1. Uzmanlar
  2. Hidayet ÇALIŞKAN
  3. Blog Yazıları
  4. Psikolojik sıkıntılarım olabilir mi? Sorun olduğunu nasıl anlarım ?

Psikolojik sıkıntılarım olabilir mi? Sorun olduğunu nasıl anlarım ?

Psikolojik sorun belirtileri nelerdir? 

Gelişen problemin türüne göre belirti ve bulgular oldukça değişiklik gösterebildiği gibi birçok psikiyatrik problemde yaygın olarak gözlemlenen semptomlardan bahsedilebilir. Bunlardan başlıcaları: 

  • kas ağrıları
  • yorgunluk, halsizlik
  • umutsuz hisse kapılma
  • kişilerle iletişim kurmaktan kaçınma
  • duş almak ve yemek yemek gibi rutin işleri yapmakta zorlanma
  • iştahsızlık ya da iştahın çok fazla artışı
  • uyku düzeninde bozulma ve uykudan yorgun uyanma

belirtileri olarak sıralanabilir. Bunlardan birkaçı aynı anda gözlemlenebileceği gibi yalnızca bir belirtinin şiddetli şekilde gözlenmesi de mümkündür. Bu durumda kişinin psikojik olarak doğru biçimde değerlendirilmesi için psikolojik problemleri ortaya çıkaran nedenler ve psikolojik problem çeşitleri hakkında doğru bilgiye sahip olmak gerekir. 

Psikolojik problemlerin nedenleri nelerdir?

Psikolojik problemlerin gelişimi ve seyri kişinin algılama biçimine, geçmiş yaşam deneyimlerine ve beklentilerine göre fazlasıyla değişiklik gösterdiği gibi ortaya çıkış nedeni de kişiden kişiye farklılık gösterir. Ancak bazı problemlerin yaygın olarak belirli sebeplerden dolayı ortaya çıktığı ve benzer belirtiler ile seyrettiği söylenebilir. Örneğin; Mevsimsel Depresyon rahatsızlığı hemen herkeste sonbahar ve kış mevsimlerinde görülen, güneş ışığından mahrum kalmaya bağlı olarak geliştiği düşünülen bir problemdir. Kişilerde yaygın olarak gözlenen mevsimsel depresyon belirtileri genellikle iştah artışı ya da azalışı, uyku düzensizliği, kişisel bakımda bozulma, konsantrasyon bozukluğu ve uzun süreli umutsuzluk hissi gibi belirtiler olarak ortaya çıkar. Belirtilerin büyük oranda ortak olduğu mevsimsel depresyon problemi için en etkili tedavi yönteminin ise ışık terapisi olduğu söylenebilir. 

Psikiyatrik problem çeşitleri nelerdir?

Dünya Sağlık Örgütü tarafından 250’ye yakın psikolojik sağlık problemi belirlenmişse de günümüzde en yaygın karşılaşılan psikolojik problemler panik atak, depresyon ve anksiyete bozukluğu olarak sıralanabilir. 

Depresyon nedir? 

Kişinin hem kendini hem çevreyi algılayış biçiminde meydana gelen bozulma, yaygın umutsuzluk hissi ve fiziksel güç kaybı gibi belirtilerin uzun süre gözlenmesi ve kişinin yaşam kalitesini olumsuz etkileyen sonuçlar meydana getirmesi depresif bozukluk ya da depresyon olarak adlandırılır. 

Anksiyete nedir?

Anksiyete kişinin sürekli stres altında olması, yoğun huzursuzluk, sinirlilik ve endişe halinin yaygın şekilde devamlılık göstermesi olarak tanımlanabilen psikolojik bir rahatsızlıktır.

Panik atak nedir?

Panik atak hemen her yaş grubunda gözlenebilen ve birbirinden farklı çok sayıda nedene bağlı olarak gelişebilen bir psikolojik problem çeşididir. Yaygın olarak görülen panik atak belirtileri çarpıntı, titreme, baş dönmesi, göğüste daralma hissi, hatta ölüm korkusu gibi bulguların yer aldığı nöbetler halinde gerçekleşir. 

Psikolojik sorunların tanısı nasıl konulur?

Psikolojik problemler kişiler arasında farklı belirti ve bulgular ile seyreden rahatsızlıklardır. Dolayısıyla tanı koyma işlemi uzman bir psikiyatr ya psikolog tarafından yapılmalı ve kişi, bu tanının konduğu diğer hastalardan bağımsız bir birey olarak ele alınmalıdır. 

Psikolojik sorunlar için uygulanan tedavi yöntemleri nelerdir? 

Her psikolojik problem ve problemi yaşayan birey için uygulanacak tedavi yöntemi değişiklik gösterebilir. Ancak psikolojik problemler için en çok tercih edilen tedavi yöntemi psikoterapi ve ilaç tedavisidir. Etkili panik atak tedavisi için uygun sıklıkta tekrarlanan terapiler uzman doktor tarafından belirlenecek olan ilaç uygulamaları ile desteklenir ve bu durum yaşanan nöbetlerin şiddetinde azalmaya, dolayısıyla yaşam kalitesinde büyük oranda artmaya neden olur. 



Psikolojinin bozuk olduğunu nasıl anlarsın?

Bir süredir belki de kendini iyi hissetmiyorsun.

Güncel gelişmeler nedeniyle hayatının zor bir dönemindesin.

Ya da belki de ortada pek bir şey olmamasına rağmen, her şey yolundaymış gibi görünmesine rağmen içsel olarak böyle hissetmiyorsun.

Bir şeyler eksik gibi hissediyorsun.

İçsel olarak pek de huzurlu değilsin.

Bu noktada;

Acaba psikolojim mi bozuluyor?

Ciddiye almam gereken noktalar mı var? 

Destek mi almalıyım? gibi belli düşünceler içinde olabilirsin.

