Ergenlik ve Ergen Adam

Muhammed Cihad Işık/0312160022

 

 

ERGEN ADAM

 

Ergenlik; insanda bedence büyümenin, hormon, cinsel, sosyal, duygusal, kişisel ve zihinsel değişme ve gelişmelerin olduğu, buluğla başlayan ve bedence büyümenin sona ermesiyle sonlandığı düşünülen özel bir evredir(Kulaksızoğlu, 2002). Ergenlik özel bir süreçtir. Yetişkin olma yolunda atılmış büyük bir adımken çocukluktan ayrılmanın hüznünün de yaşandığı bir süreçtir. Ödüpus karmaşasının yeniden yaşandığı kimlik sorunlarının ortaya çıktığı ve aile dışında bir hayatın varlığının benimsenmeye başladığı bu dönem ergenler için bir hayli zor geçmektedir. Bu yazıda bir Netflix yapımı olan Sex Education dizisindeki Adam karakteri incelenecektir.

 

Dizinin henüz ilk sahnesinde karşımıza çıkar Adam ve yakışıklı-karizmatik görünüşü ve düzgün fiziğiyle izleyenlerin okulun popüler çocuğu kesin budur diyeceği bir karakterdir. Ancak yüzündeki hüzünlü ifade aklımıza soru işaretlerini getirmeye başlamıştır. Adam okulun disiplinli müdürünün oğludur. Babasının müdür olduğu bir okulda öğrenim görmek bir hayli zor geçmektedir. Sevgilisi vardır ancak dizinin temel konusu olan cinsellikle de başı bir hayli derttedir. Cinsel arzularının neler olduğunun tam olarak farkında değildir. Bastırılan bir ergen olması da narsistik arzularını güçlendiren ve bu narsistik arzuların güçlü bir şekilde açığa çıkmasına sebep olmaktadır.

 

Ergenlik aileyle çatışmanın yoğun yaşandığı bir dönemdir. Daha bir sene öncesinde sözlerini dinleyen çocukları artık söz dinlemeyen ve kurallara karşı gelen bir çocuk olmuştur. Aile bu durumla baş etmeye çalışırken ergen de kendi içinde sorunlar çözmeye çalışmaktadır. Soyut kavramlara ilgisinin artmasıyla derin düşüncelere dalıp sosyal olarak kendini izole edebilirken aktif bir baş etme geliştirip sosyal hayatın içerisinde fazlaca yer alıp aileden uzaklaşabilir. Her ne kadar aileyi takmıyor ve sözlerini önemsemiyor gibi görünse de aslında başa çıkmakta zorlandığı bu süreçte ailenin ona yol göstermesini beklemektedir. Aile yol göstermelidir elbette ama önemli olan bazen ailenin ne söylediğinden ziyade bunu nasıl söylediği olacaktır. Adam’ın babası ise otoriter bir karakterdir. Anne, baba tarafından bastırılmış ve hem sosyal olarak hayatını yaşayamamakta hem de dizinin 2. sezonunda karşımıza çıkacağı gibi kadınlığını yaşayamamaktadır. Anne babaların çocukları dinlemek yerine daha çok gözlemeyi tercih ettiği otoriter bir tutum ile anne babalar itaatkar çocuklar yetiştirmeyi hedeflerler. Ancak bu tutuma sahip anne-babaların çocukları genellikle, öfkeli davranan, kurallara uymakta güçlük çeken, saygılı olmakta zorlanan ve otoriteye başkaldıran çocuklar olurlar (Öztürk 2007). Öztürk’ün bahsettiği bu durum Adam’da göze çarpmaktadır. Eric adında gey bir karakter olan çocuğun her gün parasını ve öğle yemeğini almaktadır. Ancak bunu yaparken keyif alıyor gibi görünmez. Babaya bir başkaldırı olduğu artık kendisinin de güçlü olduğunu göstermeye çalışıyor gibidir. Zaten bu tutumları ve davranışları okul yönetimiyle başının derde girmesine neden olur. Adam şiddet yanlısı görünen ancak içeriden kırılganlık yaşayan bir ergendir. Henüz kendi isteklerinin farkında olamayışı ve kendisini destekleyen aile ile arkadaş çevresinden yoksun oluşu onu derin bir yalnızlığa itmektedir. Kız arkadaşının kendini terk etmesiyle elinde olan tek insan da gitmiştir. Adam okulda kavgalara karışmakta Eric’e zorbalık yapmakta ve insanlara karşı kibar davranmamaktadır. Şiddetin ürperten bir yönü de şiddete yönelen gençlerin empatiden yoksun bir karaktere sahip olmaları, geleceğiyle ilgili ümitsizlik hissine kapılmış ve kendilerine ne olacağını bilmediklerinden kontrol hissinden yoksun olmaları ve çoğu zaman anti sosyal davranışlar içinde olmalarıdır(Esen, 2003: 84). Adam’ın yaşadığı an üzerinde, geleceği hakkında kontrolü yoktur. Baba, müthiş derecede zulmedici bir üstbenlik olarak Adam üstünde tahakküm kurmaktadır. Babanın da yaşadığı hayattan keyif aldığını göremiyoruz dizide. Evde pek iletişim kurulmaz, annenin pozitif görünen ve oğlunu korumaya çalıştığı bir ortam hakimdir. Sanki baba mecburiyetten eşine ve oğluna katlanıyor gibidir. Iletişimin az olduğu ergenin kendini değerli hissetmediği ortam ergen için bir hayli zulmedicidir ve bu ortam Adam’ın okulda antisosyal davranışlarda bulunmasına yok açmaktadır.

