1. Blog
  2. Manik Depresif Bozukluk Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Manik Depresif Bozukluk Hakkında Bilmeniz Gerekenler

Manik depresif bozukluk, iki uçlu duygu durum bozukluğu olarak bilinmektedir. Kişilerin günlük hayatını, sosyal ilişkilerini ve profesyonel hayatından ev yaşamına kadar her türlü aktivitesini etkileyebilen bir psikolojik rahatsızlık olan manik depresif bozukluğun psikolojik destek alınarak çözüme kavuşturulması gerekmektedir. İlişkilerin sağlıklı olması ve işlerin doğru şekilde yürütülebilmesi, bu rahatsızlık nedeniyle mümkün olmayabilir. Eğer günlük yaşamda manik depresif bozukluk etkileri görülüyorsa destek almak son derece önemlidir.


Bipolar bozukluk olarak da bilinen manik depresif bozukluk hakkında bilmeniz gerekenler bu rahatsızlık hakkında bir bilgilendirme sunacağı gibi aynı zamanda rahatsızlığı anlamanıza da yardımcı olabilecektir.


Manik Depresif Bozukluk Nedir?

Temelde iki uçlu duygu durum bozukluğu olarak bilinen manik depresif bozukluk, bipolar bozukluk olarak da bilinen bir duygulanım bozukluğudur. Manik depresif rahatsızlıkta kişiler ciddi keskinliğe sahip duygu geçişleri yaşar. Mani dönemi ve depresyon dönemi olmak üzere iki ayrı dönem görülebilir.


Bu rahatsızlığın iki ayrı döneminde farklı belirtiler gözlemlenir. Her bir dönem belirsiz süreye sahiptir. Birkaç ay ya da birkaç saat bile sürebilir. Bu sebeple de manik depresif kişilerin düşünce, davranış ya da duyguları keskin şekilde anlık olarak değişiklik gösterebilir. Görülen bu rahatsızlık günlük yaşamın her alanında ciddi etkilere neden olmaktadır. Manik depresif bozukluğa sahip olan bir kişi, ne yazık ki, kendisinin böyle bir rahatsızlığa sahip olduğunu fark edemeyebilir. Yaşanan ani duygu durum değişimlerini ve tavır değişimlerini ancak yakın çevre fark edebilir. Yakın çevre ise bu tip durumları genellikle bir psikolojik rahatsızlık olarak algılamaz.


Özellikle de kişi madde kullanan, alkol alan ve genel olarak dengesiz duygu durumlarına sahip olan biriyse bu rahatsızlıkları anlamak çok daha zor olabilir. Manik depresif bozukluk sırasında iki farklı duygulanım dönemi gözlemlenir. Bu iki farklı dönem ise birbirinin tam olarak zıttıdır. Bir dönem tam anlamıyla neşe dolu ve umursamaz duygularla geçerken bir diğerinde karamsarlık hakimdir.


Tamamen uç noktalarda yaşanan bu duygu durumları; kişinin sosyal hayatına, ilişkilerine, akademik başarısına, kariyerine, aile içi yaşantısına ve daha pek çok duruma etki edebilir. Bu nedenle de tedavinin gerçekleştirilmesi son derece önemlidir.


Manik Dönem Belirtileri

Oldukça neşeli şekilde geçen manik dönem, kişinin her türlü duruma karşı neşeli ve umursamaz bir tavır takınması ile kendini gösterir. Bu dönemde pek çok belirti görülebilir ancak en çok göze çarpan belirtiler genellikle kişinin umursamaz tavrı ve neşeli hareketleridir.