Bu yazıda psikolojinin bozulmuş olabileceğini gösteren işaretlerden 7 tanesini seninle paylaştım.

Kendin olmasa bile, belki de yakınındaki birinin psikolojik olarak iyi hissetmediğinden şüpheleniyorsun. 

Bunu anlamak için seninle paylaştığım bu 7 işareti fark etmen, öğrenmen önemli olabilir.

(Psikolojik sıkıntıların işaretlerine karşı uyanık olma konusuna, ”Kendinin Terapisti Ol” adlı kitabımda detaylı şekilde yer veriyorum. Bilgi almak için buraya tıklayabilirsin.)

 

1.Duygusal Yoğunluk:

Psikolojik sıkıntıların önemli bir işareti duygusal yoğunluktur. Duygusal yoğunluk; ortadaki konuya, içinde bulunduğun duruma uygun olmayan şekilde fazla tepki vermektir ve duygular daha yoğun bir şekilde yaşamaktır.

Duygulardan kastettiğim sadece üzüntü gibi duygular değil.

“Ağlıyorum, ağlayan kişiler, kendini tutamayan kişiler sadece psikolojik olarak sorunludur.” dan bahsetmiyorum. 

Kızgınlık, kaygı, hayal kırıklığı birer duygu. Can sıkıntısı da belki bir duygu.

Dolayısıyla birçok duygu olabilir.

Eğer bu duyguları diğer birçok kişiden daha farklı yoğunlukta yaşadığını hissediyorsan,

Dışarıdan bakan birisi “Bu duruma bu kadar da tepki verilmez ki, neden bu kadar takıyorsun ki kafaya” tarzında bir şey söylüyorsa bu önemli bir işarettir.

Hatta küçük şeylere, normalde takılmadığın şeylere artık takıldığını hissediyorsan…

Diyelim ki; dışarıdan eve geldin. Zile basıyorsun ve kapının açılması birkaç saniye sürüyor. 

O noktada hemen içinde bir şeyler yükseliyorsa, tahammül edemiyorsan bu da psikolojinin bozuk olabileceğini gösteren önemli bir işarettir.

2.Katı Negatif Düşünceler:

Psikolojinin bozulmuş olabileceğini gösteren 2. işaret de negatif, çok rahatsız düşünceler içinde olmak.

Nedir bunlar?

Yetersizim

Başarısızım 

Beceriksizim

Zayıfım

Güçsüzüm

Çirkinim

Hiçbir işe yaramam

Değersizim 

Mutluluğu haketmiyorum

Suçluyum

Kötü bir insanım 

Cezalandırılmayı hakediyorum

Umutsuzum

Çaresizim

gibi çok rahatsız edici düşünceleri sık bir şekilde hissediyorsan ya da yaşadığın belli kriz durumlarında, olaylarda bu duygular eşlik ediyorsa o zaman içsel olarak çözümlemen gereken belli noktalar var demektir.

Bu duyguları, düşünceleri hissedip aynı zamanda rahat olmak mümkün değil.

Eğer bu düşünceler sana çok tanıdık geliyorsa ve bunlar artık senin için normalleştiyse,

“Hata yaptığımda kendime yüklenirim”

“İlişkilerimde belli sorunlar yaşadığımdan, ilgi görmediğimde hemen değersiz hissederim.”

“Kıskançlıklarım vardır.” gibi belli durumları kendi içinde yaşıyorsan ve yukarıda saydığım düşünceler içine yaşadığın herhangi bir konuda kolayca girebiliyorsan bu noktada da bu konuları çözümlemen önemli.

Çünkü çözümlemediğin için de bu çok rahatsız düşüncelere eşlik eden belli duygular, davranışlar olacak ve hayatını negatif olarak etkileyecektir.

Bir nevi hayatını sabote ederler ve kronik strese neden olurlar.

Bu kronik stresi de eğer uzun süre bastırarak yaşarsan -çoğu kişi bu düşünceleri genelde bastırıyor- bu durum farklı şekillerde kendini göstermeye başlar.

Hatta uzun vadede kronik stresin fiziksel sağlığını da etkilediğini gösteren birçok çalışma var.

Dolayısıyla bu 2. işaret de çok önemli.

3.Depresif Ruh Hali:

Psikolojinin bozulmuş olabileceğini gösteren 3. işaret de içe kapanma, keyifsizlik, isteksizlik gibi belli hisleri yaşamandır.

Bunlar aslında depresif bir durumun olduğunu gösterir.

Depresif bir durum varsa da muhtemelen çözümleyemediğin belli durumlar var demektir.

Tabi bu duyguları artık yaşamaya başlaman tükeniyor olduğunu gösterir ve bu da bizim için önemli bir işarettir.

4.Uyku ve Yemek Kalitesinde Belli Değişiklikler:

4. işaret, uykularında ve yeme davranışlarında belli değişikliklerin olmasıdır.

Normalden daha fazla uyumaya başladıysan

Günün önemli bir bölümü artık yatakta geçmeye başladıysa

Enerjik bir şekilde uyanmıyorsan 

İştahın değiştiyse, kilo aldıysan ya da iştahın kapanmaya başladıysan…

Belki de bunların dışında bir sorun olmadığını düşünüyorsun, belki de normal şartlarda bastırıyorsun..

Ama zaten bastırdığın için bunlar uykunu etkiliyor olabilir.

Yemek yiyerek bir şekilde kendini rahatlatmaya, iyi hissetmeye çalışıyorsundur.

Ya da artık yaşamda birçok şeyin tadı kalmamıştır ve o depresif hislerin bir uzantısı olrak yeme sorunların olabilir.

Bu da bizim için önemli bir işarettir.

Bazı kişiler; “Benim aslında kafama çok taktığım bir şey yok ama son dönemlerde daha çok uyumaya, yemeye başladım.” gibi bazı şeyler söyleyebiliyor.

Bu da aslında içten içe bastırılan belli noktalar olabileceğini gösteren belli işaretlerdir.

