1. Blog
  2. Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğu

Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğu

Psikopati ya da sosyopati olarak da bilinen anti-sosyal kişilik bozukluğu, toplum kurallarına ya da yasalara uymama gibi davranışlarda belirgin hale gelir ancak toplumsal kurallara uymayan herkeste anti-sosyal kişilik bozukluğu olduğunu ya da o kişilerin psikopat olduğunu söylemek doğru değildir. Bu davranışların yanı sıra pek çok farklı belirti ve özelliğe sahip olan anti-sosyal kişilik bozukluğu ayrıca kişilerin sorumsuz, ilgisiz ve saldırgan davranışlar sergilemesine de neden olabilmektedir. Bu kişiler yanıltıcı ve gerçek olmayan duygular yansıtması ile bilinir. Genellikle duygusuz duruş, mimik göstermeme gibi fiziki etkileri de gözle görülür seviyede olur ve kendini açıkça hissettirir.


Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğunun Belirtileri ve Etkileri Nelerdir?

Anti-sosyal kişilik bozukluğu genellikle empati eksikliği, pişmanlık hissetmeme, duyguların ya da mimiklerin yansıtılmaması gibi belirgin özelliklere sahiptir. Bu kişiler genellikle suç işlemeye meyillidir, empati yeteneğinden yoksundur ve ayrıca tutarsız ve sorumsuz davranışta bulunurlar. Peki, anti-sosyal kişilik bozukluğu nedenleri nelerdir?


  • Yalan söylemek,
  • Çalmak,
  • Takma ad kullanmak,
  • Empati yoksunluğu,
  • Suç işlemeye ve kuralları ihlal etmeye meyilli olma,
  • Tutarsız ve sorumsuz hareketler,
  • Pişmanlık duymama,
  • Şiddet yanlısı olma,
  • Başkalarının ve kendinin düşünce ya da davranışlarını önemsememe,
  • Planlı şekilde ancak tutarsızca hareket etme,
  • Kendi güvenliğini ya da başkalarının güvenliğini çiğneyecek davranışlar sergileme,
  • İkili ilişkilerde tutarsız ve yanlış davranışlar sergileme.


Bu belirtilerin tamamı şiddetli şekilde görülüyorsa ve özellikle de şiddete eğilimli kişiler sonrasında pişmanlık duymadan bunu yapmaya devam ediyorsa bu kişilerde anti-sosyal kişilik bozukluğu olabileceğini söylemek doğrudur. Ancak bu davranışların görüldüğü herkes anti-sosyal kişilik bozukluğuna sahiptir denemez. Bu sebeple de bu kişilerin öncelikli olarak bir psikologdan yardım alması gerekir.


Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğu Nedenleri Nelerdir?

Kişilik bozuklukları genellikle kişinin günlük hayattaki davranışlarının tutarlılığına, ikili ilişkilerdeki tutumuna, gerçeklik bilincine, davranış ve hareket haline göre gözlemlenebilir. Tutarlı olmayan davranışlar sergileyen kişiler ayrıca empati yeteneğinden yoksun ve şiddet yanlısı ise bu kişilerin anti-sosyal kişilik bozukluğuna sahip olması da mümkündür. Peki, anti-sosyal kişilik bozukluğunun nedenleri nelerdir?

  • Şiddete eğilimli ailede büyüyen çocuklar anti-sosyal kişilik bozukluğuna sahip olabilir ve bunu normalleştirerek pişman olma yetilerini kaybedebilirler. Empati kurma, şiddet uygulamaktan kaçınma ya da şiddet sonrasında pişmanlık duyma halleri bu kişilerde olmaz ve bunu aile içinde normalleştirmiş olabilirler. Bu kişiler ayrıca ikili ilişkilerde de başarısızdır çünkü duygu yansıtmada yaşanan sorunların yanı sıra empati yoksunluğu da ikili ilişkilerin sağlıklı şekilde gelişmesine engel olur.
  • Parçalanmış ailelerde büyüyen, etkili anne ya da baba figürü görmeyen çocuklar genellikle ilerleyen yaşlarda sevgisizlik, ilgisizlik ya da şiddete bağlı olarak duygu durumlarının kontrolünü sağlayamayabilirler. Bu da empati yoksunluğunun en büyük etkilerinden biridir ve ayrıca duyguları sağlıklı şekilde yansıtamamak da buna etkendir.
  • Çocukken yaşanan cinsel istismar, taciz gibi durumlar da ayrıca anti-sosyal kişilik bozukluğuna neden olabilir. Bu da özellikle şiddete eğilimi canlandırır ve hayata geçirir. Şiddete eğilimin yanı sıra şiddetten keyif alma, empati kurmama ve pişmanlık duymama durumu da burada etkili olmaktadır.
  • Zorbalık gören çocuklar da anti-sosyal kişilik bozukluğu geliştirebilir. Bu zorbalık durumu genellikle okullarda kendi yaşıtları tarafından yapılmaktadır. Çocuklar bu şekilde birbirlerine ciddi psikolojik zararlar verebilir ve bireylerde anti-sosyal kişilik bozukluğu haricinden daha pek çok kişilik bozukluğu türünün de gelişimine de neden olabilir.


Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğunu Erken Keşfetme

Anti-sosyal kişilik bozukluğunun erkenden keşfedilmesi oldukça önemlidir çünkü bu kişiler rahatsızlığın ilerleyen dönemlerinde şiddete eğilimlerinden dolayı oldukça ciddi problemler ile karşılaşabilir, ciddi suçlar işleyebilir ya da kendi hayatını tehlikeye atacak davranışlar sergileyebilir. Bu davranışlar hem diğer kişilerin hem de bireyin kendisinin oldukça büyük bir tehlike içinde olmasına neden olur.

Özellikle de çocuklukta başlayan anti-sosyal kişilik bozukluğu, okullarda öğretmenler tarafından ve aileler tarafından tespit edilmelidir. Bu tür problemlere sahip olan öğrenciler küçük yaşta tespit edilmelidir. Bu sayede çocukların kişilik bozuklukları da tespit edilebilir ve ilerleyen dönemlerde oluşabilecek olan çeşitli problemler de bilinebilir.


Çocuklukta sahip olunabilen anti-sosyal kişilik bozukluğu; genellikle farklı kişiler ile çatışmaya, hırsızlık yapmaya, kavgaya girmeye, pişmanlık duymadan kişilere fiziki hasar vermeye neden olur. İlerleyen dönemlerde cinayet işlemeye kadar gidebilen ve işlenen cinayetten suçluluk duyulmayacak seviyeye gelebilen bu rahatsızlık için verilebilecek en iyi örnek Ted Bundy’dir. Çok sayıda kişiyi kaçıran, onlara şiddet uygulayan, cinsel istismarda bulunan ve sonunda da öldüren Bundy aslında rahatsızlığını en iyi şekilde kendini savunarak göstermiştir ve bu seri katil de aslında çevresel faktörlere bağlı olarak anti-sosyal kişilik bozukluğuna sahip olmuş bir kişidir. Ne yazık ki yaptıklarından hiçbir pişmanlık duymayan Bundy ayrıca yaptığı savunmaları ile de duygusuz tavrını ortaya koymuştur ve anti-sosyal kişilik bozukluğunun ne kadar ileri gidebileceğini de en iyi şekilde göstermiştir.


Günlük Hayatta Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğu

Anti-sosyal kişilik bozukluğuna sahip olan kişiler genellikle duygusuz halleri ile ve mimiksiz duruşları ile dikkat çeker. Bu kişiler özellikle de iş, okul benzeri ortamlarda gösterdikleri tutarsız ve duygusuz hareketleri ile dikkat çeker. İlişkileri genellikle olmaz ya da yalan ilişkiler olur, ikili ilişkilerde başarılı değillerdir ve arkadaş ortamlarından uzak dururlar.


Bu kişiler davranışlarının sonuçlarına değil davranışın kendisine odaklanırlar. Sonuç ne olursa olsun pişmanlık da duymazlar. Genel anlamda bir haz durumu içinde olan anti-sosyal kişilik bozukluğu sahipleri yaptıklarından keyif alırlar ve bu durumlar ne kadar kötü olursa olsun pişmanlık, empati duyguları kişilerde görülmez.


Günlük hayattaki işlerini yapmakta isteksiz olabilirler ve umursamaz davranabilirler. Bunun tam tersi olarak ayrıca her şeyi çok önemseyen bir halde de olabilirler. Örneğin bir anti-sosyal kişilik bozukluğu sahibi kişi evindeki her eşyanın yerinin santimi santimine aynı olmasını isteyebilir, bir diğer anti-sosyal kişilik bozukluğu sahibi birey ise evinde hangi eşyanın olduğunu bile bilmeyebilir. Bu da kişilerin yaşantıları ve kişilikleri ile ilgilidir ve genellikle yüksek derece bir takıntı ya da büyük bir umursamazlık olarak görülür.


Günlük hayatta bu kişiler tanımadıkları kişilere karşı dahi saldırgan davranışlarda bulunabilirler. Ted Bundy örneğinde olduğu gibi kişiler bu gibi durumlarda hiç tanımadıkları insanlara şiddet uygulamaktan çekinmez ve bunun yanında suçluluk da duymaz. Anti-sosyal kişilik bozukluğu sahipleri bu yönleri ile hem kendilerini hem de çevrelerindeki her bireyi tehlikeye atabilmektedir.


Anti-Sosyal Kişilik Bozukluğunda Destek

Anti-sosyal kişilik bozukluğu özellikle erken dönemde teşhis edilmelidir. Bu kişilik bozukluğu ilerleyen dönemlerde keşfedilirse kişinin psikolojisinde ve kişiliğinde oldukça büyük hasarlara neden olabilir. Bu rahatsızlığa sahip olan kişilerin aileleri, arkadaşları ve yakın çevrelerinin erken dönemde bu tür hareketleri ve davranışları fark ederek önlem alması gerekir.


Önlem almanın ve tedavi sağlamanın en sağlıklı ve kaliteli yolu ise bir psikoloğa başvurmaktır. Bu sayede gerekli terapiler özellikle de psikolog tarafından sağlanabilir ve bu kişilik bozukluğu ilerleyen evrelere gelmeden önce önlem almak mümkün hale gelir. Ayrıca kişilerin ailelerinin ve arkadaşlarının da bu konuda destek olması oldukça önemlidir. Kişiler dışlanırsa, çevrelerinden olumlu şekilde tepki görmezse de bu rahatsızlığın oluşması ya da ilerlemesi mümkündür.