 

Adam’ın cinsel yönelimlerinin de oturmamış olduğunu belirtmiştim. Eric’le bir kavga sırasında Eric artık bu zorbalığa dayanamaz ve Adam’ın suratına bir yumruk atar. Okul müdürünün bu durumu öğrenmesiyle iki öğrenci de ceza alır ve okulun karmakarışık olan müzik odasını düzenleme görevi verilir. Adam orada da işlere el atmaz ve Eric tek başına işi yapmaya başlar. Bu arada Eric’in Adam’dan hoşlandığını da belirtmem gerekir. Ikilinin arasında artan gerilim kavgaya neden olur ve boğuşma sırasında birbirlerinin üstüne düşerler. Sonra bir anda öpüşmeye başlarlar. Adam’ın suratında ilk defa huzurlu bir ifade görürüz. Babasının onaylamayacağı şeyleri zaten yapıyordur ancak bu kez kendi içinden gelen bir davranışı da yapmıştır. Bu olay Eric’in hoşlantısının artmasına neden olur ancak öpüşme bittikten sonra Adam yine eski Adam’dır. Adam’ın yaşadığı hayatı Semerci gayet güzel ifade etmiştir. Bu çocuklar diğerleriyle ilişkilerinde ya kırılgan ve kullanılmaya açık ya da saldırgan olacaklardır. Ergenlik döneminde ise bu sorun baskın olarak yaşanacaktır. Bu dönemde çocuğun yaşadığı sevgi eksikliği, katı denetim başkaldırıya neden olacaktır.Ergenin başkaldırısı ise evden daha çok okulda ve sosyal çevrede belirginleşecektir(Semerci 2007). Babaların otoriter olabileceği biliyoruz ancak otoriter olmak çocuğuna sevgi göstermemek demek değildir. Adam’ın babası çocuğuna sevgi de göstermemektedir. Babasından onay almak, onun sevgisini kazanmak Adam için bir hayli önemlidir. Dizinin ikinci sezonunda Adam yatılı olarak askeri okula verilmiştir. Görüntüsü, soğuk suratı tam bir asker gibi görünse de Adam’ın duygusal ve kırılgan bir çocuk olması orada da uyum sorunları yaşamasına neden olur. Babasının Adam’ı sevdiği ve takdir ettiği ilk zaman diliminin bu dönem olduğunu söylemeliyim. Otoriter anne- baba tutumunda, anne-baba çocuğa ondan istedikleri şekilde davranması şartı ile sevgi gösterip ve ondan sürekli itaat etmesini beklerler. Bu tutuma sahip anne babalar çocuk ile ilgili tüm kararları kendileri verip çocuğa söz hakkı tanımazlar(Kılıççı 1989). Adam ilk defa babanın istediği gibi bir evlat olmuş ve ilk defa babasından saygı ve sevgi görmüştür. Ancak askeri okulun kendisine göre olmadığını fark etmesiyle oradan ayrılır. Babasını dövme hatta zaman zaman öldürme isteği duymaktadır. Nesil farkını ortadan kaldırmak ve üzerindeki baskıyı atmak için elinden geleni yapmaktadır Adam ancak üzerindeki zulmedici üstbenlik buna müsade etmemektedir. Okuluna da yeniden dönemeyen Adam kendisine bir markette iş bulur. Gününü doldurmaya ve Eric’le iletişim kurmanın yollarını aramaya başlar. Market sahibiyle de anlaşamaz. Her ne kadar işini düzgün yapsa da toplum tarafından antipatik olarak adlandırabileceğimiz tipini oynamaya devam eder. Babasına yönelik zarar verme dürtüsü perçinleşmiştir ve bunu her ortamda sergilemeye devam eder. Çalıştığı markette market sahibinin kafes için tutulan tehlikeli köpeğinin kafesini açar ve marketin kapısını kilitlemeden ayrılır marketten. Tüm bu zarar verme dürtülerinde kendine yönelik fiziksel bir zarar yoktur ancak çevresine bir hayli zorluk çıkarmaktadır. Babasına yönelik öfkesinin sözel ifadelere dökülmesi kendi kimliğini oluşturma yolunda önemli bir mrsafe katetmesini sağlar. Zaman zaman depresif zaman zaman da psikotik-yıkıcı dürtülerinden uzaklaşmaya başlamıştır ve artık ne istediğini biliyor duruma gelmiştir. Eric’le beraber olmak istiyordur. Okul Romeo ve Juliet gösterisine hazırlık yapıyordur. Elbette cinselliğin bol işlendiği bir oyun olacaktır. Oyun devam ederken Adam herkesin ortasında Eric’e aşkını ilan eder ve artık korkmadığını istediği şeyin peşinden koşmak istediğini söyler. Eric de kabul eder ve hikaye mutlu sona ulaşır. Hikaye mutlu sona ulaşırken babanın ikinci kez oğluyla gurur duyduğunu görürüz. Kendi istediği gibi bir evlat olmamıştır ancak kendi isteğinin peşinden koşan cesur bir ergen olmuştur.