Enerjik şekilde hareket eden kişiler manik dönemde her türlü eylemi yapmak için hevesli olabilir. Manik depresif bozukluk hakkında bilmeniz gerekenler arasında yer alan ilk konu, manik dönem belirtileridir. Manik dönem belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Enerjik olma, aşırı aktiflik sergileme
  • Uyku problemleri (uykusuzluk / aşırı uyuma)
  • Çok para harcama
  • Yeni hobiler / uğraşlar edinmeden hevesli olma
  • Düşünme ve konuşmada artış
  • Alkol kullanımında artış
  • Madde kullanımında artış
  • Cinsel aktiflik ve istekte artış
  • Umursamaz davranma / ciddi durumları göz ardı etme
  • Özgüvende artış
  • Yeteneklere yönelik yüksek beklenti
  • Odaklanmada güçlük yaşanması
  • Artan iyimserlik


Bu belirtiler her ne kadar kötü bir durum gibi görülmese de aslında kişilerde aşırı bir iyimselik ve umursamazlık ile kendini gösterir. Aşırı bir duygu durum gösterimi mevcuttur. Kişi yerinde durmakta, herhangi bir şey yapmadan durmakta zorlanır. Aşırı neşeli ve hareketli hal aslında onun odaklanmasını güçleştirir.


Günlük yaşamda meşgul olunan ve olunması gereken işlere odaklanılamaz. Örneğin manik dönemde aşırı umursamaz ve hareketli durum, iş hayatının veya okul hayatının askıya alınmasına neden olmaktadır. Bu dönemde kişiler kendilerine yeni uğraşlar ararlar. Örneğin müzik konusunda hiç deneyimi olmayan kişiler manik dönemde gitar çalmak için yüksek harcamalar yapabilir. Bir kursa yazılabilir, yüksek maliyetli gitar ve müzik ekipmanları satın alabilir. Sonrasında depresif dönem geldiğinde ise bu harcamalar boşa gidecektir. Ayrıca manik dönemde artan enerji nedeniyle kişi bu uğraşıyı devam ettirme konusunda da motivasyona sahip olamaz. Yeni uğraşlar arama girişiminde bulunur.


Etrafta sürekli neşeli ve enerjik şekilde dolaşan manik dönemdeki kişiler ilk bakışta herhangi bir psikolojik soruna sahipmiş gibi görünmezler. Hatta öncesinde depresif dönemde kendisini gördüyseniz hayatını yoluna soktuğunu ve daha iyi bir hayata sahip olduğunu bile düşünebilirsiniz. Oysa kişinin yakınında bulunup davranışlarını incelerseniz aslında tutarsız şekilde neşeli ve umursamaz bir tavır takındıklarını görebilirsiniz.


Manik Depresif Bozukluk Depresyon Belirtileri Nelerdir?

Depresyon, manik dönemden hemen sonra gelir. Manik depresif bozukluğa sahip olan kişilerde manik dönem çok neşeli ve enerji dolu şekilde geçerken depresif dönem ise tam tersi şekilde atlatılmaktadır. Bu dönemde manik depresif bozukluk sahibi kişiler, kendilerinde hiçbir şey yapabilecek enerji bulamazlar.


Yani aslında yaşamdan keyif almadıklarını düşünürler. Ayrıca zorunlu olarak yerine getirmeleri gereken günlük aktiviteleri yapmaktan bile kaçınırlar. Örneğin yemek yemek, okula gitmek, işe gitmek bile istemezler. Sorumluluklarından kaçabilirler. Depresif dönem belirtilerini şu şekilde sıralayabiliriz:

  • Suçluluk hissetme
  • İştahsızlık
  • Uyku isteğinde artış
  • Yorgunluk
  • Konsantrasyon güçlüğü çekme
  • Umutsuzluk
  • Sanrılar görme
  • Cinsel istekte azalma
  • Negatif iletişimlere yönelme
  • İntihar düşünceleri
  • Günlük işleri gerçekleştirmekten kaçınma
  • Negatif düşüncelerde artış
  • Özgüven düşüklüğü
  • Alkol kullanımında artış
  • Madde kullanımında artış
  • Yalnız kalma isteği
  • Gözden uzak olma isteği

Kişiler manik depresif bozukluğa sahip olduklarında manik dönemin arkasından depresif dönemi yaşarlar. Depresif dönem ise tam anlamıyla depresyonun bir yansımasıdır. Yani kişi aslında farkında olmadan bir depresyonun içine girer.