Yaşamda görünmeyen stres kaynaklarının neler olduğuna dikkat etmek gerekiyor.

5.İlişki Sorunları ve Tahammülsüzlük:

Psikolojinin bozuk olabileceğini gösteren önemli işaretlerden bir tanesi de tabi ki ilişkilerde belli sorunlar yaşamaktadır.

İlişkilerde artık daha tahammülsüz hissetmeye başladıysan

Kendi başına kalma ihtiyacın daha ön plana geliyorsa

Bir arada olduğunda aradaki etkileşimi sürdürmekte zorlanıyorsan 

Belirli iletişim çatışmaları ortaya çıkmaya başladıysa

Arada duygusal kopukluk, mesafe hissediyorsan, bunlar da belirli psikolojik güçlüklerin olabileceğini bize gösteriyor.

Tabi ki psikolojik güçlükler de ilişkilere doğrudan yansıyor ya da ilişkideki güçlükler senin iç dünyana doğrudan yansıyor.

Dolayısıyla eğer ilişkilerinde kronik anlamda devam eden belli sorunların varsa o zaman kendine dönüp bakman ve iç dünyada nelerin ters gittiğini, bu konularda neler yapabileceğini düşünmeni öneririm.

İlişkiler konusu geniş bir konu.. Bu söylediklerimi direkt uygulamanın kolay olmadığının farkındayım.

Kendi içine dönüp baktığında “İlişkimde ne yapabilirim ki?” diye düşünüyor olabilirsin. 

Çok doğal.

Bununla alakalı başka birçok yazı paylaşacağım.

Şimdilik bu konu dahilinde ilişki sorunlarının da önemli olduğunu söylemiş olmam yeterli.

6.Stres ve Sorumluluklarla Başa Çıkmada Zorlanmak:

Psikolojinin bozuk olabileceğini gösteren bir diğer işaret de, gündelik hayattaki belirli sorumluluklarını yapmakta zorlanmandır.

Göstermen gereken performansları yeterince gösteremediğini hissedersin

Bunlar ev işleri olabilir ya da kendi işin olabilir.

Bunları yaparken daha az performansla normalde yapabileceğinden daha az iş yaptığını fark edersin.

Ya da yapsan bile zorlandığını, tükendiğini hissedersin.

Belki de içten içe potansiyelini yeterince kullanamadığını hissediyor olabilirsin.

O potansiyel belki de hiç ortaya çıkmamış, gibi hissediyorsundur.

Bu da aslında içten içe çözümlemen gereken bazı noktalar olduğunu gösteren önemli bir işarettir.

7.Kaçınma Amacıyla Zararlı Alışkanlıklar Geliştirmek:

Psikolojinin bozuk olduğunu gösteren önemli işaretlerden diğeri, çözümleyemediğin, seni sıkıştıran rahatsız eden durumlardan kaçma amacıyla belirli alışkanlıklar edinmiş olmandır. 

Nedir bunlar?

Alkol, sigara gibi belirli maddeleri yoğun bir şekilde tüketiyorsan ve bu son zamanlarda giderek artıyorsa,

Aşırı alışveriş yapıyorsan,

Gününün önemli bir miktarı bilgisayar oyunlarıyla, internete girmekle, sosyal medyayı takip etmekle geçiyorsa bu noktada yaşam kaliten verimsizleşmeye başlar.

Bu verimsizleşmeyle birlikte yeterince psikolojik olarak beslenememeye başlarsın.

Bu alışkanlıklar da beraberinde başka sorunlar getirmeye başlar.

Bunlar sağlığına, kariyerine belli zararlar verebilir.

Zamanını yeterince verimli değerlendirmediğinde potansiyelini yeterince ortaya koyamamış olursun.

Hayatında daha önce atman gereken adımları atmamış olursun ve bazı şeylere geç kalırsın.

Eğer bu tür bastırdığın noktalar varsa ve bunları bir şekilde başka noktalarla telafi etmeye çalışıyorsan, bu durum giderek artıyorsa bu noktada da uyanık olman ve kendi iç dünyana dönüp bazı şeyleri gözden geçirmen gerekebilir.

Buraya kadar anlattığım bu işaretler herkeste az ya da çok belli ölçülerde olabilir.

“Bu işaretlere baktığımda bende de bunların bazıları var.

Çevreme de baktığımda bu işaretlerin olmadığı kimse yok.

Herkesin mi psikolojisi bozuk o zaman?” deyip belki de bir sistem eleştirisine doğru gidebilirsin.

Bu yazıda ben oraya kadar gitmeyeceğim; ayrı bir yazı konusu olabilir.

Burada önemli olarak vurgulamak istediğim şey, bu işaretlerin biraz daha üst seviyede olması.

Bu sorunlar gündelik hayatı etkileyecek kadar, yaşam kaliteni kısıtlayacak kadar varsa eğer buna dikkat etmek gerekiyor.

Bu işaretlerin birden fazlası olması da bizim için önemlidir.

Bu işaretlerden bazıları da gündemden dolayı olabilir.

Salgın hastalık gibi belli durumlar nedeniyle bir süre evde daha çok zaman geçirmen gerekiyorsa,

Hamilelik, çocuk sahibi olma gibi özel bir duruma girdiysen ve bu durumun getirdiği zorluklar, kısıtlılıklar nedeniyle saydığım işaretler varsa -2. işaret hariç çünkü o işaret gerçekten iç dünyanda olan bir şey- bu işaretler olabilir.

Ama genel anlamda bunlar ön plana gelmeye başlıyorsa bu da aslında psikolojinin bozuk olduğunu gösteren işaretlerdir.

Eğer bu işaretlerin birçoğu sende varsa bir psikologtan ya da bir psikiyatristten, psikoterapi uzmanından destek almanı tavsiye ederim.

Bu hisler pek kendiğinden geçecek şeyler değildir; geçerse de çok zaman alabilir.

