1. Blog
  2. Takıntı Hastalığı

Takıntı Hastalığı

Takıntı hastalığı genel anlamda takıntılı fikirlerin, duygu ve düşüncelerin günlük hayatı etkileyecek derecede etkin olması durumudur. Bu durum kişilerin günlük hayatını ciddi ölçüde etkileyebilir. Bundan dolayı gerekli desteğin zamanında alınması büyük öneme sahiptir. Takıntı hastalığı özellikle de ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde etkisini gösterebilen bir rahatsızlıktır. Bu nedenle de fark edildiğinde kısa sürede psikolojik destek alarak tedavinin sağlanması da mümkün olabilmektedir.


Takıntı Hastalığı Nedir?

Farklı yaş gruplarında görülebilen takıntı hastalığı; en genel hali ile herhangi bir düşünce, duygu ya da eylem konusunda saplantılı şekilde hareket edilmesidir. Kişiler sahip oldukları tek bir fikre yönelik olarak tüm yaşamlarını buna uygun şekilde kontrol etme isteğine sahip olabilir. Ayrıca yaşanan bu durum, sosyal ilişkileri, ikili romantik ilişkileri, okul ve iş yaşamlarını ya da aile içi iletişimi bile etkileyebilir. Kişilerin kendisi de bu durumdan büyük ölçüde etkilenebilmektedir. Özellikle de yaşanan takıntılı hareket etme eğilimi, günlük yaşamda farklı alanlardan soyutlanmaya neden olabilmektedir. Bu soyutlanmayı kişiler kendileri isteyerek yapar.


Takıntı hastalığı yaşayan kişiler genel anlamda sahip oldukları bir fikir üzerinden yaşamlarını yönlendirir. Bu durumda her konuya odaklanmak, her günlük faaliyeti doğru ve sağlıklı şekilde gerçekleştirebilmek de mümkün olamaz. Kişiler kimi zaman hastalık, pislik gibi konularda takıntılara sahip olabilir. Benzer şekilde cinselliğe, karşı cinsiyetten biri ile görüşmeye, herhangi bir yiyeceği tüketmeye bile karşı olmaları olasıdır. Bu konuda takıntılı hareketler göstermeleri mümkündür. Farklı nedenlerden dolayı takıntı hastalığı yalnızca kişileri değil, çevrelerindekileri de büyük ölçüde etkiler.


Takıntı Hastalığının Belirtileri Nelerdir?

Kişilerde görülen takıntı hastalığının farklı belirtileri olabilir. Farklı takıntılara yönelik olarak belirtilerin de farklılaşması mümkündür. Bu rahatsızlık sırasında özellikle de bir hareketin birkaç kez sayılması sıklıkla görülebilir. Çeşitli davranışların tekrarlanması sıklıkla rastlanılan belirtiler arasındadır. Örneğin kişi ellerini sayarak üç kez yıkar ve ancak bu şekilde kendinin temiz olduğunu düşünür. Buna benzer farklı belirtiler de mevcuttur.


Sayma, Tekrarlama ve Takıntı Hastalığı

Kişiler herhangi bir işi yaparken sürekli olarak içlerinden bu işi kaç kez yaptıklarını sayarlar. Örneğin ellerini yıkama sırasında ya da herhangi bir yerin tozunu alırken belli bir sayıda bunu yaparlar. Bir masanın tozunu alırken bunu beş kez silerler. Dört kez sildiklerinde bile yeteri kadar temiz olmadığını düşünerek bunu beşe tamamlarlar. Bu tür durumlar takıntı hastalığının en büyük göstergesidir.


Kimi durumlarda takıntı hastalığı için saymak olumlu değil olumsuz bir hisse de neden olabilir. Örneğin o gün içinde dört adet kuş görürse gününün kötü geçeceği hissine kapılmalarına da rastlanır. Kişiler bu şekilde farklı durumları sayarak yapacakları işlere karar verebilirler. Örneğin belli sayıda kırmızı renkli araba görmek uğursuzluk getirebilir. Ya da bir kelimeyi belli sayıda duymak benzer şekilde kötü bir şeyin olacağına işaret edebilir. Bu tür inanışlar takıntı hastalığı sırasında yaygındır.


Ellerini kaç kez yıkadığını, bir meyveyi kaç kez duruladıklarını, saçlarını kaç kez şampuanladıklarını sayabilirler. Bunun gibi onlarca örnek mevcuttur. Bu sayma durumu bir süre sonra reklamlarda çıkan ürünleri saymakla bile ilişkilenebilir. Kişiler televizyon izlerken çıkan reklamlardaki çikolata, dondurma gibi ürünleri bile sayabilirler. Bunu herhangi bir amaçla yapmasalar bile devamlı hale getirirler. Bu nedenle de sokakta yürürken, televizyon izlerken ya da yemek yaparken bile her yaptıklarını belli sayıda yaparlar ya da yalnızca sayarlar.


Temizlik Konusunda Takıntı Hastalığı

Görülen takıntılar genellikle temizlik ile ilgili olabilir. Kişiler evlerini her gün temizleyebilir, ellerini her on dakikada bir yıkayabilir. Aynı şekilde her gün saat başında duş alabilir. Bu tür durumlar hem kişilerin hayatını ciddi ölçüde zorlaştırır hem de kendilerini ciddi anlamda zihinsel ve fiziksel olarak yormalarına neden olur.