 

Anlattığım ergen zulmedici bir babanın(üstbenliğin) ve korumacı bir annenin arasında kalmış kimliği ve cinsel yönelimlerinin farkında olamayan zaman zaman da geri çekilmenin sık yaşandığı psikotik süreçlerden geçer. Manik dışavurumların(kavgalar, aşırı davranışlar) kendisini rahatlatıyor gibi göründüğü bir ergendir. Dizinin bir Netflix dizisi olması ve popüler kültür ögelerinin sıkça yer etmesi sebebiyle ergenliğin derinine işlendiği bir hikayesi yoktur. Ancak dizideki karakterler içerisinde ilgimi en fazla çeken karakter olması sebebiyle bu karakteri irdelemek istedim.

 

 

 

KAYNAKÇA

 

ESEN, Binnaz Kıran. (2003), “Akran Baskısı, Akademik Başarı ve Yaş Değişkenlerine Göre Lise Öğrencilerinin Risk Alma Davranışının Yordanması”, Hacettepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dergisi, 24: 79-85.

 

Kılıççı, Y. (1989) Okulda Ruh Sağlığı, Ankara: Şafak Matbaacılık.

 

Kulaksızoğlu, A. (aktaran Bülbül A.) Ergenlik Psikolojisi (5.Baskı). Ġstanbul: Remzi Kitabevi, 2002.

 

Öztürk, M. (2007) Çocuk Psikiyatrisi,Uçurtma Yayınları, İstanbul.

 

Semerci, B. 2007 Ergen Ruh Sağlığı.Alfa Basım Yayım Dağıtım.268s.,İstanbul .

 

 


Yayınlanma: 11.01.2022 16:40

Son Güncelleme: 11.01.2022 16:40

Muhammed Cihad IŞIK
Muhammed Cihad IŞIK
Psikolog
Uzmanlıklar: Çocuk ve Ergenlik Dönemi Ruhsal Sorunları, Kaygı (Anksiyete) Bozuklukları, Varoluşsal Anlam Arayışı / Değersizlik Sorunları
"Herkesin bir hikayesi vardır." anl Devamını oku
Online Terapi
süre 50 dk
ücret 350
Yüz Yüze Terapi
süre 50 dk
ücret 350
Bunları da sevebilirsiniz...

