadece "ben yapabilirim" demek değildir; özgüven aynı zamanda "benim ihtiyaçlarım da önemli" diyebilme cesaretidir. Sağlıklı sınırları olmayan bir bireyin özgüveni sürekli dış faktörlere bağlıdır. Başkaları sizi onayladığında kendinizi iyi, eleştirdiğinde ise değersiz hissedersiniz.Sınır çizmek, kendinize olan saygınızı koruma biçiminizdir. Kendi alanınızı koruduğunuzda, zihninize şu mesajı gönderirsiniz: "Benim zamanım, enerjim ve duygularım kıymetli." Bu mesaj içselleştirildikçe, dışarıdan gelen onaya olan ihtiyacınız azalır ve gerçek özgüven inşa edilmeye başlar.5. Sınır Koyma Türlerini TanıyalımSınırlar sadece fiziksel değildir; yaşamın pek çok alanına yayılırlar:Duygusal Sınırlar: Başkalarının duygularından kendinizi sorumlu tutmamaktır. Bir yakınınız mutsuz olduğunda onu teselli edebilirsiniz, ancak onun mutsuzluğunun "sebebi" veya "çözümü" siz olmak zorunda değilsiniz.Zihinsel Sınırlar: Kendi düşünce ve inançlarınızı korumaktır. Başkalarının fikirlerine saygı duyarken, onlarla aynı fikirde olmama hakkınızı saklı tutmaktır.Zaman ve Enerji Sınırları: Sınırlı olan vaktinizi ve enerjinizi kime, ne kadar ayıracağınıza karar vermektir. "Bu akşam kendime vakit ayırmak istiyorum" demek, meşru bir sınırdır.6. Suçluluk Duymadan "Hayır" Demek Mümkün Mü? Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT), bize duygulardan kaçmak yerine onlarla nasıl yaşayacağımızı öğretir. Sınır koyduğunuzda suçluluk hissetmeniz çok normaldir; çünkü zihniniz eski alışkanlıklarını korumaya çalışıyordur.Duyguyu Gözlemleyin: Suçluluk geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an zihnim bana başkalarını hayal kırıklığına uğrattığımı söylüyor ve bu yüzden suçluluk hissediyorum" diyerek duyguyu etiketleyin.Değerlerinize Odaklanın: Sınır koyduğunuzda neye "evet" dediğinizi düşünün. Arkadaşınıza "hayır" derken, belki de kendi dinlenme ihtiyacınıza veya ailenize ayıracağınız vakte "evet" diyorsunuzdur.Bilişsel Yeniden Yapılandırma (BDT): "Hayır dersem bencil biriyim" gibi otomatik düşüncelerinizi, "Kendi sınırlarımı korumak beni bencil değil, sağlıklı bir birey yapar" gibi daha gerçekçi düşüncelerle değiştirin.7. Profesyonel Destek Almanın ÖnemiSınır çizme sorunu genellikle çok derinlerde yatan değersizlik ve yetersizlik hislerinden beslenir. Yılların getirdiği bu kalıpları tek başına değiştirmek bazen direnç yaratabilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci; sınır koymanızı engelleyen çocukluk şemalarınızı fark etmenizi sağlar, güvenli ve yargısız bir alanda "hayır" deme pratiği yapmanıza yardımcı olur ve sosyal fobi veya anksiyete gibi sınır koymayı zorlaştıran diğer etmenleri ele almanıza imkan tanır.8. Kendi Değerinizi Yeniden TanımlayınSınır çizme yolculuğu, aslında kendinize verdiğiniz değeri yeniden keşfetme sürecidir. Başkalarını mutlu etmek için harcadığınız o muazzam enerjiyi, kendi iç dünyanızı iyileştirmeye ve öz-şefkat geliştirmeye yönlendirdiğinizde hayatınızdaki dengelerin nasıl değiştiğine şaşıracaksınız. "Hayır" demek, köprüleri yıkmak değil; kendi bahçenizin kapılarını sadece gerçekten davet etmek istediğiniz kişilere açmaktır.Bu süreçte zorlandığınız her an, bu değişimin sadece bir alışkanlık değişikliği değil, derin bir özgürleşme adımı olduğunu hatırlayın. Terapi odası, bu özgürleşme yolunda size güvenli bir laboratuvar sunar. Kendi ihtiyaçlarınızın sesini duymaya başladığınızda, sadece kendinizle değil, çevrenizle olan bağlarınızın da çok daha samimi ve dürüst bir zemine oturduğunu göreceksiniz. Siz, sınırlarınızla ve olduğunuz halinizle değerlisiniz.Unutmayın; "Hayır" bir tam cümledir ve herhangi bir açıklama gerektirmez. Kendi hayatınızın sınırlarını belirlemek, kendinize verdiğiniz en büyük değerdir. KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Şema Terapi: Uygulamacı Kılavuzu.Beck, J. S. (2011). Bilişsel Davranışçı Terapi: Temelleri ve Ötesi.Hayes, S. C., Strosahl, K. D., & Wilson, K. G. (2011). Kabul ve Kararlılık Terapisi.Neff, K. (2011). Öz-Şefkat: Kendinize Karşı Nazik Olmanın Kanıtlanmış Gücü.