Dışarıdan gelen kıyafetlerin, eşyaların ya da alınan ürünlerin eve girmeden önce temizlenmesini ya da çıkarılmasını isteyebilirler. Kapıdan içeri girerken kıyafetlerini çıkarıp marketten aldıkları her bir ürünü paketinden çıkarabilir ve evde onları yeniden paketleyip bu şekilde kaldırabilirler. Bu şekilde eve dışarıdan hiçbir mikrobun, pisliğin ya da hastalığın girmesine izin vermediklerini düşünebilirler. Bu durumlar takıntı hastalığında oldukça yaygındır.


Temizlik konusunda yaşanan takıntılar kişilerin iş yerinde, okulda, toplu taşımada ve benzeri alanlarda da aynı titizliği göstermesine neden olur. Durum böyle olunca odaklanmak zor hale gelir. Bir toplantı sırasında masanın üzerindeki bir leke onlar için dikkat dağınıklığı sebebi olabilir. Benzer şekilde iş yerindeki önemli bir görüşme sırasında camdaki ufak bir toz bile onlar için dikkat dağıtıcı hale gelebilir.


Kişiler girdikleri ortamların temizliğine ekstra özen gösterirler. Bir restoran ya da kafeye gittikleri zaman tabak ve bardakları kullanmak istemeyebilirler. Sandalyelere oturmak ya da kapı kollarını tutmak onlar için rahatsızlık verici olabilir. Bu durumlar kişinin kendini evinin dışındaki her şeyden soyutlamasına sebebiyet verebilir. Bir süre sonra takıntı hastalığı sahibi kişilerin evlerinden bile çıkma konusunda korkulara sahip olduğu görülmüştür. Evlerinden çıktıkları zaman hasta olabilecekleri gibi düşünceleri olabilir.


Kontrolcü Şekilde Hareket Etme

Kişiler takıntı hastalığına sahip oldukları zaman her şeyi tekrar tekrar kontrol etmek isteyebilirler. Örneğin evden çıkmadan önce ocağı ya da camları kapatıp kapatmadıklarını defalarca kez kontrol edebilirler. Bu durum kişilerin pek çok şeyi defalarca kez kontrol etmesidir. Günlük yaşamı zorlaştırdığı gibi odaklanmayı da güçleştirir. Kişiler “Acaba ışıkları söndürdüm mü?” ya da “Acaba kapıyı kilitlemiş miydim?” diye düşünerek saatlerini harcayabilir ve kendilerini yapmaları gereken işlere veremeyebilirler. Bu tip durumlar aslında takıntı hastalığını zorlaştıran belirtilerdir.


Kontrolcülük yalnızca belli şeyleri kontrol etmek olarak görülmez. Aynı zamanda çevrelerindeki insanları da devamlı olarak kontrol edebilirler. Örneğin sevgilisini sürekli arayarak nerede olduğunu soran, onun gün içinde işlerini yapmasına izin vermeyen kişiler de buna yönelik bir belirti göstermektedir. Bir takıntıya bağlı gelişen kontrolcülük, kişinin çevresindeki insanları da olumsuz şekilde etkilemesine neden olur. Yakın çevredeki insanlar bir süre sonra bu kontrol edilme durumundan dolayı kendilerini rahatsız hissedebilir. Bu durumda çevredeki insanlar ile ilişkilerin bozulması mümkündür. Yalnızca ikili romantik ilişkilerde değil arkadaşlık ilişkilerinde bile bu durum gözlemlenebilmektedir.


Düzen İsteği ve Takıntı Hastalığı

Takıntı hastalığına sahip olan kişiler, geliştirdikleri takıntıya göre düzen isteyebilirler. Masalarının, odalarının, evlerinin ya da bulundukları alanların sürekli olarak düzenli olması onlar için önemlidir. Bulundukları alanları sürekli olarak düzenlemeye çalışabilirler. Örneğin bir iş görüşmesine gittikleri zaman masada yer alan dağınık kalemler ilgisini çekebilir. Bu durumda kalemleri düzenlemek ve ortadan kaldırmak için iş görüşmesini bile riske atabilirler. Bu tür durumlar takıntı hastalığına sahip olan kişilerin düzen isteklerinden dolayı nasıl davranışlar sergileyebileceğini ortaya koyar.


Bu düzen isteği yalnızca somut alanlarda geçerli değildir. Takıntı hastalığı olan kişiler ayrıca telefon rehberlerini, bilgisayarlarının ana ekranını ve hatta sosyal medya profillerini bile belli bir düzene sokma çabası içindedirler. Örneğin takipçi sayılarının takip ettiklerine eşit olmasına dikkat edebilirler. Benzer şekilde ana ekranlarında yer alan uygulamaların belli bir renk ya da alfabetik sıraya göre düzenlenmesine dikkat ederler. Bu durum her ne kadar kötü bir şey gibi algılanmasa da günlük hayatta odaklanmayı ve sağlıklı şekilde iş yapmayı zorlaştırmaktadır.