OYUN BAĞIMLILIĞI VE ZARARLARIOyun bağımlılığı, bilgisayar veyamobilcihazlarla uzun süre boyunca sağlıksız biçimdeoyunoynanmasıyla ortaya çıkan bir rahatsızlıktır. Oyun bağımlıları, gerçek dünyayla etkileşime girmek yerine zamanlarını oyunlarla geçirip, favori oyunlarında kendilerini geliştirmek veya başarı elde etmek için harcarlar. Bu rahatsızlıktan muzdarip kimseler kendilerini diğer insanlardan izole etmeye eğilimli olup, önemli sorumluluklarını ihmal ederek tüm vakitlerini oyun oynamaya harcayabilirler. Duygusal, psikolojik ve mental rahatsızlıkları tanımlayan bir kurum olan DSM-IV’nin kaynağına göre, bilgisayar oyunu bağımlılığı bir hastalık olarak tanımlanmıyor. Buna karşın birçok uzman ve mental sağlık uzmanınca oyun bağımlılığı, resmi bulgularla doğrulanmamasına rağmen gerçek bir hastalık olarak atfediliyor. Bilgisayar oyunlarının bağımlılık etkisi üzerindeki payı bilinmese de farklı tarzdaki oyunların bağımlılığı tetikleyici olduğu konusunda yapılmış bazı araştırmalarvar. Örneğin; birçok araştırmanın sonucuna göreMMO(World of Warcraft gibi)veFPS(Call of Duty gibi)oyunları, platform ve yarış oyunlarıyla kıyaslandığında oyuncuların bağımlı olma riskini arttırıyor. Zira, bu tip oyunlarda amaç oyuncuların olabildiğince fazla zaman geçirmesi, kendisini oyunun atmosferine kaptırması ve kayda değer başarılar elde etmesidir. Yine oyun bağımlılarının kendilerini bu tarz oyunlarda kanıtlama çabası, oyunun bağımlılık yapıcı etkisini arttırabilmektedir.Medyada oyun bağımlılığı çocuklar ve gençler arasında daha yaygınmış gibi gösterilmesine rağmenyetişkinler de oyun bağımlısına dönüşebilirler. Birçoğumuz bu grubun dışında olsakdaistatistik verilerine bakıldığında 30’lu, 40’lı ve 50’li yaşlardaki yetişkinlerin oyun bağımlılığı semptomlarını göstermesi ve bir oyun bağımlısı olmaları son derece olasıdır. Gençler ve çocukların oyun bağımlısı olmalarının en önemli nedenlerinden biri kendilerini limitlendirememesidir. Yetişkinlerde ise reşitşuur oluştuğundan bu sınırlamanın otokontrol yardımıyla uygulanabileceği varsayılır. Oysa birçok yetişkin sadece sabahları ve akşamları boş vakitlerini geçirmek adına yaptıkları oyun oynama faaliyetlerine karşı zamanla bağımlılık kazanabilirler. Yetişkin bireylerin ilişkiler, duygusal sorunlar, kariyer ve diğer önemli sorumluluklarının ağır basması, onları bir kaçış yolu olarak bilgisayar oyunlarına yönlendirebilir. Bunun bir sonucu olarak oyun bağımlısına dönüşebilirler. Otokontrolün daha kolay sağlanacağını düşünürsek, yetişkin bireylerin oyun bağımlılığını fark etmeleri ve bağımlılığını sona erdirecek eylemlerde bulunmaları daha kolaydır. Oyun bağımlılığının zararları arasında düşük akademik başarıyla beraber uyku alışkanlığında bozulma, yetersiz ve sağlıksız beslenmeyle ortaya çıkan obezite, özbakımda yetersizlik, hareketsiz bir yaşam tarzı görülmektedir.Bilgisayar oyunu bağımlıları genellikle doğaya ve dışarıdaki şeylere olan ilgilerini kaybederler. Sürekli içeride kalmak daha sonra fiziksel hareketsizliğe yol açarak kas kütlesinde kayba neden olmaktadır. Kişi ne kadar gençse, sonuçlar o kadar ciddi olur. Çünkü obezite çocuklukta ortaya çıkıyorsa, genellikle tüm yaşam boyunca devam eden bir sorundur. Fazla kilolu olmanın yanı sıra diyabet gibi kronik hastalıklar ve sağlıksız yaşam tarzı da bu yan etkiler arasındadır. Bilgisayar oyunu bağımlılarında uyku-uyanıklık ritmi düzensizdir, uyku sürekli ertelenir. Sürekli ertelenen uyku uykusuzluğa, uykusuzluk bağışıklık sisteminin zayıflamasına neden olmaktadır. Bilgisayar oyun bağımlılığının hayal ve gerçeği karıştırmak, antisosyal davranışlar geliştirmek, özgür düşünce kaybı, şiddete meyilli olmak