Şevval TAŞ 04.02.2026

İçimizdeki Sahtekar: Imposter Sendromu Nedir?

Hayatınızda her şey dışarıdan bakıldığında "yolunda" görünse de, iç dünyanızda bitmek bilmeyen bir huzursuzluk mu var? İyi bir kariyer, sevgi dolu bir aile ya da akademik başarılar bile kendinizi "gerçekten başarılı" hissetmenize yetmiyor mu? Eğer içinizdeki bir ses sürekli olarak başarınızın bir "tesadüf" olduğunu, aslında yeterince zeki veya yetenekli olmadığınızı ve bir gün herkesin bu "gerçeği" anlayacağını fısıldıyorsa; muhtemelen imposter (Sahtekarlık) sendromu ve derin bir yetersizlik hissiyle karşı karşıyasınız demektir.Peki, neden kendimize karşı bu kadar acımasızız? Neden başkalarına gösterdiğimiz şefkati kendimizden esirgiyoruz? Bu yazıda, yetersizlik hissinin psikolojik kökenlerine inecek ve bu döngüden çıkış yollarını bilimsel ekoller ışığında inceleyeceğiz.1. Yetersizlik Hissi Nereden Gelir? Geçmişin Bugünkü YansımalarıPsikolojide hiçbir duygu sebepsiz değildir. Bugün hissettiğiniz yetersizlik duygusu, genellikle çocukluk döneminde atılan tohumların bir sonucudur. Özellikle Şema Terapi ekolü, bu durumu "Erken Dönem Uyumsuz Şemalar" ile açıklar. Zihnimizde çocuklukta oluşan bu kalıplar, birer gözlük gibidir ve dünyayı bu gözlüklerin renginde görmemize neden olur.Kusurluluk Şeması: Eğer çocukken duygusal ihtiyaçlarınız tam olarak karşılanmadıysa veya sürekli eleştirildiyseniz, "Ben temelde kusurluyum ve eğer insanlar beni gerçekten tanırsa benden uzaklaşırlar" inancını geliştirmiş olabilirsiniz. Bu inanç, yetişkinlikte kendinizi sürekli saklamanıza veya aşırı telafi mekanizmaları geliştirmenize yol açar.Yüksek Standartlar Şeması: Bazı aile yapılarında sevgi, performansa bağlıdır. Sadece "en iyi" olduğunuzda takdir edildiyseniz, yetişkinlikte kendinize hata yapma alanı bırakmayan, acımasız bir iç ses geliştirirsiniz. Bu şema altındaki kişi için "iyi", asla yeterli değildir; sadece "mükemmel" kabul edilebilirdir.Başarısızlık Şeması: Kişinin kendini akranlarıyla kıyasladığında her zaman daha yeteneksiz, daha şanssız veya daha başarısız hissetmesidir. Kişi gerçekten başarılı olsa bile, bu başarıyı dışsal faktörlere (şans, başkasının yardımı, kolay sınav vb.) bağlar; başarısızlığı ise tamamen kendi beceriksizliği olarak görür.2. Modern Dünyanın Tuzakları: Sosyal Medya ve "Mükemmel" Hayatlar İllüzyonuİçsel şemalarımızın üzerine bir de günümüzün dijital dünyası eklendiğinde, yetersizlik hissi kaçınılmaz hale gelebiliyor. Sosyal medya, bizlere başkalarının hayatlarının sadece "en parlak" anlarını sunar. Ancak biz kendi hayatımızın mutfağını, dağınıklığını, sabahki yorgunluğunu ve geceki kaygılarını biliyoruz. Başkasının "sahne önü" ile kendi "sahne arkamımızı" kıyaslamak, adil olmayan bir yarıştır.Sürekli maruz kalınan "ideal beden", "ideal kariyer" ve "ideal ebeveynlik" görselleri, zihnimizdeki "yeterli değilim" inancını her gün yeniden besler. Bu durum, bireyin kendi özgün değerlerinden uzaklaşmasına ve başkalarının onayına bağımlı bir yaşam sürmesine neden olur.3. İş Hayatında ve Akademik Yaşamda YetersizlikYetersizlik hissi en çok performans sergilediğimiz alanlarda bizi yakalar. İş hayatında yeni bir sorumluluk aldığınızda ya da akademik bir başarı elde ettiğinizde gelen o "Acaba hata mı yaptım?" korkusu, aslında gelişme arzunuzun gölgesidir. Bu duyguyla baş etmenin yolu, başarıyı sadece sonuç odaklı değil, süreç odaklı değerlendirmektir. Kazandığınız her deneyim, attığınız her adım sizi "yetersiz" değil, "öğrenen ve dönüşen" bir birey kılar. Profesyonel hayatta uzmanlaşmak, her şeyi bilmek değil, bilmediklerimizi nasıl öğreneceğimizi keşfetmektir.4. İçimizdeki Eleştirel Sesle Nasıl Bağ Kurarız?