1. Blog
  2. Günlük Hayatta Öğrenilmiş Çaresizlik

Günlük Hayatta Öğrenilmiş Çaresizlik

Günlük hayatta pek çok şekilde karşımıza çıkabilen ‘öğrenilmiş çaresizlik’, belki de çocukluktan ya da bebeklikten itibaren yaşanan bir durumdur. Bu durum ne yazık ki oldukça etkili şekilde kendini gösterebilir. İtici uyaranlara bağlı şekilde ortaya çıkabilen bu durum, günlük hayattaki pek çok durumda etkili şekilde kendini gösterir ve çeşitli travmalara da sebep olabilmektedir.


Örneğin çocuklukta yaşanmış bir durum, etkili şekilde çocukta çeşitli düşüncelerin oluşmasına ve bunların değiştirilemez hale gelmesine sebep olabilir. Bu düşünce yıllar sonra yaşanan bir durumda yeniden canlanarak ortaya çıkabilir.


Ayrıca son dönemlerde sıklıkla yaşanan durumlar da kişilerde bu tür olumsuz diye tabir edilebilecek davranışlar geliştirmesinde etkilidir. Bu durumlar kişide olumsuz tepki ve düşünceler meydana getirebilir. Bu düşünceler de değiştirmesi oldukça zor olan fikirlerdir. Örneğin sürekli olarak zor sorular soran, sınavları çok zor olan bir öğretmen öğrencilere oldukça kolay sorular sormaya ve kolay sınavlar yapmaya başlasa bile öğrenciler bu soruları cevaplarken zorlanabilir ve sınav sırasında zorlanabilir. Bu durum öğrenilmiş çaresizliktir, öğrenciler öğretmenin sorularının zor olduğuna ve soruları çözemeyeceklerine kendilerini tam anlamıyla inandırmıştır. 


Öğrenilmiş çaresizlik genellikle belli bir konuda sürekli olarak olumsuz tepki alınması ile oluşan bir kabullenmedir. Bu kabullenme birkaç tekrara bağlı olarak ortaya çıkar. Ayrıca kabullenmenin ortaya çıkması için bazen tek bir şiddetli olumsuz tepki de yeterli olabilir. Bu sayede otomatik bir ilişki sonucu bireyler çeşitli şekillerde kendilerini bu olumsuz duruma inandırır.


Kaçma ve Kaçınma

Kaçma ve kaçınma düzeneğinde denek tepki ile itici uyaran arasında bir bağlantı kurmazsa;

  • Koşullama gerçekleşmez.
  • Organizma kaçmak ya da kaçınmak için farklı tepkiler denemeyi bırakır. Bu tepkisizlik durumu öğrenilmiş çaresizliktir.


Seligman’ın yaptığı deneyde 24 adet köpek üç farklı gruba ayrılır. İlk grup düğmeye basınca kesilecek bir şoka maruz kalır. İkinci grup düğmeye bastığında dahi şok kesilmez. Üçüncü gruptaki köpeklerden hiçbiri şoka maruz kalmaz. Çitler ile ayrılmış bölmelerde yer alan köpeklerden ilk grup yani düğmeye basınca şok kesilen yerde yer alan köpekler çitleri aşıp alandan çıkmayı başarmıştır. Ayrıca hiçbir şoka maruz kalmayan köpekler de çitleri aşmayı başarmıştır ancak şoka maruz kalan ve düğmeye basınca şok kesilmeyen alanda yer alan köpekler çitleri aşıp çıkamamıştır. Bu oldukça bilinen bir öğrenilmiş çaresizlik deneyidir.


Öğrenilmiş Çaresizlik ve Depresyon

Öğrenilmiş çaresizlik durumunda kişiler farklı belirtiler ile bu durumlarını belli edebilir. Bireyler öğrenilmiş çaresizlik durumunda çeşitli depresyon belirtileri gösterebilir. Bu depresyon belirtileri ciddi boyuta ulaşmadan önlem almak şarttır. Peki, öğrenilmiş çaresizliğe bağlı depresyon belirtileri nelerdir?

  • Organizma pasif ve hareketsizdir.
  • Kişi yeni sorunlarla baş etmekte zorlanır.
  • Kişi ciddi anlamda kilo kaybedebilir.
  • Kişi sosyal etkileşimden kaçınabilir.


Bu belirtiler ciddi boyutlara ulaşmadığı sürece günlük hayatta pek sorun yaratmaz ancak ciddi boyutlara ulaşan belirtiler ne yazıkki günlük hayat kalitesini zayıflatarak kişilerin çok daha ciddi psikolojik sorunlar yaşamasına sebep olabilir. Öğrenilmiş çaresizlik sorununa sahip olan kişiler bu sorun hayatlarının büyük bir parçası haline gelmeden önce psikoloğa başvurmalıdır.


Öğrenilmiş Çaresizliğin Üç Yönü

Öğrenilmiş çaresizlik üç yöne sahiptir. Bu yönler fiziksel anlamda dahi kişilerin öğrenilmiş çaresizlik olayından etkilenebileceğini gösteren yönlerdir. Peki, bu üç yön nelerdir?