Düşüncelere Odaklanma

Takıntı hastalığı olan kişiler belli düşüncelere takılıp kalırlar. Bu düşüncelere odaklanarak gece uyku uyuyamaz, gündüz işlerine odaklanamayabilirler. Bu tip durumlar takıntı hastalığını ortaya koyan en önemli belirtilerdendir. Örneğin sürekli olarak hasta olabileceği düşüncesi ile yatıp kalkan biri her gün hasta olup olmadığını kontrol eder. Hasta olmamak için özellikle uğraşır. Temizlik yapar, buna uygun yemekler yer, dışarı çıkmak istemez. Bu tip davranışlar aslında takıntılı düşüncelerin günlük hayatı nasıl etkileyebileceğini ortaya koyar.


Kişiler takılıp kaldıkları belli düşünceler nedeniyle kendilerini soyutlayabilir. Sosyal ortamdan soyutlama, ilişkilerden uzak durma, evin dışından bile kendini soyutlama davranışı görülebilmektedir. Bu soyutlama kişiye daha konforlu ve rahat hissettirse de aslında kişi farkında olmadan takıntısının daha ağır ve içinden çıkılamaz bir hale gelmesine neden olmaktadır.


Odaklanılan düşünceler geceleri uyku uyumayı zorlaştırır, akıldan çıkmaz ve sürekli rahatsızlık hissi uyandırır. Tıpkı kaygı bozukluğu gibi zihni meşgul ederek odaklanmayı güçleştiren bu durum, sağlıklı düşünmeyi ve karar vermeyi etkiler. Bu nedenle de takıntı hastalığı günlük yaşamı ele geçirmeden önce psikolojik destek almak gereklidir.


Sürekli belli düşüncelere odaklanmak bir noktadan sonra önemli konuların unutulmasına neden olabilir. Örneğin iş ile ilgili önemli bir toplantı, takıntı duyulan konu nedeniyle unutulabilir. Aynı şekilde herhangi önemli bir iş sırasında dikkat dağınıklığı sıklıkla görülmektedir. Bir anda önemli olan yapılan iş değil takıntılı olunan durum haline gelir. Bu nedenle de kişilerin günlük hayatlarındaki her alanda problem yaşamaları mümkün hale gelebilmektedir.


Değeri Olmayan Şeyleri Biriktirme

Takıntı hastalığına sahip olan kişilerde görülebilen bir diğer belirti de değeri olmayan şeyleri biriktirme durumudur. Örneğin farklı desenlerde, renk ve boyutlarda peçeteler toplanabilir ve biriktirilebilir. Çatal, kaşık, kutu, paket ambalajı ve benzeri hemen hemen her şey bu şekilde biriktirilebilir. Bu düşüncenin altında bir gün lazım olabileceği hissi yatabilir. Ayrıca bu ürünlerin değerleneceği, önemli ürünler olduğu gibi fikirler de olabilmektedir. Kişiler yalnızca kendilerini rahatlatmak için dahi bunu yapıyor olabilirler. Nedenleri farklı olsa da kişilerin değersiz ürünleri biriktirmesi ve çöpe atmamak için çaba sarf etmesi sıklıkla görülebilen bir durumdur.


Çok titiz takını hastaları bile kimi zaman kirli, çöpe atılmış, kullanılmayacak ya da ele alınmayacak haldeki bir ürünü değerli kabul edip biriktirebilir. Sırf o ürünü toplamak için çöp bile karıştırabilirler. Çok temiz olmaları ile tezat oluşturabilen bu durum, kişilerin kaybetme ya da terk edilme korkularından da kaynaklanıyor olabilir. Terk edilme ve kaybetme korkusuna sahip olan kişiler de kimi zaman benzer şekilde belli eşyaları toplama davranışı gösterebilir.


Uygunsuz Düşüncelere Karşı Çıkma

Kişiler takıntı hastalığına sahip oldukları zaman çeşitli düşüncelerin uygunsuz olduğunu düşünebilirler. Bu düşünceler bir karşı cins ile ilişki yaşama, cinsellik, karşı cinsiyetten biri ile sohbet etme gibi pek çok durum olabilir. Bunların uygunsuz ve yanlış olduğunu düşünebilirler. Bu nedenle de kendilerini büyük ölçüde kısıtlayarak karşı cinsiyetten biri ile arkadaş olmaz, görüşmez ve ilişki içinde olmazlar. Bu durumda kendilerini sosyal ve duygusal anlamda kısıtlamaları söz konusu olmaktadır.


Bu uygunsuz düşünceler ayrıca din ile ilgili konularda da olabilir. Örneğin kişiler inançlarına ve dinlerine ters olan durumları kabullenmek istemezler. Farklı dinden kişiler ile irtibat halinde olmak istemeyebilirler. Onların kendilerinden pis, ahlaksız, inançsız ve kötü olduğu düşüncesine sahip olabilirler. Bu tip durumlar onların sosyal yaşantılarını kısıtlamanın yanı sıra açık fikirliliklerini de engeller. Ayrıca diğer insanlara karşı açık bir ayrımcılık görülür. Kişilerin bu tür bir düşünceye sahip olması, kendi görüşüne uygun olmayan her düşünceye karşı tepkili olmasına neden olur.