Bu geçişler kimi zaman çok ani olabileceği için oldukça yıpratıcı etkilere sahiptir. Bu nedenle de manik depresif bozukluğun hem manik dönemi hem de depresif dönemi ağır etkiler bırakabilir.

Yaşanan depresyon durumunda kişiler kendilerini dış dünyaya kapatma isteğinde olurlar. Bu durumda sosyal ilişkiler oldukça olumsuz şekilde gelişir. Manik dönemde olumlu ilişkilere sahip olan, yeni arkadaşlar edinmeye açık olan kişiler bir anda çevresindeki herkesten uzaklaşma eğilimi gösterirler.


Ayrıca çevresindeki mevcut kişiler ile de sürekli olarak tartışma içindedirler. Her olaya olumsuz şekilde bakabilirler. Bu durumda da tartışmalar herhangi bir nedenden dolayı meydana gelebilir. Örneğin manik dönemde aile içi problemleri kendine sorun etmeyen ve ailesi ile iyi anlaşan biri depresif dönemindeyken oldukça basit bir konuda bile tartışma yaşayabilir. Depresif dönem, hem çevrenin olumsuz etkilenmesine neden olur hem de kişiyi ciddi ölçüde yorar. Manik dönemdeyken yeni maceralara açık olan kişiler bu dönemde her türlü etkinliğe karşı kendilerini kapatırlar. İşe, okula, markete gitmek istemezler.


Ancak bu sefer yeni bir hobi edinmek, yeni insanlarla tanışmak gibi amaçlardan dolayı değil; kendilerini iyi hissetmedikleri için gitmek istemezler. Durum böyle olunca ne yazık ki manik dönemde de depresif dönemde de günlük hayatın zorunlulukları yerine getirilemez. İntihar konusunda düşüncelerin en yoğun olduğu dönem, depresif dönemdir. Mani dönemde kişi daha çok hayatın keyfini almaya bakar ve umursamaz bir tavır takınır. Depresif dönemde ise intihar düşünceleri yaygın olabilir.


Bu sebeple her ne kadar mani döneminde yaşanmak istenilen maceralar da tehlikeli olsa bile depresif dönemin getirebileceği intihar düşünceleri de kontrol edilmelidir.


Manik Depresif Bozukluk Nedenleri

Farklı nedenlere bağlı şekilde ortaya çıkabilen manik depresif bozukluk; genetik, çevresel ve biyolojik faktörlere bağlı şekilde gelişebilir. Bu nedenle de aslında manik depresif bozukluk meydana gelmesine neden olacak tek bir etken olduğunu söylemek mümkün değildir. Kimi zaman yalnızca dış etkenlerden dolayı dahi manik depresif bozukluk meydana gelebilir. Manik depresif bozukluk hakkında bilmeniz gerekenler arasında en önemli konulardan biri, manik depresif bozukluğun nedenlerinin neler olduğudur.


Genetik Etkenlere Bağlı Manik Depresif Bozukluk

Manik depresif bozukluk, genetik etkenler ile bağlantılı şekilde gerçekleşebilen bir psikolojik rahatsızlıktır. Bu nedenle de özellikle de birincil dereceden aile yakınlarda bu rahatsızlık mevcutsa, kişinin de konu hakkında bilgi sahibi olması en iyisi olacaktır.


Kendi ailesinde bu tip rahatsızlıkların olduğunu bilenlerin psikolojik destek alması, olası sarsıcı olaylar sonucunda mutlaka destek alarak olası rahatsızlıkları önlemesi gerekir. Özellikle de anne, baba veya kardeş gibi birincil derecen yakın aile üyelerinde manik depresif bozukluk olması durumu, kişinin de manik depresif bozukluğa sahip olabileceğini gösterebilir. Ancak yine de kesinlikle manik depresif bozukluk görülmesi gerekmez.