Kaynak

https://www.medicalpark.com.tr/psikolojik-sorunlar-nelerdir/hg-1769

https://www.cemgumus.com/psikolojinin-bozuk-oldugunu-anlamanin-7-isareti-nedir/


Yayınlanma: 26.11.2023 11:59

Son Güncelleme: 16.08.2024 17:41

Psikolog

Hidayet

ÇALIŞKAN

Psikolog

(*)(*)(*)(*)(*)
3 Yorum
Depresif Bozukluklar
İlişki / Evlilik Problemleri
Sosyal Fobi
Stres / Kriz Yönetimi
Bağlanma Sorunları
+6
Online TerapiOnline Ter...
süre 45 dk
ücret 2500
Yüz Yüze TerapiY. Yüze Ter..
Hizmet vermiyor
Yapay zeka ile, kişiselleştirilmiş destek:
Menta AI
Yapay zeka ile,
kişiselleştirilmiş destek: Menta AI

Şimdi indir, konuşmaya başla

App Store'dan İndirGoogle Play'den İndir
Bunları da sevebilirsiniz...

NEDEN BU KADAR ZOR-LANIYORUM? 😞

Yüklerini Tek Başına Taşımak Zorunda Değilsin: Değişimin Şefkatli ve Sistemik Yolculuğuna Merhaba! 👋8 yıllık mesleki tecrübem boyunca yüzlerce farklı hikayeye eşlik ettim ve eşlik etmeye büyük bir keyifle devam ediyorum. Her danışanımın yaşamı biricik olsa da, ruhun derinliklerinde yankılanan o ortak inancı hep duydum: "Çok yoruldum, hatta tükendim ama durmamalıyım!" Bugün bu yazıyı; omuzlarındaki yükün ağırlığı altında nefesi daralan, "Artık bir şeyler değişmeli ama nasıl yapacağım?" diyen yani nereden başlayacağını bilmeyen o yanın için yazıyorum. Hadi, benimle gel!"Her Şeyi Kendim Başarmalıyım" Yanılgısındasın...Günlük hayatının içinde bir "süper kahraman, kurtarıcı, yorulmak bilmeyen bir insanüstü canlı" gibi yaşamayı normalleştirmiş olabilirsin. En zor görevleri üstlenmesi gerektiğine inanan, kendini acımasızca eleştiren, çevresindeki herkesin sorununu dinleyip çözme sorumluluğu hissedip onları çözen, arkadaş grubunda her zaman "güçlü, dayanıklı, iyi" görünen o kişi sensin. Peki ya konu sana geldiğinde? Eve dönüp kendi kabuğuna çekildiğinde, içindeki o derin sıkışmışlık ve çaresizlik hissiyle baş başa kalıyorsun. Zihninde pek çok düşünce tekrar ediyor. Susmayan zihnin seni dinlendirmiyor. Yaşadığın zorlukları anlatmaya çoğunlukla çekiniyor, anlattığındaysa tam olarak anlaşıldığını hissetmiyor ve sana duyulmamışsın gibi geliyor. Kendini anlama ve kendinle anlaşma yolculuğunda doğru kişilerden destek almak senin hakkın.Pek çok danışanım; yardım istemeyi bir güçsüzlük, hassaslık veya bir tür eksiklik olarak kodlamış oluyor bana geldiğinde. Yardım istemek, sanki beyaz bayrak sallayıp teslim olmakmış gibi mi geliyor sana da? Bu yüzden de bütün yükü tek başına omuzluyor, her sorunu kendi başına mı çözmeye çalışıyorsun? Oysa gerçek şu ki; hiç kimse bu hayatı tek başına kusursuz bir şekilde göğüslemek için tasarlanmadı. Anlaşılmamaktan dolayı ne kadar yorgun olduğunu, sesini duyuramadığın için ne kadar tükendiğini; biliyorum, duyuyorum ve görüyorum! Duygularını hep bastırıp ertelediğin için bugün bu kadar "dolu" hissediyorsun.Değişimin Doğası Neden Bu Kadar Zor? 😓Değişmek istiyorsun, hem de çok... Ama bir yanın sanki görünmez iplerle seni olduğun yere bağlıyor. En güçlü özelliklerinden biri planlar oluşturmak ama harekete geçmek çok zor olduğu için erteleyip duruyorsun. Motivasyon oluşturmakta güçlük çekiyorsun. Olman gereken kişiyi ve yapman gerekenleri biliyorsun, bunda bir sorun yok. Ama harekete geçmek çok zor. Bu çelişki seni suçlu hissettirmesin. Değişmenin doğası gereği zordur ve bilinmeyene karşı direnç göstermek insanın en doğal savunma mekanizmasıdır. Zihnimiz, mutsuz olsa bile "tanıdık" olan acıyı, sonunun ne olacağını bilmediği bir huzura tercih edebilir.Henüz sorunlarınla baş etmenin yeni yollarını öğrenmedin. Bu bir yetersizlik değil, sadece kendine bir süre vermen gerektiğinin göstergesi. Mevcut şartların ve geçmişten getirdiğin alışkanlıkların, şu anki "seni" oluşturdu. Ancak şu an olman ve yapman gerektiğini düşündüğün şeyler, belki de kişiliğine veya mevcut hayat şartlarına uygun olmayan şeyler olabilir. Bu yüzden harekete geçmeye ekstra bir direnç oluşturuyor olabilirsin. Geçmişteki hedeflerin geçmişteki versiyonuna uygundu. Şimdiye göre güncellemeye ihtiyaç duyuyor olabilirsin. Başkalarının beklentilerine göre biçilmiş