Takıntı hastalığına sahip olan kişilerin bir duayı tekrar tekrar okuduğu görülebilir. Bu durum aslında din ile takıntı hastalığının ilişkisi için açıklayıcı bir örnek olabilir. Kişiler inançlarına çok daha sıkı şekilde bağlanabilir çünkü eğer inançlarından biraz vazgeçerlerse başlarına kötü bir şey geleceğine inanabilirler. Bu tıpkı herhangi bir belli nesneyi gördüklerinde uğursuzluk getireceğine inanmaları gibidir. Kişiler inançlarından vazgeçerlerse ya da uygunsuz olan bir düşünceye uygun şekilde hareket ederlerse bu onlara uğursuzluk getirebilir, onların yaşamlarını kötü şekilde etkileyebilir. İşte bu tür düşünceler nedeniyle din, sosyal ilişkiler ve ikili romantik ilişkiler söz konusu olduğu zaman uygunsuz düşüncelerin kabullenilmemesi ortaya çıkabilmektedir.


Genel Anlamda Takıntı Hastalığı Belirtileri

Görüleceği üzere kişiler takıntı hastalığına sahip olduklarında farklı belirtiler gösterebilir. Bunlara ek olarak tokalaşmama, karşı cinsiyetten biri ile görüşme konusunda kısıtlayıcı olma, ortak alanlarda oturmama ya da bu alanlardaki eşyaları kullanmama gibi farklı belirtiler de olabilmektedir. Bu belirtiler görüldüğü zaman psikolog desteği almak gereklidir. Destek alınmadığı sürece kişilerin takıntı hastalığı ilerleyebilir. Bu durumda takıntı hastalığı aşılması güç bir konuma gelebilir.


Takıntı hastalığı özellikle de düzen ve temizlik ile ilişkilendirilmektedir. Kişilerin sürekli düzenli ve temiz olma isteği öne çıkar. Buna ek olarak her şeyi her saniye takip etmek de büyük ve önemli bir belirtidir. Kimi zaman hemen hemen herkes evden çıkmadan önce ocağı kapatıp kapatmadığını hatırlayamayarak eve dönebilir ve ocağı kontrol edebilir. Ancak bu tür davranışlar günlük hayatı engelleyecek seviyede ise destek almak şarttır. Örneğin işe giderken ocağı kapatıp kapatmadığını hatırlayamayan biri işe gelmişken saatlerce yoldan geri dönerse ve bu durum farklı olaylarda da devam ederse o zaman bunun bir takıntı hastalığı belirtisi olabileceğini söylemek mümkündür.


Takıntı Hastalığı Kimlerde Görülür?

Kadınlarda ve erkeklerde eşit sıklıkta görülen takıntı hastalığı, genellikle yetişkinlik döneminde gözlemlenir. 22 – 36 yaşlarında sıklıkla görüldüğü tespit edilmiş olan bu hastalık, çocuklarda ve yaşlılarda sıklıkla görülmez. Bu nedenle de geç ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde takıntı hastalığının belirtileri daha sık şekilde görülebilmektedir.


Genellikle kadınlarda daha sık görüldüğü üzere bir yanlış kanı vardır. Kadınlar ev temizliği gibi konularda daha aktif oldukları için bu düşünce yaygındır. Ancak erkeklerde de kadınlar ile eşit sıklıkta takıntı hastalığı gözlemlenir. Erkekler genel anlamda el yıkama, tokalaşmama, kontrol etme gibi belirtiler ile takıntı hastalığını göstermektedir. Yine de erkeklerde de temizlik ve düzen takıntısı aktif şekilde kendini ortaya koyar.


Erkekler özellikle de kontrol düşüncesi ile bu rahatsızlığı göstermektedir. Her şeyi her an kontrol etmek isteyebilirler. Evdeki cam ya da kapının kapanmasından çocuğunun okula gidip gitmediğine ve marketteki ürünlerin fiyatlarının kasadaki ile birebir aynı olmadığına kadar her durumu tek tek kontrol etmek isteyebilirler. Bu durumlar erkeklerde de görülebildiği için destek almakta yarar vardır.


Takıntı Hastalığının Nedenleri Nelerdir?

Biyolojik ve çevresel etkenler takıntı hastalığına neden olabilmektedir. Çeşitli çevresel faktörler özellikle de çocukluk döneminde yaşandığı zaman kişilerin takıntı hastalığına sahip olma ihtimallerini yükseltir. Özellikle de takıntı hastalığı olan bir ebeveyn ile büyüyen çocukların bu hastalığa sahip olma olasılığı da oldukça yüksektir. Ayrıca çeşitli travmalar, yaşanan olumsuz ve sarsıcı olaylar da kişilerde takıntı hastalığı oluşmasına sebebiyet verebilmektedir.


Biyolojik Etkenler Nelerdir?

Kişilerde serotonin düzensizliği gibi etkenlerin olması biyolojik olarak takıntı hastalığını tetikleyebilir. Bu durum genellikle psikolojik destek alınırken yapılan çalışmalar sonucunda fark edilmektedir. Uygulanan testler sırasında serotonin düzensizliğinin olması tespit edilebilmektedir. Bu durumun takıntı hastalığına neden olabildiği görüldüğü için ilaç tercihi sırasında da psikiyatristler buna yönelik ilaç reçetelendirebilmektedir.