gibi bir çok psikolojik zararı da bulunmaktadır. Çalışmalar bilgisayar oyunları veya internete bağımlılığın anksiyete bozuklukları, diğer bağımlılıklar ve depresyon riskini artırdığını göstermektedir. Bilgisayar oyunları oynamak için klavye, fare ve kumandayı kullanmak ele tek taraflı bir yük bindirir ve gitar, keman veya piyanistlerde olduğu gibi bilekte ağrılı tendinite yol açabilir. Ekranların önünde geçirilen uzun zaman, gözler için büyük bir yüktür, göz seğirmesi, yanan gözler, titreme, bulanık görme, baş ağrıları ve uzun süreli görme bozukluklarına neden olabilmektedir.OYUN BAĞIMLILIĞI NASIL ÖNLENİR?Oyun bağımlılığı kişinin sağlığı ve sosyal hayatı için fazlasıyla zararlı olabilir. Aşağıdaki adımlar yardımıyla, oyun bağımlılığı nasıl önlenir, kendinizi veya çocuklarınızı oyun bağımlılığından nasıl uzak tutabileceğinize ilişkin detayları öğrenebilirsiniz.Sorumluluğu kabul etmek:Oyun bağımlılığı sorunu, oyunun içinde değil, birey içerisinde yatmaktadır. Bağımlılığı yenmek için gönüllü olunana dek hiçbir yöntem oyun bağımlılığı tedavisi için başarı getiremez. Sorunun video oyunlarının varlığı veya içeriği olmadığını, onları oynamak isteyen kişi olarak sizin olabileceğinizi kabul etmelisiniz.Etkiyi tanımlayın:Oyun oynamak için günde kaç saat harcıyorsunuz? Normalde hafta sonu dışarı çıkıyor musun? En son ne zaman kitap okudunuz? Bağımlılığın olumsuz etkilerini tanımlamak, olumlu gelişmelere odaklanmanıza ve gerçekten eksik olan şeyleri geri kazanmanıza yardımcı olacaktır.Suçlamaktan kaçının:Çözmeniz gereken problemler için başkalarını suçlamak problemleri çözmez. Oyun endüstrisi veya üreticiler bu sorunun sebebi değildir ve onları suçlamak yardımcı olamaz. Oyuncuların büyük bir kesimi sağlıklı bireylerden oluşur. Sorumlulukların bilincine varmak oyun bağımlılığını durdurmanın ilk adımıdır.Pozitif kalın:Sorunun olumsuz yönlerini belirlemek önemli olsa da, yaptığınız hedefe ve ilerlemeye odaklanmak da önemlidir. Pozitif kalmayı ve sorunu çözeceğinize inanmayı bırakmayın.Limitleri ayarlayın:Oyun oynamak için günde bir saatiniz olduğuna karar veriyorsanız, buna bağlı kalın. Oyunlarınızı doğru seçin! Eğer çok fazla zaman gerektiren bir oyun oynuyorsanız veya birçok MMO gibi açık uçlu bir oyun oynuyorsanız, muhtemelen farklı bir oyunu veya farklı oyun türlerini denemelisiniz.Günlük maksimum 2 saatinizioyun oynamak geçirmeniz gerektiğini unutmayın.Çocuğunuzun oyun süresini takip edin:Ebeveynseniz kontrol sizin elinizdedir. Çocuklarınız sizi dinlemezse, oyun konsolunun kaldırılması veya bilgisayarda yönetimsel kontrolün ayarlanması sorunu daha iyi ele almanızı sağlayabilir.Haftada oynanan toplam saati analiz edin:Bir haftada ne kadar bilgisayar oynuyorsunuz? Her zaman kontrol edin haftada 14 ila 25 saat birçok sıkı oyuncu için kabul edilebilirdir. Oyun süreniz bu sınırın üzerindeyse ciddi bir bağımlılıkla karşı karşıyasınız demektir.Aile bireylerinizden yardım isteyin:Ebeveynlerinizin bilgisayar oyunu oynamak için katı bir süre sınırı koymasını isteyin. Bu konuda yardımcı olabilecek ücretsiz programları kullanmasını önerin. Aile bireylerinizin yardımıyla oyun bağımlılığından kolayca sıyrılabilirsiniz.Yapacak başka bir şey bulun:Oyunların dışında vakit geçirebileceğiniz gerçekten harika şeyler var ve hepsi sizi bekliyor. İlginizi yeni hobilere yönlendirerek, oyunların hayatınızın rotasından çıkarabilirsiniz.Kişi yukarıda ki örnekleri kendi başına yapamıyorsa psikolog desteği alabilir. Oyun bağımlılığının altında yatan psikolojik sebepler bulunmalı tedavi bu yönde belirlenmelidir. Oyun bağımlılığından kurtulmak için psikoterapi uygulanabilmektedir. Sağlıklı günler dilerim. Yazıyı Oku