bir elbiseyi giymeye çalışıyorsan, o elbise sana dar gelir; dikişleri patlayıp nefesini kesebilir. Düşüncelerinin ve her gün hissettiğin o yoğun duyguların arkasındaki gerçek ihtiyacını görmediğin sürece bu döngü tekrarlayacak.Mükemmeliyetçilik ve "Ya Hep Ya Hiç" Tuzağı 🤔Psikolojik danışmanlıkta sıkça üzerinde durduğum bir kavram: düşünce hataları. Bu isim bile seni bir miktar tedirgin edebilir ama etmisin. Herkes zaman zaman yapabiliyor bunu. Önemli olan bunlara aşina olup ne zaman neyi yaptığını öğrenmek ve sağlıklı yöntemlerle değiştirmek. Günlük hayatta bunu en çok "Pazartesi Sendromu" veya "Yeni Sayfa Açma" takıntılarında görürüz. Gerçekçi olalım; pazartesiden itibaren bambaşka bir hayata bir anda geçmeyeceksin, hiçbir hazırlık yapmadan eski alışkanlıklarını bir kenara bırakmak imkan dahilinde değil ne yazık ki."Bu ay 10 kilo vermeliyim", "Artık hiç sinirlenmemeliyim", "Hiç hata yapmamalıyım", "İlişkimizde hiç sorun yaşamamalıyız" gibi meli-malı zorunlulukları kendine koyduğun en büyük engellerden olabilir mi? Bu kusursuz, hatasız, mükemmel olmayı kovalama çabası; seni daha fazla hayal kırıklığına uğratacak. Bu noktada devreye giren mekanizma: "Ya Hep Ya Hiç" mekanizması. Eğer her şey mükemmel olmayacaksa, hiç olmasın daha iyi! Oysa hayat, siyah ve beyazdan ibaret değil ki... Hayat çoğunlukla o geniş gri alanlarda, hatalarla ve düşüp kalkmalarla daha sağlıklı. Yüksek standartları elde edemediğinde hissettiğin o başarısızlık duygusu aslında senin beceriksizliğin değil; çıtayı o anda gerçekleşmeyecek bir yere koymandan kaynaklanıyor olabilir.Peki, Gerçekten Neye İhtiyacın Var? ❤️‍🩹Sistemik bir bakış açısıyla; sen kendinle birlikte çevrenin bir parçasısın. Ailen, partnerin, işin/okulun, sosyal çevrenle birlikte hayatın senin sistemin ve sen bu sistemin en önemli parçasısın. Sistemindeki dengeler ve değişimler seni direkt olarak etkiliyor. Bu yüzden iyileşme, sadece "bir sorunu çözmek" değil, sistem içindeki yerini fark etmek, güncellemek ve yeniden tanımlamaktır.Şu an ihtiyacın olan şey;Duygu ve düşüncelerinin sana ne fısıldadığını duymak: O yoğun öfke aslında üzüntü mü? Yoksa hayal kırıklığı mı? O bitmek bilmeyen yorgunluk aslında bir hayır deme ihtiyacı mı?Davranışlarını regüle etmek: Duyguların seni yönetmesine izin vermek yerine, duygularını yaşamayı ve onlarla birlikte hareket etmeyi öğrenmek.Kendinle anlaşmak: Başkalarına gösterdiğin o şefkatli yüzü artık kendine dönmek.Motivasyonu beklemeden yaşamak: Değişmek için "içinden gelmesini" beklemektense disiplini kendi içinde oluşturarak yola koyulmak. Ertelemeden, küçük adımlarla hayatın içine karışmak.Dengeyi bulmak: Bazen sadece durup dinlenmeye, bazen sadece eğlenmeye, bazen de gelişmek için çaba sarf etmeye izin vermek.Nasıl Bir Yol İzlemeliyiz? 👍İlk adım, kendine zaman vermek. Hedefleri oluşturmak, somut adımlar belirlemek ve bunu sürece yaymak; bu yolculuğun en sağlıklı adımları. Kendi hızına saygı duymayı öğrenmeyi ve öz şefkatini artırmayı psikolojik danışmanlık alarak öğrenebilirsin. Psikolojik danışmanlık süreci, sana dışarıdan birilerinin ne yapman gerektiğini söylemesi değil; senin içindeki o gücü ve çözüm yollarını birlikte keşfetmemiz ve uygularken yanında profesyonel bir desteği hissetmen.Bu süreçte profesyonel bir destek almak, zayıflık değil, kendi hayatına sahip çıkma cesareti. Tek başına halletmeye çalıştığın şeyler seni tüketti; şimdiyse bu yükü paylaşma ve o sıkışmışlık hissinden çıkma vakti geldi. Kendi ihtiyaçlarını görmezden gelmeyi bıraktığında, sınırlarını sağlıklı bir şekilde çizmeyi öğrendiğinde ve "mükemmel" olma zorunluluğundan özgürleştiğinde, hayatın ne kadar hafifleyebileceğine şaşıracaksın.Unutma; anlaşılmak iyileştirir, öz şefkat dönüştürür. Yetkin ve sistemli bir psikolojik destek, hedeflerine ulaşmana yardım eder. Sen, olduğun halinle değerli ve biriciksin. Bu yolculukta yalnız yürümek zorunda değilsin. Ben buradayım!Bana ulaşıp merak ettiklerini sorabilirsin.Sevgiler 💖,Psikolojik Danışman & Aile - İlişki Danışmanı Sinem Akpeçe
Sinem AKPEÇE 29.04.2026