Çevresel Etkenler Takıntı Hastalığına Neden Olur Mu?

Özellikle de birincil dereceden aile yakınlarında takıntı hastalığı olması kişilerin takıntı hastalığına sahip olmasını büyük ölçüde tetikler. Birlikte yaşanılan ortamda bu rahatsızlığa sahip kişinin bulunması istemsizce diğer kişilerin de buna uygun olarak hareket etmesine neden olmaktadır. Örneğin takıntı hastalığına sahip bir anne gününün tamamını evi temizleyerek, dışarıdan gelen çocuklarını temizlenmeleri konusunda uyararak ve evdeki her şeyi yeniden paketleyerek geçirebilir. Dışarıdan gelen her bir nesneyi hastalık tehdidi olarak görebilir. Bu durum yaşandığında zamanla çocuklar da buna uygun hareket etmeye başlar. Dışarıdan geldikleri zaman dışarıdan gelen her şeyi temizlemeye çalışırlar. Hasta olmamak için sürekli temizlik yapma düşüncesine sahip olurlar.


Benzer şekilde ailenin babasında takıntı hastalığı olduğunu varsayalım. Babanın her alanı sürekli düzenli görme isteği, çocukların da buna uymasına neden olur. En ufak bir düzensizlik noktasında çocuklar babalarından korktuğu için zamanla bunu uygulamaya alışırlar. Bu alışkanlık her alanda kendini gösterir. Okulda, parkta, evde; kısacası her yerde çocuklar takıntı hastalığına sahip babaları nedeniyle kendi sahip oldukları takıntıyı da ortaya koyarlar. İlerleyen yaşlarda ise bu durum çok daha ağır şekilde kendini gösterir.


Yalnızca birincil dereceden aile yakınları takıntı hastalığına neden olmaz. Aynı şekilde aynı evde yaşanan bir ev arkadaşı, eş, yakın bir dost bile bu hastalığın gelişmesine neden olabilir. Ayrıca yaşanan travmatik olaylar da kişilerde takıntı hastalığının meydana gelmesine neden olabilir. Örneğin cinsel istismar, taciz gibi durumlara maruz kalan kişilerde takıntı hastalığı görülebilir. Şiddet, aile bireylerinin kaybı, yakın bir arkadaşın kaybı, sarsıcı olayların yaşanması gibi durumlar sonucun farklı psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi takıntı hastalığı da görülebilmektedir. Bu durumlar genellikle travmatik olaylar olarak geçer. Eğer yatkınlık olan kişilerde bu tür travmatik olaylar görülürse mutlaka psikolojik destek almak gereklidir.


Takıntı Hastalığı Kalıtsal Mıdır?

Pek çok kişi takıntı hastalığının farklı psikolojik rahatsızlıklar gibi genetik olduğu görüşüne sahiptir. Yapılan çalışmalarda birincil derece yakınlarında takıntı hastalığı olan kişilerde de takıntı hastalığının gözlemlendiği görülmüştür. Bu konuda yapılan çalışmalar takıntı hastalığının hangi etkenlere bağlı şekilde genetik bağın olduğu ise henüz net şekilde ortaya koyulamamıştır.


Kişilerde görülen takıntı hastalığının genetik etkenlere bağlı olabileceği bilindiği için birincil dereceden aile yakınlarında takıntı hastalığı mevcut ise bu konuda önlem almak gerektiği de belirtilmiştir. Özellikle de takıntı hastalığı olan ebeveynler genetik olsa da olmasa da çocuklarında takıntı hastalığı görülmesine neden olabilmektedir.


Takıntı Hastalığı Nasıl Oluşur?

Takıntı hastalığı genel anlamda adından da anlaşılacağı üzere takıntılı düşünce ve davranış örüntüleri ile oluşur. Kişilerde görülen bu saplantılı düşünceler, hareketlerinin ve diğer düşüncelerinin de etkilenmesine neden olmaktadır. Farklı durumlarda yaşanabilecek olan takıntı hastalığı, en genel hali ile kişilerin çevresel ya da biyolojik faktörler nedeniyle çeşitli durumlara karşı takıntılı şekilde hareket etmesidir. Bu nedenle de yaşanan her türlü durum aslında bu tek bir düşünceye bağlı şekilde şekillendirilebilir.


Etkisini yoğun şekilde hissettiren bu takıntılı olunan düşünceler günlük hayattaki her davranışta etkili olabilir. Bu düşünceler zihni sürekli olarak meşgul eder. Sonucunda ise odaklanma problemi, kaygı bozukluğu gibi farklı rahatsızlıklar da yaşanabilmektedir. Bu rahatsızlığın tedavi görmeden ve psikolojik destek almadan atlatılması kolay değildir. Bu nedenle de bilinçli şekilde destek almak ve sorunun temeline yönelik tedavi görmek çok önemlidir.


Farklı psikolojik rahatsızlıklarda olduğu gibi takıntı hastalığında da çevresel etkenler ile tetiklenme önemlidir. Çevresel etkenler önemli bir tetikleyici rolüne sahiptir. Kişilerin yakın aile geçmişlerinde hiç takıntı hastalığı görülmemiş olabilir. Yine de çevrelerindeki birinde bunun olması, herhangi bir travmatik olay yaşamış olmaları takıntı hastalığını tetikleyebilir. Aynı şekilde yalnızca ebeveynlerden birinde görülen takıntı hastalığı kişilerin bu rahatsızlığa sahip olma olasılığını yükseltir. Bu nedenle de biyolojik faktörler olmaksızın çevresel etkenler yine de büyük öneme sahiptir.