İçimizdeki eleştirel ses aslında bizi korumaya çalışan, ancak yöntemini şaşırmış bir parçamızdır. Genellikle bizi başarısızlıktan veya reddedilmekten korumak için "Zaten yapamazsın, deneme bile" diyerek bizi konfor alanımızda tutmaya çalışır. Kabul ve Kararlılık Terapisi (ACT) bu noktada bize çok kıymetli bir perspektif sunar: Bu sesi susturmaya çalışmak yerine, onunla olan bağımızı değiştirmek.Düşünceleri birer "mutlak gerçek" olarak değil, zihnimizden geçen "kelime dizileri" olarak görmeye başladığımızda (Bilişsel Ayrışma), bu seslerin üzerimizdeki kontrolü azalır. "Ben yetersizim" demek yerine, "Şu an zihnimden yetersiz olduğuma dair bir düşünce geçiyor" demek, duyguyla aranıza sağlıklı bir mesafe koymanızı sağlar.5. Yetersizlik Hissini Yönetmek İçin 5 Somut AdımEğer bu duygu hayatınızın direksiyonuna geçtiyse, şu adımları uygulamaya başlayabilirsiniz:Kanıt Analizi Yapın (BDT Tekniği): Kendinizi yetersiz hissettiğiniz bir anı seçin. Bu duygunun lehine ve aleyhine olan somut kanıtları bir kağıda yazın. Göreceksiniz ki, aleyhteki (başarılarınız, çabalarınız, olumlu geri bildirimler) kanıtlar genellikle daha fazladır.Öz Şefkat Pratiği: Kendinize, çok sevdiğiniz bir arkadaşınız aynı durumda olsaydı ona neler söylerdiniz, diye sorun. Kendinize karşı kullandığınız dil, bir düşman dili mi yoksa destekleyici bir dost dili mi?Hata Yapma İzni Verin: Mükemmeliyetçilik gelişim değildir; gelişim, hatalardan ders çıkarabilme becerisidir. Haftada en az bir kez "bilinçli olarak" küçük, önemsiz bir hata yapın ve dünyanın başınıza yıkılmadığını deneyimleyin.Değerlerinize Odaklanın: Başkalarının beklentilerine veya onayına göre değil; sizin için gerçekten neyin önemli olduğuna göre hareket edin. Başarı, başkalarını geçmek değil, kendi değerlerinizle uyumlu bir hayat yaşamaktır.Duygularınızı Etiketleyin: Kaygı veya yetersizlik geldiğinde onu bastırmayın. "Şu an yetersizlik hissi geldi, hoş geldi. Onu hissediyorum ama onun peşinden gitmek zorunda değilim" diyerek duyguyu misafir edin.6. Profesyonel Destek Almanın Önemi ve Terapi SüreciYetersizlik hissiyle tek başına mücadele etmeye çalışmak, fırtınalı bir denizde pusulasız yol almaya benzer. Birey, çoğu zaman kendi zihinsel kör noktalarını görmekte zorlanabilir ve içsel eleştirel sesleri "mutlak gerçekler" olarak kabul etme eğilimi gösterebilir. Profesyonel bir psikolojik destek süreci, bu noktada bireyin kendi iç dünyasına objektif bir ayna tutmasını ve bu köklü inançları bilimsel yöntemlerle incelemesini sağlar.KaynakçaYoung, J. E., Klosko, J. S., & Weishaar, M. E. (2003). Schema Therapy: A Practitioner's Guide. Guilford Press.Beck, J. S. (2011). Cognitive Behavior Therapy: Basics and Beyond. Guilford Press.Harris, R. (2009). ACT Made Simple: An Easy-to-Read Primer on Acceptance and Commitment Therapy. New Harbinger Publications.Clance, P. R., & Imes, S. A. (1978). The imposter phenomenon in high achieving women: Dynamics and therapeutic intervention. Psychotherapy: Theory, Research & Practice.