Kayıp ve Yas: Acıyla Baş Etme Sürecini Anlamak

Hayatın kaçınılmaz gerçeklerinden biri kayıptır. Sevilen bir insanın vefatı, bir ilişkinin sona ermesi, sağlık kaybı, işini kaybetmek, taşınmak, alışılmış yaşam düzeninin değişmesi ya da geleceğe dair hayallerin yıkılması da birer kayıp deneyimi olabilir. Çoğu zaman yas denildiğinde yalnızca ölüm sonrası yaşanan süreç akla gelir. Oysa insan, değer verdiği herhangi bir şeyi kaybettiğinde de yas yaşayabilir. Çünkü yas, yalnızca bir kişiyi değil; bağ kurduğumuz anlamları, alışkanlıkları, güven duygusunu ve yaşamın eski halini kaybettiğimizde ortaya çıkan doğal bir tepkidir.Toplumda çoğu zaman güçlü görünmek, kısa sürede toparlanmak ve hayatına kaldığın yerden devam etmek beklenebilir. Ancak yas, takvime göre ilerleyen bir süreç değildir. Her insanın kayba verdiği tepki farklıdır. Kimisi ağlayarak duygularını dışa vurur, kimisi içine kapanır, kimisi uzun süre hiçbir şey hissetmez. Tüm bu tepkiler, çoğu durumda insan zihninin ve bedeninin kayba uyum sağlamaya çalışmasının doğal parçalarıdır.Yas Nedir?Yas, kayıp sonrasında ortaya çıkan duygusal, zihinsel, fiziksel ve davranışsal tepkilerin bütünüdür. Bu süreçte kişi yalnızca üzüntü yaşamaz. Aynı zamanda şaşkınlık, öfke, suçluluk, yalnızlık, korku, boşluk hissi, özlem ve çaresizlik gibi birçok duygu bir arada görülebilir.Bazı kişiler “Neden hâlâ böyle hissediyorum?” diye kendini sorgulayabilir. Oysa yas tek bir duygudan ibaret değildir. Dalgalı bir deniz gibidir; bazı günler daha sakin, bazı günler daha yoğun hissedilebilir. İyiyim sandığınız bir anda bir şarkı, bir koku, bir tarih veya bir anı yeniden acıyı tetikleyebilir.Kayıp Sonrası Verilen Yaygın TepkilerYas sürecinde görülen tepkiler yalnızca duygusal değildir. Birçok kişi bedeninde ve düşüncelerinde de değişimler yaşayabilir.Duygusal TepkilerYoğun üzüntüÖzlemÖfkeSuçlulukYalnızlık hissiKaygıUyuşmuşluk, hiçbir şey hissedememeZihinsel TepkilerSürekli kaybı düşünme“Keşke şöyle yapsaydım” düşünceleriİnanmakta zorlanmaDikkat dağınıklığıGeleceği hayal etmekte zorlanmaFiziksel TepkilerYorgunlukUyku sorunlarıİştah değişiklikleriGöğüste sıkışma hissiHalsizlikBaş ağrısıDavranışsal TepkilerSosyal ortamlardan uzaklaşmaSürekli meşgul kalma isteğiAğlama nöbetleriİçe kapanmaHatıralardan kaçınma veya onlara yoğun yönelmeBu tepkiler kişiden kişiye değişebilir. Herkes aynı biçimde yas tutmaz.Yasın Aşamaları Var mı?Yas konusunda sıkça duyulan kavramlardan biri “yasın aşamaları”dır. Ancak bu süreç çoğu zaman düz bir çizgide ilerlemez. İnsanlar önce inkâr, sonra öfke, sonra kabul şeklinde sıralı ve düzenli bir yol izlemez. Bazı günler kabul hissi yaşarken başka bir gün yoğun öfke hissedilebilir.Bu nedenle yasın belirli kuralları olan bir süreç gibi düşünülmesi yanıltıcı olabilir. Daha gerçekçi yaklaşım, yasın inişli çıkışlı ve kişisel bir uyum süreci olduğunu kabul etmektir.Yas Sürecinde Kendinize Nasıl Destek Olabilirsiniz?1. Duygularınızı Yargılamayın“Artık üzülmemeliyim.” “Güçlü olmalıyım.” “Ben neden hâlâ ağlıyorum?”Bu düşünceler acıyı hafifletmek yerine baskıyı artırabilir. Yas, sevilen bir şeyin kaybına verilen insani bir tepkidir. Üzülmek, özlemek veya öfkelenmek zayıflık değildir.2. Kendinize Zaman TanıyınÇevreniz kısa sürede toparlanmanızı bekleyebilir. Ancak yasın takvimi yoktur. Bazı kayıplar aylar, bazıları yıllar boyunca farklı yoğunluklarda hissedilebilir. Amaç kaybı unutmak değil, onunla yaşamayı öğrenmektir.3. Duyguları İfade Etmenin Yolunu BulunKonuşmak, yazmak, dua etmek, resim yapmak, yürüyüşe çıkmak, anı kutusu