Uzman: Kaan ÜÇYILDIZ

Yayınlanma: 24.10.2021

Ergenlik dönemi biyolojik, psikolojik, zihinsel ve sosyal açıdan gelişme ve olgunlaşmanın yaşandığı çocukluktan erişkinliğe geçiş dönemidir. Bu dönemde ergen değişen fiziksel yapısıyla birlikte psikolojik değişimlerle de baş etmek durumundadır. Kendilerini yetişkinlerin dünyasına hazırlayacak becerileri kazanmaya başlarlar. Bu beceriler atılganlık, sorumluluk alma ve hayır diyebilmektir. Ergenlik döneminin özelliklerine biraz göz atalım. Bu özellikler; çelişkileri vardır, sabırsızdırlar, kararlarını çabuk değiştirirler, arkadaşlıkları ön plana geçer, ebeveynleriyle daha sık kavga ederler, kendilerine hiçbir şey olmayacağına inanırlar, özgürlüklerine düşkündürler, sorumluluk almayı tam olarak bilmezler. Ergenlikte kimlik gelişimi de çok önemlidir. Bu kimlik gelişimini gerçekleştirmek için bu dönemde birçok davranışı denerler. Bu denemeler esnasında kimi zaman olumlu kimi zaman da olumsuz davranışlarla karşılaşılabilir. Kimlik karmaşası yaşayan ergen olumsuz davranışlarıyla ilgili aileden, çevreden, okuldan herhangi bir karşı tavır, destek olmama, ceza verme davranışı gördü ise bu olumsuz davranışlar riskli davranışlara dönüşebilir. Bu riskli davranışlar; şiddet eğilimi, alkol-madde kullanımı, evden kaçma, riskli cinsel davranışlar, okuldan kaçma sokakta çalışma, sık yalan söyleme, kendine/çevreye zarar verme gibi örneklerden oluşurlar. Riskli davranışların sonuçları ergen bireyi suç işleme, madde bağımlılığı, akademik başarı düşüşü, okuldan atılma gibi durumlara götürebilir. Riskli davranış gösteren ergenlere yaklaşımda öncelikle yapılmaması gerekenlerden bahsetmek istiyorum. Eleştirmek, nasihat etmek, tartışmak, suçlamak, acımak, yargılamak, etiketlemek, cezalandırmak gibi kullanılacak yöntemlerden bizleri ergenlere uzaklaştıracaklardır. Bu sebeple davranışı çözmekte zorlanacağız ve hatta belki de çözmemize engel olacaktır. Peki işimize yarayacak olan, bizi çözüme götürebilecek yaklaşımlar nelerdir ? - Karşımızdakinin bir birey olduğunu unutmamalı ve kişiliğine saygı göstermeliyiz. Onunla yetişkinmiş gibi konuşmamız hoşuna gidecektir ve bize yakınlaşmasını sağlayacaktır.- Onu dinlemeliyiz. İstenmeyen davranışları neden gösterdiğini belki de bir sıkıntısının olduğunu ancak dinleyerek anlayabiliriz.- Davranışlarımızda tutarlı ve sabırlı olmalıyız. Unutmayalım olumsuz davranışların düzelmesi zaman alacaktır. Bu süreçte ergen bireyin yanında olduğumuzu ona destek olduğumuzu hep hissettirmeliyiz. Bir gün destek olarak diğer gün cezalandırarak çözüme kavuşamayız.- Kötü/olumsuz davranışları sürekli hatırlatıp yapmamasını söylemek yerine iyi/olumlu davranışlarını hatırlatıp onları sürdürmesi yönünde heveslendirmeli, yol gösterici olmalıyız. - Onun kişiliğini değil davranışını eleştirmeliyiz. Sen kötüsün demek yerine davranışın kötü olduğunu anlatmalıyız. Unutmayalım kötü olan davranıştır.- Cesaretlendirmeliyiz, desteğimizi hissettirmeliyiz. - Tartışmaktan kaçınmalıyız. Çözüme giden yolda tartışmak ergen bireyle bizi birbirimizden uzaklaştıracağı için amacımızdan sapmamalıyız.- Çözüm odaklı davranmalıyız. Karşımızdaki birey ne kadar işi yokuşa sürmek istese de çözümleri biz bulup önüne sunmalıyız. Bu şekilde onun da sorunlara çözüm bularak yaklaşmasını öğrenmesine yardımcı olacağız. Tüm bu süreci ergen bireyin öğrenmesi, problemlere yaklaşımının değişmesi, kimliğini kazanması, davranışlarını/duygularını/düşüncelerini düzenleyebilmesi zaman alacaktır. Ona zaman tanımalı ve desteğimizi hissettirmeliyiz. Tüm bireylerin olduğu gibi ergen bireylerin de davranışlarının anlamı, geçmişi vardır. Davranışları yargılamak yerine nedenlerini anlayarak çözüme kavuşturmaya çalışalım. Yazıyı Oku