Uygun çevre, stressiz ve sakin bir yaşam, destek alınan sosyal ortam ve çeşitli tetikleyicilerden uzak şekilde yaşamak ile kişinin bu durumu önlemesi mümkündür. Yine de genetik olarak bu rahatsızlığın birincil derecen aile yakınlarında görülebileceği de unutulmamalıdır. Kimi zaman aile yakınlarda manik depresif bozukluk olsa dahi kişide bu rahatsızlığa rastlanmayabilir. Bunun en önemli nedenlerinden biri, çevresel etkenlerdir. Kişinin olumsuz çevresel etkenlerden mümkün olabildiğince uzak durması, bu rahatsızlık genetik olarak mevcutsa bile tetiklenmesini önler.


Bu sayede manik depresif bozukluğun olumsuz etkilerinden uzak bir yaşam sürmek de mümkün olabilir.


Çevresel Etkenlere Bağlı Manik Depresif Bozukluk

Kimi zaman genetik herhangi bir etken olmasa dahi kişilerde manik depresif bozukluk meydana gelebilir. Bu durumda çevresel etkenlerin aktif bir role sahip olduğu söylenebilir. Bu çevresel etkenlerin yalnızca olumsuz durumlar olması gerekmez. Ancak özellikle de olumsuz çevresel koşullara sahip olan kişilerde bu tip rahatsızlıklar görebilmektedir. Stres, sevgisizlik, yalnızlık, yaşanan travmatik olaylar, olumsuz gelişmeler, aile yakınının kaybı ve benzeri her türlü koşul kişilerin manik depresif rahatsızlığa sahip olmasını etkileyebilir.


Sosyal Çevre ve Manik Depresif Bozukluk

Çevresel etkenler içinde en önemli olanlarından biri sosyal çevredir. Kişinin sahip olduğu sosyal çevrenin onu olumsuz etkilemesi, sahip olabileceği rahatsızlığı da tetikleyebilir. Örneğin destekleyici ve olumlu yapıya sahip olan bir sosyal çevre, kişinin daha mutlu ve huzurlu olmasına katkı sağlayabilir. Oysa ki içinde yaşanan çevrenin tartışmaya açık ve olumsuz tavırlara sahip olması, psikolojik rahatsızlıkları tetikleyici karaktere sahiptir. Bu nedenle de çevresel etkenler denildiğinde akla ilk gelen unsur; sosyal yaşam ortamıdır.


Sosyal yaşam ortamı kimi zaman sarsıcı olabilir. Kişiler desteklendiğini hissetmeyebilir, sevildiğini hissetmeyebilir. Özellikle de böyle ortamlarda yetişen çocukların psikolojik rahatsızlıklara yatkınlıkları mevcuttur. Ayrıca içinde geliştiğimiz sosyal çevrenin baskıcı, fiziksel veya duygusal şiddeti kullanan bir çevre olması da tetikleyicidir.


Kişiler yalnızca çevrelerinden göremedikleri sevgiden dolayı psikolojik rahatsızlıklara sahip olmazlar. Sözlü şekilde uygulanan şiddet de bir etkendir. Şiddetin sadece kaba kuvvet ile olması gerekmez. Aşağılanan, sevgi gösterilmeyen, ilgilenilmeyen çocuklar da duygusal şiddete maruz kalır.


Kimi zaman bu durum çocukların hor görülmesi, kendini değersiz hissetmesini sağlayacak sözlerin tekrarlanması ile de devam eder. Bu ortamda psikolojik sağlığın korunması ise oldukça zordur. Yani sosyal çevrenin tavrı, söylemleri ve eylemleri bu tip rahatsızlıkların meydana gelmesini tetikler.


Travmatik Olayların Manik Depresif Bozukluğa Etkileri

Çevresel etkenlerden biri olan travmatik olaylar da pek çok psikolojik rahatsızlığı tetikler. Kişinin sarsıcı ve kökten değişime neden olan bir olay yaşaması olumsuz etkiye sahiptir. Örneğin bir tecavüze maruz kalınması, istemeden yaşanılan yerin değiştirilmesi, işsizlik, genç yaşta evlenmek, bir yakının kaybedilmesi gibi büyük değişimler kişilerde psikolojik rahatsızlıkların tetiklenmesine yol açar. Bu sebeple de sarsıcı etkiye sahip olaylar yaşayan kişilerin mutlaka psikolojik destek alması gerekmektedir. Alınan destek sayesinde farklı travmatik olayların sorunsuz şekilde atlatılması mümkün olabilir.