Yaşanan travmatik olaylar pek çok psikolojik rahatsızlık için tetikleyici olabilir. Takıntı hastalığı da bunlardan biridir. Eğer yaşamda travma yaratan büyük olaylar görüldüyse herhangi bir psikolojik rahatsızlık olmasa bile destek almak gereklidir. Bu sayede farklı psikolojik rahatsızlıklardan uzak kalmak da mümkün olabilmektedir. Ayrıca olası rahatsızlıklar bu dönemde kendini hemen belli etmeyeceği için olayların sağlıklı şekilde atlatılması gerekir. İlerleyen dönemde psikolojik rahatsızlıkların görülme olasılığı da bu şekilde düşürülebilecektir.


Takıntı Hastalığı Nasıl Anlaşılır?

Takıntı hastalığının anlaşılması için çeşitli belirtilerin takip edilmesi önerilir. Çeşitli durumlara karşı geliştirilen takıntılar sonucunda gösterilen davranışlar takıntı hastalığının anlaşılmasını sağlayabilir. Bu nedenle de takıntı hastalığı olabileceği düşünülen kişilerin yakınlarının bu belirtileri takip etmesi gereklidir. Takıntı hastalığı olan birincil aile yakınlarından hareketle kişilerin davranışlarının kontrol edilmesi önemlidir. Genetik faktörlerden hareketle görülebilecek olan belirtileri izlendiği zaman rahatsızlığın anlaşılması çok daha kolay olabilmektedir.


Takıntı hastalığının anlaşılması için öncelikli olarak belirtilerin takip edilmesi önemlidir. Sonrasında ise psikolojik destek alarak alanında uzman psikologların değerlendirmesine izin vermek gerekir. Bu sayede gerçek anlamda teşhis sağlanması mümkün olabilmektedir. Psikologlar sağlıklı değerlendirmeleri belirtilere ve gerçekleştirilen seanslara yönelik şekilde yaparlar. Bu sayede doğru teşhisin koyulması da mümkün olabilir.


Takıntı Hastalığı Günlük Yaşamı Nasıl Etkiler?

Kişilerde görülen takıntı hastalığı özellikle de ilişkileri büyük ölçüde etkilemektedir. Yalnızca ikili romantik ilişkileri değil, genel sosyal tüm ilişkileri etkileyen bu rahatsızlık kişilerin kimse ile konuşamayacak hale gelmesine neden olabilir. Bunun temel nedeni de onlardan hastalık kapabileceği ya da onların manevi anlamda kirlenmiş olduğu düşüncesi olabilir. Bu tür durumlar sosyal anlamda kişinin kendini soyutlamasına neden olmaktadır.


Romantik İlişkilerde Takıntı Hastalığı

Kişilerin sahip olabileceği takıntı hastalığı romantik ilişkilerde büyük etkiye sahiptir. Özellikle de birlikte yaşayan çiftlerin bu rahatsızlık nedeniyle ayrılmak istediği ya da ilişkilerinin gün geçtikçe zayıfladığı görülmüştür. Bunun temel nedeni de aslında takıntılı temizlik, düzen gibi düşüncelerdir. Kişiler genel anlamda günlük hayat dertlerinden, maddi sıkıntılardan, partnerinin problemlerinden ziyade kendi sahip olduğu takıntılı düşüncelere odaklanır. Bu durumda da partnerinin sıkılması, sevilmediği ve ilgi görmediğini hissetmesi mümkündür.


Diyelim ki takıntı hastalığına sahip biri ve onun partneri romantik bir akşam yemeğine çıkmak istesin. Bu yemek sırasında takıntı hastalığına sahip kişi muhtemelen restoranın temizliğine, masadaki nesnelerin düzenine, garsonların kıyafetlerine, yan masada oturan kızın hareketlerine dikkat edecektir. Bunlar içinden kendine uygun olan “uygunsuz” ve “pis” bölümleri alacak ve muhtemelen yemek ile ilgilenmeyecektir. Sıkıntı da tam olarak bu noktada net şekilde görülebilir. Partnerimiz muhtemelen anlattığı şeyin dinlenilmediğini, ilgi görmediğini, karşısındaki kişinin ilgisinin farklı noktalarda olduğunu anlayarak bu durumu eleştirecektir. Bu noktada tartışma yaşanacak olsa da takıntı hastalığına sahip kişiler asla takıntılarının abartı olduğunu kabul etmeyecektir. Bu durum da ilişkinin zayıflamasına ve kimi zaman ayrılıkların yaşanmasına sebebiyet verecektir.


