1. Blog
  2. Kaybetme Korkusuyla Baş Etme Teknikleri Nelerdir?

Kaybetme Korkusuyla Baş Etme Teknikleri Nelerdir?

Kaybetme korkusu kişinin değer verdiği bir insanı, eşyayı veya içerisinde bulunduğu durumu kaybetme duygusuna sahip olması durumudur. Kişi bu duyguya sahip olduğu zaman sevdiği insanın onu terk etmesinden veya ölmesinden korkar, sahip olduğu durumun bitmesinden dolayı endişe duyar veya olmamış bir süreci olmuş gibi düşünerek kendisini bu süreçte psikolojik olarak demoralize etmeye başlar. Böyle durumlarda birey çevresine bunu yansıtmak istemesede büyük bir endişe ve kaygı hali taşır. Bu bireyin zamanla davranış biçimlerine de yansımaya başlar. Kaybetme korkusu olağan bir duygudur. Hepimiz bir şeyleri zaman zaman kaybetmekten endişe duyabiliriz. Fakat belirli bir süreden sonra kaybetme duygusu size ve çevrenize zarar vermeye başlıyorsa bu durumda kaybetme korkunuzu kontrol altına alamıyorsunuz ve çevrenizi ve kendinizi bu durumda olumsuz bir şekilde etkiliyorsunuz demektir.


Kaybetme duygunuzu kontrol altına alamadığınız durumlar da neler yapmalıyız ve kaybetme korkusuyla nasıl başa çıkabiliriz hep birlikte göz atalım..

 

Kaybetme Korkusunu Neden Yaşarız?

Kaybetme korkusunu yaşama sebeplerimizin en ana nedeni sahip olduğumuz şeye karşı duyduğumuz bağlanma duygusudur. Son model bir araba aldığınızı düşünün. Her gün özenle bakımını yaptırdığınızı sürekli rutin kontrollere götürdüğünüzü hatta eskimesin diye binmeye kıyamadığınızı.. Aslında arabanızın en temel vazifesi sizi bir yerden bir yere alıp size taşıma kolaylığı sunmasıdır. Siz uzun bir uğraş sonucu onu kazanmış veya elde etmiş olabilirsiniz. Fakat bir şeyi amacına uygun kullanmadığınız yada ona değerinden daha fazla anlam yüklediğiniz zaman artık eşyanın size yarar sağlaması gerektiği bir durumda siz eşyaya yarar sağlamaya başlıyorsunuz.


Sadece eşyalar için değil günümüzde bir çok insan sahip olduğu insanların gitmesinden onları terk etmesinden veya değer verdiği insanın ölümünden korkar veya endişe duyar. Değer verdiklerimizi hayatımızın en kıymetli köşesine oturtmamız ve onların bir gün ölmesinden veya gitmesinden korkmamız ve endişe duymamız normaldir. Fakat her gün o insanın öleceğini düşünmek yada sizi terk edeceğini düşünmek size psikolojik olarak zarar vermeye başlar. O insana karşı duyduğunuz bağı sağlıklı bir şekilde ilerletmeyi zorlaştırır. Çünkü sizin aklınızda sürekli bir şekilde o insanın gitmesi ve sizi terk etmesi vardır.


Bu durumda birey çoğu zaman içerisinde bulunduğu anıda kıymetli ve sağlıklı bir şekilde yaşayamaz.. Çünkü hep en sona odaklı bir uzantıyla bakar.Şimdiye odaklanmaz. Yemek yanacak düşüncesiyle o gün yemek yapmayıp aç oturmanız gibi. Bu yüzden şimdiye ve yaşadıklarınıza odaklanmak ve ona göre karşısınızdaki kişiyle sağlıklı bir şekilde iletişim kurmak ve sürdürmek önemlidir.

 

Kaybetme Korkunuzun Temelini Anlamaya Çalışın

Kaybetme korkunuzun temelinin anlamaya çalışmak kimi zaman bireyin olaylara sağlıklı bir şekilde yaklaşmasının sonucu yapabileceği bir durumken kimi zaman ise bunun için bir uzman desteği alması gerekebilir. Bireyin hayatında yaşadığı psikolojik olaylar yaşamının diğer evrelerinde veya hayatının bir başka sosyal alanında karşısına çıkabilmektedir. Küçükken yaşadığı bir olay zamanla izlerini ilerleyen yaşlarda farklı bir olay karşısında kendini gösterebilmektedir. Küçük yaşta trafik kazasında ailesini kaybetmiş bir birey bunun izlerini evlendikten sonra kendi ailesini de bu şekilde kaybetme korkusununu sürekli bir şekilde kafasının içinde senarize ederek bu korkunun endişesini taşıyabilir. Böyle durumlarda bireyler yaşadıkları travmaların etkisiyle ilerleyen süreçlerde bu korkunun yoğun bir şekilde kendilerinde görülmesini gözlemleyebilmektedirler.


Kimi zaman küçük yaşta ailesiyle sağlıklı bir güven bağı kuramamış bireyler ilerleyen yaşlarda çevresindeki insanlara karşıda güven bağı kurmakta zorlanabilirler. Karşısındaki insanın sürekli olarak bir gün gideceğini ve terk edeceğini düşünürler. Kaybetme korkusunun temeline bağlı bir şekilde güven problemi yaşamaya başlarlar. Küçük yaşta anne ve babasıyla  sağlıklı bir şekilde kurulamayan güven bağı ilerleyen yaşlarda bireyler arasında sağlıksız güven problemlerine dönüşmeye başlar. Küçük yaşta çocuklara verilen güven duygusu bu yüzden çok önemlidir.