Bir birlikteliğin sonlanması bile her ne kadar travmatik görülmese bile kişi için sarsıcı olabilir. Bu durumların üzerinizde bırakabileceği etki, pek çok psikolojik rahatsızlığa yol açabilmektedir. Aslında içinde yaşadığımız karmaşık ilişkiler alanında her durum bir başka olayı tetikler.


Bu nedenle de oldukça basit görünen olayların hayatınızı kökten değiştirmesi söz konusudur. Travmatik olmayan olaylar bile travmatik bir etki yaratabilir. Örneğin kendiniz yaşamasanız bile bir tecavüz haberini görmeniz, sokakta bir şiddet olayına şahit olmanız, basit bir kaza geçirip yaralanmadan atlatmanız bile duruma göre travmatik kabul edilebilir. Bu tip sarsıcı olaylar elbette tek başına bir psikolojik rahatsızlığın oluşmasını sağlamaz. Yine de bir psikolojik rahatsızlığın gelişmesinde rol oynar.


Tecavüze maruz kalmak, büyük bir kaza geçirmek, sevilen kişileri kaybetmek gibi durumlar ise doğrudan sizin yaşamınıza etki eden olaylardır. Bu olaylar sizin doğrudan bir psikolojik rahatsızlığa sahip olmanıza neden olabilir. Bunlar travmatik olaylar olarak kabul edilirler ve yaşayan kişilerin büyük bir çoğunluğunun hayatında kalıcı izler bırakan olaylardır.


Yaşanan sarsıcı olayların bir sonucu ise hayatlarını kökten değiştirebilecek psikolojik rahatsızlıklardır. Özellikle de bu tip sarsıcı olaylardan sonra psikolojik desteğin mutlaka alınması gerekmektedir.


Stres Manik Depresif Bozukluğu Tetikler mi?

Stres de manik depresif bozukluğu tetikleyici karaktere sahiptir. Bu sebeple de yaşanan her türlü olumsuz veya sarsıcı olay bir etkendir. Kişinin manik depresif bozukluğa sahip olması için yalnızca genetik bir yatkınlığa sahip olması gerekmez. Eğer çevresel durumlar büyük bir etki yaratıyorsa bu durumda büyük bir etkileyici görevi gördükleri söylenebilir.


Günümüzde çok basit etkenler bile strese neden olabilir. Örneğin iş yerindeki bir kutlama, okuldaki bir sunum, bir ödev ya da sevgili ile çıkılacak bir yemek bile stres yaratabilir. Ancak bunlar basit stres etkenleridir. Bir psikolojik rahatsızlık için tetikleyici olan stres ise uzun süreli ve yüksek etkilidir. Örneğin fobiler kişilerde büyük ölçekli şekilde strese neden olmaktadır. En basit tabir ile günlük stresler ile devamlı stresler kişide aynı etkiyi yaratmaz. Yalnızca fobiler de bir stres etkeni değildir. Tekrarlayan stres etkenleri de kişinin belli problemleri yaşamasına yol açabilir.


Örneğin iş yerinde uygulanan baskı, kişinin stresli olmasına yol açar. Bu durum her gün devam ettiğinde ise baskı sonucunda stres giderek ağır hale gelir. Pek çok psikolojik rahatsızlık da bu tip günlük ve uzun süreli stresler sonucunda meydana gelir.


Biyolojik Etkenler ve Manik Depresif Bozukluk

Beyinde meydana gelen kimyasal dengesizlik, manik depresif bozukluğa yol açabilmektedir. Beyin fonksiyonlarını kontrol altında tutan kimyasal nörotransmitterlere bağlı şekilde manik depresif bozukluk görülebilir. Nörotransmitterlerin dengesiz şekilde beyin fonksiyonlarını kontrol etmesi halinde bu rahatsızlık gözlemlenebilir. Benzer şekilde farklı rahatsızlıkların da beyindeki kimyasal dengesizlikten dolayı görülmesi olasıdır.