hazırlamak veya sevilen kişiye mektup yazmak duyguların işlenmesine yardımcı olabilir. Herkesin ifade biçimi farklıdır.4. Günlük Rutinleri Tamamen BırakmayınYas döneminde motivasyon düşebilir. Ancak temel rutinleri korumak önemlidir:Düzenli yemek yemekUyku saatlerine dikkat etmekHafif hareket etmekTemel sorumlulukları küçük adımlarla sürdürmekRutinler, zihne güvenlik hissi verebilir.5. Destek Almaktan ÇekinmeyinBazen yalnız kalmak iyi gelebilir, bazen de birine ihtiyaç duyulur. Güvendiğiniz insanlarla temas kurmak önemlidir. Her şeyi tek başınıza taşımak zorunda değilsiniz.Yasla İlgili Sık Görülen Zorlayıcı DüşüncelerKayıp sonrası bazı düşünceler kişiyi daha da zorlayabilir:“Daha fazlasını yapabilirdim.”“Ben mutlu olursam onu unutmuş olurum.”“Hayatım artık asla düzelmeyecek.”“Güçlü görünmeliyim.”“Ağlamak zayıflıktır.”Bu düşünceler çoğu zaman acının doğal bir parçasıdır ancak her zaman gerçek değildir. Özellikle suçluluk düşünceleri, kayıp sonrası sık görülebilir. İnsan zihni yaşananları anlamlandırmaya çalışırken geçmişteki detaylara takılabilir.Yas Sürecinde Çevrenin RolüYas yaşayan kişilere söylenen bazı cümleler iyi niyetli olsa da incitici olabilir:“Takma kafana.”“Zamanla geçer.”“Güçlü ol.”“Artık toparlanman lazım.”Bunun yerine şu tür yaklaşımlar daha destekleyici olabilir:“Yanındayım.”“Konuşmak istersen dinlerim.”“Bugün nasılsın?”“Bu sürecin zor olduğunu biliyorum.”Bazen çözüm sunmak değil, yanında kalmak en değerli destektir.Çocuklarda Yas SüreciÇocuklar da kayıp yaşar ancak bunu yetişkinler gibi ifade etmeyebilirler. Bazıları oyun davranışlarıyla, bazıları öfkeyle, bazıları sessizlikle tepki verebilir. Çocuğa yaşına uygun, açık ve güven verici şekilde bilgi vermek önemlidir. “Uyudu gitti” gibi ifadeler kafa karıştırabilir.Çocuğun duygularını ifade etmesine alan açmak ve rutinleri korumak destekleyici olur.Ne Zaman Profesyonel Destek Alınmalı?Yas doğal bir süreçtir. Ancak bazı durumlarda profesyonel destek önemli olabilir:Uzun süre günlük yaşamı sürdürememeYoğun suçluluk ve kendini cezalandırma düşünceleriŞiddetli kaygı veya depresif belirtilerSürekli izolasyonUyku ve iştahın ciddi bozulmasıKayıpla ilgili yoğun işlev kaybıTravmatik kayıp yaşanmasıDestek almak, acının normal olmadığını değil; bu yükü tek başına taşımak zorunda olmadığınızı gösterir.Yas Geçer mi?Birçok kişi “Bu acı ne zaman geçecek?” diye sorar. Yas çoğu zaman tamamen silinmez; şekil değiştirir. İlk başta keskin ve yoğun olan acı zamanla daha taşınabilir hale gelebilir. Kişi kaybı unutmadan yaşamına devam etmeyi öğrenebilir.Acının azalması sevginin azaldığı anlamına gelmez. Hayata yeniden yönelmek, kaybedilen kişiyi veya değeri unutmak değildir. Yasın iyileşmesi, bağın sona ermesi değil; bağın yeni bir biçim almasıdır.Kayıp ve yas, insan olmanın en derin deneyimlerinden biridir. Sevdiğimiz, alıştığımız veya anlam yüklediğimiz bir şeyi kaybettiğimizde sarsılmamız doğaldır. Yas bir bozukluk değil, bağ kurabilen bir kalbin verdiği tepkidir.Bu süreçte kendinizi başkalarıyla kıyaslamayın. Kimisi sessizce yas tutar, kimisi konuşarak, kimisi ağlayarak, kimisi uzun süre hiçbir şey hissedemeyerek. Doğru yas tutma biçimi yoktur.Zaman içinde acı tamamen yok olmayabilir ama değişebilir. Bugün dayanılmaz görünen hisler ileride daha taşınabilir hale gelebilir. Anılar acı vermenin yanında güç de verebilir. Eğer bu süreçte zorlanıyorsanız, yalnız değilsiniz. Destek istemek güçsüzlük değil, iyileşmeye açılan önemli bir adımdır. Yasın içinde bile yaşamla yeniden bağ kurmak mümkündür.
Begüm KALFE 29.04.2026