 

Kaybetme Korkusuyla Nasıl Baş Edebilirim?

 Kaybetme korkunuzla baş etme yollarından en başta geleni korkunuzu kabullenebilmektir. Kaybetme korkusuna sahip bireylerin bunu reddetmesi sadece içerisinde bulunduğu durumu kabul etmekten kaçmak için kısa süreli bir çözümdür. Fakat birey içerisinde bulunduğu durumu kabul eder ve kaybetme korkusuna sahip olduğunu ve bunun için neler yapabileceğini anlayıp bu doğrultuda hareket ederse bu onun daha sağlıklı bir şekilde adım atmasını sağlar. Elbette bu durumu anlayıp kabullenmek bazı durumlarda tek başınıza gerçekleşsede bazı durumlarda bunun için psikolojik destek almanız gerekebilir. Bireyin psikolojik destek almaya başlamasıyla beraber olaylar karşısında farkındalık düzeyi de artmaya başlayacaktır. Böylece birey kaybetme korkusunun onda nelerin sebep olduğunu daha iyi anlamaya başlayacak ve bundan doğan olumsuz etkilerle daha bilinçli bir şekilde hareket edebilmeyi öğrenecektir.


Kaybetme korkusuna sahip bireyler kendisinden daha çok kaybetme duygusunu yaşadıkları insana veya eşyaya odaklanırlar. Böyle durumlarda birey kendisine verdiği önemi ve değeri ikinci planda bırakmaya başlar. Kaybetme korkusu bir şeyleri kontrol altına alma isteğini ve sürekli bir müdahaleyi tetikler. Böyle durumlarda kişi kendisine değer verdiği ve kaybetmekten korktuğu kişi, eşya veya durum kadar önemli olduğunu unutmamalıdır. Karşıya yüklediğiniz değerin ölçüsü kadar kendinize yüklediğiniz değerin ölçüsüde önemlidir. Burda dengeyi kurup sağlıklı bir şekilde ilerletebilecek kişi yine sizsiniz.


Kaybetme korkusunun herkesin mutlaka yaşadığı  ve hissettiği bir korku olduğunu unutmayın.Hayatınızın düzenini ve davranışlarınızı olumsuz etkilemediği ölçüde normal bir şekilde hepimiz bazı kişileri ve eşyaları kaybetmekten endişe duyarız. Fakat kaybetme korkunuz size ve çevrenizdekilere zarar vermeye ve hayatınızı olumsuz şekilde yönlendirmenize sebep oluyorsa  bu durumda bir an önce kontrol altına alınması ve bu korkunun olumsuz etkilerinden kurtulunması gerekir. İlgi odağınızı tamamen bir kişiye veya nesneye yönlendirmektense bunu çeşitli alanlara dağıtabilirsiniz. Spor yaparak veya hobilerinizle vakit geçirerek kendinize daha sağlıklı zaman dilimleri oluşturup gün içerisinde verimli bir şekilde vakit geçirebilirsiniz.


Anı yaşamak ve o anın gerekliliklerine göre hareket etmek kaybetme korkusuyla başa çıkmanız için önemli bir diğer durumdur. Bulunduğunuz anın önemini ve değerini kavrayın. Geçmişte yaşadığınız zor durumlar olabilir. Bir eşyayı veya durumu çok zorlu mücadelelerin sonucunda elde etmiş olabilirsiniz. Fakat hep bir sonrasını düşünmek hep elde edeceğiniz şeyi kaybetme düşüncesine odaklanmak sizi yoracak ve psikolojik olarak yıpranmanıza sebep olacaktır. İçerisinde bulunduğunuz anı en güzel şekilde yaşamaya çalışın. Bu sizin değer verdiğiniz kişiyle veya eşyayla olan bağınızın daha sağlıklı olmasını sağlayacaktır.


Duygularınızı paylaşmak kaybetme duygusu yaşayan bireyler için baskıladığı veya kaçındığı duyguları daha rahat bir şekilde ifade edebilmesini sağlayacaktır. Çevrenizde yakınlarınızı ve sevdiklerini kaybetmekten korkuyor olabilirsiniz. Bu durumda size iyi geldiğini düşündüğünüz ve sizde bu bağlamda farkındalık hissi oluşturacak kişilere kendinizi ifade edebilirsiniz. Duygularınınız ve korkularınızı onlarla paylaşıp bastırdığınız ve kaçındığınız duygularla yüzleşebilirsiniz .Burada duygularınızı paylaştığınız kişi çok önemlidir. Bu durumda duygularınızı uzman bir psikolog ile paylaşmak sizin için her zaman daha sağlıklı bir çözüm olacaktır.


Kaybetme Korkusu ve Psikolojik Destek

Kaybetme korkusu yaşayan bireylerde içerisinde bulunduğu endişe durumuyla sağlıklı bir şekilde baş edememesi sonucu panik atak görülebilir. Sürekli olarak kaybetme endişesi bireyde bir çok psikolojik hastalıklarada zemin hazırlar. Böyle durumlarda bireylerin uzman bir psikologdan destek alması ve farkındalık seviyesini artırması bireye ruh sağlığı açısından önemli bir değer sağlar.