Şevval TAŞ 03.02.2026

Psikolojik Danışmanla Konuşmak Neden Arkadaşla Sohbet Etmekten Farklıdır?

Zor bir gün geçirdiğimizde, içimiz sıkıştığında ya da bir konuda kararsız kaldığımızda ilk refleksimiz çoğu zaman bir arkadaşımızı aramak olur. “Bir kahve içelim, anlatayım” demek tanıdıktır, güvenlidir ve iyi hissettirir. Peki o zaman şu soru ortaya çıkar: Psikolojik danışmanla konuşmanın farkı ne? Arkadaşıma anlatsam yetmez mi?Bu soru çok yaygındır ve son derece anlaşılırdır. Çünkü her iki durumda da konuşuruz, anlatırız, paylaşırız. Ancak yüzeyde benzer görünen bu iki deneyim, aslında amaç, yapı, rol ve etki açısından birbirinden oldukça farklıdır.1. Amaç Farkı: Rahatlamak mı, Dönüşmek mi?Arkadaşla yapılan sohbetin temel amacı çoğu zaman rahatlamaktır. İç dökmek, anlaşılmak, yalnız olmadığını hissetmek… Bunların hepsi çok kıymetlidir. Arkadaşınız sizi teselli edebilir, güldürebilir, “haklısın” diyebilir.Psikolojik danışmada ise amaç yalnızca rahatlamak değildir. Asıl hedef fark etmek, anlamlandırmak ve değişim yaratmaktır.Danışman, anlattıklarınızı sadece dinlemez; tekrar eden kalıpları, düşünce biçimlerini, duygusal tepkileri ve bunların kökenlerini birlikte keşfetmenize yardımcı olur. Yani terapi, “iyi hissettiren bir konuşma”dan ziyade, bazen zorlayıcı ama uzun vadede dönüştürücü bir süreçtir.2. Tarafsızlık ve Güvenli AlanArkadaşlar bizi sever. Ama aynı zamanda bizi kendi bakış açılarıyla dinlerler. Sizi korumak isterler, bazen taraf tutarlar, bazen de kendi yaşantılarını sizin hikâyenizin içine katarlar:“Ben olsam asla katlanmazdım.” “Bence sen çok iyi niyetlisin ama insanlar kötü.” “Bana da aynısı olmuştu…”Bu cümleler çoğu zaman iyi niyetlidir ama tarafsız değildir.Psikolojik danışman ise yargılamadan, taraf tutmadan ve kişisel gündem katmadan dinler. Sizin hikâyeniz, sizin duygularınız ve sizin anlam dünyanız merkezde kalır. Danışman, “kim haklı?” sorusuna değil, “bu durum sende neye dokunuyor?” sorusuna odaklanır.Bu da danışma odasını, duyguların sansürlenmeden var olabildiği güvenli bir alan hâline getirir.3. Sorumluluk ve Rol SınırlarıArkadaşlık ilişkisinde roller karşılıklıdır. Bugün siz anlatırsınız, yarın o anlatır. Denge vardır. Ancak bu karşılıklılık bazen şu sonucu doğurur: Anlatırken “onu da yormayayım”, “zaten benim yüzümden üzülmesin” diye kendimizi tutabiliriz.Psikolojik danışmada ise ilişki tamamen sizin ihtiyaçlarınıza göre yapılandırılmıştır. Danışman sizi “yük” olarak görmez. Tam tersine, o odadaki tek gündem sizsiniz.Ayrıca danışman:Sizi kurtarmaya çalışmazSizin adınıza karar vermezSize ne yapmanız gerektiğini dikte etmezBunun yerine, sorumluluğu size ait olan bir farkındalık sürecine eşlik eder. Bu, ilk bakışta daha zor ama çok daha güçlendirici bir yaklaşımdır.4. Tavsiye Vermek Yerine Anlamayı DerinleştirmekArkadaş sohbetlerinde tavsiye çok yaygındır:“Boş ver, takma kafana.” “Ayrıl gitsin.” “Biraz daha sabret.”Oysa psikolojik danışmada amaç tavsiye vermek değil, danışanın kendi cevaplarını bulmasını sağlamaktır. Çünkü bir başkasının hayatında işe yarayan bir çözüm, sizin hayatınızda aynı sonucu vermeyebilir.Danışman, sorularla, yansıtmayla ve bilimsel yaklaşımlarla şunu hedefler: Kişinin kendi iç sesini duyması ve seçimlerinin