Uzman: Melva ŞENOCAK

Yayınlanma: 18.11.2020

romantik-iliskilerdeki-temel-gereksinimler

Romantik ilişkilerde birtakım ortak temel gereksinimlerden söz edebiliriz. Bu gereksinimlerin karşılandığı ilişkiler, daha sağlıklı ilişkileri temsil eder. İlişkilerde partnerin duygusal gereksinimlerinin karşılanması ve duygunun ifadesi en önemli temel noktadır. Partnerler bu gereksinimlerin karşılanması için çaba harcamalı; ayrıca zorlandıkları durumlarda açık iletişim yolunu tercih etmelidir. Gereksinimlere şöyle bir bakalım:1) SevgiSevmek ve sevildiğini hissetmek, romantik bir ilişkinin sürdürülmesi için temel öğedir. Çorbadaki sudur, yani ilişkilerin olmazsa olmazıdır. Çünkü bireyler bu gereksinimleri nedeniyle romantik bir ilişki yaşarlar. Sevildiğinin partnere sık sık hatırlatılması, yani sözel olarak dile getirilmesi tutkunun korunması açısından önemlidir. Sevgiyi ifade etmek için, tanımlı bir zaman dilimi olmamalıdır. Hatta beklenmedik zamanlarda sevginin ifade edilmesi, ilişkilere heyecan katar, tutkunun korunmasına yardımcı olur. Öte yandan; sevmenin davranışa yansıtılması da oldukça önemlidir. Davranışla ifade çeliştiğinde, davranışa odaklanılır. Yani bir kişi "seviyorum" diye ifade ettiği bir kişiye sevmenin gerektirdiği bir biçimde davranmıyorsa yeterince ikna edici olmaz. Sevginin doya doya hissettirildiği ilişkilerde, tek başına yeterli olmasa bile tolerans gösterme, uyumlu davranma, anlayışlı olma gibi davranışların daha yüksek olması beklenebilir.2) SaygıPartnerler birbirlerinin değerlerine, tercihlerine ve isteklerine saygılı olmalıdır. Bir elmanın yarısı olmaya çabalamak yerine, iki ayrı elma olarak aynı sepette olmayı yeğlemelidir. Partnerler her konuda aynı fikirde olmak zorunda değildir, aynı tarafta olmak zorunda değildir. Bu noktada, birbirlerinin hobilerine yalnızca yanlarında kalarak bile eşlik edebilir, farklı görüşleri konusunda ikna etme çabasına girmemeyi tercih edebilirler. Aynı zamanda, partnerler ben olurken yani kendi prensipleri ölçüsünde bireysel ihtiyaçlarını karşılarken, partnerinin duygusal ihtiyaçlarını karşılamayı da ihmal etmemelidir. Çünkü diğerinin de prensipleri ve bu bağlamda farklı bir bakış açısı olabilir. Bu bağlamda, bireysel bakış açısından ziyade ilişkideki ortak payda üzerinde yoğunlaşılmalıdır; partnerler ilişkinin çıkarı doğrultusunda esnek olabilmelidir. Yani ben olmak, biz olmaya zarar vermemelidir. Bu noktada, ortak bir noktada uzlaşı sağlanabilir.3) SadakatGüven bir ilişkinin yapı taşıdır, kurulu bir evin kilididir, bir bankanın kasasıdır. Güvenin yitirildiği ilişkileri yeniden inşa etmek, kasası olmayan bir bankayı yeniden kurmak, hırsız girilip her şeyi yiten bir evi restore etmek gibidir. Emek ister, çaba ister. Kimi zaman geri dönülmez elvedalara sebep olur. O nedenle güveni ve sadakati korumak oldukça önemlidir.4)Değerli HissetmeRomantik ilişkilerimizi, hayatımızı zorlaştırsınlar ve bize kendimizi daha yetersiz hissettirsinler diye yaşamayız. Aksine; daha değerli hissetmek isteriz. Yıkıcı eleştiriler yapmak, değersiz hissettirebilir. Bu nedenle gerekli olmadıkça eleştirilerin olmaması, "Yapamazsın, başaramazsın." gibi özgüveni zedeleyici ifadelerde bulunulmaması, "Sen zaten ....... birisin." gibi etiketlemelerde bulunulmaması önerilebilir.Bu noktada kendinize sormanız gereken önemli sorular şunlar olabilir:-İlişkiye başlamadan önce kendime ne kadar değer veriyordum, şu anki ilişkim süresince kendime ne kadar değer veriyorum?