Aile İçinde Takıntı Hastalığı

Aile içinde takıntı hastalığı mevcut olduğu zaman kişilerin çocuklarında da bu hastalığın görülme olasılığı yüksektir. Bu durum yalnızca çocukların gelecekteki hal ve hareketlerini etkilemekle kalmaz. Aynı zamanda aile içindeki ilişkilerin de sağlıklı şekilde ilerlemesini engeller. Aile içindeki takıntı hastalığına sahip kişiler rahatsız edici genel düşünceleri ile meşgul olur. Bu nedenle de ailenin diğer üyeleri ile bağ kurmaktan çekinirler. Durum böyle olduğu zaman kişiler aile içindekiler ile sohbet edemez, sorunlarını paylaşamaz, günlük hayat sorunlarını göremezler. Örneğin takıntı hastalığına sahip ebeveynler çocuklarının okulda ne yaptığıyla, sorunlarıyla, ihtiyaç ya da istekleriyle ilgilenemezler. Tüm günü onları meşgul eden ve rahatsız eden düşünceler ile geçirirler.


Ebeveynlerinde takıntı hastalığı olan çocukların kaygı bozukluğu, takıntı hastalığı, sosyal fobi gibi onlarca farklı rahatsızlığa sahip olmaları mümkün olabilir. Çocukların sosyal ve psikolojik anlamda yeterli ve doğru şekilde gelişimi de aslında bu nedenle kısıtlanmış olur. Çocukların doğru gelişimi ve psikolojik, sosyal ya da kültürel anlamda yeterli desteği alması için ebeveynlerin bu rahatsızlık konusunda destek alması kesinlikle önemlidir.


Çalışma Ortamında Takıntı Hastalığı

Kişilerin çalışma ortamında takıntı hastalığına sahip olması, onların işlerine odaklanmalarını engeller. Kişiler işlerine odaklanamaz çünkü işleri yerine onları rahatsız eden düşüncelerle meşgul olurlar. Bu nedenle de çalışma alanlarında yapmaları gereken işleri yetiştiremezler, yapmayı unuturlar ya da yaptıkları işi sürekli kontrol ettikleri için zamanında işlerini tamamlayamazlar. Bu durumda da kişilerin işlerini nitelikli şekilde tamamlamaları mümkün olamayabilir.


Takıntı hastalığına sahip kişiler genellikle işlerini sürekli kontrol ettikleri için yetiştiremediklerinden şikayet ederler. Bu durum aslında sürekli yanlış bir şey yapıp yapmadıklarını kontrol etmeleri ile ilişkilidir. Bir işi yaparken basit bir noktayı bile defalarca kontrol etme ihtiyacı hissederler. Durum böyle olunca da işlerini yetiştirmeleri ya da zamanında tamamlamaları söz konusu olamaz.


Kişilerin iş alanlarındaki sosyal ilişkileri de olumsuz şekilde etkilenebilir. Çalışma sırasında yapılan işe değil işin düzeni ve titizliğine dikkat eden biri ile aynı ortamda çalışmak herkes için uygun olmayabilir. Çalışma alanlarında takıntı hastalığına sahip bir yönetici ile birlikte çalışmak ise benzer bir isteksizliğe neden olur. Yönetici takıntı hastalığına sahip ise yapılan işleri beğenmez. Yapılan işlerin titizlikle, hızlı şekilde ve hatasız olmasını ister. En ufak bir pürüz çıkarsa çalışanların daha düzgün şekilde çalışması için uyarılarda bulunabilir. Aslında yanlış olmayan bu durum, abartı nedenlerden kaynaklanabileceği için hata olarak görülemeyecek konularda bile uyarıların yapılmasına neden olabilmektedir. Bu nedenle de çalışma alanlarındaki herkesin zorlu şekilde çalışmasına neden olmaktadır.


Arkadaşlık İlişkilerinde Takıntı Hastalığı Etkileri

Takıntı hastalığına sahip bir arkadaşa sahip olmak, pek çok anlamda kısıtlanmaya neden olabilir. Örneğin bir yere gidildiği zaman takıntı hastalığına sahip kişi o alanın yeterince temiz ya da düzenli olmadığını düşünebilir, o ortamdaki kişilerin uygunsuz kişiler olduğunu düşünebilir. Bu tür düşünceler arkadaşı ile herhangi bir eylem gerçekleştirmesine engel olur. Kişiler yaptıklarından keyif almaz, yalnızca rahatsız edici düşüncelerine odaklanır.


Takıntı hastalığına sahip arkadaşlar çevrelerini kısıtlayabilir. Çevrelerindeki kişilerin düşüncelerinin yanlış olduğunu vurgulayabilir, arkadaşlarının yeterince temiz olmadığını söyleyip onları yargılayabilir. Bu tür durumlar elbette ki sosyal ilişkilerin olumsuz şekilde etkilenmesine neden olmaktadır. Bu nedenle de takıntı hastalığına sahip olan kişilerin gerekli desteği alması önemlidir. Özellikle de tedavi sırasında arkadaş ve yakın çevre desteği gereklidir.


Takıntı Hastalığı Tedavisi Nasıl Olur?

Takıntı hastalığı konusunda tedavi almak önemlidir. Bu rahatsızlığın tedavi edilmemesi durumunda günlük hayatın tam anlamıyla kısıtlanması mümkün olabilir. Takıntı hastalığına dair belirtiler gözlemlendiği zaman psikolojik destek almak bu nedenle önemlidir.