Psikolojik rahatsızlıkların tanısının konulması için kimi zaman beyin fonksiyonlarının gözlemlenmesi gerekebilir. Ayrıca farklı testler uygulanarak beyin fonksiyonlarının kontrolü sağlanır. Bu durumda farklı branşlardan alınan destek ile manik depresif bozukluğun nedeni anlaşılabilir.


Yapılan testler sonucunda bu rahatsızlığın nedenleri görülebilir. Ayrıca tedavi sürecinde kullanılacak olan ilaçların belirlenmesi için de bu testler gerekli olabilmektedir. Her ihtimalin değerlendirilmesi de rahatsızlığın kesin olarak teşhis edilebilmesi için önemlidir.


Manik Depresif Bozukluk Tanısı

Bipolar bozukluk olarak da bilinen manik depresif bozukluğun tanısı konusunda farklı noktalarda destek alınabilir. Tanı koyulacağı zaman öncelikli olarak çeşitli seanslar gerçekleştirilir ve farklı branşlardan destek alınıp alınmayacağı konusunda fikir yürütülür.


Gerçekleştirilen seanslar sırasında kişinin rahatsızlığı temellendirilir, mevcut rahatsızlık durumu saptanmaya çalışır. Bu soruna neden olan etkenler tespit edilmek istenir. Bu noktada tanı konulması için farklı branşlardan destek alınabilir. Örneğin beyin fonksiyonlarının incelenmesi için MR istenebilir. Ayrıca aktif tiroit rahatsızlığının da testlerden geçirilmesi gerekir. Bu gibi farklı branşlar tarafından değerlendirilen rahatsızlık için bir temellendirme sağlanabilir


Tanının sağlanması için belirtiler kontrol edilir, günlük yaşama olan etkisi saptanır. Ayrıca genetik ya da biyolojik etkenler de gözlemlenir. Bu sayede hangi etkenden kaynaklanan şekilde bu rahatsızlığın meydana geldiği görülebilir. Eğer çevresel etkenlerden kaynaklanan bir problem mevcutsa buna uygun şekilde değerlendirme sağlanabilir. Biyolojik ya da genetik bir durum ise tedavi konusunda farklı yollar izlenebilir.


Manik Depresif Bozukluk Tedavisi

Tedavinin etkili şekilde sağlanabilmesi için kişinin psikolog ile bir işbirliği sağlaması gerekir. Bu işbirliği de terapilerin düzenli tutulması ve ilaçların düzenli şekilde alınması ile olabilir. Çoğunlukla kişiler manik depresif bozukluğa sahip olduklarını fark etmezler. Yaşanan ani duygu durum değişimlerini algılamazlar.


Bu sebeple de kişinin kendi rahatsızlığını fark etmesi mümkün olmaz. Ancak aile, arkadaş gibi yakın çevre tarafından rahatsızlık tespit edilebilir. Bu rahatsızlığı fark eden çevrenin ise kişiyi psikolojik destek almaya yönlendirmesi gerekmektedir. Psikolojik destek alınmaya başladığında terapiler sık şekilde ilerler. Bu dönemde ilaçlar ile de terapilere destek sağlanır. Duygu durumunun kontrol altında tutulması ve ani değişimlerin yaşanmaması için ilaçlar oldukça önemlidir. İlaçların düzenli şekilde alınması için aile ve yakın çevre destekleyici olmalıdır. Kimi zaman rahatsızlığa sahip olan kişiler ilacı bırakma konusunda ısrarcı olurlar.


Hatta kimi zaman ilacı bırakmak için çevrelerini "iyileştiklerine" dair ikna etmeye çalışabilirler. İlerleyen dönemde ise ilacı içtikleri konusunda yalan söyleyebilirler. Bu sebeple yakın çevrenin ilaç konusunda destekleyici ve kontrolcü olması önemlidir. Bu kontrolcülük ise belli edilmemelidir.