-İlişkim sonrasında kendimi öncesinde tanımladığım özellikler daha negatif olmaya mı başladı?-İlişki sonrasında psikolojik sorunlarım olduğunu düşünmeye başladım mı?-İlişkiye başladıktan sonra kendimi daha güzel ya da daha çirkin, nasıl algılıyorum?-İlişkim kendimle ilgili yeterlilik düşüncemi etkiledi mi?-İlişkim sonrasında mantıksız duygulara sahip olduğumu fark etmeye başladım mı?-İlişkim sonrasında tek başıma yeterliliğimin olduğunu düşündüğüm işleri, ilişkim varken tek başıma yapmaya cesaret edebiliyor muyum?5)Doğru İletişim KurmakBireylerin kendilerini ifade ederken "ben dili" ni kullanmaları doğru iletişimde oldukça önemlidir. Romantik ilişkilerdeki en önemli odak duygudur. Bu nedenle, bireylerin nasıl hissettiklerini ifade etmeleri ve bunu durumlarla ilişkilendirmeleri önemlidir. Yanı sıra, etkin dinlemek de oldukça önemlidir. Bazen partnerler birbirlerini yeterince tanıdıklarını düşünerek, kısaca dinlemekte ve partnerinin aslında ne demek istediğini gözardı edebilmektedir. Partnerler arası açık iletişim oldukça önemlidir. Sizin ifade etmediğiniz bir şeyi partnerinizin tahmin etmesini beklemeniz oldukça işlevsizdir. Yalnızca soğuk davranmak, sessiz kalmak, öfkelenip kin beslemek ya da trip atmak; hem kendiniz hem partneriniz için hayatı daha zor hale getirir. Kolayca çözüme kavuşturabileceğiniz birçok konuyu, hiç açmayarak mutlu olamazsınız. İlişkisinde mutlu olmayı isteyen her birey, mutluluğun diğer ucunun kendine uzandığını unutmamalı.6) RomantizmTutkunun küçük heyecanlarla buluşturulduğu nokta, romantizmdir diyebiliriz. Romantik ilişkinizin devamı süresince gündelik rutininizin dışına çıkarak, partnerinize beklemeyeceği sevgi sunumları yapabilirsiniz. Bir gün hiç beklemediği bir yere, onu sevdiğinizi ifade eden bir not bırakabilir; beklemediği bir zaman diliminde sevginizi ifade eden bir mesaj atabilir, hediye alabilirsiniz. Burada önemli olan, beklenmedik olmasıdır. 7) Doğru CinsellikCinselliğin kadın ve erkeğin ideal cinselliğe yönelik düşünceleri çerçevesinde organize edilmesi önemlidir. Her cinsellik doğru değildir. Partnerinizin fantezilerine karşılık vermek önemlidir. Bu bağlamda, taleplerin dile getirilmesi ve açık iletişim de önemlidir. Kadınlar için cinsellik bir sabah erkenden başlar; sabahtan geceye kadar söylenilen güzel sözler, iltifatlar ve sevgi ifadeleri kadını uyarır. Kadınlar, partnerinin onu arzuladığını gözlerinden anlamak ister. Partnerinin onu arzuladığını ve sevildiğini hissetmesi uyarılması için önemlidir. Erkeklerse, görsellik odaklıdır. O nedenle partnerin görünümüne ve bakımına özen göstermesi önemlidir. Hoş kokulardan hoşlanırlar. Partnerlerin cinsellik konusundaki farklılıklarını bilmeleri, anlayış kazandırır. Örneğin; cinsellik sonrası kadınlar oksitosin hormonu salgılar ve daha çok temas kurmak, sarılmak ister. Erkekler ise östrojen hormonu salgıladığı ve testesteron düzeyleri düştüğü için temas kurmaktan kaçınır. Partnerlerin bunu bilerek ortak bir noktada anlaşabilmesi ve anlayış gösterebilmesi önemlidir.Sizin romantik ilişkiniz bu unsurlardan hangilerini, ne kadar kapsıyor? Hangi unsurlar üzerinde çalışmalı , geliştirmelisiniz? İlişkinizde yanlış giden şeyler nelerdir ve bunları düzeltmek adına neler yapabilirsiniz? Değerlendirmeli ve uygun noktalarda harekete geçilmeli diyebiliriz.Harekete geçmek doğrultusunda profesyonel destek almak isterseniz, iletişime geçerek randevu oluşturabiliriz.Mutlu ve sağlıklı günler dileğiyle,Uzm. Psk. Özge ENGİN Yazıyı Oku

Uzman: Özge ENGİN

Yayınlanma: 24.04.2021