sorumluluğunu alabilmesi.5. Bilimsel ve Etik Bir TemelPsikolojik danışma, yalnızca “iyi dinlemek” değildir. Bu süreç; psikoloji bilimine, kuramsal çerçevelere ve etik ilkelere dayanır.Danışman:Gizlilik ilkesine bağlıdırMesleki sınırlar içinde çalışırKendi duygularını sürecin önüne koymazSürekli eğitim ve süpervizyon alırArkadaş sohbetinde ise böyle bir yapı yoktur. Arkadaşınız iyi niyetli olabilir ama duygusal olarak sürecin içine fazlasıyla dahil olabilir. Bu da bazen çözümden çok karmaşa yaratır.6. “Anlatmak” ile “Çalışmak” Arasındaki FarkArkadaşla konuşmak çoğu zaman anlatmak üzerinedir. Psikolojik danışmada ise bir konuyu çalışmayı içerir.Yani:Aynı olayın neden tekrar tekrar yaşandığına bakılırDuyguların bedensel ve zihinsel yansımaları fark edilirGeçmiş deneyimlerin bugünkü tepkilerle ilişkisi kurulurBu nedenle bazı danışanlar şunu söyler: “Arkadaşlarıma yıllardır anlattığım şeyi burada bir seansta bambaşka yerden fark ettim.”Terapide Zorlanmak da Sürecin Bir ParçasıdırPsikolojik danışman sürecinin arkadaş sohbetinden bir diğer önemli farkı da şudur: Terapi her zaman “iyi hissettirmez”. Bazen bir seanstan sonra danışan kendini daha düşünceli, daha yorgun ya da duygusal olarak dalgalı hissedebilir. Bu durum çoğu kişi için şaşırtıcıdır çünkü konuşmanın her zaman rahatlatması gerektiği düşünülür. Oysa terapide amaç, sadece anlık rahatlama değil, uzun vadeli bir içsel düzenleme sağlamaktır.Arkadaş sohbetinde zor konular genellikle hızlıca geçiştirilir ya da dağıtılır. Terapi odasında ise kaçınılan duygulara, ertelenen meselelerine ve kişinin kendisiyle ilgili görmekte zorlandığı alanlara nazik ama dürüst bir şekilde bakılır. Bu da zaman zaman rahatsız edici olabilir. Ancak bu rahatsızlık, kişinin sınırlarını, ihtiyaçlarını ve gerçek duygularını fark etmesi için önemli bir eşiktir.Bu nedenle psikolojik danışman, “her seans iyi geçmeli” beklentisiyle değil; “her seans beni biraz daha kendime yaklaştırıyor mu?” sorusuyla değerlendirilir. Ve çoğu zaman asıl değişim, tam da zorlanılan o anlarda başlar.Bu konuları yalnızca okumak ya da düşünmek bazen yetmeyebilir. Ben, seanslarda danışanla birlikte bu farkları konuşmakla kalmayıp çalışmayı önemsiyorum. Aynı olayın neden tekrar ettiğini, bir duygunun neden bu kadar yoğun yaşandığını ya da neden bazı adımları atmanın zorlaştığını birlikte, yargısızca ele alıyoruz. Terapi, hazır cevaplar sunmak değil; senin kendi cevaplarına ulaşabileceğin güvenli bir alan yaratmaktır. Eğer arkadaş sohbetlerinin artık yetmediğini, aynı döngülerin içinde kaldığını hissediyorsan, bu süreci birlikte çalışmak için seansa gelmeni öneririm. Değişim, konuşmaya cesaret ettiğin yerde başlar. Sonuç: İkisi Rakip Değil, Ama Yerleri FarklıArkadaş sohbeti değersiz değildir. Aksine, sosyal destek ruh sağlığının önemli bir parçasıdır. Ancak psikolojik danışman, arkadaş sohbetinin yerine geçen bir şey değil; başka bir ihtiyaca cevap veren profesyonel bir süreçtir.Arkadaşlar:Teselli ederYalnız olmadığını hissettirirPsikolojik danışma ise:Fark ettirirDerinleştirirDeğişim için alan açarBazen bir kahve sohbeti iyi gelir. Bazen ise bir danışma odasında durup gerçekten kendinle yüzleşmeye ihtiyaç duyarsın.Ve bu ikisi aynı şey değildir.
Buse AZLAĞ 29.01.2026