Bilişsel davranış terapileri ve ilaç desteği ile takıntı hastalığı tedavi edilebilmektedir. Bilişsel davranış terapileri genel anlamda yarar sağlamayan davranış bozukluklarına odaklanır. Yarar sağlamayan, günlük hayatı zora sokan davranışların bilişsel anlamda çözülmesi bu terapiler ile gerçekleşir. Bu terapiler sırasında kişiler yaptıkları davranışları fark edebilir. Sonrasında ise davranışların gereksiz, zorlayıcı ya da önemsiz olduğu görülebilir. Örneğin evlerindeki eşyaların tozlanmasının hastalığa neden olmayacağı anlaşılabilir. Ayrıca dışarıdaki her alanda aşırı titizliğin de sağlanamayacağı ve bu kadar dikkatli olmaya gerek olmadığı görülebilir. Tüm bunlar bilişsel davranış terapisi ile gerçekleştirilebilmektedir.


Kişilere takıntı hastalığı için ilaç tedavi ide uygulanabilir. Bilişsel davranış terapilerine ek olarak ilaç tedavisinin de uygulanması olasıdır. Bu sayede kişilerin biyolojik etmenlerden de uzak kalması mümkün olabilir. Örneğin serotonin dengesizliği nedeniyle görülebilen bu durumda farklı takviyeler ya da ilaçlar ile biyolojik anlamda tedaviyi sağlamak da mümkün olabilmektedir.


Takıntı Hastalığı Testleri Nelerdir?

Kişilerde görülen takıntı hastalığının ölçülmesi için çeşitli testlerden yararlanılabilir. Bu testler genel anlamda takıntıların boyutunu, yoğunluğunu ve durumunu ölçmek içindir. Maudsley Takıntı Hastalığı Testi de bu rahatsızlığın derecelendirilmesinde kullanılan en bilindik testlerden biridir. Bu test sayesinde kişilerin sahip oldukları takıntıların ne derece olduğu, takıntıların günlük hayatı nasıl etkilediği basit hali ile görülebilir. Yine de gerçekleştirilen seanslarda takıntıların anlaşılması daha açık şekilde olabilmektedir.


Bu testler her zaman net sonuçlar elde etmeye yaramayabilir. Örneğin Maudsley testini ele alalım. Bu testte yüksek puan yapan kişilerin genel anlamda takıntı hastalığına sahip olduğu söylenebilir. Ancak kimi zaman takıntı hastalığı olan kişilerin oldukça düşük puan aldığı da gözlemlenmiştir. Bu nedenle de testler teşhis için hiçbir zaman tek başına yeterli değildir.


Takıntı Hastalığı Testleri Hangi Soruları İçerebilir?

Genel anlamda takıntı hastalığı testleri şu soruları içerebilmektedir:

• Yapılan işleri defalarca kontrol eder misin?

• İşlerini bitirmek için geç kaldığın oluyor mu?

• Her gün yaptığın basit işlerden dahi emin olamadığın oluyor mu?

• Bazı sayıların, günlerin ya da renklerin uğursuz olduğunu düşünüyor musun?

• Çoğu zaman büyük hatalar yaptığın kaygısına kapılır mısın?

• Önemsiz düşüncelerin seni günlerce huzursuz ettiği oluyor mu?

• Bir işi yaparken onu kaç kez yaptığını sayar mısın?

• Bir iş sırasında sürekli okuduğun bir dua, içinden söylediğin bir cümle var mı?

• Düşüncelerinin seni uyutmayacak şekilde rahatsız ettiği oldu mu?

• Düşüncelerin ne sıklıkla rahatsız edici oluyor?

• Hasta olmaktan ya da kirlenmekten korkuyor musun?

• Bazı şeyleri defalarca kontrol ederken vakit kaybettiğini hissediyor musun?

• Sokakta gördüğün sokak lambaları gibi önemsiz şeyleri bile sayma alışkanlığın var mı?

• İşlerini aşırı titizlikle mi gerçekleştirirsin?

• Her alanın düzenli ve temiz olması konusunda ısrarcı mısın?

• Toplu taşıma gibi ortak alanlarda bulunduktan sonra sık sık ellerini yıkama ihtiyacı hisseder misin?

• Dışarıdan eve gelen nesneleri temizlemeden eve alır mısın?

• Dağınık bir odada bulunma düşüncesi seni rahatsız ediyor mu?

• Herhangi bir restoranda yemek yerken sandalye, masa gibi eşyaların temiz olmadığını düşünüp temizler misin?

• Dışarı çıktığın için hastalanmaktan korkar mısın?

• Günlerini planlayarak mı yaşarsın?


Bu sorular gibi farklı sorular takıntı hastalığı testlerinde yer alabilir. Bu sorular aslında temelde takıntıların nelerle ilişkili olduğunu ve düzeyini belirlemek içindir. Yani bu testler sayesinde kişilerde görülen takıntı hastalığının etkileri, ne derece olduğu ve hangi alanda kendini gösterdiği görülebilmektedir. Bu testlerin içeriği kadar doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük öneme sahiptir. Doğru değerlendirme için ise alanında uzman psikologlardan destek almak önemlidir. Alanında uzman psikologlar bu testlerin değerlendirilmesi sırasında her ihtimali göz önünde bulundurur. Buna bağlı olarak tamamen objektif bir değerlendirme sunar.