Motivasyonel Bozukluk

Kişiler öğrenilmiş çaresizlik sonucu kendilerini ilgilendiren olayları kontrol etmekten kaçınır, isteksizlik gösterebilir. Bunun sebebi ise motivasyonel bozukluktur. Kişilerin hayatlarına motivasyonel bozukluk ciddi ölçüde etki edebilir. Kişiler en basit olaydan en karmaşık olaya kadar hiçbir konu hakkında eylemde bulunma ya da olayları kontrol etme isteği içinde olmazlar.


Bilişsel Bozukluk

Bilişsel bozukluk, önemli olaylara dikkat verememe olayıdır. Önemli olaylar hakkında düşünce oluşturmamaya dahi bağlı olarak bu olaylar dikkat alınmaz. Olay ne kadar büyük ve önemli olursa olsun kişiler olayların ciddiyetini algılayamaz ya da bunlara dikkat yoğunlaştıramaz.


Duygusal Bozukluk

Kişiler, duygusal bozukluğa bağlı şekilde çeşitli fiziki rahatsızlıklar geçirebilir. Bunlar yüksek tansiyon, ülser, bağışıklığın azalması gibi pek çok farklı rahatsızlık olabilir. Bunlar duygusal bozukluklara bağlı olarak ortaya çıkabilir ancak duygusal bozuklukların da çeşitli öğrenilmiş çaresizliklere bağlı olarak ortaya çıkabileceği unutulmamalıdır.


Hissedilen Çaresizlik Durumu

Hissedilen çaresizlik durumu özel ya da genel bir durum ile ilgili olabilir. Bu durum dışsal ya da içsel bir nedene atfedilebilir. Kişi hissettiği çaresizliğin kalıcı ya da geçici olduğunu düşünebilir. Bu şekilde düşünen bireyler çeşitli farklı tepkiler gösterebilir.


Genellikle bir kez olumlu şekilde gerçekleşmiş deneyim, eğer öğrenilmiş çaresizlik henüz meydana gelmemişse, öğrenilmiş çaresizliğin gelişmesini zorlaştırır. Ancak öğrenilmiş çaresizlik oluştuysa birkaç kez olumlu şekilde gerçekleşen durum bile öğrenilmiş çaresizliğin körelmesine yardımcı olamayabilir.


Günlük Hayattan

Günlük hayatta öğrenilmiş çaresizlik durumu pek çok farklı şekilde örneklenebilir. Kişiler bu öğrenilmiş çaresizlik durumunu belli bir zaman içinde genellikle çeşitli olarak tekrarlanan örnekler ile kazanır.

Örneğin daha önceden başvurduğu işlerden geri dönüş almayan ya da olumsuz geriş dönüş alan kişiler yeniden işe başvurmak istemeyebilir. Bunun nedeni de yeniden başvuracağı yerlerin de onu kabul etmeyeceği ya da geri dönüş yapmayacağı düşüncesidir. Bu durum öğrenilmiş çaresizliktir ve belli bir tecrübe sonucu ulaşılmıştır.


Kişi daha önce çok kez okula giderken olumsuz deneyimler yaşadıysa –kaza, hırsızlık vb.– okulda giderken her seferinde başına kötü bir olay geleceği düşüncesine kapılır, aynı yollardan okula gitmekten çekinir hale gelebilir. Belki de okula gitmek dahi istemeyebilir. Bu tür olumsuzluklar günlük hayat kalitesini düşürür.


Bir öğrenci önceden ödevlerini yaptığı zaman düşük not aldıysa yeni yaptığı ödevlerde de düşük not alacağı düşüncesine kapılır. Bu sebeple de ödevini yapmayabilir ya da normalde yapacağından çok daha özensiz şekilde hazırlayabilir. Bu durum da aslında öğrenilmiş çaresizliktir ve öğrenci ödevinin düşük not alacağını “bildiğini” düşünür. Bu sebeple de ödevini hiç hazırlamayabilir.


Devamlı olarak zor soru soran bir öğretmen ve hep kolay soru soran bir öğretmen düşünelim. Kolay soran öğretmen zor, zor soran öğretmen de kolay soru sorar. Bu öğretmenlerin kolay ve zor sormasına alışık olan öğrenciler kolay olan sınavdan dahi düşük alabilir çünkü kendilerini öğretmenin zor sorduğu düşüncesine alıştırmışlardır. Zor soran öğretmen ise normalde kolay sorduğu için öğrenciler bu sınavdan geçebilecekleri düşündüğü için sınav ne kadar zor olursa olsun yüksek alacaklarına inanırlar.


Değişecek!

Bireylerin çoğunlukla pek çok farklı konu ile ilgili yaşadığı bu öğrenilmiş çaresizlik durumu genellikle kişilerin “Hiçbir şey değişmeyecek, bunu yapmama gerek yok, yapamayacağım.” düşüncesine kapılması ile gerçekleşir. Pek çok şekilde hayat standartlarını düşürebilecek olan bu durum ne yazık ki ciddi sonuçlar doğurabilir ve gerekli görülen, adeta günlük hayatta pek çok kısıtlama yapmaya neden olan bir durum haline gelen öğrenilmiş çaresizlik durumlarının aşılması için destek almaktan kaçınmamak gerekir.


Günlük hayat koşullarını etkileyecek düzeye gelen öğrenilmiş çaresizlik durumlarının aşılması için yardım alırken zorlanılabilir ancak unutulmamalıdır ki bu durum bir yaşantıya dayanır ve o yaşantıya dair bakış açısı değiştirilirse öğrenilmiş çaresizlik durumunda da kurtulmak mümkün hale gelebilir.