Tedavi sırasında ilaçlar ile birlikte terapiler ilerletildiğinde genellikle olumlu sonuçlar alınabilir. Ancak sağlıklı bir tedavi süreci için çevresel koşullar da kontrol edilmelidir. Örneğin olumsuz arkadaş çevresinden, stresten, yorucu yaşamdan ve sarsıcı gelişmelerden uzak olmak gerekir. Bu sayede kişinin tedavi sürecinin daha etkili sonuçlar verebilmesi mümkün olabilecektir. Manik depresif bozukluk yaşayan kişiler kendilerinin iyileştiğini ve herhangi bir sorunu olmadığını düşünebilir. Bu durum oldukça yaygın ve normaldir. Kişiler kendi duygu durumlarında meydana gelen ani değişimlerin ve ani değişen hareketlerinin de farkında olmayabilir.


Bu nedenle de çevrenin kişiyi tedavi için destekleyici olması oldukça önemlidir. Tedavinin devamlılığı olmazsa ne yazık ki olumlu sonuçların elde edilmesi de o kadar zor hale gelebilir. Kimi zaman gözetim altında olmayan manik depresif bozukluk sahibi kişiler intihar eğilimi göstererek düzenli olarak alması gereken haplar ile intihar girişiminde bulunabilir. Bu tip durumlardan uzak olmak için çevrenin desteği önemlidir.


Eğer çevrenizde manik depresif bozukluğu olduğunu düşündüğünüz bir yakınınız varsa onu destek alması için yönlendirmeniz gerekir. Destek alması, kısa sürede tedavisinin sağlanmasına yardımcı olabilir. Psikolojik destek alınmazsa ilerleyen dönemde manik depresif bozukluk pek çok ciddi belirti ile kendini gösterebilir.


Bu sebeple de tedavi sürecinde olan ya da henüz rahatsızlığına teşhis koyulmamış olan yakınlarınıza destek olmanız onlar için hayati önem taşır.


Manik Depresif Bozukluk Hastalığında Hastaneye Yatılır Mı?

Farklı pek çok psikolojik rahatsızlık nedeniyle hastaneye yatırılmak gerekebilir. Bu durumlar elbette ki çevresel etkenlerin kontrol edilemediği, ilaçlı ve terapi ile devam eden tedavilerin etkili olmadığı koşullarda geçerlidir. Eğer terapilerin ve ilaç kullanımının sonucunda rahatsızlıkta iyileşme yerine ilerleme gözlemlenirse hastaneye yatılması gerekebilir. Benzer şekilde intihar girişimleri, madde kullanımında artış gibi pek çok faktör de hastaneye yatırılma konusunda etkili olabilir.


Psikolojik rahatsızlıkların iyileşmek yerine ilerleme gösterdiği durumlarda hastaneye yatırılarak tedavi uygulanabilir. Rahatsızlığın kontrol edilemeyecek bir hal alması durumunda ya da bu hale gelmesinin önlenmesi için tedavi yatılı şekilde sürdürülebilir. Hastaneye yatmak kimi zaman sarsıcı olsa da sağlanan tedavinin daha etkili olması bağlamında işe yarayabilecektir. Bu nedenle de ilaçların düzenli kullanımını sağlayan ve çevresel olumsuzlukları sıfırlayan bu tedavi yöntemi sayesinde ileri düzeydeki psikolojik rahatsızlıklar tedavi edilebilir.


Her psikolojik rahatsızlıkta hastaneye yatmak gerekli olmadığı gibi manik depresif bozuklukta da hastaneye yatmak zorunlu değildir. Eğer kişinin ailesi tedavinin gidişatı konusunda hastaneye yatırılmasını değerlendirirse ve kişi buna kendi karar verebilecek yeterlilikte değilse bu durumda da hastaneye yatırılması onaylanabilir.


Kimi zaman kişiler kendi psikolojik rahatsızlıklarının olmadığına inanırlar. Bu nedenle de hastaneye yatmak istemezler. Hatta bir psikologla görüşmek ve bir ilaç kullanmak dahi istemezler.

Bu durumlar denetlenmezse kişinin tedavisi de sağlanamaz. Denetlemenin eksik olduğu koşullarda tedavinin iyi şekilde sağlanması için hastaneye yatmak gerekli olabilir.