Uykuya Dalmakta Zorluk ve Düşüncelerle Baş Edememe: Zihin Gece Neden Susmaz?

Gün boyu yoğun bir tempo içinde ilerlerken çoğu zaman düşüncelerimizi fark etmeyiz. İş, okul, sorumluluklar, sosyal ilişkiler ve günlük telaş zihni meşgul eder. Ancak gece yatağa uzandığımızda dış dünya sessizleşir, dikkat dağıtan uyaranlar azalır ve gün içinde bastırdığımız düşünceler daha görünür hale gelir. Birçok kişi tam da bu noktada uykuya dalmakta zorlandığını, zihninin durmadığını ve düşüncelerle baş edemediğini ifade eder.“Yatağa giriyorum ama aklım susmuyor.”“Uyumam gerektiğini biliyorum ama sürekli bir şeyler düşünüyorum.”“Geçmişte olanları, gelecekte olacakları düşünüp duruyorum.”Eğer siz de buna benzer bir süreç yaşıyorsanız yalnız değilsiniz. Uykuya dalma güçlüğü çoğu zaman yalnızca uyku problemi değildir; zihinsel yükün, stresin ve duygusal yorgunluğun bir yansıması olabilir.Gece Düşünceler Neden Artar?Bunun temel sebeplerinden biri gün içinde sürekli aktif olan zihnin, gece ilk kez durma alanı bulmasıdır. Gün boyunca ertelenen kaygılar, çözümlenmemiş meseleler, pişmanlıklar veya gelecek planları sessizlikte daha belirgin hale gelir.Ayrıca gece saatlerinde beden yorulmuş olsa da zihin hâlâ alarm halinde olabilir. Özellikle stresli dönemlerde beyin, dinlenme moduna geçmek yerine tehdit taramasına devam eder. Bu da kişinin gevşeyememesine ve uykuya geçişte zorlanmasına neden olur.Bazı kişilerde ise şu düşünceler döngüyü artırır:“Yarın erken kalkacağım, hemen uyumalıyım.”“Yine uyuyamayacağım.”“Uyumazsam yarın mahvolurum.”“Neden normal insanlar gibi uyuyamıyorum?”Bu düşünceler anlaşılır olsa da farkında olmadan performans baskısı yaratır. Uyku doğal bir süreçken, kontrol edilmesi gereken bir görev gibi algılanmaya başlar.Düşüncelerle Savaşmak Neden İşe Yaramaz?Çoğu kişi uyuyabilmek için düşünmemeye çalışır. Ancak zihin baskıyla susturulamaz. “Bunu düşünmeyeceğim” demek, çoğu zaman o düşüncenin daha sık gelmesine neden olur. Buna psikolojide paradoksal etki denir.Örneğin size “beyaz bir ayıyı düşünmeyin” denildiğinde zihninizde ilk canlanan şey genellikle beyaz ayıdır. Aynı şekilde “kaygılanmayacağım” veya “şimdi susmalıyım” baskısı da zihinsel gerginliği artırabilir.Bu nedenle hedef, düşünceleri zorla durdurmak değil; onlarla ilişkinizi değiştirmek olmalıdır.Uyku Öncesi Zihni Rahatlatmak İçin Sağlıklı Yaklaşımlar1. Gün İçinde Zihne Alan AçınBazı kişiler gün boyu kendine hiç durma alanı tanımaz. Duygular bastırılır, sorunlar ertelenir, zihinsel yük birikir. Gece ise hepsi bir anda gelir.Gün içinde kısa duraklamalar vermek, düşünceleri yazmak, kendinize “şu an ne hissediyorum?” diye sormak gece zihinsel taşmayı azaltabilir.2. Düşünce Defteri KullanınYatmadan 1–2 saat önce aklınıza gelenleri bir kâğıda yazın. Yapılacaklar listesi, endişeler, yarına bırakılan işler, zihni meşgul eden meseleler… Yazmak zihne şu mesajı verir: “Bunu unutmayacağım, şu an taşımasına gerek yok.”Bu yöntem özellikle sürekli plan yapan veya unutmaktan korkan kişilerde oldukça rahatlatıcı olabilir.3. Uyumaya Çalışmak Yerine Gevşemeye OdaklanınUyku doğrudan zorlanarak elde edilemez. Ancak beden gevşediğinde ve tehdit algısı azaldığında uykuya geçiş kolaylaşır.Bu nedenle yatakta “uyumalıyım” baskısı yerine şu yaklaşım daha işlevseldir:“Şu an sadece dinleniyorum. Uyku gelirse gelir.”Bu küçük zihinsel değişim performans baskısını azaltabilir.4. Bedeni SakinleştirinZihin ve beden birbiriyle bağlantılıdır. Beden gerginse zihin de alarm halinde olabilir. Uyku öncesi uygulanabilecek bazı yöntemler:Yavaş ve derin nefes egzersizleriKas gevşetme çalışmalarıBeden tarama farkındalığıLoş ışıkta sakin bir rutin oluşturmaTelefon ve yoğun uyarandan uzaklaşmaAmaç kusursuz bir rutin değil, bedene güvenlik hissi vermektir.5. Düşünceleri Gerçek Gibi Değil, Zihinsel Olay Gibi GörünGece gelen her düşünce gerçek değildir. Bazıları sadece yorgun beynin ürettiği senaryolardır.Örneğin:“Yarın kesin berbat geçecek.”“Hayatım kontrolden çıkıyor.”“Ben asla düzelmeyeceğim.”Bu cümleleri gerçek kabul etmek yerine şöyle yaklaşabilirsiniz:“Şu an zihnim kaygılı senaryolar üretiyor.”“Bu bir düşünce, gerçeklik kanıtı değil.”“Yorgunken zihnim daha karamsar olabilir.”Bu farkındalık düşüncelerin etkisini azaltabilir.Ne Zaman Destek Alınmalı?Bazen uyku sorunu geçici bir stres dönemine bağlı olabilir. Ancak şu durumlarda profesyonel destek faydalı olabilir:Haftalardır uykuya dalamamaGeceleri yoğun kaygı yaşamaGün içinde yorgunluk, dikkat dağınıklığıSürekli zihinsel yorgunluk hissiUyku nedeniyle yaşam kalitesinde düşüşDüşüncelerle tek başına baş edememe hissiUyku problemi çoğu zaman çözümsüz değildir. Doğru destekle hem zihinsel yük hem uyku düzeni iyileşebilir.Uykuya dalmakta zorlanmak ve gece düşüncelerle baş edememek çoğu zaman yalnızca bir uyku problemi değildir. Genellikle zihinsel yorgunluğun, stresin, bastırılmış duyguların veya uzun süredir taşınan yüklerin bir yansımasıdır. Gün içinde ertelenen kaygılar ve çözümlenmemiş meseleler, gece sessizlikle birlikte daha görünür hale gelebilir. Bu nedenle kendinize “Neden uyuyamıyorum?” diye öfkelenmek yerine “Zihnim bana ne anlatmaya çalışıyor?” diye sormak daha şefkatli ve işlevsel bir yaklaşım olabilir.Uyku, zorla gerçekleştirilen bir performans değildir. Ne kadar kontrol etmeye çalışılırsa bazen o kadar uzaklaşabilir. Bu noktada amaç düşünceleri tamamen susturmak değil, onlarla kurulan ilişkiyi değiştirmektir. Bedeni sakinleştirmek, gündüz stres yönetimine alan açmak, zihni rahatlatan rutinler oluşturmak ve gerektiğinde profesyonel destek almak süreci kolaylaştırabilir. Düzenli uyku saatleri oluşturmak, ekran maruziyetini azaltmak ve kendinize gün içinde dinlenme alanları tanımak da destekleyici olabilir.Unutulmamalıdır ki zaman zaman herkes zor dönemlerden geçebilir ve bu dönemlerde uyku etkilenebilir. Bu durum başarısızlık ya da güçsüzlük göstergesi değildir. Eğer uyku sorunu uzun süredir devam ediyor, yaşam kalitenizi etkiliyor veya tek başınıza baş etmekte zorlanıyorsanız destek almak önemli bir adımdır. Doğru yöntemlerle zihin sakinleşebilir, beden gevşeyebilir ve uyku yeniden doğal akışına kavuşabilir. Sabırlı ve istikrarlı adımlar çoğu zaman düşündüğünüzden daha etkili sonuçlar yaratır. .
Begüm KALFE 29.04.2026